8500 yıllık Yenikapı batıkları müzesini bekliyor

16:43, 18/06/2023, PazarG: Güncelleme: 16:45, 18/06/2023, Pazar
8500 yıllık Yenikapı batıkları müzesini bekliyor

Marmaray projesi sırasında keşfedilen ve dünyanın en büyük antik gemi koleksiyonu olarak kabul edilen Yenikapı batıklarının konservasyon sürecinde arkeolojik duraklama yaşanıyor.

Yenikapı Batıkları Kazısı ve Konservasyon Projesi'nin başkanlığını yürüten Prof. Dr. Ufuk Kocabaş, “Bir müze veya çok iyi bir depo kurulmadığı için yeni batıklara geçemiyoruz. Bu anlamda iş akışımızda bir kırılma var. Eserlerin korunabilmesi adına müzenin muhakkak kurulması gerekiyor" açıklamasında bulundu.
 Yenikapı Batıkları Kazısı ve Konservasyon Projesi'nin başkanlığını yürüten Prof. Dr. Ufuk Kocabaş, “Bir müze veya çok iyi bir depo kurulmadığı için yeni batıklara geçemiyoruz. Bu anlamda iş akışımızda bir kırılma var. Eserlerin korunabilmesi adına müzenin muhakkak kurulması gerekiyor" açıklamasında bulundu.
Milattan önce 5 ila 10'uncu yüzyıllara tarihlenen Theodosius Limanı ve içinde barındırdığı 37 batığın dünyanın en büyük Orta Çağ gemi repertuvarı olduğunu ifade eden İstanbul Üniversitesi Taşınabilir Kültür Varlıklarını Koruma ve Onarım Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ufuk Kocabaş, binlerce arkeolojik eserin müze beklediğini söyledi. Prof. Dr. Kocabaş, “İstanbul'da su altı arkeolojisi açısından müthiş bir potansiyel var. İstanbul, dünyanın en büyük Orta Çağ batık gemi repertuvarına sahip. Bu koleksiyon henüz bir müzede sergilenmiyor. Ancak artık bunun vakti geldi. Yenikapı batıklarındaki eserlerin sergileneceği bir müze milyonlarca turisti İstanbul'a çekecektir ve bu mirasın gözler önüne çıkmasını sağlayacaktır" ifadelerini kullandı.
Milattan önce 5 ila 10'uncu yüzyıllara tarihlenen Theodosius Limanı ve içinde barındırdığı 37 batığın dünyanın en büyük Orta Çağ gemi repertuvarı olduğunu ifade eden İstanbul Üniversitesi Taşınabilir Kültür Varlıklarını Koruma ve Onarım Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ufuk Kocabaş, binlerce arkeolojik eserin müze beklediğini söyledi. Prof. Dr. Kocabaş, “İstanbul'da su altı arkeolojisi açısından müthiş bir potansiyel var. İstanbul, dünyanın en büyük Orta Çağ batık gemi repertuvarına sahip. Bu koleksiyon henüz bir müzede sergilenmiyor. Ancak artık bunun vakti geldi. Yenikapı batıklarındaki eserlerin sergileneceği bir müze milyonlarca turisti İstanbul'a çekecektir ve bu mirasın gözler önüne çıkmasını sağlayacaktır" ifadelerini kullandı.
İstanbul'un dünya başkenti olduğu 2010 yılında Yenikapı Marmaray ve metro istasyonlarının olduğu bölgede müze kurulmasına yönelik bir proje belirlendiğini hatırlatan Prof. Dr. Ufuk Kocabaş, “Dönemin Belediye Başkanı Kadir Topbaş, müze istasyon projesi için uluslararası bir yarışma düzenlemişti. Bu yarışmada çeşitli projeler sunuldu ve sonucunda Yenikapı'da Marmaray ve metro istasyonlarının olduğu bölgede müze kurulması için bir proje seçilmişti. Kurul süreçleri tamamlandıktan sonra 2015'te bunun hayata geçirilmesine yönelik ihaleler yapılacaktı. Ama o günden bugüne maalesef bir müze kurulamadı. Şu anda da böyle bir hazırlık olduğuna şahit değilim. On binlerce İstanbullu aslında tarihi bir dokunun içinde her gün yolculuk yapıyor" dedi.
İstanbul'un dünya başkenti olduğu 2010 yılında Yenikapı Marmaray ve metro istasyonlarının olduğu bölgede müze kurulmasına yönelik bir proje belirlendiğini hatırlatan Prof. Dr. Ufuk Kocabaş, “Dönemin Belediye Başkanı Kadir Topbaş, müze istasyon projesi için uluslararası bir yarışma düzenlemişti. Bu yarışmada çeşitli projeler sunuldu ve sonucunda Yenikapı'da Marmaray ve metro istasyonlarının olduğu bölgede müze kurulması için bir proje seçilmişti. Kurul süreçleri tamamlandıktan sonra 2015'te bunun hayata geçirilmesine yönelik ihaleler yapılacaktı. Ama o günden bugüne maalesef bir müze kurulamadı. Şu anda da böyle bir hazırlık olduğuna şahit değilim. On binlerce İstanbullu aslında tarihi bir dokunun içinde her gün yolculuk yapıyor" dedi.
