Tebliğ, Müslüman ve devlet
14:00, 24/05/2026, Pazar

Tebliğ, Müslüman ve devlet
Müslümanın tebliği, Müslümanlığı anlatmak değildir. Müslümanlığı her şartta, her vakitte gereğince edâ etmek, girdiği toplulukta şahsiyetli duruşu ile anılabilmektir. Hz. Ebubekir’in sadâkat ve Hz. Ömer’in adâlet ile anılması gibi. Müslümanın tebliği sadece kavl ile değil hâl ile olmadıkça tesiri de olmaz.
Ramazan başı rahmet, ortası mağfiret ve sonu cehennemden kurtuluş olan manevi bir ay Müslümanlar için. Mukabeleler okundu, iftarlar verildi, teravihler kılındı. Şenliklerle Ramazan Bayramı eda edildi. Dünya’ya alıcı gözüyle baktığımız zaman huzur içinde Ramazan ayının ifa edildiği ender ülkelerden biri olduk. Dünyanın pek çok coğrafyası Müslümanlar için kan, gözyaşı, ölüm, ayrılık dolu oldu maalesef.
Dünya insanoğlunun imtihan âlemi olup, ceza ve mükâfatların yer bulduğu veya ebedi âleme tehir edildiği mekândır. Mükâfat kazanacak olanların nitelikleri özetle; Allah’a (cc) inananlar, peygamberlere tâbi olanlar, zekât verenler, namaz kılanlar, kötülüklerden sakınanlar olarak ifade edilebilir. Peygamber Efendimiz’in “Güzel ahlâkı tamamlamak üzere gönderildim” ifadesi düşünülünce; Müslüman güzel ahlâklı olmayı şiar edinen kimse değil midir?
Gözden kaçırdığımız mevzu şu: İyilik yapmak gönüllülüktür, ama kötülük yapmamak zorunluluktur. Kötülük yapmamak zorunluluksa bir kötülüğe sessiz kalmamak da zorunluluk değil midir? Bu şartlarda, mağfiret dileyip Allah’tan kusurlarımızı bağışlamasını dilemek de bir zorunluluktur. Eğer kişi iman sahibi ise Allah’a karşı işlenen kusurların şirk hariç bağışlanacağı vadedilmiştir. Affedilme inancı kişiyi hayata bağlamakta, ümitsizliğe kapılmasına engel olmaktadır. Lakin kul hakkı müstesnadır. Zira hakkın sahibi Allah (cc) değil, onun kuludur.
Müslümanın tebliği, Müslümanlığı anlatmak değildir. Müslümanlığı her şartta, her vakitte gereğince edâ etmek, girdiği toplulukta şahsiyetli duruşu ile anılabilmektir. Hz. Ebubekir’in sadâkat ve Hz. Ömer’in adâlet ile anılması gibi. Müslümanın tebliği sadece kavl ile değil hâl ile olmadıkça tesiri de olmaz.
Geçen Ramazan’ı hâl ile muhasebe edince… Filistin’deki, Doğu Türkistan’daki, Hindistan’daki, Afganistan’daki, Yemen’deki, Somali’deki ve daha nice diyarlardaki yetimlerin, dul kalan kadınların, işkencelerle uzuvlarını kaybedenlerin, şehitlerin ve onların geride bıraktıklarının yeryüzünde yaşayan diğer Müslümanlardan alacakları hakları yok mudur? O haklar bizlerin defterine kul hakkı olarak kaydedilmedi mi? Hangi birine ulaşıp helâllik alabiliriz? Cehennemden kurtuluşun şartı olan kul hakkından nasıl azat edileceğiz?
Müslümanların güzel ahlâk sahibi olmaları için ahlâklı olmayı öğrenecekleri sistematik bir eğitime ihtiyaçları olduğu gibi, ayrıca tebliğ görevinin ifa edilebileceği siyasi bir teşkilata da ihtiyaçları vardır. Bu siyasi teşkilatın hâkimiyet ve güce sahip olması, güç ve hâkimiyetin sürekli olması haline de devlet denir.
Amme hukukunda Müslümanların nasıl bir siyasi teşkilat içerisinde yönetileceğinden ziyade hangi vasıflara sahip insanlar tarafından yönetileceği üzerinde durulmuştur. Devlet idarecisinin ehil olması, adaleti hâkim kılması, Allah’a hesap vereceği bilincinde olması, kötülük, haksızlık ve zulmü önlemesi gibi özelliklere sahip olması gereğinden bahsedilmiştir. Bu özellikler incelendiğinde, İslâm coğrafyası idarecileri maalesef Allah’a karşı sorumluluk taşıma yanında Müslümanlara karşı sorumlu olduklarını da unuttular.
İslâm coğrafyasındaki devletlerin kendi vatandaşlarına karşı yükümlülükleri olduğu gibi birbirlerine karşı da yükümlülükleri mevcuttur. İmamesi olmayan tesbih taneleri gibi savrulan İslâm âlemindeki devletler, tez vakitte kendilerine bir imame, bir halife seçmek zorundadırlar. Müslümanların dünyevi işlerinin düzene sokulması, devletlerarası hukukî ihtilafların çözümlenmesi, siyasi birliğin sağlanması, kötülük, haksızlık ve zulmün önlenmesi için bu siyasi yapıya ihtiyacımız var.
Müslümanlar tek tek şahıs olarak kardeşlik ve dayanışma içinde ellerinden geldiğince acıyı, kederi paylaşarak Ramazan’ı geçirdiler. Peki, ya devletler! Kan, gözyaşı, açlık, ödenecek kul hakları ile Ramazanı edâ ettiler.
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.