Bacak kasları neden ikinci kalp olarak görülüyor? Uzmanı anlattı

Dr. Öğr. Üyesi Gökhan Özkoçak, bacak kaslarının yalnızca hareket etmeyi sağlamadığını, dolaşım sistemi, metabolizma ve hormonal denge açısından da kritik rol üstlendiğini söyledi. Düzenli egzersiz ve protein ağırlıklı beslenmenin sağlıklı yaşlanmada önemli olduğunu vurgulayan Özkoçak, kas kaybına karşı erken yaşta önlem alınması gerektiğini belirtti. Bacak kasları, sağlıklı yaşlanma, kas kaybı ve düzenli egzersiz konularında GZT'ye değerlendirmelerde bulunan Dr. Öğr. Üyesi Gökhan Özkoçak, bacak kaslarının vücut için yalnızca hareketi sağlayan yapılar olmadığını söyledi. Özkoçak, baldır kaslarının dolaşım sistemine destek vererek kanın kalbe geri dönüşünü kolaylaştırdığını, aynı zamanda metabolizma ve hormonal denge üzerinde de önemli etkileri bulunduğunu ifade etti.
Bacak kasları dolaşım sistemini destekliyor
Bacak kaslarının "ikinci kalp" olarak tanımlanmasının önemli bir fizyolojik gerekçesi bulunduğunu belirten Özkoçak, "Aslında bacak kaslarımız sadece yürümemize yardımcı olan yapılar değil adeta kalbimizin ve adeta ikinci kalbimiz. Aynı zamanda metabolizmamız için bir motor diyebiliriz. Biz kalp bütün gücüyle tüm vücudumuza, parmak ucumuza kadar kanları gönderiyor. Fakat onun geri dönmesi için dolaşım sistemine yeniden dahil olması için bacaklarımızın şişmemesi için o kanın kalbe dönmesi lazım. İşte burada kalp kasları dediğimiz baldır kasları çok önemli. O sanki gaza basıyormuş, çekiyormuş gibi pompalama hareketiyle geri dönüşünü sağlıyor. Bacaklarda şişlik, pıhtılaşma gibi sorunlardan bizi koruyor." dedi.
Kas kitlesi hormon dengesi için de önemli
Vücuttaki kas kütlesinin yaklaşık yarısının bacaklarda bulunduğunu ifade eden Özkoçak, yaş ilerledikçe kas kaybının doğal kabul edilmemesi gerektiğini söyledi. "Yaşlanmak bir kader. Aslında bir kader değil. Biz ne kadar sağlıklı yaşadığımızı kendimiz seçiyoruz. O yüzden kas kitlemizin artması bizim sadece yürümemize ya da günlük hayatımızdaki aktivitelerimizi yapmamızı sağlamıyor. Bize çok ciddi önemli katkılar sağlıyor. Bunlardan biri endokrin yani hormonal dengeyle bizim insülin direnci dediğimiz şu an günümüzde de insanların hem beslenme şekilleri hem hareketsizlikle kilo verememesi obeziteye yatkınlığı işte bunların bir temeli de mutlaka insülin hormonuna karşı geliştirilen direnç. Dolayısıyla hareket eden bireylerde bu direncin daha düşük olduğunu, dolayısıyla sağlıklı bir hormon sistemine sahip olduğunu görüyoruz." ifadelerini kullandı.

Düzenli egzersiz ve protein vurgusu
Kas kaybının 30'lu yaşlardan itibaren başladığını belirten Özkoçak, bu sürecin doğru yaşam alışkanlıklarıyla yavaşlatılabileceğini söyledi. "Kas kitlesinin artması için bir yaş sınırı yoktur. Biz 30 yaşından itibaren kas kitlemizi yavaş yavaş kaybetmeye başlıyoruz. Ama bu kaybın olmasına engel olacak, hatta kas kitlesini artıracak olan şey bir bizim hareket etmemiz, doğru düzenli egzersiz yapmamız, iki de proteinden zengin beslenmemiz. En basitinden haftada 3 bir düzenli yürüyüş temposu bizim için çok önemli. Merdiven çıkma gibi, sandalye otur kalk gibi insanların kendi ortamlarında da yapabileceği hareketler bacak kaslarımızın güçlenmesi için çok önemli." diye konuştu.
Kas kaybı geleceğin önemli sağlık sorunlarından biri olacak
Kas kütlesindeki azalmanın yaşlılık döneminde kırılganlık sendromunu artırdığına dikkat çeken Özkoçak, sözlerini şöyle tamamladı:
"Çünkü aslında hepsinin sonunda yani hem dolaşım hem endokrin hormonal problemler bizim yaş aldıkça fraliti dediğimiz kırılganlık sendromuna sebep oluyor. Kırılganlık kastım şu. Daha kolay hasta oluyoruz. Enfeksiyonlara karşı bağışıklığımız düşüyor. Gerçekten düşme, çarpma gibi olaylarda kırılganlığın verdiği kırıklar ortaya çıkıyor."
"Fiziksel tıp ve rehabilitasyon uzmanı olarak gerçekten yaşlanan nüfusta da yakın temas içerisindeyim. Hepimiz kemik erimesini, osteoporozu çok iyi biliyoruz. Ama kas erimesi, kas kitlesinde azalma diye ifade ettiğimiz sarkopeni tanımı aslında önümüzdeki yılların geleceğin hastalığı olacak. Biz 80-90 yaşına geldiğimizde, hayatta kaldığımızda kişilere muhtaç, bakıma muhtaç bireyler mi olmak istiyoruz? Yoksa her işini kendi yapabilen, gümbür gümbür yere basan bireyler mi olmak istiyoruz? İşte bu kararı verecek olan şey şimdiki yıllarda bireylerin kendi yapacağı aktivitelerdir. Tekrar söylüyorum. Yaş almak bir kader değil. Sadece sağlıklı yaş almak için doğru tuşlara basmak gerekiyor."

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.