Bauhaus Okulu’ndan önce sanat ve zanaatı bir araya getiren birlik: Wiener Werkstätte (Viyana İşlikleri)
15:00, 09/07/2023, Pazar

Wiener Werkstätte Logo
1903 yılında, Josef Hoffmann ve Koloman Moser, sanat ve zanaatı birleştirmek amacıyla Viyana İşlikleri anlamına gelen Wiener Werkstätte (WW)’yi kuruyorlar. Avusturyalı sanatçı ve zanaatçıları bünyesinde toplayan söz konusu birlik ile 1900’lü yılların başında başlayan Viyana Ekolü’nün mimari tasarımlarındaki sadeleşme WW’nin tasarımları ile devam ediyor. Wiener Werkstätte, Art Deco, Bauhaus ve çağdaş tasarımın gelişiminin önünü açıyor.
İdeolojik bakımdan
İngiliz Arts and Crafts
hareketini
, stilistik olarak ise Charles Rennie Mackintosh'un geometrik Art Nouveau üslubunu
temel alan Wiener Werkstätte (WW) (Viyana İşlikleri), 1903
yılında Fritz Waerndorfer
’ın mali desteği ile Josef Hoffmann
ve Koloman Moser
tarafından kuruluyor. Viyana İşlikleri, farklı disiplinlere bağlı sanatçılardan meydana geliyor. Wiener Werkstätte, William Morris'in
ilkelerine göre, tasarımcı ve zanaatkarların yakın iş birliği içinde çalıştıkları atölyelerden meydana gelen, Londra'daki Charles R. Ashbee'nin El Sanatları Loncası'nı
örnek alan bir atölye oluyor.Sanat ve zanaatı
birleştirmeyi hedef alması nedeniyle, Deutscher Werkbund
ve Bauhaus'un
ileride ortaya çıkış nedenlerini çağrıştıran formülasyonuyla Wiener Werkstatte (Viyana işlikleri) kuruluyor. Böylece modadan mimarlığa
kadar yayılan geniş bir yelpaze içinde ortak bir paydada buluşarak, ileride Art Deco'da
da kısmen karşımıza çıkacak olan geometrik bir form dünyasına
dayalı yeni bir üslup geliştiriliyor. Hoffmann, Viyana İşlikleri’nin temel prensibini, “sanatsal işçilik ve yaratıcı düşünce”
şeklinde açıklıyor. Viyana’da uygulamalı sanatların Wiener Werkstätte tarafına doğru gelişmesinde, sekizinci Viyana Secession Sergisi’nin
önemli bir rolü oluyor. Viyana İşlikleri, zanaatkarların, mobilya, deri, kumaş, halı, cam, değerli ve temel metaller ve diğer el sanatlarındaki tasarımları ve aynı zamanda içinde barındırılacak mimari ve iç tasarımları koordine ettiği bir grup atölyeden oluşuyor. Viyana İşlikleri’ni kurmaktaki amaçları, zanaat becerilerini canlandırmak
, güzel ve dekoratif sanatlar
arasındaki ayrımı
ortadan kaldırmak ve seri üretilen veya sanayileşmiş ürünlerin sıradanlığına meydan okumak
oluyor. Temeli zanaatkarlığa
dayanıyor olmasına rağmen WW, bir bakımdan modern öğretiyi
diğer bir bakımdan ise dekorasyonu
kapsıyor. WW’nin kurulduğu ilk yıllardan itibaren tasarım faaliyetlerinde geometri
kullanımı dikkat çekiyor.
Wiener Werkstätte (WW)
önem kazandıkça, Viyana’daki Art Nouveau akımı için kullanılan Viyana Secession’un
önemi giderek azalıyor. Son yıllarında sanayi ve ticaretin çıkarlarına giderek daha fazla hizmet etmesi ile Secession, Avusturya’da sanat ve zanaatlarının
birincil temsilcisi olma rolünü kaybediyor. 1905 yılında
grup içinde kalıcı bir bölünme meydana geliyor ve Gustav Klimt, Otto Wagner, Emil Orlik, Alfred Roller, Karl Moll, Josef Hoffmann
ve Koloman Moser
gruptan ayrılıyor. Böylece WW, Viyana’da gerçekleşen tasarım faaliyetlerinde en önemli temsilci oluyor. WW, mali nedenlerden dolayı feshedildiği 1932
yılına kadar faaliyet gösteriyor.Faaliyet gösterdiği süre boyunca, Avusturya'nın neredeyse tüm sanat dallarındaki üretimlerini temsil ediyor. Görsel ve felsefi bakımdan WW çatısı altında gerçekleştirilen tasarımlar da
Arts and Crafts hareketinden Art Nouveau
üsluba ve ardından Art Deco üsluba
doğru geçişin izlerini yansıtıyor. Nitekim Art Deco üslubun sadeleşmiş tasarımlarında görülen kalın şekiller, düz çizgiler, beyaz duvarlar
ve saf geometrik şekillerden ilham alınan tasarım anlayışı otuzlu yılların dekoratif sanatı
oluyor. Viyana Secession üslubunda görülen geometrik anlayış, Secession üslubunun WW anlayışının tesiri ile yeni bir şekil diline
kavuşmasından kaynaklanıyor. WW'nin amacı, güzel ve işlevsel nesneleri günlük yaşama entegre etmek
oluyor. Hoffmann ve Mackintosh, tasarımlarında tümel sanat yapıtı anlamına gelen “Gesamtkunstwerk”
yaratma arayışında oluyorlar ve bu arayışlarının doğrultusunda "saf tasarım"
a doğru ulaşmaya çabalıyorlar. Purkersdorf Sanatorium, Palais Stoclet ve Fledermaus Cabaret
gibi tasarımlar bu mükemmeliyetçi anlayışın uygulanmış örnekleri olarak karşımıza çıkıyor.
WW'nin
çığır açan ilk projesi
, Hoffmann tarafından 1904 ile 1905 yılları arasında Viyana
yakınlarında gerçekleştirilmiş olan Purkersdorf Sanatoryumu’dur
. Yapının tasarımı için seçilen anahtar kelimeler hava, güneş, doğa, temizlik, eğitim ve modern teknolojidir
. Tasarım, biçim ile işlevin, estetik ile ekonominin, yapının dış formu ve organizasyonunun ve içinde yürütülen faaliyetlerin sentez oluşturmaları doğrultusunda hem işlevsel hem de estetik açıdan uyumlu bir bütün oluşturuyor.Tasarımında gözlenen sadelik
ve net çizgiler
açısından değerlendirildiğinde, Purkersdorf Sanatoryumu, Wiener Werkstätte mimarlığının en çağdaş ve “modern”
örneklerinden biri olarak dikkat çekiyor. Bir hastaneden ziyade Viyana'nın varlıklı burjuvazisi için bir inziva yeri olan Purkersdorf Sanatoryumu
, Hoffmann'ın geometrik sadeliğinin gelişim
sürecini özetliyor.

