MalumatŞah'ın son tangosu

Şah'ın son tangosu

YUSUF SAMİ KAMADAN MECRA 5 DAKİKADA OKUNUR
Şah'ın son tangosu
Persepolis'teki müsrif kutlamalar, Şah rejiminin sonunu getiren halk ayaklanmasına giden yolun kilometre taşlarından biriydi.
BEĞEN

Şîrâz şehrinin yaklaşık 60 kilometre kuzeydoğusunda yer alan Persepolis’e gittiğimde açıkçası bu antik kentin bir zamanlar ne kadar da muhteşem olduğunu gözler önüne seren kalıntılarından başka bir şeyle karşılaşacağımı düşünmüyordum. Tüm İran seyahatim boyunca benimle birlikte gezen Lonely Planet’in İran kitabı içerisindeki Persepolis kısmında yer alan bir bilgiyi atlamış olsaydım, şahsım adına çöl sıcağının hâkim olduğu, bin bir zahmetle geldiğim bu yerden eli boş döndüğümü düşünecektim. Kitabın minik bir kutucuk içerisindeki kısmında bahsedilen, 1971 yılında Şah Muhammed Rıza Pehlevî tarafından çok büyük bir meblağ harcanarak düzenlenen “İran Şahlarının 2500’üncü Yıl Şenlikleri”nin yapıldığı çadır kenti asla fark edemeyecektim. Persepolis’ten önceki ziyaret yerim de hemen Persepolis’in yanındaki alanda yer alan, çadır iskeletlerinin bulunduğu bu mekân oldu.

Ahameniş İmparatorluğu tarafından kurulan Persepolis Antik Kenti. (Fotoğraf: Yusuf Sami Kamadan)
Ahameniş İmparatorluğu tarafından kurulan Persepolis Antik Kenti. (Fotoğraf: Yusuf Sami Kamadan)

2016 yılında BBC tarafından hazırlanan Decadence and Downfall: The Shah of Iran's Ultimate Party (Gerileme ve Çöküş: İran Şahı’nın Son Partisi), yapılan bu programı tüm detaylarıyla inceler. Belgeselde Şah ile Şahbanu Farah’dan başka; Şahbanu’nun nedimesinden, kutlamada görev yapan garsonlara, katılımcı konuklardan basın mensuplarına kadar çok sayıda görgü tanığı ile söyleşiler yer alır. Bu bakımdan oldukça değerli bir çalışma olan bu belgesel, konuyla alakalı derli-toplu bilgi edinmek isteyenler için oldukça faydalıdır.

2016 yılında BBC tarafından hazırlanan belgeselin kapak fotoğrafı.
2016 yılında BBC tarafından hazırlanan belgeselin kapak fotoğrafı.

Belgeselde kendisiyle röportaj yapılan, kutlamanın organizasyon komitesinde üye olarak faal bir durumda yer alan Abdülrızâ Ensârî, kendi ifadesiyle bir gün Şah’ın kız kardeşi tarafından çağırılır ve Şah'ın içinde bulundukları yıldan bir sene sonrası için kraliyete yakışır bir kutlama yapılmasını istediğini söyler. Persepolis’te yapılması düşünülen kutlama için sahayı incelemeye giden Ensârî, Persepolis'in yılan ve akreplerle dolu olduğunu görür. Fakat karar bir kere verilmiş, davetiyeler gönderilmiştir. Artık bundan dönüş olamayacaktır. İlk iş olarak Persepolis'teki akrepler, yılanlar, böcekler toplanır. Ensârî, tam bir kamyon bu şekilde hayvan toplandığını söyler. Böyle bir programın yapılacağı halk arasında yaygınlık kazanınca, insanlar önce bunun bir şaka olduğunu düşünürler. Zira kutlamaların yapılması düşünülen Şîrâz ve Şîrâz'ın bağlı olduğu Persepolis uluslararası bir aktivitenin yapılabileceği son yerlerden biridir. İklim ve coğrafya şartları bir tarafa, böylesi bir program için altyapı inşasına ihtiyaç vardır ki bu ciddi bir harcama gerektirecektir. Ki öyle de olmuştur.

Şah Muhammed Rıza Pehlevî ve Şahbanu Farah'ın taç giyme törenleri, 29 Ekim 1967.
Şah Muhammed Rıza Pehlevî ve Şahbanu Farah'ın taç giyme törenleri, 29 Ekim 1967.

Kutlamanın yapıldığı yıl olan 1971'de İran halkının neredeyse yarısı yoksulluk sınırında hayatını devam ettirmektedir. Halk böyle bir durumda iken sadece Fransa'dan getirilen 40 tır ve 100 uçaklık malzeme için yapılan büyük harcamalar, şüphesiz halk arasında huzursuzluğa da yol açar. Şah Muhammed Rıza Pehlevî ile İran halkı arasındaki gerginlik kendisini belli eder olmuş, Şah’ın tahtını devirecek Rûhullah Humeynî de zaten çoktan Şah aleyhine faaliyetlere başlamıştır. Kimi uzmanların da ifade ettiği gibi “İran Şahlarının 2500’üncü Yıl Şenlikleri” aslında Şah’ı çöküşe götüren silsilenin halkalarından birini teşkil eder. İran halkı ile Şah’ın arasının açılması bu tek örnekle sınırlı da değildir şüphesiz.

