GZT ÖZEL | İstanbul'da alarm: Tek ısırıkla hastanelik ediyor! Uzman isim 'Bir bardak su bile yetiyor' diyerek uyardı

Son günlerde sosyal medyada yeni bir sivrisinek vakası konuşuluyor. İstanbul'da özellikle çocuklarda görülen büyük şişlikler, su toplayan yaralar ve iltihaplı cilt enfeksiyonlarıyla gündeme gelen Asya Kaplan Sivrisineği herkesi korkuttu. Peki Asya Kaplan Sivrisineği nedir, ısırığı nasıl anlaşılır, hangi belirtiler tehlikeye işaret eder? Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Hüsrev Diktaş, sivrisinek ısırığı alerjisi, çocuklarda enfeksiyon riski ve İstanbul'da hızla yayılan istilacı türle ilgili merak edilen soruları GZT okuyucuları için yanıtladı.
İstanbul'da son dönemde özellikle çocuklarda görülen büyük şişlikler, kızarıklıklar, su toplayan yaralar ve iltihaplı cilt lezyonları aileleri endişelendiriyor. Sosyal medyada paylaşılan görüntülerde çocukların kol, bacak ve yüz bölgelerinde oluşan ciddi reaksiyonlar dikkat çekerken gözler Asya Kaplan Sivrisineği'ne çevrildi.
Medipol Acıbadem Bölge Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Hüsrev Diktaş, GZT'ye yaptığı değerlendirmede hem ailelerin dikkat etmesi gereken belirtileri anlattı hem de kamuoyunda merak edilen soruları yanıtladı.

Asya Kaplan Sivrisineği ısırığı nasıl anlaşılır?
Doç. Dr. Hüsrev Diktaş, yalnızca ısırık izine bakarak kesin tanı koymanın mümkün olmadığını söyledi: "Aslında sadece ısırık izine bakarak 'bu kesin Asya Kaplan Sivrisineği ısırığıdır' demek doğru olmaz. Ancak bu türün bazı özellikleri var. Daha saldırgan davranabilir, gündüz saatlerinde de ısırabilir ve özellikle ayak bileği, bacak, kol gibi açıkta kalan bölgelerde birden fazla ısırık yapabilir."
Bazı çocuklarda daha ağır reaksiyonlar görülebildiğini belirten Diktaş, şu uyarıda bulundu: "Bazı çocuklarda ısırık sonrası daha büyük kızarıklık, sert şişlik, yoğun kaşıntı ve bazen su toplaması görülebilir. Aileler özellikle şişlik hızla büyüyorsa, bölge çok sıcak ve ağrılı hale geliyorsa, çocukta ateş varsa ya da kızarıklık çevreye doğru yayılıyorsa bunu sıradan bir kaşıntı gibi görmemelidir."

Çocuklarda görülen büyük şişlikler ve iltihaplı yaraların nedeni ne?
Sosyal medyada paylaşılan görüntülerin tamamının doğrudan sivrisineğe bağlanamayacağını vurgulayan Diktaş, reaksiyonların iki farklı nedenle ortaya çıkabileceğini anlattı: "Bu görüntülerin tamamını doğrudan sivrisineğin kendisine bağlamak doğru değil. Büyük şişliklerin önemli bir kısmı çocuğun sivrisinek tükürüğüne verdiği aşırı alerjik yanıttır. Buna halk arasında 'sivrisinek alerjisi' denebilir."
Ancak asıl riskin çoğu zaman sonradan geliştiğini belirten uzman isim şöyle konuştu: "Tabloyu ağırlaştıran ikinci önemli neden kaşımadır. Çocuk ısırık yerini kaşıdığında deri bütünlüğü bozulur ve ciltteki bakteriler bu alana girerek iltihap, akıntı, kabuklanma ve selülit dediğimiz daha ciddi deri enfeksiyonlarına yol açabilir. Yani çoğu zaman sorun sivrisinek ısırığıyla başlar, ama kaşıma ve ikincil enfeksiyonla büyür."
Sivrisinek ısırığı ne zaman tehlikeli hale geliyor?
Diktaş'a göre her kızarıklık veya şişlik hastaneye gitmeyi gerektirmiyor. Ancak bazı belirtiler ciddi enfeksiyon habercisi olabiliyor: "Isırık yerinde hafif kızarıklık, kaşıntı ve küçük şişlik beklenen bir durumdur. Ancak kızarıklık giderek genişliyorsa, dokunmakla belirgin sıcaklık ve ağrı varsa, irinli akıntı gelişmişse, kırmızı çizgi şeklinde yayılım görülüyorsa, çocukta ateş, halsizlik, titreme, lenf bezi şişliği varsa hekime başvurmak gerekir."
Özellikle yüz bölgesindeki şişliklere dikkat çeken Diktaş şunları söyledi: "Göz kapağı, dudak, yüz, el veya ayak gibi bölgelerde hızla büyüyen şişlikler de önemlidir. Nefes darlığı, dudak-dil şişmesi, yaygın kurdeşen veya baygınlık hissi olursa bu artık acil durumdur."

