İsrail'in Gazze'de yok ettiği miras: Câmiu’l-Umerî el-Kebîr
11:00, 07/11/2025, Cuma

İsrail saldırıları, Gazze'de yaklaşık 1400 yıllık Büyük Ömerî Camii'ni yıkıntıya çevirdi.
Gazze’nin en köklü mabedlerinden biri olan Büyük Ömerî Camii (Câmiu’l-Umerî el-Kebîr), Filistin’de Mescid-i Aksâ ve Akka’daki Cezzâr Ahmed Paşa'dan sonra üçüncü en büyük cami konumundaydı.
Gazze Şeridi'nin en eski ibadethanelerinden biri olan ve 1400 yıllık geçmişiyle Gazze kentinin simgeleri arasında yer alan Büyük Ömerî Camii, İsrail’in saldırıları sonucu, "yıkıntıya" döndü.

Gazze’nin eski şehir merkezinde, yıkıma direnen caminin minaresi, kentin en eski ve en köklü camilerinden birine açılan "derin yaranın" tanığı olarak ayakta duruyor.
Tarih Filistin topraklarında yerel dinler için mabed olarak kurulan yapı, Bizanslılar tarafından
5. yüzyılda kiliseye, 7. yüzyılda Halife Hz. Ömer döneminde camiye çevrildi.

Ancak İsrail ordusunun bombardımanları, caminin büyük bir kısmını yerle bir ederken, geniş avlusu da "tarihin kokusunun tozlara karıştığı" bir taş yığınına dönüştü.
İsrail, 2 yıl süren Gazze'deki soykırımında, 835’ten fazla camiyi tamamen yıkarken, saldırılarda 180’den fazla cami de farklı derecelerde kısmi hasar gördü.
Köklü bir dinî ve tarihî eser
Büyük Ömerî Camii,
Gazze’nin en eski camisi
olarak kabul ediliyor ve kentin geleneksel çarşının yakınında yer alıyor.
Caminin toplam alanı yaklaşık 1600 metrekareyken, 410 metrekaresi iç ibadet alanı, 1190 metrekaresi ise binlerce kişiyi ağırlayan geniş avlu olarak kullanılıyor.

Eski mimarî üslubu yansıtan 38 sağlam mermer sütun üzerine inşa edilen cami, bu özelliğiyle nesiller boyunca aktarılan bir mimarî şaheser olarak biliniyor.
Büyük Ömerî Camii, Gazze’nin en büyük ve en köklü camilerinden biri olmasının yanı sıra, Filistin’de Mescid-i Aksâ ve Akka’daki Cezzâr Ahmed Paşa Camii'nden sonra üçüncü en büyük cami olarak kabul ediliyordu.

Yüzyıllar boyunca yaşanan dinî dönüşümler
Fetihlerle anılan Halife Hz. Ömer'in onuruna "Ömerî Camii" olarak adlandırılan yapı, aynı zamanda
Gazze’nin en büyük camisi
olma özelliğini taşıyor; bu nedenle
“El-Kebîr” (Büyük Cami)
olarak da biliniyor.
Caminin bulunduğu yerin tarihi, milattan öncesine kadar uzanıyor. Başlangıçta eski bir tapınak olan bu yapı, 5. yüzyılda Bizanslılar tarafından kiliseye dönüştürülüyor.
Müslümanların 7. yüzyıldaki fethi sonrasında yapı yeniden inşa edilerek camiye çevriliyor ancak 1033 yılındaki depremde minaresi çöküyor.

Haçlılar, 1149 yılında camiyi Vaftizci Yahya’ya adanan bir katedrale çeviriyor. Fakat 1187’deki Hıttîn Savaşı sonrasında Eyyûbîler yapıyı geri alıp yeniden cami olarak inşa ediyor.
Memlûkler tarafından 13. yüzyılda restore edilen cami, 1260’ta Moğolların saldırısıyla tahrip ediliyor ancak kısa sürede Müslümanların eline geçerek yeniden ihya ediliyor.

Yüzyılın sonlarına doğru bölgeyi sarsan bir deprem, caminin bir kez daha yıkılmasına yol açıyor.
15. yüzyılda, Osmanlılar camiyi depremlerin ardından restore ediyor ancak yapı I. Dünya Savaşı sırasında İngiliz bombardımanında yeniden hasar görüyor.

1925 yılında, Yüksek İslâm Konseyi camiyi bir kez daha onararak Gazze halkının yaşamında merkezi bir simge haline getirdi. Ancak cami, İsrail’in ateşkese kadar süren 2 yıllık saldırılarında, birkaç kez isabet alarak tamamen harabeye döndü.



Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.