GündemYahudi yerleşimcilerin Kudüs'teki ilk adresi

Yahudi yerleşimcilerin Kudüs'teki ilk adresi

İBRAHİM FURKAN ÖZDEMİR MECRA 2 DAKİKADA OKUNUR
Yahudi yerleşimcilerin Kudüs'teki ilk adresi
Kudüs surlarının hemen dışında yer alan Mişkenot Şaananim, şehrin Yahudileştirilmesine giden ilk adımdı.
BEĞEN

Osmanlı döneminde Filistin'e ilk Yahudi göçü, 1492'de İspanya'dan kaçmak zorunda kalan bir grup Yahudi'nin önce Taberiye daha sonra da Kudüs bölgelerine yerleşmesiyle gerçekleşmişti. Yahudilerin bir araya gelerek Filistin topraklarına göçünü teşvik eden ilk kişi Yosef Nassi idi. Portekiz asıllı bir Seferad Yahudisi olan Nassi, Osmanlı sarayında kabul görmüş, Kanuni Sultan Süleyman ve oğlu İkinci Selim tarafından da bizzat kabul edilmişti. Bu yakın münasebetler ve üst düzey isimler nezdinde kazandığı güven sayesinde, Taberiye bölgesinde ilk Yahudi kolonisi bu dönemde kuruldu. Kudüs'e Yahudi iskanı içinse, aradan biraz zaman geçmesi gerekti.

Yahudiler, Ağlama Duvarı'na dokunarak ibadet etme hakkını, yüz yıllar sonra ilk kez Kanuni Sultan Süleyman döneminde elde ettiler.
Yahudiler, Ağlama Duvarı'na dokunarak ibadet etme hakkını, yüz yıllar sonra ilk kez Kanuni Sultan Süleyman döneminde elde ettiler.

Kanuni Sultan Süleyman'ın fermanıyla Ağlama Duvarı'na dokunarak ibadet etme imtiyazını elde eden Yahudiler, sur içinde yüzyıllardır yaşayan küçük bir Yahudi cemaati dışında, Kudüs'e yerleşme hakkına sahip değildi. 1800'lerin ilk yarısından itibaren, Avrupalı devletlerin Kudüs'te diplomatik temsilcilik açmalarıyla paralel olarak, şehre dışarıdan yerleşimler de artmaya başladı. Bu dönemde Yahudiler, Filistin'in çeşitli bölgelerinde küçük koloniler halinde yaşıyor, Kudüs'e de gelip gidiyorlardı. ABD'li bazı Hıristiyan akımların Kudüs'ü "dini" gerekçelerle ziyaret etmeye başlamasıyla birlikte, Siyonizm, dini bir akım olarak Filistin topraklarında ilk kez bu süreçte boy gösterdi. Yine de bu dönemde Kudüs'te Yahudilerin yerleştiği sabit bir mahalle veya semt bulunmuyordu. Şehir hâlâ Müslümanlar ve Hıristiyanlarca meskun durumdaydı.

Servetini Yahudilerin iskânına harcayan Moses Montefiore, İtalyan asıllı bir Yahudi milyonerdi.
Servetini Yahudilerin iskânına harcayan Moses Montefiore, İtalyan asıllı bir Yahudi milyonerdi.

Yahudiler için Kudüs'te ilk yerleşim birimlerini kuran, onların şehirde kalıcı hale gelmesini sağlayan kişi ise İtalyan asıllı İngiliz Yahudi milyarder Sir Moses Montefiore idi. Filistin'deki İngiliz diplomatik misyonuyla İstanbul'daki İngiliz Büyükelçiliği arasında mekik dokuyan Montefiore, Sultan Abdulhamid'in tahta çıkmasından çok önce, Yahudilerin Kudüs'e akın etmesine yol açacak süreci de başlatan kişiydi aynı zamanda. Kudüs surları dışında Montefiore'nin Yahudiler için inşa ettirdiği Mişkenot Şaananim semti, günümüzde de muhafaza edilmektedir.

