Suriye'nin tarihî şehri Busrâ'nın zaman içindeki sergüzeşti
11:00, 24/10/2025, Cuma

Bugün UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Busrâ'nın, restore edilmesi halinde Suriye’nin yeniden önemli kültür ve turizm merkezlerinden biri haline geleceği düşünülüyor.
Suriye'nin güneyinde, tarih boyunca Mekke'den Şam'a uzanan ticaret yollarının kesiştiği Busrâ, birçok uygarlığa ev sahipliği yapmış zengin tarihî dokusuyla öne çıkarken, Hz. Peygamber'in Rahip Bahîrâ ile karşılaştığı yer olarak da İslâm tarihinde özel bir konuma sahip.
Ürdün sınırına yakın Der'â il merkezine 40, Şam’a ise 140 kilometre uzaklıkta bulunan Busrâ, Roma’dan Osmanlı’ya uzanan çok katmanlı tarihiyle öne çıkıyor.
Kent adının ilk kez,
Milattan Önce (MÖ) 15. yüzyılda
Mısır Firavunu 3. Tutmosis’in şehir listelerinde geçtiği, MÖ 14. yüzyılda ise el-Amarna tabletlerinde "Buzruna"
adıyla kayda geçtiği biliniyor.Roma öncesinde
Nabatî Krallığı
’nın önemli şehirlerinden Busrâ, Roma döneminde Arabistan eyaletinin başkenti yapıldı.
Bizans
döneminde ise büyük bir pazar ve dinî merkez konumuna yükseldi.

- 634 yılında İslâm ordularınca fethedilen ilk Bizans şehirlerinden Busrâ,
Emevîler
döneminde de önemli bir dinî ve kültürel merkez haline geldi.
1980’den bu yana UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan kent, görkemli Roma tiyatrosu ve İslâm’ın ilk dönemlerinden kalan eserleriyle dikkati çekiyor.

Mekke'den Şam'a giden kervanların uğrak noktasıydı
Busrâ, tarih boyunca Mekke'den Şam'a ve oradan Akdeniz limanlarına uzanan ticaret yollarının kesişim noktasında yer aldı.

Kent, çevredeki geniş tarım bölgelerindeki ürünlerini toplayıp daha büyük merkezlere aktaran ticaret deposu işlevi de gördü.
Hz. Peygamber'in Rahip Bahîrâ ile karşılaştığı mevki
Busrâ, İslâm tarihinde de özel bir yere sahip.
Siyer kaynaklarına göre, Hz. Muhammed peygamber olmadan önce Busrâ'ya iki defa gitti.

- Hz. Peygamber, 9 veya 12 yaşında iken amcası Ebû Tâlib ile gittiği ilk seyahati sırasında, Busrâ'da bir manastırda yaşayan din adamı Rahip BahîrâHz. Muhammed'i gördü ve kendisine peygamber olacağını söyledi.
- İkinci seyahatini ise 25 yaşında Hz. Hatice'nin kervanını yönetirken yaptı. Bu seyahati sırasında konakladığı yeri fark eden Rahip Nastura Hz. Muhammed hakkında,"Bu ağacın altına peygamberden başkası inmedi."dedi.

Yaklaşık 1500 yıl önce inşa edildiği değerlendirilen manastır
dan, günümüze yalnızca bazı kalıntılar ulaşabildi. Erken Hristiyanlık dönemine ait olduğu düşünülen yapının taş duvar parçaları, sütun temelleri ve apsis bölümünün izleri hâlen ayakta duruyor.Suriye İç Savaş'ı öncesinde önemli bir turistik yer olan Busrâ antik kent ve çevresinde yaklaşık 40 bin kişi yaşıyordu. Esed rejimi ve İran destekli milislerin saldırıları sonucu bölge halkının tamamına yakına göç etti.

Mebraku'n-Nâka Camii bakıma muhtaç durumda
- Antik kentin kuzeydoğu mevkisinde bulunanMebraku'n-Nâka Camii (Devenin Çöktüğü Yer Camii), kutsal hatırasıyla öne çıkıyor ve dünya Müslümanları için manevi önem taşıyor.


