Amiral Cihat Yaycı'dan 'İslami İlimler Fakültesi ve imam hatip' çağrısı: Aynı statü Batı Trakya'ya da tanınmalıdır
19:15, 24/07/2026, Cuma

Cihat yaycı
Müstafi Tümamiral Prof. Dr. Cihat Yaycı, Heybeliada'da yaptığı konuşmada Heybeliada Ruhban Okulu, Fener Rum Patrikhanesi'nin ekümeniklik iddiası ve Batı Trakya Türklerinin haklarına ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Öte yandan Yaycı, konunun din özgürlüğü veya eğitim başlığı altında değerlendirilemeyeceğini ifade ederek, ‘Bu, bir eğitim özgürlüğü meselesi değildir. Bu, doğrudan doğruya egemenlik meselesidir’ dedi.
Topkapı Üniversitesi Öğretim Üyesi Müstafi Tümamiral Prof. Dr. Cihat Yaycı bugün Heybeliada’da 'Türkiye’nin Tapusu Lozan’a İhanet: Ruhban Okulu ve Ekümeniklik' başlıklı konuşmasını gerçekleştirdi.
Konuşmasında Heybeliada Ruhban Okulu tartışmalarını, Fener Rum Patrikhanesi'nin ekümeniklik iddiası, Türkiye'nin egemenlik hakları, karşılıklılık ilkesi ve Batı Trakya Türklerinin durumu çerçevesinde ele alan Yaycı, meselenin yalnızca din özgürlüğü veya eğitim başlığı altında değerlendirilemeyeceğini ifade etti.

'Mesele eğitim değil, egemenlik'
Yaycı, Fener Rum Patrikhanesi'nin ekümeniklik iddiasına dikkat çekerek, "Asıl mesele, Fener Rum Patrikhanesi'nin 'ekümenik' olduğu iddiasının Türkiye Cumhuriyeti'ne fiilen kabul ettirilmek istenmesidir." dedi.
Heybeliada Ruhban Okulu'nun yeniden açılması tartışmalarına da değinen Yaycı, "Bu, bir eğitim özgürlüğü meselesi değildir. Bu, doğrudan doğruya egemenlik meselesidir." ifadelerini kullandı.

'Türkiye’de hangi cemaat için açılacaktır?'
Konuşmasına devam eden Yaycı, Türkiye’de Hangi Cemaat İçin Açılacaktır? Bugün Türkiye’de Heybeliada Ruhban Okulu’nun yetiştireceği yüzlerce din adamına ihtiyaç duyacak kaç kişilik bir Rum Ortodoks cemaati vardır? Türkiye’deki Rum Ortodoks cemaatinin nüfusu son derece sınırlıdır. Buna karşılık milyonlarca Ortodoks, başta Yunanistan olmak üzere dünyanın farklı ülkelerinde yaşamaktadır. O halde madem gerçekten din adamı ihtiyacı vardır, bu okul neden Yunanistan’da açılmıyor? Neden milyonlarca Ortodoks’un yaşadığı Atina’da, Selanik’te veya başka bir Yunan şehrinde değil de ısrarla İstanbul’da açılması isteniyor?
Çünkü mesele sadece din adamı yetiştirmek değildir. Mesele, okulun Türkiye topraklarında bulunmasından yararlanarak Patrikhane’ye uluslararası bir merkez görüntüsü kazandırmaktır. Mesele, Patrikhane’nin ekümeniklik iddiasına mekân, kadro ve kurumsal altyapı sağlamaktır. Mesele, Türkiye’nin egemenliği içinde yeni ve istisnai bir alan oluşturmaktır.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kendi hukukuna tabi olmayan, kendi devlet denetimini kabul etmeyen ve doğrudan doğruya Patrikhane’ye bağlı özel bir dinî yükseköğretim kurumunun açılması talebi sıradan bir okul açma talebi değildir. Bu nedenle meseleye yalnızca “Şartlara uyarsa açılsın.” denilerek yaklaşılamaz. Çünkü sorun yalnızca teknik şartlar değil; okulun hangi siyasi amaca hizmet edeceği ve hangi uluslararası statü iddiasının parçası olacağıdır.
"Lozan Türkiye'nin tapusudur"
Lozan Barış Antlaşması'nın Türkiye Cumhuriyeti'nin uluslararası hukuk bakımından "tapusu" olduğunu dile getiren Yaycı, Patrikhane'ye Lozan'da uluslararası bir statü ya da ekümeniklik tanınmadığını ifade etti.
Heybeliada Ruhban Okulu'nun açılması yönündeki taleplerin teknik bir eğitim konusu olarak ele alınamayacağını belirten Yaycı, okulun Patrikhane'nin uluslararası statü iddiasına zemin hazırlayacağını dile getirdi.

'Aynı statü Batı Trakya’ya da tanınmalıdır'
Yaycı konuşmasına şu ifadeler ile devam etti; 'Madem Heybeliada Ruhban Okulu’nun Patrikhane bünyesinde ve özel bir statüyle açılması talep ediliyor, o halde aynı haklar Batı Trakya Türklerine de tanınmalıdır. Batı Trakya’da, Türk toplumunun hür iradesiyle seçilmiş müftülük bünyesinde bir İslam Bilimleri Fakültesi veya İslami İlahiyat Fakültesi açılmalıdır.
Heybeliada Ruhban Okulu hangi akademik yetkilere sahip olacaksa Batı Trakya’daki İslam Bilimleri Fakültesi de aynı yetkilere sahip olmalıdır. Diploma denkliği aynı olmalıdır. Öğrenci kabul imkânları aynı olmalıdır. Yurt dışından öğrenci ve öğretim görevlisi getirme hakkı aynı olmalıdır. Mali ve idari statüsü aynı olmalıdır. Yunanistan’da Batı Trakya Türklerine ait imam hatip okulları açılmalıdır. Kapatılan Türk azınlık okulları yeniden faaliyete geçirilmelidir. Seçilmiş müftüler resmen tanınmalıdır. Türk toplumunun kendi din adamlarını ve öğretmenlerini yetiştirme hakkı güvence altına alınmalıdır. Yunanistan bunlara razı mıdır? Razı değilse Türkiye’den neden tek taraflı taviz istemektedir? Karşılıklılık bir temenni değildir. Karşılıklılık devletlerarası ilişkilerin temelidir. Türkiye sürekli veren, Yunanistan sürekli alan taraf olamaz. Lozan yalnızca Türkiye’ye yükümlülük yükleyen bir metin değildir. Lozan’ın hükümleri Yunanistan için de bağlayıcıdır.
'Karşılıklılık olmadan imtiyaz olmaz'
Konuşmasının sonunda Türkiye'nin egemenlik haklarının korunması gerektiğini vurgulayan Yaycı, "Karşılıklılık olmadan imtiyaz olmaz. Egemenlikten taviz olmaz. Lozan pazarlık konusu yapılamaz." ifadelerini kullandı.
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.