GZT ÖZEL | ABD Hürmüz’de neyi hedefliyor? Amiral Cihat Yaycı bölgedeki gizli planı deşifre etti
09:15, 23/04/2026, PerşembeG: Güncelleme: 10:18, 23/04/2026, Perşembe

Amiral Cihat Yaycı
Dünyanın gözü Orta Doğu'daki olası bir ateşkesteyken Müstafi Tümamiral Prof. Dr. Cihat Yaycı Hürmüz Boğazı ve Basra Körfezi'ndeki sıcak gelişmeleri değerlendirerek GZT'ye önemli açıklamalarda bulundu. ABD'nin ateşkes sürecini bölgeye askeri yığınak yapmak için bir "fırsat" olarak kullandığını belirten Yaycı, asıl hedefin İran'ın ekonomik kalbi olan Hark Adası olduğunu vurguladı. İşte Türkiye'yi de yakından ilgilendiren o analizin detayları...
GZT Yayın Yönetmeni Doğukan Gezer’in sorularını yanıtlayan Topkapı Üniversitesi Öğretim Üyesi Müstafi Tümamiral Prof. Dr. Cihat Yaycı, bölgedeki gerilimin sadece gemi geçişleriyle ilgili olmadığını, kökleri tarihe ve derin stratejilere dayanan bir "boğma operasyonu" olduğunu ifade etti.
Ateşkes mi, oyalama taktiği mi?
Yaycı'ya göre ilan edilen ateşkesler bir barış girişimi değil, ABD'nin stratejik bir hamlesi. ABD'nin, daha önce bölgeye sokmaya çekindiği amfibi hücum gemilerini ve denizaltılarını bu süreçte Basra Körfezi'ne yerleştirdiğini belirten Yaycı, "Ateşkesle bölgeye yerleşip sonra ablukayı başlatıyorlar" uyarısında bulundu.

Hedefteki stratejik nokta: Hark Adası
İran’ın petrol ve doğal gaz ihracatının neredeyse tamamının yapıldığı Hark Adası, krizin merkezinde yer alıyor. Yaycı, ABD'nin bu adayı kontrol altına alarak İran'ın ekonomik nefes borusunu kesmeyi hedeflediğini ifade etti.

"Basra değil, Kenger Körfezi"
Yaycı, bölgenin isimlendirilmesi konusunda da önemli bir düzeltme yaptı. Tarihsel olarak bu bölgenin isminin Sümerlerden ve Kenger Türk boyundan gelen "Kenger Körfezi" olduğunu hatırlatarak, terminolojik bir bilinç oluşturulması gerektiğini vurguladı.
Ekonomik savaşın kazananları ve kaybedenleri
Bölgedeki gerilimin küresel piyasalardaki yansımaları, ülkelerin stratejik duruşlarını da belirliyor.

ABD, Rusya ve İngiltere petrol ve doların yükselmesinden ekonomik çıkar sağlarken Türkiye ve Avrupa, maliyet artışı, enerji krizi ve ekonomik zorluklarla karşı karşıya. Çin ve Rusya gemilerinin geçişine izin verilmesi ise, arka kapı diplomasisi şüphelerini artırıyor.
Ablukanın hukuki boyutu
Uluslararası hukukta bir ablukanın geçerli sayılabilmesi için "açık ilan, süreklilik ve yeterli askeri güç" gerektiğini belirten Yaycı, Gazze örneğini vererek İsrail'in uyguladığı ablukanın hukuk dışı olduğunu, ABD'nin ise şu an bu hukuki zemini Hürmüz'de kurmaya çalıştığını ifade etti
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.