Alaçatı’da 130 yıllık taş ev çağdaş konut olarak yeniden işlevlendirildi
12:00, 10/04/2024, ÇarşambaG: Güncelleme: 22:56, 19/12/2025, Cuma

Alaçatı Taş Evi.
Erdem Hamza Mimarlık tarafından yeniden işlevlendirilen Alaçatı Taş Evi, yüz yılı aşkın geçmişiyle dikkat çekiyor. Zeytinyağı ve sakız ağacı reçinesi çıkarma amacıyla kullanılmış olan yapı kalın taş duvarları, odalar arası akışkan geçişleri, geniş teras ve bahçe kullanımıyla mimari bir şölen sunuyor.
*Bu yazının başlığı yazardan bağımsız editoryal olarak hazırlanmıştır.
*Bu yazının başlığı yazardan bağımsız editoryal olarak hazırlanmıştır.

130 yıllık
geçmişe sahip bina, İzmir’in Alaçatı
ilçesinde yer alıyor. 2008
yılında Saruhan
Mimarlık
tarafından hazırlanan restorasyon
projesi yerel ustalar, yöresel malzemeler
ve geleneksel yapım teknikleriyle
restore ediliyor. 2012
yılında tamamlanan
proje 2018
yılında İzmir 1 Nolu Koruma Kurulu
tarafından tescilleniyor.

Zeytin ağaçlarıyla meşhur
bir bölgede konumlanan yapı, zeytinyağı ve sakız ağacı reçinesi
çıkarma amacıyla uzun yıllar
kullanılıyor. Günümüzde ise bir konuta
dönüştürülerek
yeniden işlevlendirilen bina, evin sahiplerini adeta zamanda yolculuğa
çıkarıyor. Yapının geleneksel mimari unsurlarına
sadık kalmayı amaçlayan Erdem Hamza Mimarlık, bu tutumlarını
genel tasarım
yaklaşımlarının temeline
oturttuklarını belirtiyor.

Bölgedeki
kuvvetli rüzgarlar
sebebiyle yapılardaki kalın taş duvar
kullanımı, bölge mimarisini etkileyen unsurlar
arasında yer alıyor. Kalın taş duvarların ardında kalan iç
mekanlar
cephelerdeki açıklıklardan doğal ışık
alıyor. Aynı zamanda içeride tercih edilen
açık tonlarla
mekanların daha aydınlık
olması sağlanarak huzurlu bir ortam
oluşturuluyor.

Tüm odalar
zemin katta bahçeye, üst katta terasa açılan
kapılarıyla dikkat çekiyor. Bu durum dış mekan ve iç mekan
arası akışa
da fayda sağlıyor. Sadece ev ve bahçe arası geçişler değil, kapalı mekanlardaki geçişlerde
birbirini takip ederek sınırsız bir döngü
oluşturuyor. Böylece konut içerisinde birbirinden farklı kombinasyonlarla
bahçe, teras odalar arası kullanım sağlanıyor.
Mutfak, üç yatak odası
ve çalışma odası
olarak tasarlanan zemin katını;
oturma odası,
kapalı yemek alanı ve bir yatak odasıyla
birinci kat
takip ediyor. Birinci katta, bahçeye
bir merdiven
ile bağlanan geniş bir teras
yer alıyor. Her mekandan
ulaşılabilen teras,
oda hizalarını takip eden basamaklarla üç parçaya ayrılıyor.
Böylece her mekana özel
bir teras
alanı hissi kuvvetlendiriliyor.


Zemin katta
bina sınırının
düz
bir çizgide olmaması,
bahçenin nerede bitip evin nerede başladığının bir cevabı olmadığını gösteriyor. Bu durumda bahçe ve ev
yapbozun
birer parçası
gibi kullanılarak aralarındaki bağ kuvvetlendiriliyor.
Mutfak, bahçedeki açık yemek
alanına açılıyor.
Güzel havalarda
ev sakinlerinin bolca vakit
geçirebildiği bu alan, dar ve uzun yeşil
bir havuz
detayıyla renkleniyor. Havuzun sonundaki ayna
detayıyla mekan daha da geniş
hissediliyor. Mahremiyetin
sağlanması için taş duvarlarla çevrelenen
havuz, kavisli
bir şezlong alanıyla tamamlanıyor.
Bahçedeki geniş oturma bölümlerinin
yanı sıra girintili
köşelerde
özel
oturma alanları
tasarlanıyor.Mimarlar
bu binayı, modern hayatın getirdiği
birtakım ihtiyaçları karşılayabilecek bir konut
tasarımına
dönüştürüyor. Cepheyi oluşturan 130 yıllık doğal taş tonu,
iç mekanda huzurlu ve
ferah
bir ortamın oluşması için tercih ediliyor. Tüm mobilyalar
proje için özel olarak
tasarlanıyor.
Sadeliğin ve doğallığın
ön plana çıkarıldığı bu mobilya tasarımları
ve malzeme seçimleri
atmosfere kaktı
sağlıyor. Neredeyse bir
asrı aşkın
geçmişe sahip bu yapının özüne saygı duyularak yeniden işlevlendirilmesi
projeyi kullanıcıları için de daha
değerli kılıyor.





*Bu yazının başlığı yazardan bağımsız editoryal olarak hazırlanmıştır.
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.