Mişkenot Şaananim semti, günümüzde konferans ve kültür merkezi kompleksi olarak korunmaktadır. (Fotoğraf: İbrahim Furkan Özdemir)
Mişkenot Şaananim semti, günümüzde konferans ve kültür merkezi kompleksi olarak korunmaktadır. (Fotoğraf: İbrahim Furkan Özdemir)

Moses Montefiore, İngiltere'nin başkenti Londra'da yaşayan İtalyan asıllı anne-babasının iş seyahatinde bulunduğu İtalya'nın Livorno kentinde, 1784'de dünyaya geldi. Birkaç aylıkken yeniden döndükleri Londra'da, gençlik yıllarından itibaren ticaret, bankacılık ve sigortacılıkla ilgilendi. Edindiği muazzam servet sayesinde İngiliz siyasetinde de etkili bir isim haline gelen Montefiore, 40 yaşında emekliye ayrıldı ve kendisini tamamen Yahudilerin Filistin bölgesinde güvenli şekilde yerleştirilmesi idealine adadı. Eşi Judith'in kız kardeşi Hannah kanalıyla ünlü Rotschild ailesiyle de akraba oluşu, gücünü ve manevra kabiliyetini artırmıştı.

Mişkenot Şaananim, ilk önce fakir Yahudilerin iskân edildiği bir semtti. (Fotoğraf: İbrahim Furkan Özdemir)
Mişkenot Şaananim, ilk önce fakir Yahudilerin iskân edildiği bir semtti. (Fotoğraf: İbrahim Furkan Özdemir)

1827-1875 yılları arasında Filistin'i yedi defa ziyaret eden Montefiore, yaptığı bağışlarla Filistin Yahudilerinin ekonomik durumlarının düzeltilmesine yardımcı oldu. 1855'teki ilk İstanbul ziyaretinde Sultan Abdulmecid'le, 1863'deki ikinci ziyaretinde de Sultan Abdulaziz'le görüşerek, Yahudiler için Kudüs'te kalıcı bir yaşam alanı oluşturulması için nabız yokladı. Kendisini son derece kibar karşılayan Osmanlı yönetimi, Filistin'de Yahudiler için hastane ve okul inşa edilmesi tekliflerini geri çevirdi. Moses Montefiore'nin ilgisi sadece Filistin'deki Yahudilere yönelik değildi. Osmanlı İmparatorluğu'nun yanı sıra, Rusya'dan Fas'a kadar birçok ülkeyi ziyaret ederek yönetimleriyle temas kurmuş, Yahudilerin şartlarının iyileştirilmesine çalışmıştı.

Mişkenot Şaananim'in arazisini satın alan Moses Montefiore, ilk iş olarak mahalleye bir un değirmeni inşa ettirdi.
Mişkenot Şaananim'in arazisini satın alan Moses Montefiore, ilk iş olarak mahalleye bir un değirmeni inşa ettirdi.

Kudüs'ü 1839'daki ziyareti sırasında, Moses Montefiore, bugünkü El Halil Kapısı'nın güneybatısına düşen tepelik araziyi satın aldı. 1857'de, buraya yerleştirilecek Yahudilerin gıdalarını sağlama adına, bir un değirmeni inşa ettiren Sir Montefiore, 1860'da burada ilk Yahudi yerleşimini resmen tesis etti. İsmi "Mişkenot Şaananim" konulan semt, bu tamlamanın manasını bire bir yansıtan bir görüntüdeydi: Sükûnetli meskenler. Salgın hastalıklar, bedevilerin baskınları, hırsızlık gibi çeşitli nedenlerle, sur dışında yaşamak güvensizdi. Moses Montefiore özellikle fakir Yahudi aileleri buralarda iskan ettirerek, semtin ilgi görmesini sağlamaya çalıştı.