Şah ve ailesi, her yıl iki kez Avrupa'da tatil alışkanlığına sahipti.
Şah ve ailesi, her yıl iki kez Avrupa'da tatil alışkanlığına sahipti.

Bunlardan biri, daha önce Şah tarafından yürürlüğe konulan ve oldukça tepki toplayan toprak reformudur. Özellikle sert bir şekilde bastırılan “15 Hordad Ayaklanması” da (1963) ipleri geren önemli halkalardan biridir. Bununla birlikte Humenynî’nin 15 Hordad Ayaklanması’nın ardından tutuklanarak, sürgüne gönderilmesi ile Humeynî liderliğinde oluşan Pehlevî’ye karşı muhalefet büyük oranda yeraltına çekilir. Pehlevî’nin bu tarihten sonra büyük kutlamalara yer vermesinin sebebi de bir bakıma iktidarının gücünü ispatlamaktır ki işte bunların da en büyüğü 650 milyon dolara patladığı söylenen “İran Şahlarının 2500’üncü Yıl Şenlikleri”dir. Tabi her ne kadar sürgünde de olsa, Humeynî yayınladığı mesajlarla bu kutlamaları, ülke bu kadar sıkıntıda iken yapılan harcamaları şiddetle eleştirir.

Pehlevî’yi devirecek halk hareketini başlatan kişi olan Ruhullah Humeynî.
Pehlevî’yi devirecek halk hareketini başlatan kişi olan Ruhullah Humeynî.

Kutlama için dünyanın çeşitli yerlerinden davet edilen kraliyet mensupları, cumhurbaşkanları, başbakanlar ve bakanlarla, konuk listesindeki sayı 600’dür. Konuklar arasında 9 monark, 5 kraliçe, 21 prens vardır. Konukların kalacakları yer de geniş bir alan üzerinde ikişer sıra halinde 10’ar çadır şeklinde dizayn edilen ve 5 uzantıyla toplamda 50 çadırdan oluşan, yukarıdan bakıldığında bir yıldız gibi görünen çadır kenttir. Şah ve çevresi, şüphesiz Avrupa hayranıdır. Bu kutlamada da bunun eserleri açıkça görülebilir. Zira aslında bu dizayn, Fransız Kralı I. Francis ile İngiltere Kralı VIII. Henry’nin 1520 yılındaki buluşmalarında çadırların aldığı düzenden ilham alınarak yapılmıştır.

Çadırkentin havadan çekilmiş bir fotoğrafı.
Çadırkentin havadan çekilmiş bir fotoğrafı.

Mavi-beyaz renkli büyük çadırda, devlet onur konukları ağırlanmıştı.
Mavi-beyaz renkli büyük çadırda, devlet onur konukları ağırlanmıştı.

Çadırların tamamı yıldız biçiminde dizayn edilenlerden müteşekkil değildi. “Onur Çadırı” adı verilen geniş bir çadır davet edilenleri karşılamak için, çok daha büyük olanı ise yemek salonu olarak hazırlanmıştı. Yemekler için meşhur Fransız restoranı Maxim's de Paris tutulur, bundan dolayı da Maxim's de Paris’in buraya yapacağı iş için restoran 2 hafta kapalı kalır. Kendisiyle çalışılan Avrupalı firmalar, Maxim's de Paris ile sınırlı değildir şüphesiz. Persepolis’teki çadır kent Fransa’dan getirilen ağaçlarla donatılmış, üstelik bununla da yetinilmeyerek yine 50 bin kuş da Avrupa’dan getirilerek buraya salınmıştır. Fakat Persepolis’in çöl iklimine dayanamayan kuşlar üç gün içinde ölmüşlerdir.

Kutlamalar için hiçbir detay ihmal edilmemişti.
Kutlamalar için hiçbir detay ihmal edilmemişti.

Harcamalara konu olan kalemler oldukça kabarıktır. Kutlamalar için 47 kilometre ipek, 18 ton yemek, 360 bin yumurta, 12 bin şişe viski, 25 bin şişe şarap sipariş edilmiş, yapılacak hizmetler için 180 garson tutulmuş, 60 bin askere ilaveten 6 bin de kostümlü asker burada yer almıştır. 250 kurşun geçirmez limuzin ise konuklar için tahsis edilmiştir.

Konuklara verilen ziyafetten bir fotoğraf...
Konuklara verilen ziyafetten bir fotoğraf...

Kutlamalar gerçekten de öyle şa’şaalı olmuş ve dünya kamuoyunda öylesine bir etki uyandırmıştır ki Time Dergisi’nin bir sayısında kutlamalara şöyle değinilmiştir: “Masalların Şehrazad’ı bile, yazdığı Binbir Gece Masalları’nda, İran Şahı’nın çölün ortasında tertiplediği o şatafatlı 2500’üncü yıl kutlamalarındaki sahneleri tasavvur edemez”.

