Rokoko akımı nedir ve Avrupa saraylarını nasıl etkiledi
11:00, 06/02/2021, CumartesiG: Güncelleme: 22:37, 27/12/2025, Cumartesi

Tiepolo’ya ait bir eser.
Rokoko, Barok akımının son dönemlerinde ortaya çıkar ve 18. yüzyıl sonlarına doğru yerini Neoklasizm’e bırakır. Mimari bir akım olmanın ötesinde Rokoko; Fransız Kralı 14. Louis’in 1715’teki ölümünden 1789 Fransız devrimine kadar geçen süreyi de ifade eder.
Rokoko, 16. yüzyıl sonlarına doğru, Fransa’da
saraylıların
ve soyluların yaşamını yansıtan
bir resim sanatı ve dekorasyon türü olarak ortaya çıkar. 1789 Fransız İhtilali, Avrupa barok
saray saltanatını sona erdirerek
; yeni bir akım olan rokoko akımının başlamasına neden olur. Gösterişten yana olan rokoko akımına, doğal olarak soylular sahip çıkar. Rokoko resimlerinde, saraylarda şaşalı
yaşam süren soylular resmedilir
.
Rokoko, Fransa'da 14. Louis (1715-1774) döneminde soyluların çok değer verdiği bir akım olarak anılır. Barok dönemdeki
ağırlık ve
ciddilik; yerini
daha hafif, daha sade
bir tarza bırakır. Akım, kısa sürede bütün Avrupa’ya yayılır. Rokoko’nun ilk
çıktığı yer Paris
olsa da barış
ortamında doğan bu tarz
, gezgin sanatçılar sayesinde kısa sürede kendini Fransa’nın dışında; İngiltere,
Almanya, Rusya, Avusturya, İspanya
gibi ülkelerde de gösterir.
Rokoko üslubu adını,
bitkisel bezemelerin ve duvarları kaplayan resimlerin; göz
oyalayan, tasasız ve yaldızlı görünümünden alır
. Rokoko, Fransızca "rocaille"
kelimesinden gelir. Bu ifade, ç
ürük yapılı
taşların, harçla
karıştırılmasıyla
oluşturulan yapay kayalıklara
denir.
Barok’un
karmaşık
ve kıvrımlı biçimlerini
benimsemesine karşın, Rokoko sanatı çok daha zariftir. Biçimsel açıdan bakıldığında Rokoko’da doğrusal çizgiler değil, baskın bir şekilde
S ve C kıvrımlarının
kullanıldığı görülür. Barok’la olan biçimsel benzerliği dışında, duyarlılığa
daha fazla seslenen renkler
(örneğin gökyüzü mavisi, gül pembesi gibi) daha güçlü duygusal ifadeleri tanımlamakta kullanılır. Bu akımda; rahatlık, canlılık, doğal gözlemcilik ve teşbih sanatının
baskın olduğu görülür.
Bu akımın en önemli özelliklerinden biri de
dış
mekandan ziyade iç mekanda da
etkili olması. Rokoko, odaların iç dekorasyonunu süslü
mobilya ve aynalarla
tamamlar. Rokoko’da, duvar ve tavan işlemelerinde, "rocaille"
denen midye kabuğunun
biçiminden esinlenilir. Bir süsleme motifinin etrafı; kabartma
olarak biçimlenmiş meyveler, çiçekler ve salkımlarla
bezenir. Ayrıca asimetrik
bir duvar düzeni
benimsenir. Duvarlara bol yapraklı ağaçlar arasından bakan hayvan resimleri yapmak bir noktadan sonra moda haline gelir.
Çoğu zaman barok stili ile özdeşleştirilse de, rokoko sanat akımında
zariflik
ve ince detaylar
ön planda tutulur. Bu da sadelikle birlikte nitelikli eserlerin ortaya çıkmasını sağlar. Barok
stilinde ise gösterişin daha ön
planda
olduğu görülür. Rokoko döneminde; binaların
dış tasarımı sade, iç tasarımda ise yoğun detaylar
kullanılır.
Her ne kadar rokoko denildiği zaman akla mimari yapılar gelse de
bu
akımdan etkilenen farklı sanat dalları da bulunur.
Mobilya, resim ve heykelcilik alanında da rokoko tarzı ile yapılmış olan çok sayıda eser ortaya konulur. Rokoko resimlerinin
konuları, soylular tarafından ressamlara bizzat verilir.
Genel olarak Rokoko
resminin konusu; soyluların abartılı
yaşamları ve gizli aşk hayatları
olur.
Bu dönemde Avrupa’nın hemen hemen birçok sarayında görevlendirilen
Tiepolo
adlı ressam; kısa zamanda, duvar
ve tavanları
sayısız figürlerden oluşan kompozisyonlarla
doldurur
. Kısa sürede, yüzeysel ve ezbere yaptığı figürlerin ünü, tüm Avrupa’ya yayılır. Tiepolo
, tüm kilise ve sarayların tavan ve duvarlarını, göklerde
uçan, bulutlar arasında dolaşan figürlerin yer aldığı
kompozisyonlarıyla âdeta dış dünyaya açar ve mekânlarını
sınırsızlaştırır.
Bu nedenle Tiepolo’nun
kompozisyonları, tavanları
göğe açılan birer pencere tasviri
haline getirir.Rokoko alanında yaptığı çalışmalarıyla tanınan bir diğer isim olan Francisco Goya, diğer sanatçılardan farklı olarak çalışmalarında büyük oranda
soyluları
eleştirmeyi tercih
eder. Bu da sanatın,
eleştiri alanındaki gücünün büyük bir göstergesi
olarak kabul edilir.
Ülkemizde rokoko tarzı, 1720-1721 yıllarında
Paris
elçisi olan Yirmi sekiz Çelebi Mehmed Efendi’nin yurda dönmesinden
ve Fransa Kralı 14.
Louis’nin gönderdiği
devrin sanat özelliklerini yansıtan hediyeleri,
Sultan III. Ahmed’e sunmasından sonra
görülür. İlk başlarda çok tasvip edilmese de daha sonra süslemelerde yerini almaya başlayan rokoko tarzı, Osmanlı sanat ve mimarisinde kabul görür. Osmanlı sanatının, klasik
dönemine ait en görkemli eserlerinin verilmesinden sonra;
Batı’nın etkisiyle, alışılagelmişin dışında manzaralar sergileyen rokoko tarzı çalışmalar üretilir. Bu
eserler başlarda Avrupa taklidi olarak görülür, ancak zamanla
halk bu türe alışır ve benimser.

Dolmabahçe, Beylerbeyi ve
Yıldız Sarayları başta olmak üzere;
resmî, sivil ve dinî binaların hemen hemen hepsinde rokoko üslûbu uygulanır. Kahire
(Mehmed Ali Paşa Camii) ve
Bursa
(Murâdiye Camii’nin boyalı alçı mihrabı) gibi imparatorluğun önemli şehirlerinde de bu üslubun etkileri görülür.
Ortaköy Camii’nin
(Büyük Mecidiye Camii) cephelerinde
yer alan, barok-rokoko tarzındaki kabartma
süslemelerin
yanında; iç
mekanda, istiridye kabuğunu andıran formlar
görülür. Küçüksu
Kasrı’nın dış cephesine de Abdülaziz devrinde rokoko
tarzında kabartma süslemeler yapılır. Rokoko süslemesinin güzel
örneklerine fermanlarda da
rastlanır.Bu yazının başlığı yazardan bağımsız editoryal olarak hazırlanmıştır.
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.