GZT ÖZEL | Amiral Cihat Yaycı harita başında anlattı: 'Bu savaş bitmedi'

Topkapı Üniversitesi Öğretim Üyesi Müstafi Tümamiral Cihat Yaycı, GZT’ye yaptığı değerlendirmede İran-İsrail geriliminin yalnızca iki ülke arasındaki çatışma olarak okunmaması gerektiğini söyledi. Hürmüz Boğazı, Hark Adası, enerji hatları ve İsrail'in bölgedeki adımlarına dikkat çeken Yaycı, Orta Doğu'daki sürecin daha geniş bir jeopolitik planın parçası olduğunu savundu.
ABD ile İran arasındaki gerilim yeniden tırmanırken, Hürmüz Boğazı ve Basra Körfezi çevresindeki gelişmeler küresel enerji piyasalarının da odağında yer alıyor. GZT’ye konuşan Müstafi Tümamiral Cihat Yaycı, bölgede yaşananların yalnızca askeri değil aynı zamanda enerji ve jeopolitik boyutlarıyla değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.

"ABD'nin bölgede kalması için gerekçe gerekiyor"
ABD'nin Orta Doğu'daki askeri varlığının enerji kaynakları ve bölgesel dengelerle doğrudan bağlantılı olduğunu söyleyen Yaycı, Washington yönetiminin bölgeden tamamen çekilmesini gerektirecek bir ortamın oluşmasını istemeyeceğini ifade etti.
Yaycı'ya göre Körfez ülkelerindeki mevcut güvenlik mimarisi, ABD'nin bölgedeki askeri varlığını sürdürmesine imkan tanıyor. Bölge ülkelerinin güvenlik ihtiyaçları ile Washington'un stratejik çıkarlarının birbirini beslediğini belirten Yaycı, enerji yollarının kontrolünün bu denklemde önemli yer tuttuğunu söyledi.

Hark Adası neden bu kadar kritik?
İran'ın petrol ve doğalgaz ihracatında merkezi rol oynayan Hark Adası'nın son dönemde yeniden gündeme geldiğini belirten Yaycı, adanın enerji sevkiyatında kilit konumda bulunduğunu vurguladı.
İran'ın enerji ihracatının büyük bölümünün bu noktadan gerçekleştirildiğini ifade eden Yaycı, Hark Adası'nın sadece İran için değil, İran'dan enerji alan ülkeler açısından da stratejik önem taşıdığını dile getirdi.
Yaycı, ABD'nin zaman zaman Hark Adası'na yönelik açıklamalar yaptığını ancak bugüne kadar doğrudan bu enerji merkezini hedef alan bir saldırının gerçekleşmediğine dikkat çekti.

Çin, Hindistan ve Uzak Doğu faktörü
Körfez'deki enerji trafiğinin yalnızca bölgesel bir mesele olmadığını söyleyen Yaycı, İran'dan petrol ve doğalgaz alan ülkeler arasında Çin başta olmak üzere Hindistan ve bazı Uzak Doğu ülkelerinin bulunduğunu hatırlattı.
Enerji ticaretinin küresel ekonomi üzerindeki etkisine işaret eden Yaycı, bölgedeki herhangi bir müdahalenin yalnızca İran'ı değil, enerji ithalatçısı ülkeleri ve deniz ticaretini de doğrudan etkileyebileceğini kaydetti.
"ABD'nin hedefi sadece İran değil"
İran merkezli gelişmelerin daha geniş bir bölgesel dönüşümün parçası olduğunu savunan Yaycı, yaşanan sürecin yalnızca İran ile sınırlı değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi.
Yaycı, İsrail'in aynı dönemde Lübnan, Gazze, Batı Şeria ve Suriye'deki faaliyetlerini sürdürdüğünü belirterek, bölgedeki gelişmelerin birbirinden bağımsız okunamayacağını ifade etti.
İsrail'in Suriye ve Lübnan adımları
Bölgedeki askeri ve siyasi hareketliliğin devam ettiğini vurgulayan Yaycı, İsrail'in Suriye'nin güneyindeki faaliyetleri ile Lübnan'daki operasyonlarının eş zamanlı ilerlediğine dikkat çekti.
Gazze'deki insani tablonun da gündemin arka planına itildiğini söyleyen Yaycı, İran merkezli krizlerin uluslararası kamuoyunun dikkatini farklı alanlara yönelttiğini dile getirdi.
Türkiye için hangi gelişmelere dikkat çekti?
Cihat Yaycı, son dönemde Doğu Akdeniz, Kıbrıs ve Körfez hattında yaşanan gelişmelerin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
Bölgedeki hava savunma sistemleri, askeri konuşlanmalar ve diplomatik girişimlerin tek tek değil bütüncül şekilde analiz edilmesi gerektiğini ifade eden Yaycı, Türkiye'nin çevresindeki gelişmelerin dikkatle takip edilmesinin önem taşıdığını söyledi.
"Gerilim kısa sürede sona ermeyebilir"
İran ile İsrail arasında zaman zaman ateşkes açıklamaları yapılsa da bölgedeki temel sorunların ortadan kalkmadığını savunan Yaycı, mevcut gerilimin kısa vadede tamamen sona ereceği görüşüne katılmadığını belirtti.
Orta Doğu'daki güç mücadelesinin devam ettiğini söyleyen Yaycı, enerji yolları, askeri üsler, bölgesel ittifaklar ve güvenlik dengeleri üzerindeki rekabetin önümüzdeki dönemde de gündemde kalacağını ifade etti.

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.