Yenikapı'daki çalışmaların bir kurtarma kazısı olduğunu ve kurtarma kazılarının normalde 1-2 yıl sürdüğünü söyleyen Kocabaş DHA'ya yaptığı açıklamada şu bilgileri paylaştı:
Yenikapı'daki çalışmaların bir kurtarma kazısı olduğunu ve kurtarma kazılarının normalde 1-2 yıl sürdüğünü söyleyen Kocabaş DHA'ya yaptığı açıklamada şu bilgileri paylaştı:
“Arkeoloji biliminde Efes, Troya gibi yüz yılı aşkın süredir devam eden sistematik kazılar vardır. Bir de mecburiyetten dolayı yapılan kurtarma kazıları vardır. İkisinin dinamiği birbirinden farklıdır. Yenikapı da bir kurtarma kazısıydı. İstanbul Arkeoloji Müzeleri tarafından metro ve Marmaray projelerinin yapılacağı alanda gerçekleştirildi. Kurtarma kazıları çok hızlıdır, 1-2 yıl boyunca devam eder. 9 yıl süren bir kurtarma kazısı olmaz. Yenikapı'da kazılar 9 yıl devam etti ve bu anlamda sistematik bir kazı olarak gerçekleştirildi. Yenikapı'da batıklardan sorumlu bir bilim insanı olarak o dönemde yapmak isteyip de yapamadığım hiçbir şey olmadı. 2013 yılında biten kazı çalışmaları sonrası 10 yıldır süren bir konservasyon süreci var."
“Arkeoloji biliminde Efes, Troya gibi yüz yılı aşkın süredir devam eden sistematik kazılar vardır. Bir de mecburiyetten dolayı yapılan kurtarma kazıları vardır. İkisinin dinamiği birbirinden farklıdır. Yenikapı da bir kurtarma kazısıydı. İstanbul Arkeoloji Müzeleri tarafından metro ve Marmaray projelerinin yapılacağı alanda gerçekleştirildi. Kurtarma kazıları çok hızlıdır, 1-2 yıl boyunca devam eder. 9 yıl süren bir kurtarma kazısı olmaz. Yenikapı'da kazılar 9 yıl devam etti ve bu anlamda sistematik bir kazı olarak gerçekleştirildi. Yenikapı'da batıklardan sorumlu bir bilim insanı olarak o dönemde yapmak isteyip de yapamadığım hiçbir şey olmadı. 2013 yılında biten kazı çalışmaları sonrası 10 yıldır süren bir konservasyon süreci var."
Batık sayısının çok fazla olması sebebiyle eserlerin konservasyon sürecinin uzun bir prosedür gerektirdiğini sözlerine ekleyen Prof. Dr. Kocabaş, “Batıklarda çok sayıda suya doymuş ahşap bulunuyor. Bunlar suyu dokularına çekmiş ve bozulmuş durumdalar. Bu süreçte kimyasal maddelerin bu eserler içine yavaş yavaş emdirilmesi gerekiyor. Eserleri kurutabilmek için de ileri teknolojik cihazlar kullanıyoruz. Batık sayısı çok fazla olduğu ve uzun bir prosedür olduğu için bu işlemler devam ediyor. Ama bizim önümüzü müze projesinin hayata geçirilmesi açacak. Bir müze veya çok iyi bir depo kurulmadığı için yeni batıklara geçemiyoruz. Bu anlamda iş akışımızda bir kırılma var. Eserlerin korunabilmesi adına müzenin muhakkak kurulması gerekiyor" diye konuştu.
Batık sayısının çok fazla olması sebebiyle eserlerin konservasyon sürecinin uzun bir prosedür gerektirdiğini sözlerine ekleyen Prof. Dr. Kocabaş, “Batıklarda çok sayıda suya doymuş ahşap bulunuyor. Bunlar suyu dokularına çekmiş ve bozulmuş durumdalar. Bu süreçte kimyasal maddelerin bu eserler içine yavaş yavaş emdirilmesi gerekiyor. Eserleri kurutabilmek için de ileri teknolojik cihazlar kullanıyoruz. Batık sayısı çok fazla olduğu ve uzun bir prosedür olduğu için bu işlemler devam ediyor. Ama bizim önümüzü müze projesinin hayata geçirilmesi açacak. Bir müze veya çok iyi bir depo kurulmadığı için yeni batıklara geçemiyoruz. Bu anlamda iş akışımızda bir kırılma var. Eserlerin korunabilmesi adına müzenin muhakkak kurulması gerekiyor" diye konuştu.
Karada yaşanan arkeolojik talanın su altında da devam ettiğini ifade eden Kocabaş, şöyle konuştu:

“Özellikle Akdeniz gibi sığ derinliklerde ellenmemiş, soyulmamış, üzerinden amforaları alınmamış batık bulmak neredeyse imkânsız. Karadaki define avcılığının devamı su altında da devam ediyor. İnsanlar buldukları arkeolojik kalıntıları kendi becerilerinin bir hediyesi olarak değerlendiriyor. Bu eserler insanların evlerinde, otel lobilerinde sergilendi. Dalışa yasak bölgeler ilan edilerek bu eserler korunmaya çalışılıyor. Ama bu tür yasakların define avcılarını engellemediğini de biliyoruz. Onun için daha başka çözümler bulmak gerekiyor. Özellikle sportif dalgıçlara bu kültür mirasının yerinden alınmaması gerektiğini anlatabilmemiz gerekiyor. Çünkü bir batığın günümüzle kuracağı son kanıtlar amforalardır. Genellikle amforaların altında atıklar olur. Bu nedenle amforalar toplandığı zaman o batıkları tekrar bulmak mümkün olmayabilir. Bu anlamda sadece yasaklamak yetmiyor. Bir eğitim kampanyası başlatmak gerekli diye düşünüyorum. Dalış merkezlerine çeşitli sorumluluklar vererek insanları uzak tutmak yerine bilfiil bu işin içinde yer alarak katılımlarını sağlamak gerekiyor."
Karada yaşanan arkeolojik talanın su altında da devam ettiğini ifade eden Kocabaş, şöyle konuştu:“Özellikle Akdeniz gibi sığ derinliklerde ellenmemiş, soyulmamış, üzerinden amforaları alınmamış batık bulmak neredeyse imkânsız. Karadaki define avcılığının devamı su altında da devam ediyor. İnsanlar buldukları arkeolojik kalıntıları kendi becerilerinin bir hediyesi olarak değerlendiriyor. Bu eserler insanların evlerinde, otel lobilerinde sergilendi. Dalışa yasak bölgeler ilan edilerek bu eserler korunmaya çalışılıyor. Ama bu tür yasakların define avcılarını engellemediğini de biliyoruz. Onun için daha başka çözümler bulmak gerekiyor. Özellikle sportif dalgıçlara bu kültür mirasının yerinden alınmaması gerektiğini anlatabilmemiz gerekiyor. Çünkü bir batığın günümüzle kuracağı son kanıtlar amforalardır. Genellikle amforaların altında atıklar olur. Bu nedenle amforalar toplandığı zaman o batıkları tekrar bulmak mümkün olmayabilir. Bu anlamda sadece yasaklamak yetmiyor. Bir eğitim kampanyası başlatmak gerekli diye düşünüyorum. Dalış merkezlerine çeşitli sorumluluklar vererek insanları uzak tutmak yerine bilfiil bu işin içinde yer alarak katılımlarını sağlamak gerekiyor."
Anadolu coğrafyasında su altı yüzey araştırmalarının 1960'larda başladığını belirten Kocabaş, “Dünyadaki ilk bilimsel su altı arkeoloji kazısı Anadolu kıyılarında gerçekleştirildi. Su altı arkeolojisinin babası olarak isimlendirilen ve geçtiğimiz yılarda kaybettiğimiz Amerikalı arkeolog Prof. Dr. George Bass tarafından 1960'larda Gelidonya Batığı'nın kazısıyla başladı. Bu bilimsel çalışmalar günümüze kadar devam etti. Hatta bu anlamda dünyanın en büyük batık gemi repertuvarını bize sunan Yenikapı batıkları, zincirin son halkasını oluşturuyor. 1960'larda kültür mirasının bulunmasına yönelik başlayan su altı yüzey araştırmaları ve kazıları günümüzde de aktif bir şekilde devam ediyor. Bulunan bütün batıklar ulusal veri tabanında kayıt altına alınıyor. Araştırma yapılmayan yerler eskiden dalışa yasak bölgelerdi ve sportif dalışlara yasaktı. Ama bu araştırmalar tamamlandıkça ve kültür envanteri çıkarıldıkça bu bölgeler de peyderpey dalış turizmine açılıyor" dedi.
Anadolu coğrafyasında su altı yüzey araştırmalarının 1960'larda başladığını belirten Kocabaş, “Dünyadaki ilk bilimsel su altı arkeoloji kazısı Anadolu kıyılarında gerçekleştirildi. Su altı arkeolojisinin babası olarak isimlendirilen ve geçtiğimiz yılarda kaybettiğimiz Amerikalı arkeolog Prof. Dr. George Bass tarafından 1960'larda Gelidonya Batığı'nın kazısıyla başladı. Bu bilimsel çalışmalar günümüze kadar devam etti. Hatta bu anlamda dünyanın en büyük batık gemi repertuvarını bize sunan Yenikapı batıkları, zincirin son halkasını oluşturuyor. 1960'larda kültür mirasının bulunmasına yönelik başlayan su altı yüzey araştırmaları ve kazıları günümüzde de aktif bir şekilde devam ediyor. Bulunan bütün batıklar ulusal veri tabanında kayıt altına alınıyor. Araştırma yapılmayan yerler eskiden dalışa yasak bölgelerdi ve sportif dalışlara yasaktı. Ama bu araştırmalar tamamlandıkça ve kültür envanteri çıkarıldıkça bu bölgeler de peyderpey dalış turizmine açılıyor" dedi.
Önümüzdeki yıllarda su altı arkeolojik kazılarının artacağını ve envanterin genişleyeceğini de sözlerine ekleyen Prof. Dr. Kocabaş, “Bizim koruma mevzuatımız arkeolojik anlamda değerli olan batık gemilere ve tarihi batıklara dalışa müsait değildi. Ancak son yıllarda çıkan yeni yasalarla bu batıkların gezilebilir hale getirilmesi hedefleniyor. Mesela bunlardan bir tanesi Çanakkale'de yer alan 1'inci Dünya Savaşı'ndan kalma tarihi Gelibolu Batıkları dalış turizmine açıldı. Yakında arkeolojik batıklara bu tür sportif dalışların belli kurallar çerçevesinde yapıldığını daha sık duyacağız" şeklinde konuştu.
Önümüzdeki yıllarda su altı arkeolojik kazılarının artacağını ve envanterin genişleyeceğini de sözlerine ekleyen Prof. Dr. Kocabaş, “Bizim koruma mevzuatımız arkeolojik anlamda değerli olan batık gemilere ve tarihi batıklara dalışa müsait değildi. Ancak son yıllarda çıkan yeni yasalarla bu batıkların gezilebilir hale getirilmesi hedefleniyor. Mesela bunlardan bir tanesi Çanakkale'de yer alan 1'inci Dünya Savaşı'ndan kalma tarihi Gelibolu Batıkları dalış turizmine açıldı. Yakında arkeolojik batıklara bu tür sportif dalışların belli kurallar çerçevesinde yapıldığını daha sık duyacağız" şeklinde konuştu.
Yorumlar
Avatar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