Konuklara sunulan ikramların menüsü, kitap biçiminde hazırlanmıştı.
Konuklara sunulan ikramların menüsü, kitap biçiminde hazırlanmıştı.

5 gün süren kutlamalar 12 Ekim’de Pesepolis’in 80 km kadar uzaklığında yer alan Pasargadae’deki Büyük Kiros’un (Farsçada: Kuruş) mezarında başlar. Pers tarihi içerisinde oldukça önemli bir yere sahip olan Ahameniş İmparatorluğu’nu kuran Büyük Kiros’un mezarının başında Şah ve Şahbanu saygı merasiminde bulunur. Şah Muhammed Rıza Pehlevî, Büyük Kiros’un mezarının karşısına geçer ve “Sen rahat uyu Cyrus, bizler uyanığız” der. Bu söz o dönem halk arasında alay konusu olur. Şah’ın bu sözü üzerine “Sen rahat uyu, bizler ülkeyi mahvediyoruz”, “Sen rahat uyu, bizler petrol parasını harcıyoruz”, “Sen rahat uyu, bizler zenginliği boşa harcıyoruz” gibi espriler yapılır.

Şah ve Şahbanu'nun tören alanına gelişi.
Şah ve Şahbanu'nun tören alanına gelişi.

Şah’ın açılışıyla bu şekilde başlayan kutlama etkinlikleri içerisinde çeşitli programlar da yer alır. Günümüzde Tahran’ın simgesi konumunda olan ve İslam Devrimi’nin ardından Âzâdî (Özgürlük) Kulesi adını alacak olan Şahyâd (Şah’ın anıtı) Kulesi’nin açılışı da kutlamaların son günü yapılır. Festival başladığı gibi şa’şaalı bir şekilde sona erer.

Kutlamalar sırasında sergilenen geçitlerden bir detay.
Kutlamalar sırasında sergilenen geçitlerden bir detay.

Bu arada davetliler arasında Türkiye’den de bir isim vardır. Bu isim, dönemin cumhurbaşkanı olan Cevdet Sunay’dır. Oldukça silik bir pozisyonda, kutlamanın arka koltuklarında kalan Sunay, ilginçtir ki burada yaptığı bir gafla anılır. O da şudur:

Konuklarına cömertliğini göstermek isteyen Şah Muhammed Rıza Pehlevî onlara oldukça değerli bir mücevher hediye etmekten de kaçınmaz. İçi mücevher dolu sandık, davet edilen kişilerin önünden geçirilerek hediye kabilinden her birinin birer tane alması istenir. Fakat sıra Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay’a geldiğinde, Sunay bir tane kendisi için bir tane de kızı için almaktan çekinmez. Ne var ki Türkiye’ye döndükten sonra İran’dan gelen resmî bir yazı ile, aldığı ikinci mücevher Sunay’dan geri istenir.

Türkiye Cumhuriyeti’nin 5. Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay.
Türkiye Cumhuriyeti’nin 5. Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay.

Çadır iskeletleri, şa’şaalı kutlamaların yapıldığı çadır kentten günümüze kadar gelen kalıntıların başında gelir. Etrafı tellerle çevrilmiş çadır iskeletlerinin bulunduğu, tenha, bakımsız bu alanla sanki günümüz İran Rejimi, Şah’ın debdebeli kutlamasına gönderme yaparak, “İran Şah’ının müsrif, yapay dünyasından kalanlar işte bunlar” demek ister. Bölgenin geri kalanına nazaran daha da yeşillik olan alan ise kuvvetle muhtemel o dönemde Avrupa’dan getirilen ağaçlardır. Demir parmaklıklar arasından bir yol bulup da hem fotoğraf çekmek, hem de oradaki havayı solumak için girdiğim alanda ise aklıma gelen şey, ne kadar boyanmaya çalışılırsa çalışılsın, dünya hayatının fani olduğu gerçeği idi.

Çadırkentten günümüze kalanlar... (Fotoğraf: Yusuf Sami Kamadan)
Çadırkentten günümüze kalanlar... (Fotoğraf: Yusuf Sami Kamadan)

YORUMUNUZU YAZIN, SORUNUZU SORUN
{{ entity.comments.quantity }} KİŞİ YORUM YAZDI
İLK YORUM YAZAN SİZ OLUN

1986 yılında İstanbul’da doğdu. 2010 - 2013 yılları arasında Batı Afrika’da çalıştı. Basın ile ilişkisini hiç kesmedi. 2013 yılında TRT Tunus Temsilcisi olarak görevlendirildi. Bir yıllık vazifesinin ardından TRT Pakistan Temsilcisi olarak görevlendirildi. Görevini tamamlayıp İstanbul’a dönmesinden sonra, TRT Türk ve TRT Arapça’da çok sayıda programda çalıştı. Çok sayıda yazısı yazılı medyada yayınlandı. Halihazırda TRT World’da prodüktör yardımcısı olarak vazifesine devam etmektedir. Yusuf Sami Kamadan evli ve bir çocuk babasıdır.

BEĞEN
YUKARI DÖNÜN

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz