Harbiye Açık Hava Tiyatrosu’nun mimari yolculuğu

İrem Nur Kaya
08:00, 28/11/2022, PazartesiG: Güncelleme: 16:04, 16/01/2026, Cuma
Harbiye Açık Hava Tiyatrosu’nun mimari yolculuğu
İstanbul Açık Hava Tiyatrosu, Kaynak: Salt Araştırma.

İstanbul Açık Hava Tiyatrosu binası, 1946 yılında düzenlenen bir yarışma sonucunda Nahit Uysal ve Nihat Yücel tarafından tasarlanıyor. Antik Roma ve Yunan uygarlıklarındaki açık hava tiyatrolarından esinlenilen proje kurgusunda şehrin ihtiyaçları ve konumun getirdiği gereklilikler ile bu dönemlerden daha farklı bir tiyatro yapısı ortaya çıkıyor. Konser ve tiyatro gösterimlerine ev sahipliği yapan İstanbul Açık Hava Tiyatrosu, 4000 kişilik kapasitesiyle Harbiye’de seyircilerle buluşmaya devam ediyor.

Tiyatronun kökenleri
insanların
yaşadıkları olayları bedensel hareketleri ile anlatmasına
dayandırılıyor ve
ortaya çıkmasında dinsel törenlerin önemli olduğu
vurgulanıyor. İlk örneklerinde insanların
maskeler takarak farklı kimliklere büründüğü
tiyatro, zamanla özel kostümlerin hazırlandığı, sahnenin tasarlandığı ve seyircilerin görsel ve akustik ihtiyaçlarını karşılayabilen mekanların kurgulandığı bir sanat haline geliyor. Kendine yeni bir kimlik üreten tiyatrolar; seyirci kapasitesine, oyunların sergilenme biçimine ve bulunduğu coğrafyanın özelliklerine göre farklı şekillerde mekansallaşıyor. Tiyatro dendiğinde pek çok kişinin aklına ilk olarak gelen açık hava tiyatroları, Antik Çağ’dan günümüze uzanan yolculuklarıyla modern tiyatrolara da ilham oluyorlar. Tiyatro mekanlarının gelişimi incelendiğinde ülkelerin tiyatroya bakışına göre farklı mekanlar kurgulandığı ve sergilenen oyunların da toplumun hayatına göre şekillendiği görülüyor. Örneğin Avrupa’da opera için dönemin zenginlerine hitap eden büyük ve ihtişamlı yapılar inşa ediliyor.
Orta oyunu, meddah, Karagöz
gibi daha geleneksel oyunların hakim olduğu Osmanlı Devleti’ndeyse son yüzyıllara doğru Batılılaşma hareketinin etkisiyle
yeni oyun alanları kurgulanmaya başlanıyor.
Tarihler 1847’yi gösterdiğinde
Batılı anlamda ilk temsillerin yapıldığı Naum Tiyatrosu,
Beyoğlu’nda seyircilerle buluşuyor. Avrupa’dan özellikle de İtalya’dan gelen toplulukların temsiller verdiği Naum,
1861’de çıkan yangında
yok olmadan önce Padişah Abdülmecit’in de aralarında bulunduğu geniş bir kitleye hitap ediyor. Ömrü kısa bile olsa bu yapı diğer tiyatro ve opera yapılarının da önünü açıyor ve
İstanbul’da farklı ölçeklerde pek çok yapı inşa ediliyor.
Bu tiyatroların ilk ve önemli örneklerinden olan
Ses Tiyatrosu, Yıldız Saray Tiyatrosu, Süreyya Operası ve İstanbul Açık Hava Tiyatrosu
gibi tiyatrolar günümüze kadar ulaşmayı başarıyor.
İstanbul’da kapalı alanda farklı ölçeklerde tiyatrolar inşa edilmiş olsa da
açık havada temsillerin yapılabildiği bir tiyatro bulunmuyor.
Bu eksiği kapatmak adına
İstanbul Belediyesi
1946 yılında bir proje yarışması açıyor.
Harbiye’de 2 numaralı parkta
inşa edilecek
Harbiye Açık Hava Tiyatrosu
’nun yarışmasını
Y. Mimar Nahit Uysal ve Y. Mimar Nihat Yücel
’in birlikte hazırladıkları proje kazanıyor. Yarışmada
Y. Mimar Leyla Turgut
’un projesi ikinciliğe hak kazanırken, üçüncülük mükafatını
Y. Mimar O. Bozkurt, Tuluğ Baytın ve Necdet Candaş
’ın hazırladıkları proje kazanıyor. Bu yarışma ve dereceye giren projeler dönemin
Arkitekt dergisinde çizimleriyle birlikte ilan ediliyor.
Birincilik ödülü kazanan projenin temeli 15 Temmuz 1946’da atılıyor ve böylece İstanbul’un kent hafızasında büyük bir yer tutacak olan Açık Hava Tiyatrosu’nun inşa süreci başlıyor.
9 Ağustos 1947
’de Kral Oidipus oyunu ile yapılan açılışta Dönemin
Belediye Başkanı Lütfü Kırdar
, bu tiyatro ile şehir hayatındaki
büyük bir eksiğin kapatıldığı
vurgusunu yapıyor.
Harbiye Açık Hava Tiyatrosu, Antik Çağ’da inşa edilen açık hava tiyatrolarındaki formlarından esinle tasarlanıyor. Yarışmada gelen projeler değerlendirilirken