Sayfa Sonu
GZT
GZT Haberin Sosyal Hali.

Gündemi en anlaşılır, en hızlı ve en görsel haliyle takip etmeye hazır mısınız? GZT özel video içerikleri, nitelikli infografikleri ve fark yaratan yayıncılık anlayışıyla size sıradan haber sitelerinin ötesinde bir deneyim sunuyor. Politikadan kültüre, teknolojiden spora kadar hayatın her alanına dokunan içeriklerle, doğru bilgiye keyifli bir arayüzle ulaşın. Dijital yayıncılığın yeni yüzü GZT ile dünyaya farklı bir pencereden bakın.

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

GZT dünyası her an yanınızda! GZT mobil uygulaması ile son dakika gelişmelerine ve özel içeriklere anında erişin. Sadece haber okumayın; izleyin, keşfedin ve paylaşın. iOS, Android ve Huawei cihazlarınıza kolayca indirebileceğiniz uygulamamızla gündemi cebinize sığdırın. Şimdi indirin, haberdar olmanın en keyifli halini kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mahallesi Fetih Caddesi No:6 Dk:1 Topkapı, Zeytinburnu / İstanbul[email protected](0 212) 612 29 30

Albayrak Medya Siteleri
YASAL UYARI

YASAL UYARI BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BIST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026