GZT ÖZEL | Amiral Cihat Yaycı, Adana’daki NATO hamlesinin perde arkasını anlattı: 'Binlerce asker değil, komuta gücü'
09:21, 17/04/2026, CumaG: Güncelleme: 13:12, 17/04/2026, Cuma

Adana’daki NATO hamlesinin perde arkası
Millî Savunma Bakanlığı’nın gündeme getirdiği Adana ve İstanbul merkezli çok uluslu askeri yapılanmalar tartışılırken, Müstafi Tümamiral Prof. Dr. Cihat Yaycı dikkat çeken bir ayrım yaptı: Kurulması planlanan yapı bir “kolordu” değil, kriz anında NATO kuvvetlerini yönetecek Türk komutanlı bir “karargâh”. İşte, GZT'ye özel konuşan Yaycı'nın önemli yorumları...
Türkiye’nin NATO bünyesinde gündeme gelen yeni askeri yapılanmaları kamuoyunda tartışılmaya devam ederken, sürecin teknik detayları ve stratejik arka planı netleşmeye başladı. GZT Yayın Yönetmeni Doğukan Gezer’in sorularını yanıtlayan Topkapı Üniversitesi Öğretim Üyesi Müstafi Tümamiral Prof. Dr. Cihat Yaycı, özellikle Adana’da kurulması planlanan yapıya ilişkin yanlış bilinen noktaları açıkladı.

Yaycı, söz konusu yapılanmanın kamuoyunda dile getirildiği gibi on binlerce askerin konuşlanacağı bir “kolordu” değil, yalnızca çekirdek kadrodan oluşan bir “kolordu karargâhı” olduğunu vurguladı.
Kolordu değil, kriz yönetim merkezi
Yaycı’ya göre bu ayrım kritik bir stratejik fark yaratıyor. Kolordu kurulması halinde 20 ila 60 bin askerin bölgeye konuşlandırılması gerektiğini belirten Yaycı, karargâh modelinde ise böyle bir durumun söz konusu olmadığını ifade etti.
Bu yapının yalnızca olası bir kriz veya savaş durumunda NATO tarafından sevk edilecek kuvvetlerin yönetileceği bir komuta merkezi olduğunu belirten Yaycı, “Burada sürekli konuşlu bir askerî yığınak olmayacak. Bu sadece bir karargâh, yani sevk ve idare noktası” dedi.
Komuta neden Türkiye’de tutulmak isteniyor?
Yaycı, Türkiye’nin bu yapıyı teklif etmesinin temel nedeninin komuta kontrolünü elinde tutmak olduğunu söyledi. NATO içinde benzer yapıların farklı ülkelerde kurulabildiğini hatırlatan Yaycı, “Eğer Türkiye bu adımı atmazsa, bu karargâh başka bir ülkeye verilebilir. O zaman da komuta o ülkenin eline geçer” ifadelerini kullandı.
Bu çerçevede Adana’daki yapının, Türkiye’nin güney cephesinde olası bir senaryoda komutanlığın Türk askerinde kalmasını sağlayacağına dikkat çekildi.

İstanbul’da zaten benzeri var
Yaycı, bu tür yapıların Türkiye için yeni olmadığını da hatırlattı. İstanbul Maslak’ta 2001 yılından bu yana faaliyet gösteren NATO Hızlı Konuşlandırılabilir Kolordu Karargâhı’nın (NRDC-T) benzer bir modelle çalıştığını belirten Yaycı, bu yapının da sadece karargâh niteliğinde olduğunu söyledi.
Söz konusu karargâhta farklı NATO ülkelerinden personel bulunduğunu ancak komutanın Türk olduğunu ifade eden Yaycı, Adana’daki modelin de aynı mantıkla işleyeceğini dile getirdi.
Karadeniz’de “bölgesel sahiplik” vurgusu
Gündemdeki bir diğer başlık ise Karadeniz’deki çok uluslu deniz yapılanmaları. Yaycı, Türkiye’nin bu bölgede NATO dışı girişimlere öncülük ettiğini ve “Bölgesel Sahiplik” ilkesini sürdürdüğünü söyledi.
Karadeniz’in kıyıdaş ülkeler tarafından yönetilmesi gerektiğini savunan bu yaklaşımın uzun süredir Türk Deniz Kuvvetleri’nin temel politikası olduğunu belirten Yaycı, mayın tehdidine karşı kurulan görev gruplarının da bu anlayışla oluşturulduğunu ifade etti.
Montrö vurgusu: “Delinmesi mümkün değil”
Yaycı, NATO’nun Karadeniz’deki faaliyetlerine ilişkin tartışmalarda gündeme gelen Montrö Sözleşmesi konusunda da net konuştu. Sözleşmenin delinmesinin mümkün olmadığını belirten Yaycı, “Hangi yapı kurulursa kurulsun, Montrö hükümleri geçerliliğini korur” dedi.
Türkiye’nin bu konuda hassasiyetini koruduğunu vurgulayan Yaycı, boğaz güvenliği ve mayın tehdidine karşı teknolojik önlemlerin artırılması gerektiğini de sözlerine ekledi.
NATO tartışmaları ve Türkiye’nin pozisyonu
Röportajın son bölümünde ise NATO’nun geleceği ve Türkiye’nin konumu ele alındı. Yaycı, 2014’ten bu yana Türkiye’nin NATO’dan çıkarılması yönünde uluslararası söylemlerin arttığını belirterek, bu sürecin üç aşamada ilerlediğini ifade etti.
Buna karşın Türkiye’nin NATO içinde kalmasının önemli bir denge unsuru olduğunu savunan Yaycı, ittifakın Türkiye’ye veto gücü sağladığını ve aleyhine olabilecek birçok kararın bu sayede engellendiğini söyledi.
“Ne NATO'cu ne Şangaycı: Türkiyeciyiz”
Türkiye’nin dış politika yaklaşımını “denge politikası” olarak tanımlayan Yaycı, ülkenin hiçbir küresel bloğa tam bağımlı hareket etmediğini vurguladı.
“Ne NATO’cuyuz ne Şangaycıyız” diyen Yaycı, Türkiye’nin kendi çıkarlarını merkeze alan bir strateji izlediğini belirterek şu ifadeleri kullandı: “Bizim pergelimizin merkezi Ankara’dır. Karar verirken tek ölçü Türkiye’nin menfaatidir.”
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.