Bağ ve zeytinlik içinde konumlanan Rubrum Ofis’in araziyle uyumlu mimarisi
11:00, 03/04/2024, ÇarşambaG: Güncelleme: 22:52, 19/12/2025, Cuma

Rubrum Ofis.
Office Istanbul Architects tarafından tasarlanan Rubrum Ofis, İzmir Seferihisar’da yer alan bir bağ ve zeytinliğin içinde bulunuyor. İçinde bulunduğu araziye göre şekil alan ofis yapısı, tasarım konseptiyle adından söz ettirmeyi başarıyor.

Ofis yapısı,
verimli topraklara
sahip bir coğrafyada yer alıyor. Tasarımcılar projeyi, arazide bulunan bağ ve zeytinliğe
göre şekillendiriyor. Yapıdaki verimi üst düzeye çıkarabilmek amacıyla yapı, araziye stratejik
bir şekilde yerleştiriliyor.
Yapının yerleşiminde bölgedeki
hakim rüzgarlar
rol oynuyor. Arazide bulunan üzüm asmalarının
doğrusal dizilimi, yapının formunu
belirleyen önemli referanslardan biri olarak ortaya çıkıyor. Bu sayede tasarım, üzüm bağının doğal yapısına entegre
oluyor.
Ofis yapısı, araziye
hassas
bir şekilde gömülüyor. Projeye yukarıdan bakıldığında, topografyanın içinde gizli bir mekanı
andırsa da estetik etkisi
her açıda değişiyor. Yapının içine girildiğinde, duvarlar baskın bir dikey eleman
olarak öne çıkıyor.
Projenin çatısına bakıldığında
tek renk duvarlar
, toprakla aynı renge sahip zemin ve aydınlatma için bırakılmış açıklıklar olduğu görülüyor. Bu sayede yapı, arazinin genel dokusuna görsel olarak başarılı bir şekilde uyum sağlıyor.Projede ana malzeme olarak
renkli toprak bazlı mineral sıva
kullanılıyor. Aynı zamanda toprak tonlarına yakın bir renk
seçilerek doğaya uyum sağlanıyor. Tasarımcılar yapının, topraktan beslenerek büyüdüğünü sembolize etmek istediklerini aktarıyorlar.
Rubrum Ofis, kendisini ziyaret eden kişileri duvarları ile yönlendiriyor. Bu sayede kullanıcı, merdivenle alt kota indikten sonra duvarları takip ederek yapının içinde bulunan ilk
avluya
ulaşıyor.Ofise yaklaşıldığında, zeminde kullanılan
doğal taşlar
ve peyzaj tasarımında kullanılan bitkiler
sayesinde kapalı bir ortama girmekten ziyade doğada yürümeye devam ediliyormuş gibi hissediliyor.Yapının merkezinde yer alan ve duvarların arasında
korunaklı bir alan
olarak tasarlanan avlu
, kullanıcıları karşılama, sirkülasyon
ve farklı alanlar arasında bağlantı kurma
gibi işlevleri sağlıyor. Avluda yer alan su öğesi
ve bitkiler
, tasarıma hareket katarken aynı zamanda doğaya uyum sağlamayı kolaylaştırıyor.
Yarı açık bir yaşam alanı olarak tasarlanan avluda
, farklı iklim koşullarına karşı konfor
ve koruma
sağlamak amaçlanıyor. Avlu aynı zamanda tüm mekanlar arasındaki dolaşımı
ve bağlantıyı
kolaylaştırıyor. Yapı içinde tasarlanmış olan bu alan, proje için fiziksel, mimari
ve sembolik bir eksen
görevi görüyor. Aynı zamanda avlular, Ege evlerinde
yer alan geleneksel ‘Hayat’
mekanının tipolojisini tasarıma aktarmaya yardımcı oluyor.
Yapının duvarları arasında bulunan
sirkülasyon koridorları
mekanlar arasında bağlantı sağlamanın yanında, kullanıcıyı manzaraya doğru yönlendiriyor.
Cephelerde kullanılan büyük cam açıklıklar
sayesinde her noktadan manzaranın izlenebildiği ferah
ortamlar oluşturuluyor.

Ofisin tavanında bulunan
cam açıklıklar
sayesinde kalın duvarlardan meydana gelen yapının doğal ışık
alması ve hava sirkülasyonu
kolaylaştırılıyor. İç mekan tasarımında kullanılan sade renkler
ve malzeme seçimleri sayesinde yalın
ve işlevli
mekanlar ortaya çıkıyor.








*Bu yazının başlığı yazardan bağımsız editoryal olarak hazırlanmıştır.
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.