Kudüs surlarının Mişkenot Şaananim'den görünüşü. (Fotoğraf: İbrahim Furkan Özdemir)
Kudüs surlarının Mişkenot Şaananim'den görünüşü. (Fotoğraf: İbrahim Furkan Özdemir)

Aşkenaz ve Seferad kökenli Yahudiler için de buraya yakın iki mahalle kuran Moses Montefiore, 1875'teki son Kudüs seyahatinin ardından Londra'ya döndü. İsmini artık sadece tarih meraklılarının hatırladığı Moses Montefiore, 1885'te Londra'da öldüğünde, arkasında on binlerce Yahudinin iskân edildiği mahalleler ve semtler bırakmıştı.

Moses Montefiore, bütün Osmanlı İmparatorluğu, Rusya ve Mısır topraklarını bu arabayla dolaşmıştı.
Moses Montefiore, bütün Osmanlı İmparatorluğu, Rusya ve Mısır topraklarını bu arabayla dolaşmıştı.

El Halil Kapısı'ndan dışarı çıkıp, yüzünüzü güneybatıya doğru döndüğünüzde, Mişkenot Şaananim tam karşınızdadır. Şimdi artık hatıra niyetine muhafaza edilen un değirmenini ve tepeye sırt sırta yerleştirilmiş kahverengi kiremitli evleri izlerken, yakın tarihte Kudüs'ün Yahudilerce iskân edilişinin en önemli basamağını görmekte olduğunuzu fark ederseniz, Filistin'le ilgili ciddi bir makale okumuş kadar olursunuz.

YORUMUNUZU YAZIN, SORUNUZU SORUN
{{ entity.comments.quantity }} KİŞİ YORUM YAZDI
İLK YORUM YAZAN SİZ OLUN

Beyrut’ta yaşıyor. İslâm dünyasının ahvaline dair okumalarını sürdürüyor.

BEĞEN

HAFTANIN ÖZETİ

Lübnan'da hükümet nihayet kuruldu
Lübnan'da hükümet nihayet kuruldu
Bu hafta İslam coğrafyasında; Lübnan'da Hasan Diyab başkanlığında yeni hükümetin kurulması, Yemen'de Husilerin 100 kişiyi öldürdüğü katliam, Malezya'nın geldiği ülkelere geri iade ettiği çöp yığınları, Uluslararası Adalet Divanı'nın Arakanlı Müslümanlara umutlandıran kararı haberleri öne çıktı.Lübnan'da hükümet nihayet kurulduLübnan'da, ekim ayında...

PORTRELER

Cezayir'in bağımsızlık kahramanı: Cemile Buhayrad
Cezayir'in bağımsızlık kahramanı: Cemile Buhayrad
1954-1962 yılları arasındaki Cezayir bağımsızlık mücadelesinin sembol isimlerinden Cemile Buhayrad, 1937 yılında Cezayirli orta sınıf Müslüman bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Yedi erkek kardeşi olan Cemile ailenin tek kızıydı.Cezayir’in ulusal bağımsızlık mücadelesinin kahramanlarından biri olan Buhayrad, 1940’lı yılları Arap olduğundan zi...

HAREKETLER

İran'ın sınır ötesi kolu: Kudüs Gücü
İran'ın sınır ötesi kolu: Kudüs Gücü
1979'daki İran İslam Devrimi’nden sonra kurulan İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun görevi; rejimi ve var olan düzeni korumak ve sürdürmektir. Kudüs Gücü, ise İran Devrim Muhafızları Ordusu’na bağlı 8 askeri birimden biridir. Sekiz birimin tamamı, İran Devrim Muhafızları Ordusu Genel Komutanı General Hüseyin Selami ve yardımcısı Ali Fedevi’nin komut...

MALUMAT

Şam’ın kalbi: Emevî Camii
Şam’ın kalbi: Emevî Camii
Üçüncü halife Hz. Ömer, Suriye cephesinde mücadele eden İslam ordularının baş kumandanlığına sahabenin büyüklerinden Ebu Ubeyde Bin Cerrah’ı getirmişti. Ebu Ubeyde komutasında Müslümanlar; Bilâdüşşam ismi verilen ve bugünkü Suriye, Filistin, Lübnan, Ürdün devletlerinin topraklarını kapsayan coğrafyayı, birkaç sene içerisinde Bizans’ı mağlup ederek ...
YUKARI DÖNÜN

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz