Ürdün'ün İsrail'le soğuk barışı: Vadi Arabe

Ümmühan Kevser Kıpramaz
12:00, 27/10/2025, Pazartesi
CategoryMecra
Mecra
Ürdün'ün İsrail'le soğuk barışı: Vadi Arabe
Vadi Arabe, Ürdün ile İsrail arasında kırk yılı aşkın süredir devam eden çatışmayı sona erdiren bir barış anlaşmasıydı.

31 yıl önce bugün, 26 Ekim 1994'te, Ürdün ve İsrail arasında Vadi Arabe Barış Anlaşması imzalandı. Anlaşmayla Doğu Kudüs'te Müslümanlara ait dinî mekânların kontrolü Ürdün'e bırakıldı ve Ürdün, Mısır'dan sonra İsrail'i resmen tanıyan ikinci Arap ülkesi oldu.

Ürdün Haşimi Krallığı
'nın, Ortadoğu’daki müttefikleri ile 1948 ve 1967'de İsrail'e karşı yürüttüğü savaşlarda oynadığı önemli rol, Amman'ın Arap dünyasında işgal devletine karşı direnişin kalesi olarak konumunu güçlendirmişti. Aynı şekilde 1973 savaşında Ürdün bir kez daha İsrail’in karşı safında yer almıştı.

Ürdün ile İsrail arasındaki perde arkası görüşmeler, Kral Hüseyin Bin Talal ve İsrail Dışişleri Bakanı Şimon Peres'in 1987'de Amman'ın İsrail işgali altındaki Batı Şeria'nın kontrolünü yeniden ele geçireceği bir barış anlaşması düzenleme girişiminden önce bir süredir devam ediyordu.

“Ürdün-İsrail dostluğu”
, İsrail'in içinden gelen engeller nedeniyle hep başarısız olmuştu. Ancak barış anlaşmasına ilişkin tartışmalar, İsrail'in Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ve lideri Yaser Arafat ile 1993’te imzaladığı
Oslo Anlaşmaları
'nın hemen bir yıl sonrasında yeniden gündeme geldi.

Kral Hüseyin'e, barış anlaşması imzalanması halinde Ürdün'ün borçlarının silineceğine dair söz veren dönemin ABD Başkanı Bill Clinton'ın ciddi baskısıyla müzakereler başladı.

ABD, Ürdün ve İsrail, 25 Temmuz 1994'te ABD'nin başkentinde
Washington Deklarasyonu
'nu imzalayarak
Amman ile Tel Aviv arasındaki savaş durumunu resmen sona erdirdi ve barış görüşmelerine başlandığını tüm dünyaya ilân etti.
  • 3 ay sonra Ürdün Başbakanı Abdusselam el-Mecali ve İsrailli mevkidaşı Yitzhak Rabin, Clinton ve diğer yetkililerin gözleminde 26 Ekim 1994'te 46 yıl süren savaş halini sona erdiren Vadi Arabe Barış Antlaşması'nı imzaladı.

Anlaşmanın şartlarına göre, iki komşu devlet arasında ekonomik bağlar, ticaret, güvenlik, istihbarat paylaşımı ve su tahsisi dahil olmak üzere bir dizi yeni gelişmelere kapı aralayan açık ilişkiler kuruldu.

Anlaşma ve protokolleri, ülkenin resmî web sitesinde "adil, kapsamlı ve kalıcı bir barış için sağlam bir temel oluşturma" çabası olarak takdir edildi. "Ürdün'e işgal altındaki toprakların (yaklaşık 380 kilometre kare) restorasyonunun yanı sıra Yermük ve Ürdün Nehirlerinden adil su paylaşımı garantisi verdi." Anlaşma, ayrıca 1946'daki bağımsızlığından bu yana ilk kez Ürdün'ün batı sınırını da net bir şekilde tanımlayarak İsrail’in, “Ürdün Filistin toprağıdır” iddiasını da kâğıt üzerinde ortadan kaldırmış oldu.

  • ABD Başkanı Bill Clinton'ın himayesinde imzalanan antlaşma, Ürdün'e, Kudüs'teki dinî işleri denetleme hakkını vererek Mescid-i Aksâ ve Kudüs’teki vakıflar, Ürdün Vakıflar, Kutsallar ve İslâmî İşler Bakanlığı’na bağlı Kudüs Vakıflar Dairesi himayesine bırakıldı ve "İsrail'in Ürdün Haşimi Krallığı'nın Kudüs'teki kutsal mekânlardaki mevcut durumuna saygı duyması" kararlaştırıldı.
Anlaşmanın imzalanması, Batı'nın Ürdün'e yönelik işbirliğini ve yardımını, özellikle de
ABD'den gelen ekonomik kolaylıkları ve ticarî ve askerî yardımı artırdı.
Ürdün hükümeti Washington'un Ortadoğu'daki kilit müttefiklerinden ve ortaklarından biri haline geldi.
Batılı istihbarat teşkilatları o zamandan beri Amman'ı bölgede önemli bir merkez olarak kullanmaya devam etmektedir.

Anlaşmanın sonrası…

Batılı ve İsrailli kaynakların anlaşmaya yönelik övgü ve iyimserliklerine rağmen, birçok olumsuz yön ve sonuç ortaya çıktı. 25 Eylül 1997'de İsrail istihbarat teşkilatı Mossad'ın ajanları,
Filistin İslâmî Direniş Hareketi Hamas'ın lideri Hâlid Meşal
'e suikast düzenlemek üzere Amman'a gönderildi. İsrailli ajanlar, Ürdün vatandaşı Meşal’in Amman'daki ofisine gittiği sırada kulağına öldürücü bir toksin enjekte etmişlerdi. Zehir, Meşal'in kulağına enjekte edilmişti ama Meşal’in iki koruması saldırıya tanık olmuştu. Ve bir süre göğüs göğüse çatışmanın ardından suikastçılardan ikisini yakalamayı başarmışlardı.

Öfkeli Kral Hüseyin, Meşal suikastına izin veren İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu'yu panzehiri vermeye zorlamak için Clinton'a kulis yaptı ve panzehrin Meşal'in hayatını kurtarmak için zamanında gelmemesi halinde barış anlaşmasının da onunla birlikte öleceğini ve Özel Kuvvetler ile İsrail Büyükelçiliği'ne saldırmakla tehdit etti. ABD'nin uyguladığı baskı karşısında İsrail'in boyun eğmekten başka seçeneği kalmadı ve Meşal hayata geri döndü.

Suikast girişimi başarısız olmasına rağmen Ürdün ile İsrail arasındaki ilişkileri önemli ölçüde geriletti. Kral Hüseyin'in Tel Aviv'in barışa olan bağlılığına olan güveni kötü bir şekilde etkilendi. Bu olayı, Ürdün ile İsrail arasındaki ilişkilerde çok sayıda hayal kırıklığı izledi: İsrail işgali ve Filistinlilerin haklarının devam eden ihlalleri, işgal altındaki Filistin halkına apartheid rejimi olarak adlandırılan rejimin dayatılması, işgal altındaki Batı Şeria ve Kudüs'te yalnızca Yahudilerin yaşadığı yasa dışı yerleşim birimlerinin kontrolsüz ve yasadışı olarak büyümesi…

Ancak her şeyden önemlisi İsrail, Ürdün'ün Kudüs'teki Mescid-i Aksâ'nın resmî koruyucusu olma pozisyonuna tamamen saygısız olduğunu gösterdi. Yahudi yerleşimciler, İsrail polisinin ve güvenlik güçlerinin tam desteğiyle Beytü’l-Makdis’te onlarca yıldır sayısız kez silahlı saldırıları gerçekleşti.


Amman ve Tel Aviv, özellikle 10 milyar dolarlık doğalgaz tedarik anlaşması ve su paylaşımı konusunda birbirleriyle işbirliği yapmaya devam etse de, Ürdün vatandaşlarının Vadi Arabe Anlaşması’na protestoları devam ediyor.

Kral Abdullah, 2009'da verdiği bir röportajda Haşimi Krallığı ile kendi kendini ilân eden Yahudi devleti arasındaki anlaşmanın
"soğuk bir barış olduğunu ve ilişkilerinin giderek soğuduğunu"
itiraf ederek bunu en iyi şekilde ortaya koydu.
Yorumlar
Avatar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

Sayfa Sonu
GZT
GZT Haberin Sosyal Hali.

Gündemi en anlaşılır, en hızlı ve en görsel haliyle takip etmeye hazır mısınız? GZT özel video içerikleri, nitelikli infografikleri ve fark yaratan yayıncılık anlayışıyla size sıradan haber sitelerinin ötesinde bir deneyim sunuyor. Politikadan kültüre, teknolojiden spora kadar hayatın her alanına dokunan içeriklerle, doğru bilgiye keyifli bir arayüzle ulaşın. Dijital yayıncılığın yeni yüzü GZT ile dünyaya farklı bir pencereden bakın.

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

GZT dünyası her an yanınızda! GZT mobil uygulaması ile son dakika gelişmelerine ve özel içeriklere anında erişin. Sadece haber okumayın; izleyin, keşfedin ve paylaşın. iOS, Android ve Huawei cihazlarınıza kolayca indirebileceğiniz uygulamamızla gündemi cebinize sığdırın. Şimdi indirin, haberdar olmanın en keyifli halini kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mahallesi Fetih Caddesi No:6 Dk:1 Topkapı, Zeytinburnu / İstanbul[email protected](0 212) 612 29 30

Albayrak Medya Siteleri
YASAL UYARI

YASAL UYARI BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BIST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026