1911 tarihli
Palais Stoclet
ve 1904 tarihli Purkersdorf Sanatoryumu
tasarımlarında basitleştirilmiş bir geometrinin
kullanımı öne çıkıyor. Birinci Dünya Savaşı'ndan önce 1905 ve 1911
yılları arasında inşa edilmiş, total sanat eseri olan Palais
Stoclet
yapısı, WW grubunun önemli tasarımlarından bir diğeri olarak dikkat çekiyor. Art Nouveau hareketinin son yıllarında, Belçikalı sanayici ve sanat koleksiyoncusu Adolphe Stoclet,
dünyaca ünlü Palais Stoclet
adlı sarayı yaptırıyor. Adolphe Stoclets'in büyüyen sanat ve eser koleksiyonunu da barındıracak geniş, basit
bir dikdörtgen yapı olan Palais Stoclet'in son derece düzenli temel tasarımı, blok benzeri münferit parçaların üst üste veya arka arkaya yerleştirilmiş gibi görünmesi ile meydana geliyor. Tasarımın total etkisine yatay ve dikey çizgiler
hâkim oluyor. Bununla birlikte, kübik izlenim yumuşatılmış ve dinlendirici bir düzlük hissi sağlıyor. Hoffmann, yapının hem dış hem de iç mekân tasarımında uyumlu bir sanatsal vizyon oluşturarak, Gesamtkunstwerk
anlayışını gerçekleştiriyor. Duvar yüzeylerinin nitelikli bölünmesi ve kenarlarındaki metal çıtalar, duvarların kâğıt gibi görünmesini sağlıyor. Le Corbusier'nin
Stoclet Sarayı’na hayran olmasının nedeninin bu görünüm olduğu ileri sürülüyor. Palais Stoclet yapısı, Gustav Klimt’in
duvar resimleriyle ve mimarın tasarımı olan mobilya ve aksesuarlar ile gerçek bir "Gesamtkunstwerk"
örneği olarak öne çıkıyor.Reklam

Palais Stoclet yapısı,
Gustav Klimt’in duvar resimleriyle
ve mimarın tasarımı olan mobilya ve aksesuarlar
ile gerçek bir "Gesamtkunstwerk"
örneği olarak öne çıkıyor.
Palais Stoclet, Mackintosh’un tasarımı olan “
Hill House” ve “House for an Art Lover”
adlı yapıları ile karşılaştırılabilir özelliklere sahip olmasıyla dikkat çekiyor.

Stoclet Sarayı,
kitle hareketliliği, demir parapetlerinin tasarımı, eğrisel çizgilerin
ve floral motiflerin terk edilmesiyle
, Art Deco üsluba geçişi simgeleyen yapılardan birine örnek oluşturuyor. Yapı, Bülent Özer tarafından “Palais Stoclet (Stoclet Malikanesi), kütle ve cephenin ele alınışında çağdaş rasyonalizmle plastik zarafet arasındaki dengeyi en uyumlu şekilde gerçekleştirebilmiş ender yapıtlardan biri olarak”
tanımlanıyor. Palais Stoclet, dekoratif karakteri ile Art Nouveau ile Art Deco arasındaki en ilginç köprülerden
biri olarak daima sanat tartışmalarının gündeminde kalmasını biliyor. Stoclet Sarayı, beyaza boyalı yalın kübik kütlesi, kademeli, piramidal yükselişi, düz çatısı, hareketli kitlesi, malzemeleri, bezemeleri, Klimt’in yaptığı mozaik panolar ile Art Nouveau’dan Art Deco’ya geçişin ilk örneklerinden
biri olmasıyla öne çıkıyor. Yapının tasarımında, Art Nouveau’nun erken döneminin özelliklerinden olan eğrisel çizgiler, floral motifler
terk ediliyor.
1903
yılında Hoffmann ve Moser, Viyana’da, Neustiftgasse 32-34'te
konumlanan WW’nin resepsiyonunu ve sergi salonunu tasarlıyor. Siyah-beyaz karo zemin, iç tasarımının önemli bir bileşenini oluşturuyor. WW’nin 1904 yılında Berlin’de, Hoffmann ve Moser tarafından tasarlanmış, özel sergisinin girişinde görülen köşeleri diyagonal kesilmiş pahlı tasarım Art Deco’nun aranılan biçimlerinden biri oluyor. Nitekim hem zemin karoları
hem duvardaki iki ve üç boyutlu bezemeler,
İstanbul’daki bazı Art Deco yapılarda, özellikle de apartman tipi yapılarda karşılaştığımız detaylar ile benzerlik gösteriyor.

20. yüzyılın başlarında,
Wiener Werkstätte
ve Mackintosh'un
etkisiyle, modern bir dekoratif sanat
geliştiriliyor. Bu dekoratif sanat, “roaring twenties”,
kükreyen yirmiler, şeklinde tabir edilen bir dönemde, Uluslararası Modern Dekoratif ve Endüstriyel Sanatlar Sergisi’nin
Paris’te, 1925 yılında
açılmasıyla tanınmaya ve Art Deco
adı ile anılmaya başlıyor. Josef Hoffmann ve Koloman Moser Viyana İşlikleri ile Art Deco, Bauhaus ve çağdaş tasarımın yolunu açıyorlar.
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.