Kalıcı iz bırakabilir mi?
Çocuklarda görülen su toplaması, kabuklanma ve iltihaplanmanın iyileşme sürecine de değinen Diktaş, her vakada kalıcı iz kalmadığını belirtti: "Sadece alerjik şişlik varsa genellikle birkaç gün içinde azalır; bazen 7-10 güne kadar sürebilir. Su toplaması ve kabuklanma varsa iyileşme biraz daha uzayabilir."
Ancak enfeksiyon gelişmesi halinde riskin arttığını vurguladı: "Eğer çocuk çok kaşırsa, yara derinleşirse veya bakteriyel enfeksiyon gelişirse iz kalma riski artar. Kalıcı izden çok, çocuklarda çoğu zaman bir süre devam eden kahverengi leke, yani iltihap sonrası renk değişikliği görürüz. Bu lekeler haftalar içinde azalabilir. Ancak derin yara, apse veya ciddi enfeksiyon gelişirse iz kalma ihtimali daha yüksektir."

Asya Kaplan Sivrisineği neden bu kadar hızlı yayılıyor?
Uzmanlara göre türün en dikkat çekici özelliklerinden biri gündüz saatlerinde de aktif olması: "Bu türü önemli yapan özelliklerden biri gündüz de aktif olabilmesidir. Sadece gece değil, sabah ve akşam saatlerinde, hatta gölge alanlarda gün içinde de ısırabilir."
İstanbul'daki yayılımın nedenlerini sıralayan Diktaş şöyle devam etti: "İstanbul gibi büyük şehirlerde yayılmasını kolaylaştıran birkaç faktör var: yoğun insan hareketliliği, liman ve ticaret trafiği, iklim koşullarının uygun hale gelmesi, şehir içinde küçük su birikintilerinin çok fazla olması ve yumurtalarının zorlu çevre koşullarına dayanabilmesi. Saksı altlığı, gider kenarı, kullanılmayan kaplar, lastikler ve bahçe ekipmanları bu tür için adeta küçük üreme merkezlerine dönüşebilir."

Türkiye'de hastalık bulaştırıyor mu?
Asya Kaplan Sivrisineği'nin dünyada bazı virüslerle ilişkilendirildiğini belirten Diktaş, paniğe gerek olmadığını söyledi: "Asya Kaplan Sivrisineği dünyada dengue, chikungunya, Zika gibi bazı virüsler açısından potansiyel taşıyıcı olarak bilinir. Ancak burada önemli ayrımı yapmak gerekir: Sivrisineğin bu virüsleri taşıyabilme kapasitesi olması, her ısırığın hastalık bulaştıracağı anlamına gelmez."
Türkiye açısından mevcut tabloyu değerlendiren Diktaş şu ifadeleri kullandı: "Türkiye'de ailelerin paniğe kapılmasını gerektiren yaygın bir yerli bulaş tablosundan söz etmek doğru olmaz. Fakat küresel seyahatler, iklim değişikliği ve sivrisinek popülasyonunun artması nedeniyle bu konu halk sağlığı açısından izlenmesi gereken bir başlıktır. Yani bireysel panik değil, toplumsal düzeyde düzenli mücadele ve sürveyans gerekir."

