Maçka’da sarmaşıklar ile kaplı yapı: İnönü Evi
13:00, 20/11/2023, Pazartesi

Maçka, İnönü Evi
Bugünkü yazımızda, yolumuz her Maçka tarafına düştüğünde, merak içinde gözlerimizi ayıramadığımız, sarmaşıklar ile örtülü 1950’lerin modern mimarisini yansıtan Rüknettin Güney tasarımı İnönü Evi’ni inceleyeceğiz. Yapı günümüzde “YOO Mimarlık” ofisinin tasarım ve yönetim merkezi olarak kullanılıyor. Evin tasarımı, Fransa ekolünün tasarım anlayışı ile 1950’lerin Türkiye’sinde görülen, Sedad Hakkı Eldem’in başı çektiği Türk Evi’ne göndermelerin, saçak eklentisinin öne çıktığı üslup ile bir sentez oluşturuyor.

İnönü ailesi, İstanbul, İzmir
ve Ankara
yolculuklarından sonra Maçka'daki
kendi arazilerine, 1950
tarihinde bugünkü yazımıza konu olan, Rüknettin Güney'in
tasarladığı evi inşa ettiriyor. Sayısı apartman
projeleri kadar olmasa da Güney’in özellikle 1950 ile 1960
yılları arasında tasarladığı, İnönü Evi
gibi özel konut projeleri
de olduğu biliniyor ve günümüzde bu yapılardan sadece bu İnönü Evi
ayakta duruyor.
Yapını mimarı, Rüknettin Güney’in
mimarlık yüksek öğrenimi
için 1920’lerde, Marsilya’ya
gittiği ve Ecole des Beaux-Arts’da
eğitime başladığı ve sonrasında 1929 yılında, Paris’te
bulunan Türk Büyükelçiliğ
i aracılığıyla Güney’in, okulun Paris’te bulunan merkezine
geçiş yaptığı biliniyor. 1929 tarihinde Paris Ecole des Beaux-Arts’da
birinci sınıf öğrencisi olan Güney,
mimar Roger-Henri Expert’in
yönetimindeki harici/serbest atölyede öğrenimini sürdürüyor. Marsilya’da ve Paris’te
bulunduğu süre kapsamında okul içinde düzenlenen proje yarışmalarında çeşitli ödüller
alıyor. 1932
tarihine gelindiğinde ise Fransız Rivierası’nda bulunan Sainte-Maxime
için bir kır evi
tasarımı gerçekleştirdiği bitirme projesi
ile diploma
almaya hak kazanıyor. Paris’te bulunduğu son dönem olan 1931-33
yılları aralığında Güney, ayrıca, “Milli Saraylar ve Tarihi Abideler Baş Mimarı”
Robert Danis’in
ofisinde çalışıyor. Rüknettin Güney “Ecole Nationale des Beaux-Arts”
okulundan mezun olduktan bir sene sonra, 1933 yılında Paris’ten İstanbul’a
dönüş yapıyor.
İnönü Evi’nde
de görüldüğü üzere Güney’in Fransa’da
gördüğü eğitim ve mimarlık anlayışı
Türkiye’de gerçekleştirdiği tasarımlarına yansıyor. İnönü Evi’nin giriş-resepsiyon
katındaki açıklıkların geniş olması
bu duruma verilebilecek bir örnek oluyor. Yapının üst katındaki açıklıkların ise bu alanın, ailenin yaşadığı alan olup yatak odalarının bu katta konumlanıyor olmasının doğrultusunda bir nebze daha dar olduğu
görülüyor. Evin tasarımı, Fransa Ekolü’nün tasarım anlayışı
ile 1950’lerin Türkiye’sinde görülen
, Sedad Hakkı Eldem’in
başı çektiği, Milli ve Monümental Mimari
şeklinde de nitelendirilen yaygın ismi 2.Ulusal Mimarlık Akımı
olan Türk Evi’ne
göndermelerin, saçak eklentisinin
öne çıktığı üslup ile bir sentez
oluşturuyor.
1950’lerde Devrim Mimarlığı
sonrasında görülen Cumhuriyet Dönemi Mimarlığı’nda
özel konut tasarımı, modernist-Uluslararası üslup,
ya da geleneksel Türk evi referanslarına
yer verilen ve genel olarak İkinci Milli Mimari
kategorisine giren bir anlayış ekseninde şekilleniyor. Güney’in bu yapıları tasarlarken benimsediği duruş biçimsel olarak modernist üsluba
yakın olsa da burada da Tanyeli’nin (1996) Güney için yapmış olduğu “bezemeden arındırılmış klasisist”
benzetmesine de yakın olduğu görülür. Evin arsasının Lütfi Kırdar'dan
satın alındığı, inşaatına ise 1948 t
arihinde başlandığı biliniyor. İnönü Evi, Maçka ve İsmet İnönü Parkı’nı gören Bayıldım Caddesi’nin
Acısu Sokağı
ile kesiştiği bir arazide yer alıyor. Yapı günümüzde Maçka’da, Vişnezade Mahallesi
, Bayıldım Caddesi 6
numarada konumlanıyor. İsmet İnönü'nün
ilk torunu olan Hayri İnönü
, Maçka’daki bu evin özellikle zemin kat planı tasarımı üzerinden resepsiyonlara uygun
bir şekilde tasarlanmış olmasının doğrultusunda İsmet İnönü’ye göre tasarlandığını
belirtiyor. Yapının, cadde ve sokak üzerinden iki farklı kotta girişi
buluyor. Günümüzde ise cadde üzerinden olan ana girişin YOO Mimarlık
tarafından pek kullanılmadığı biliniyor. 750 m²
alana sahip bir arsaya oturan yapının kapalı mekanları yaklaşık olarak sırasıyla zemin kat 250 m²,
birinci kat 210 m²
ve bodrum kat
ise 280 m²
alan kaplıyor.
Bodrum, zemin ve birinci kattan meydana gelen İnönü Evi’nin etrafını zemin kotta tasarlanan bir
bahçe çevreliyor
. Bahçe ve kaldırım arasında istinat duvarı ile bir sınır oluşturuyor. Söz konusu bu duvar, arazideki kot farklılıkları sebebi ile Bayıldım Caddesi’ndeki girişin olduğu yerde korkuluk yüksekliğine denk geliyor. Zemin kata burada yer alan demir kapının birkaç metre ilerisindeki on basamaktan çıkılarak giriliyor. Dairesel kolonların
taşıdığı betonarme bir saçak girişi
, ona eklemlenen boşluklu betonarme konsollar
da merdivenleri örtüyor. İnönü Ailesi’nin eve buradan girdiği biliniyor olmasının doğrultusunda yapının ana girişinin cadde kapısı olduğu söylenilebiliyor. Bodrum kata ise Acısu Sokağı’na cephe veren istinat duvarı boşluğundaki kapıdan giriş sağlanabiliyor.
Odaların birbirine kapılar ile değil boşluklar ile bağlandığı
resepsiyon amaçlı kullanılan giriş kat, evin içerisinde adeta başka bir ev olarak çalışıyor
. Burada yer alan ana giriş, ikonik ahşap bir merdivenin
bulunduğu hole açılıyor. Oturma bölümü ve hol arasında
görsel ve işitsel ilişkiyi engelleyen herhangi bir ayırıcı eleman yer almıyor
. Yalnızca bank yüksekliğinde ahşap bir kütle sınır oluşturuyor. Şömineye yakın bu kütlenin geçmişte misafirler tarafından oturma amacı
ile de kullanıldığıbiliniyor. Giriş holü mekanları birbirine bağlayan çekirdek işlevi görüyor. Hol ve oturma bölümleri tek bir mekân olarak çalışıyor. Yemek bölümü ve diğer odaya ise daha dar boşluklardan
erişim sağlanıyor. Yemek odasının aynı zamanda devlet işlerinin yürütüldüğü
bir mekân olarak tasarlanmasının doğrultusunda, bu alanda görsel ve işitsel iletişimin oturma bölümüne oranla daha çok kesilmesi isteniyor. İnönü Evi'nde zemin kattaki pencerelerin dönem için yenilikçi olan, Yukarı-aşağı yönde hareket ederek açılan şekilde tasarlanmış ve korunmuş
olması dikkat çekiyor. Bu pencereler gerektiğinde neredeyse yer seviyesine kadar açılabiliyor, bu sayede iç tasarım bahçeyle bütünleşiyor.

İsmet İnönü’nün ziyaretleri doğrultusunda ev içinde
yoğun bir hareketlilik görülüyor
. 1973 tarihinde İnönü’nün aramızdan ayrılmış olması nedeniyle söz konusu hareketlilik sona eriyor ve yapı artık bir devlet başkanı evi olmaktan çıkıyor
. İsmet İnönü’nün vefatından sonra yapıyı kullanan Ömer ve Engin İnönü
çiftinin 2004 tarihinde vefat edişinin ardından ev terk edilmiş bir hale dönüyor
. Yapının 2009 tarihinde çekilen fotoğrafı incelendiğinde, kapalı kepenkleri, saçaklarına sarılı kurumuş sarmaşıkları, bakımsız cephe ve peyzajı
ile terkedilmiş durumda olduğu görülüyor. 2010 yılından sonra ise bina karakterinde genişletme ve yenileme gibi birtakım değişiklikler yapılıyor. İnönü Evi günümüzde YOO Mimarlık ofisinin tasarım ve yönetim merkezi olarak kullanılıyor. Zaman içinde yapının kullanım amacı farklılaşıp ofis yapısına dönüşmüş olması
ile evin her detayı için benzer bir durumdan bahsedilemiyor olsa da Hayri İnönü, evdeki ahşap merdivenlerden indiğinde
bir ses duyduğunu ve bu sesin 1950'lerden beri hala değişmediğini belirtiyor. Yapıdaki lambrilerin İsveç’ten, panjurların ise Milano’dan getirildiği
biliniyor.
Yapının müze olarak kullanılmayıp fonksiyon değiştirmesi ile 1950 yılında tasarlanan özgün
mekânsal hafıza günümüze ulaşamıyor.
Geçmiş ile günümüz
arasında karşılaştırma yapmak gerekirse; yapının orijinal tasarımı
ile günümüzdeki durumu kıyaslandığında zemin kotun artık bütüncül bir mekân olarak çalışmıyor olması
dikkat çekici bir nokta oluyor. İç mekân tasarımında giriş holü ve oturma bölümü
arası cam bir bölme duvar
ile sınırlanıyor. Yemek bölümü ve diğer odaya ise eskisi gibi boşluklardan değil kapılardan
erişim sağlanıyor. Böylece zemin katın
günümüzdeki hali koridordan girilen odalar şeklinde tasvir edilebiliyor. Günümüzde sadece salon içindeki bütünlüğün korunduğu
görülüyor. Yapıya orijinalinden farklı
olarak zaman içinde birtakım mekânsal eklemeler
yapılıyor. Evin 1950
yılında çekilen fotoğrafında, birinci katın caddeye bakan cephesinde
bir balkonun
yer aldığı görülüyor. Günümüzde bu balkon cam bölme duvarlar ile çevriliyor ve çatısı örtülü bu balkon, toplantı odası
fonksiyonunda kullanılıyor. Yapının doğu cephesine bakan zemin kot peyzajı üzerinde de birtakım farklılıklar gözlerimizden kaçmıyor
. Bahçeye, nispeten küçük sayılabilecek tek katlı bir camekan içerisinde mutfak ve yemek
bölümü ekleniyor. Yapının orijinal tasarımını değiştiren bir diğer nokta ise Bodrum kat tasarımında görülüyor. İnşaat edildiği dönemde Acısu Sokak’tan demir sürgülü kapı
ile küçük bir garaja
girilebildiği görülürken günümüzde sadece yaya girişi
bulunuyor.

YOO Mimarlık tarafından düzenlenen
“YOO Mimarlık Mimari Ofis Gezisi”
etkinliğine katılıp yapıyı gezme şansı elde etmiş olmamız ile günümüzde evin yıldan yıla nasıl değişimlere uğradığını görme şansı buluyor ve tarihi fotoğraflar eşliğinde gözümüzde canlandırmış oluyoruz.
Yapının her katında İnönü Evi’ne referans veren detaylar bulunuyor olması dikkatimizden kaçmıyor
. YOO Mimarlık, ziyaretçilerini ana girişin
açıldığı koridorda yapının eski haline ait fotoğraflarının yanı sıra ev, mimarı ve kullanıcılarına dair kısa bilgilerin bulunduğu bir tanıtım tabelası
ile karşılıyor. İnönü Evi, yıllar boyunca ilişki kurduğu tüm ağları; kendi fiziksel varlığı, kentsel hafızada yer edişi
ve yapı içindeki küçük detaylarıyla
gümünüzde hala temsil ediyor olması ile öne çıkıyor. İnönü Evi
günümüzde YOO Mimarlık koleksiyonundan
Seçkim Pirim, Devrim Erbil
gibi isimlerin sanat eserlerine de ev sahipliği yapıyor.











Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.