Kınalıada Camii modern mimarisiyle adanın siluetine özgün katkı sunuyor

Uluç Algan
10:00, 06/06/2025, CumaG: Güncelleme: 23:07, 15/12/2025, Pazartesi
Kınalıada Camii modern mimarisiyle adanın siluetine özgün katkı sunuyor
Kınalıda Camii. Fotoğraf: URL-1

Kınalıada Camii, İstanbul’un Prens Adaları’ndan biri olan Kınalıada’da 1964 yılında inşa ediliyor. Yapı, Başar Acarlı ve Turhan Uyaroğlu tarafından tasarlanıyor. Cami, 1908 yılında D’Aronco tarafından Art Nouveau üslubunda Karaköy’de inşa edilen Karaköy Camii’nin, 1958’de yol çalışmaları nedeniyle numaralandırılarak sökülüp Kınalıada’ya taşınması amacıyla başlatılan sürecin bir devamı olarak ortaya çıkıyor. Modern cami anlayışını yansıtan tasarımıyla yapı, adanın siluetine çağdaş bir katkı sunuyor. Düzensiz altıgen planı, yelkeni andıran kırık üçgen çatısı ve yapıya bitişik olmayan piramidal minaresiyle geleneksel cami tipolojisinden ayrışıyor ve özgün karakterini günümüzde hâlâ koruyor.

Bugünkü yazımıza konu olan
Kınalıada Camii, Kınalı Çarşı Caddesi üzerinde, 15 numarada
konumlanıyor. Yakın dönem
İstanbul kent tarihi
ve
kültürel mirasın dönüşümüne
dair
simgesel
bir örnek olarak karşımıza çıkıyor.
Tarihsel arka plan
açısından değerlendirildiğinde, caminin ortaya çıkış süreci yalnızca bir
yeniden inşa pratiği değil
; aynı zamanda
20. yüzyıl başlarında İstanbul’un kentsel
ve
mimari kimliğini
şekillendiren
önemli gelişmeleri
de yansıtıyor. Bu süreç,
1908 yılında İtalyan mimar Raimondo D’Aronco
tarafından Art Nouveau üslubunda tasarlanan Karaköy Camii’ne
dayanıyor.
Sekizgen planı, mermer kaplı cephesi
ve
zarif detaylarıyla
dikkat çeken Karaköy Camii,
II. Meşrutiyet döneminin modernleşme anlayışını yansıtan
önemli örneklerinden biri olarak öne çıkıyor. Ancak
1950’li yılların sonunda İstanbul’da yürütülen yol genişletme
ve
ulaşım projeleri kapsamında,
Karaköy’de inşa edilen yeraltı geçidi nedeniyle cami yıkım sürecine
giriyor.
Kınalıada Camii Derneği, 1953 yılında cami ihtiyacını karşılamak
amacıyla kuruluyor ve
1958 yılında dönemin Başbakanı Adnan Menderes’e cami yapımı
için yardım talebinde bulunuyor.
Menderes, yıkılmakta olan Karaköy Camii’nin malzemelerinin numaralandırılarak
sökülmesini
ve
aynı mimari tarzda
Kınalıada’ya taşınarak
yeniden inşa edilmesini öneriyor. Bu karar, bir
yandan tarihi bir yapıyı yaşatma
arzusunu gösterirken, diğer yandan dönemin
modernleşme politikalarının miras
alanındaki çelişkili yaklaşımını da yansıtıyor. Ancak anlatımlara göre,
Karaköy Camii’nin parçalarını taşıyan gemi Boğaz’dan çıkamadan
yan yatıyor ve
yapı elemanlarının büyük bir kısmı Marmara Denizi’nde
kayboluyor.
Geriye yalnızca iki taş ulaşıyor;
bunlardan biri caminin
giriş duvarına entegre
ediliyor, diğeri ise uzun yıllar cami bahçesinde kaldıktan sonra
2016 yılında Adalar Müzesi’ne
taşınıyor.
1963 yılında Kınalıada Camii’nin inşaatı
başlıyor.
Adaya deniz motorlarıyla ulaştırılan sınırlı sayıdaki malzeme,
caminin zemininde, sütunlarında, sütun başlıklarında, musalla taşında
ve
avlu duvarındaki beyaz taşlarda
kullanılıyor.
İnşa süreci Kınalıada Camii Derneği tarafından yürütülüyor
ve
yaklaşık 300.000 TL
harcanıyor.
Cami, 1964 yılında
ibadete açılıyor.
İçerisinde son cemaat yeri, kütüphane, şadırvan, tuvaletler, dernek odası, müezzin odası, kadınlar bölümü, gasilhane, pastane
ve
dört dükkân
bulunuyor.
1970 yılında camiye Diyanet İşleri Başkanlığı
tarafından imam kadrosu, 1983 yılında
ise
müezzin kadrosu
veriliyor.
1978 ile 2008 yılları arasında mimari bütünlük korunarak bazı yenilikler
yapılıyor. Bu süreçte
caminin iç kısmında mihrap, minber, kürsü, mahfel
ve
son cemaat yeri ahşap olarak yeniden
yapılıyor
; dış kısmında ise kadınlar camii, Kur’an dershanesi, morg-gasilhane
ve
avluyu çevreleyen
koruma duvarı inşa ediliyor.
Karaköy Camii’ne ait olduğu düşünülen mihrap, minber
ve
Viyana’dan getirilen avizelerin
nerede olduğu ise hâlâ bilinmiyor.
Prof. Dr. Afife Batur’un
bu sürece ilişkin uzun yıllara yayılan araştırmaları,
dönemin kültürel mirasa
yaklaşımındaki
yetersizlikleri
ve
belgelemeye dair boşlukları
gözler önüne seriyor. Karaköy Camii'nin söküldükten sonra adaya ulaştırılamaması üzerine, Kınalıada için yeni bir cami tasarım süreci 1963 yılında başlıyor.
Mimarlık yarışması
sonucu seçilen proje,
Başar Acarlı
ve
Turhan Uyaroğlu
tarafından geliştiriliyor ve
1964 yılında inşaatı
tamamlanıyor. Mimarlar,
Karaköy Camii’nden taşınabilen bazı öğeleri
kullanarak dönemin
modern mimari anlayışına
uygun, özgün
bir cami tasarımı ortaya koyuyor.
Kınalıada Camii, farklı geometrik formların
bir arada uyumla kullanıldığı,
biçimsel olduğu kadar simgesel
olarak da
güçlü
bir yapı olarak adanın siluetine katkıda bulunuyor.
Caminin örtüsü, iki farklı boyutta
ve
kırık formda tasarlanmış üçgen
yüzeylerden oluşuyor. Bu yüzeyler arasındaki boşluk,
camla kapatılarak doğal ışığın iç mekâna güçlü biçimde ulaşması
sağlanıyor. Üst örtünün bu özgün formu,
yelkeni
ya da
uçan bir martıyı
anımsatan
dinamik
bir görünüm oluşturuyor.
İbadet mekânı, üçü kıble, üçü giriş yönünde
yer alan
eşit olmayan altı kenardan
oluşan
düzensiz altıgen
bir planla kurgulanıyor.
Mihrap
ve
giriş cephesinin kısa tutulması, iç mekânda denge
ve
odak
sağlıyor.
Altıgen planlı ibadet mekânı,
çevresindeki yan birimlerden daha yüksek bir kütle olarak ayrışıyor. Yapının genel planlamasında, ibadet alanını çevreleyen
bekleme alanları, imam odası, kütüphane, sağlık birimi, dükkânlar
ve
cami vakfına ait çeşitli işlevsel birimler
yer alıyor.
Servis bölümleri
ise
abdest alanı,
tuvaletlerden
oluşuyor.
Caminin kuzeybatı yönündeki girişi, yüksek moloz taş duvarlarla
çevrili bir avluya açılıyor.
Abdest alma bölümü, yapının dışında
konumlanıyor ve
girişe doğru uzanan saçak altında
toplanıyor.
Yüksek duvarlar, bu bölümü caddeyle görsel olarak izole
ediyor. Son cemaat yeri, çatının kapı girişine doğru uzanmasıyla şekilleniyor; ancak bu bölüm daha sonra Kur’an kursu amacıyla kapatılıyor. Günümüzde birçok tarihi camide bu tür müdahaleler sonradan gerçekleştirilirken, burada yapım aşamasında planlanarak uygulanıyor.
Caminin minaresi, yapıya bitişik olmayan piramidal formuyla avlu
içinden bağımsız biçimde yükseliyor.
Şerefeye
kadar uzanan bir
duvar parçası
bu formu destekliyor;
şerefe
ise
geleneksel camilere
göre daha
alçakta
konumlanıyor.
Brüt beton malzeme kullanılarak inşa edilen minare, mozaik kaplı zeminden heykelsi
bir şekilde yükseliyor ve çevresindeki
malzemelerle estetik
bir tezat oluşturuyor. Temelinde
iki dikdörtgen kütle
yer alıyor, üstü ise
üçgen form
ile tamamlanıyor; bu
geçişli geometri,
yapının
bütünsel tasarımıyla
uyum içinde bulunuyor.
Yapının bir kısmı ve
avlu duvarı moloz taşla,
diğer bölümleri ve
çatı örtüsü
ise
betonarme sistemle
inşa ediliyor.
Minareye entegre edilen hoparlör
sistemi,
teknolojik unsurların çağdaş biçimde yorumlandığını
gösteriyor.
Kıble duvarı üzerindeki mihrap, geçirgen olmayan sade
bir yüzeyde yer alıyor.
İbadet salonu, kuzey yönünden
gelen
doğal ışığı, çatı kabukları arasına yerleştirilen vitray pencere
ile alıyor ve
bu açıklık, gün boyunca mekâna güçlü bir ışık atmosferi
kazandırıyor.
Kınalıada Camii, yalnızca mimari özellikleriyle
değil, aynı zamanda
inşa sürecinden sonra yaşadığı olaylarla
da dikkat çekiyor.
Modern bir anlayışla tasarlanıp uygulanan yapı, tamamlanmasının ardından iki kez bombalı saldırıya
uğruyor. Bu durum
, yapının yalnızca fiziksel değil, simgesel olarak da kamusal
bir anlam taşıdığını ve
adadaki varlığının mekânsal olduğu kadar sosyo-politik
bir anlam da içerdiğini gösteriyor.
Geçmişte yitirilen bir mirasın ardından yükselen bu yapı,
hem bir
mimari bellek
taşıyıcısı hem de
modern dönem cami mimarisine özgün
bir
katkı
olarak önemini koruyor.
Kınalıada Camii, geçmişle kurduğu mekânsal
ve
simgesel bağ sayesinde yalnızca bir ibadet yapısı
olarak değil, aynı zamanda
mimari hafızayı temsil eden çağdaş
bir
yorum
olarak da öne çıkıyor.
Modern formu, özgün plan kurgusu
ve
dönemin kentleşme politikalarına verdiği tepkiyle cami,
kültürel sürekliliği
yeniden tanımlıyor.
Tarihsel bir yıkımın ardından yükselen bu yapı,
hem kaybolan bir mirası anımsatıyor
hem de yeni bir
kimlik
inşa
ediyor.

*Bu yazının başlığı yazardan bağımsız editoryal olarak hazırlanmıştır.

Yorumlar
Avatar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

Sayfa Sonu
GZT
GZT Haberin Sosyal Hali.

Gündemi en anlaşılır, en hızlı ve en görsel haliyle takip etmeye hazır mısınız? GZT özel video içerikleri, nitelikli infografikleri ve fark yaratan yayıncılık anlayışıyla size sıradan haber sitelerinin ötesinde bir deneyim sunuyor. Politikadan kültüre, teknolojiden spora kadar hayatın her alanına dokunan içeriklerle, doğru bilgiye keyifli bir arayüzle ulaşın. Dijital yayıncılığın yeni yüzü GZT ile dünyaya farklı bir pencereden bakın.

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

GZT dünyası her an yanınızda! GZT mobil uygulaması ile son dakika gelişmelerine ve özel içeriklere anında erişin. Sadece haber okumayın; izleyin, keşfedin ve paylaşın. iOS, Android ve Huawei cihazlarınıza kolayca indirebileceğiniz uygulamamızla gündemi cebinize sığdırın. Şimdi indirin, haberdar olmanın en keyifli halini kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mahallesi Fetih Caddesi No:6 Dk:1 Topkapı, Zeytinburnu / İstanbul[email protected](0 212) 612 29 30

Albayrak Medya Siteleri
YASAL UYARI

YASAL UYARI BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BIST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026