Ailelerin yaptığı en büyük hata ne?
Diktaş'a göre ebeveynlerin en sık yaptığı yanlışlardan biri çocukların kaşımasına izin vermek: "En büyük hata çocuğun kaşımasına izin vermek ve ısırık yerine kolonya, sirke, diş macunu, alkol, bitkisel karışım gibi tahriş edici maddeler sürmektir. Bunlar cildi daha da bozabilir."
İlk müdahalenin nasıl olması gerektiğini ise şöyle anlattı: "İlk yapılacak şey bölgeyi sabunlu suyla nazikçe yıkamak, soğuk uygulama yapmak ve çocuğun tırnaklarını kısa tutmaktır. Kaşıntı belirginse hekime ya da eczacıya danışılarak uygun antihistaminik veya kaşıntı giderici tedavi kullanılabilir. Isırık yeri açık yara haline geldiyse, akıntı varsa veya kızarıklık yayılıyorsa antibiyotik gerekip gerekmediğini hekim değerlendirmelidir."

Hangi çocuklar daha fazla risk altında?
Bazı çocukların sivrisinek ısırıklarına daha güçlü tepki verdiğini belirten Diktaş, şu gruplara dikkat çekti: "Özellikle alerjik bünyesi olanlar, atopik dermatiti olanlar, daha önce büyük lokal reaksiyon geçirenler, küçük yaş grubu çocuklar ve daha önce karşılaşmadıkları sivrisinek türlerine maruz kalanlar daha belirgin şişlik geliştirebilir."
Bağışıklık sistemi baskılanmış çocuklarda enfeksiyon riskinin daha yüksek olabileceğini söyleyen uzman isim, "Ama her büyük şişlik de tehlikeli enfeksiyon demek değildir; klinik gidiş önemlidir." dedi.

İstanbul için halk sağlığı uyarısı
İstanbul'da istilacı sivrisinek türünün kalıcı hale geldiğine yönelik değerlendirmeleri de yorumlayan Diktaş, konunun gelecekte daha önemli bir başlık olabileceğini belirtti: "Evet, kontrol edilmezse bu konu daha önemli bir halk sağlığı başlığına dönüşebilir. Burada risk sadece kaşıntı ve şişlik değildir; sivrisinek popülasyonu arttıkça yaşam kalitesi bozulur, alerjik reaksiyonlar artar ve teorik olarak vektör kaynaklı hastalıklar için uygun zemin oluşabilir."
Ancak bunun bir salgın anlamına gelmediğini de vurguladı: "Ancak bu 'hemen büyük bir salgın olacak' anlamına gelmez. Doğru yaklaşım korku değil, erken önlem almaktır. Belediyelerin düzenli vektör mücadelesi, mahalle düzeyinde üreme alanlarının azaltılması ve vatandaşın ev çevresindeki su birikintilerini ortadan kaldırması birlikte yürütülmelidir."
Bir bardak su bile yetiyor
Uzmanlara göre mücadelede en kritik nokta sivrisinek ortaya çıktıktan sonra değil, üreme alanlarını ortadan kaldırmak: "Bu tür için büyük bir göle gerek yok; küçük, durgun su birikintileri yeterli olabilir."
Diktaş'ın özellikle dikkat çektiği alanlar ise şöyle: "Evlerde ve sitelerde özellikle saksı altlıkları, balkon giderleri, çatı olukları, bahçede unutulan kovalar, oyuncaklar, kullanılmayan kaplar, araç lastikleri, süs havuzları, branda kıvrımları, klima giderleri, evcil hayvan su kapları ve bodrum-garaj çevresindeki su birikintileri kontrol edilmelidir."
Uzman isim, "Su kapları düzenli boşaltılmalı, fırçalanmalı ve kapalı tutulmalıdır. Çünkü sadece suyu dökmek bazen yetmeyebilir; yumurtalar kap yüzeyine tutunabilir. En etkili mücadele, sivrisinek ortaya çıktıktan sonra değil, larva üreme alanlarını ortadan kaldırarak yapılır." dedi.

Uzmandan ailelere son mesaj
Doç. Dr. Hüsrev Diktaş, ailelere şu sözlerle seslendi: "Her büyük sivrisinek ısırığını felaket gibi görmeyin ama hızla büyüyen, ağrılı, sıcak, akıntılı, ateşle seyreden ya da çocuğun genel durumunu bozan lezyonları da hafife almayın. Asıl korunma, ısırıldıktan sonra değil, sivrisineğin üreyebileceği küçük su birikintilerini ortadan kaldırmakla başlar."

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.