Ünlü Müslüman seyyah 'sinde, Suriye'ye (Şam) gönderilen Kur'ân-ı Kerîm'in ilk nüshasını taşıyan devenin burada çöktüğünü ve nüshanın burada muhafaza edildiğini belirtiyor. İbn Battûta ayrıca, hacıların Şam'dan ayrıldıktan sonra küçük bir şehir olan Busrâ'ya gittiklerini ve geride kalanların kafileye yetişebilmeleri için orada 4 gün beklemelerinin âdet olduğunu ifade ediyor.
İbn Battûta
, Seyahatname

Busrâ'da devenin çöktüğü noktada inşa edilen cami, zamanla bölge halkı için önemli bir ibadet ve ziyaret mekânı haline geldi.
Bugün ayakta olan yapı, hem dinî hatırası hem de arkeolojik değeriyle, UNESCO Dünya Mirası Listesi’ndeki Busrâ’nın dikkati çeken eserlerinden biri olmayı sürdürüyor.
Caminin müezzini Abdullah Nicim,
caminin, Hz. Peygamber'in devesinin çöktüğü noktada inşa edildiğini
belirterek, "Kur'ân-ı Kerîm taşıyan deve burada çöktü. Deve (korumak için içeri alınan) bu kayanın üzerine çöktü ve sonrasında Şam'a devam etti." dedi.
Tarihî yapının bakıma ihtiyaç duyduğunu kaydeden Nicim, "Cami şu an aydınlatılmaya muhtaç durumda. Bunun için en azından bir güneş paneli olursa camiye gelenler içerde Kur'ân-ı Kerîm okuyabilir." ifadesini kullandı.
Hicretten sonra da Müslümanların ticaret için Busrâ'ya gitmeye devam ettiği biliniyor.
Nitekim Hz. Ebû Bekir'in, Hz. Peygamber'in vefatından önce Bedir Savaşı'na iştirak eden iki sahabe ile ticaret için Busrâ'ya gittiği biliniyor.
Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi'nin siyer kaynaklarından aktardığına göre,
Emevîler zamanında Şam'ın başkent olmasıyla Busrâ'nın önemi azalmaya başladı ve bu durum Abbâsîler döneminde de devam etti.

Osmanlı döneminde Busrâ, Şam vilayetine bağlı Havran sancağına dâhil birkaç yüz hanelik, Eski Şam adıyla bilinen ve beylerbeyine belli bir miktar vergi veren köy haline geldi.

Evliya Çelebi
yazılarında Busrâ'nın 300 haneli ve camili mâmur bir köy
olduğunu söylüyor. Anadolu’da yaşayan bazı Türkmen aşiretleri kışı geçirmek üzere Busrâ'ya geliyorlar ve baharda tekrar yerlerine dönüyorlardı.Busrâ'da, sahabe Mikdâd bin Esved'in soyundan gelen ve kendilerine
Mikdâdiyye
denilen büyük bir aile yaşıyordu. Bu ailenin Osmanlı Devleti ve özellikle II. Abdülhamid nezdindeki itibarı sebebiyle Hicaz Demir Yolu inşa edilirken Müzeyrib-Busrâ arası tâli hatla uzatıldı.
Zamanda yolculuk sunuyor
Tarih boyunca Akad, Amori, Kenan, Ârâmî halklarının yanı sıra Roma ve Bizans gibi büyük uygarlıkların etkisi altında kalan Busrâ'daki tarihî yapılar, ziyaretçilerine âdeta zamanda yolculuk imkanı sunuyor.

- Bölgede Roma Tiyatrosu (antik tiyatro), Busrâ Kalesi, Serir Bint el-Melik Tapınağı, Zafer Kemeri, El-Hava ve El-Nabatî Kapıları gibi öne çıkan tarihî yapılar yer almaktadır.
Busrâ'nın simge yapılarından
Roma Tiyatrosu
, İmparator Trajan döneminde 2. yüzyılda inşa ettirildi. 15 bin kişilik kapasitesi ve bazalt taş işçiliğiyle bölgenin en görkemli yapısı olmayı sürdürüyor.
7. yüzyıldan itibaren tiyatronun çevresine kalın sur duvarları, kuleler ve burçlar eklenerek kaleye dönüştürüldü. Yapı Haçlı Seferleri sırasında savunma amaçlı kullanıldı.
Dünyada tamamen sağlam kalmış nadir Roma antik tiyatrolarından biri sayılan yapıyı çevreleyen surlar ve kuleler hâlâ görülebiliyor.

Ancak Suriye'deki iç savaşta antik kentteki birçok tarihî yapı devrik rejim güçlerinin saldırıları sonucu zarar gördü.
Esed rejimi karşıtı gösterilerin kalesi oldu, saldırılardan zarar gördü
Busrâ, Mart 2011'de ülkenin güneyinde başlayan rejim karşıtı barışçıl halk gösterilerin önemli duraklarından biriydi. İç savaş yıllarında her cuma namazı sonrası binlerce kişi burada gösterilere katılarak seslerini duyurmaya çalıştı.
Rejim güçleri güneyde kontrolü kaybetmeye başlayınca bölgeyi havadan ve karadan hedef almaya başladı.
Devrik Esed rejimi güçleri, Busrâ Tiyatrosu'nu bölge halkına saldırılarında askerî nokta olarak kullandı.

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.