orkestra ile seyircilerin arasında uygun bir mesafe bırakılmış olması
ve
tiyatronun kolaylıkla doldurulup boşaltılabilmesi
detaylarına dikkat ediliyor. İnşa edilmesine karar verilen bu yapıda projenin araziye konumlanma şekli, seyircilerin temsilleri uygun açılardan izleyebilmesi ve rüzgarla güneşten etkilenmeyecekleri bir planlama yapılması etkili oluyor. Proje uygulanırken sahne tekniği konusunda
Ankara Devlet Konservatuarı eski rejisörü Carl Ebert
’ten destek alınıyor. Sahnenin konumlandırılmasında ve derinliğinde bir sorun olmamasına rağmen seyircilerin bakış mesafesinde bir sorun olduğu fark edilince bu destek ile planlarda değişiklikler yapılıyor. Bu değişikliğin detayları
Arkitekt
dergisinde şöyle anlatılıyor:
“Sahne ile seyirci mahalleri tamamile ayrılmış, seyirci bakış istikametleri tamamile sahneye tevcih edilmiştir. Araya, kısmen sahne altında kalmak üzere 80 kişilik bir orkestrayı alacak büyüklükte yer bırakılmıştır. Bununla seyirci anfisinin arasında bırakılan çimen saha tiyatronun aren'idir ve icabında sahne ile birleştirilebilir.”
Farklı temsillerin yapılacağı
düşüncesiyle daha değiştirilebilir şekilde düzenlenen sahnenin arkasında da kurgusal değişiklikler yapılıyor.
İki ayrı blok
olarak düzenlenen sahne arkasında iki kısmı birbirinden ayıracak dekorlar yerleştiriliyor ve gerekli durumlarda bu
hareketli dekorlar kullanılarak sahnenin derinliği değiştirilebiliyor.
Eğer geniş bir sahne istenmezse bu alan kale, bina veya istenen farklı bir şekle dönüştürülebiliyor. Ayrıca bu alanda çok oyunculu temsiller için yeterli sayıda oda olmadığı düşüncesiyle ilk projeden farklı olarak
odaların sayısı artılıyor.
Böylece kadın, erkek ve figüran, solist gibi temsilde rol alan farklı insanlara ayrı odalar sağlanabiliyor.
Proje başında
5000 kişilik
olması planlanan tiyatro, geçirdiği değişiklikler sonrasında
4000 kişiyi ağırlayabilecek
şekilde kurgulanıyor. Seyirci mahallerinin üstünde
galeriler
konumlandırılıyor. Tiyatroyu dışarısıyla ayıran bu alan aynı zamanda izleyicilerin perde aralarında hareketlerini kolaylaştırıyor. İzleyiciler bu alandan
iki tarafa yerleştirilmiş büfelere
ulaşabiliyorlar. Buna ek olarak girişin yanında
gişeler, telefon ve memur odaları
bulunuyor.
Seyirci mahallerinin ortasında
sinema gösterilerini yaparken gerekli olan
projeksiyonun yerleştirilebileceği bir alan
kurgulanıyor. Farklı değişiklikler yapılan bu alan günümüzde ışık, ses gibi kontrollerin sağlandığı alan olarak kullanılıyor. Sahnesinde yaklaşık
300 oyuncunun rahatlıkla hareket edebildiği
Açık Hava Tiyatrosu’nda bu oyuncuların sahneyi doldurup boşaltabilmesi için
farklı geçit ve kapılar yerleştiriliyor.
Sahne arkasındaki iki blok birbirinden ayrı kurgulanmış gibi gözükse de bu
alanları sahne altından birleştiren bir geçit
yer alıyor. Oyuncuların dinlenebilmesi için burada
geniş bir mekan
sağlanıyor ve ihtiyaçlarını karşılayabilecekleri bir
büfe
de yine alana konumlandırılıyor. İki katlı olan bu sahne binasında
oyuncu odaları, dinlenme mekanı ve büfe
dışında
makyaj alanları, terzi, orkestra şefi odası
bulunuyor. Günümüzde
Harbiye Açık Hava
ya da
Cemil Topuzlu Açık Hava
olarak bilinen bu yapıda malzeme seçimi
küfeki
ve
Uzunköprü taşından
yana yapılıyor.
Ahşapla kaplı olan oturma sıraları
yerini zamanla
plastik koltuklara
bırakıyor.
İstanbul’un en geniş açık hava konserlerinin düzenlendiği ve tiyatro gösterimlerinin yapılabildiği Cemil Topuzlu Açık Hava
’da Antik Yunan ve Roma tiyatrolarından esinlenilse de
105 derecelik yerleşimiyle
bu iki dönemde yapılan
klasik tiyatrolardan farklılaşıyor.
Var olan bir eğime yerleşmesiyle antik tiyatrolarla benzerlik taşıyan tiyatronun sahnesi tam veya yarım daire biçiminde kurgulanmadığı için kendi koşullarına göre şekillendiği görülüyor.
Nahit Uysal ve Nihat Yücel
’in projelerinin ihtiyaçlar doğrultusunda değiştirildiği İstanbul Açık Hava Tiyatrosu,
İstanbul’un kent hafızasındaki önemli yerini korumaya devam ediyor.

İstanbul Açık Hava Tiyatrosu

Harbiye, İstanbul

Nahit Uysal & Nihat Yücel

Proje başlangıç yılı
Proje tamamlanma yılı

Bu yazının başlığı yazardan bağımsız editoryal olarak hazırlanmıştır.

Yorumlar
Avatar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

Sayfa Sonu
GZT
GZT Haberin Sosyal Hali.

Gündemi en anlaşılır, en hızlı ve en görsel haliyle takip etmeye hazır mısınız? GZT özel video içerikleri, nitelikli infografikleri ve fark yaratan yayıncılık anlayışıyla size sıradan haber sitelerinin ötesinde bir deneyim sunuyor. Politikadan kültüre, teknolojiden spora kadar hayatın her alanına dokunan içeriklerle, doğru bilgiye keyifli bir arayüzle ulaşın. Dijital yayıncılığın yeni yüzü GZT ile dünyaya farklı bir pencereden bakın.

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

GZT dünyası her an yanınızda! GZT mobil uygulaması ile son dakika gelişmelerine ve özel içeriklere anında erişin. Sadece haber okumayın; izleyin, keşfedin ve paylaşın. iOS, Android ve Huawei cihazlarınıza kolayca indirebileceğiniz uygulamamızla gündemi cebinize sığdırın. Şimdi indirin, haberdar olmanın en keyifli halini kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mahallesi Fetih Caddesi No:6 Dk:1 Topkapı, Zeytinburnu / İstanbul[email protected](0 212) 612 29 30

Albayrak Medya Siteleri
YASAL UYARI

YASAL UYARI BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BIST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026