Tahsin Aykutalp’in hayatı ve tezhip sanatına kazandırdığı öğrenciler
07:38, 09/05/2021, PazarG: Güncelleme: 14:27, 31/12/2025, Çarşamba

Tahsin Aykutalp.
Kendine özgü bir sanat anlayışı ve üslubu olan Tahsin Aykutalp, yaşamını Geleneksel Türk Sanatları’na adamasıyla bilinir. Yaşamı boyunca tüm gayesi tezhip sanatının yeniden hayat bulması ve eski güzelliğine kavuşması olan Aykutalp, Geleneksel Türk Sanatları’na çok sayıda önemli isim kazandırmıştır.
Tam adı
Dündar
Tahsin Aykutalp
olan sanatçı, 1926
yılında İstanbul’da
doğar. Babası Hayri Bey, annesi ise Erzurum’dan Kayseri’ye göç eden Kayı Aşireti’nden bir ailenin kızı olan Mevhibe Hanım’dır. Osmanlı torunu olan Aykutalp’in dedesi Nakkaş
Mevlüt Ağa
’dır. Sanatçı Dündar ismini ise Fatih
Sultan Mehmed’in
komutanlarından olan Dündar
Bey’den alır
.

Aykutalp, ilkokul çağlarını Fatih ilçesinde Koca Mustafapaşa, Silivrikapı semtinde geçirir ve ilk eğitimini Yirmidördüncü İlkokulu’nda tamamlar. Ardından Mevlanakapı Ortaokulu’na gider. Burada okurken pilot olma hayalleri üzerine uçak resimleri çizen Aykutalp’in tasarım ve resim yeteneğini, resim hocası
Sa’im
Bey
keşfeder.
Sa’im Bey’in
telkinleri üzerine Devlet
Güzel Sanatlar Akademisi’nin
sınavına giren Aykutalp, 400 kişinin katıldığı serbest tasarım model üzerindeki bu sınavda birinci olur ve 1946 yılında Güzel
Sanatlar Akademisi’ne
girer. Aslında Akademi’ye girmesindeki gayesi sinema, reklam ve afiş bölümünde okumak olan sanatçının yaşı, o dönemde mezkûr bölüme girmek için iki ay büyük olduğundan bu bölümü seçemez. Bazı hocalarının teşvikiyle Geleneksel
Türk Sanatları Bölümü’ne
yönelir.
Aykutalp, sınavı kazanan diğer öğrencilerle beraber üç aylık deneme eğitimini, ünlü Türk ressamı
Cevat
Dereli’den
alır. Akademi’de Hattat
Mustafa Halim Özyazıcı’dan hüsn-i hat; Rikkat Kunt ile Muhsin
Demironat’tan tezhip ve minyatür; Necmeddin Okyay’dan ebru;
Feyzullah Dayıgil’den çini dersleri alır. Bunun yanı sıra
İsmail Yümnî’den fenn-i hakk, Beykozlu Hüseyin Hoca’dan da
altın ezme
dersleri alan usta, tezyini
sanatların
tüm şubelerinde yetkinlik kazanmak için büyük çaba gösterir.

Hocaları
Muhsin Demironat
ve Rikkat Kunt
, Aykutalp’in yaşamı ve sanatında çok büyük bir öneme sahiptir. Dilinden düşürmediği tüm hocalarını yaşamı boyunca hep hayırla yâd eder ve şöyle ifade eder: “Rikkat Hoca, iyi
niyetli ve müşfik bir hanımefendiydi. Eserlerini temiz bir işçilik
ve titizlikle icrâ ederdi. Muhsin Hoca ise klasikçi, eli çok
kabiliyetli ve kreasyonu yüksek bir sanatkârdı. Çalışmaları
bir Ali Üsküdarî, bir Şah Kulu fırçasından çıkmış kadar
etkiliydi. Muhsin hocanın yaprak motifleri canlı ve hareket
ediyormuş gibi geliyordu bana. Desenleri birbirinden farklı ve
etkileyiciydi. Bu sebeple kendisine yönelerek çoğu şeyi ondan
öğrendim.”
Oğlu
Müzehhip
Hayri Aykutalp
bu vefa örneğini şu sözleriyle dile getirir: “Babam
klasiği çok iyi bilir ve şöyle derdi: ‘Hocasız sanatkâr
olunmaz. Bu ilişki hayat boyu sürmelidir.’ Rahmetli Muhsin
Demironat’ı ve Rikkat Kunt hocayı her daim arar, sanat adına
danışır, bayramlarda ilk ziyaret yerimiz onların evi olurdu.”

1951 yılında Akademi’den mezun olan Aykutalp, askerlik görevinin ilk altı ayını Ankara’da, ikinci altı ayını da Siirt’te yedek subay olarak yapar.1956 yılında Yüksek Öğretmen Okulu mezunu Saadet Hanım’la evlenir. İsmet ve Hayri adlarında bir kız, bir erkek evlatları olur. Çalışma hayatına, İstanbul Belediyesi’nde
ressam-sürveyan
olarak başlar ve bu görevi altı buçuk yıl sürdürür.1960 yılında Irak Hükümeti tarafından Bağdat’a davet edilmesi üzerine,
Bağdat
Üniversitesi’ne
bağlı bir enstitüde Arap-İsrail
savaşının çıktığı 1967
yılına kadar altı buçuk yıl tezhip,
çini ve halı
dersleri vererek çok sayıda öğrenci yetiştirir.
Ülkeye döndükten sonra akademiden ders teklifi alsa da yeterli öğrencinin bulunamaması üzerine ders vermeye başlayamaz. Bir süre
Fatih
Erkek Koleji
ve Ahmet
Rasim Ortaokulu’nda
resim dersleri verir. Birkaç yıl sonra, 1975-76
eğitim-öğretim yılında, Mimar
Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Akademisi,
Geleneksel
Türk Sanatları Bölümü’ne
tezhip
hocası
olarak atanır. Böylece Neşe
Aybey, Nezihe Bilgetay
ve İslam
Seçen
gibi hocalarla birlikte, Geleneksel
Türk El Sanatları Bölümü’nün
kurucularından olur. 1993
yılına kadar tezhip alanında hocalık yapar ve aynı yıl emekliye ayrılır. Ardından bir müddet daha yarı zamanlı olarak fakültedeki derslerini yürütür.
Çok sayıda öğrenci yetiştiren Aykutalp, son dönem tezhip sanatçılarının birçoğunun da hocalığını yapar. Derslerini;
klâsik
tezhip
sanatının form,
biçim, motif, renk
ve kaidelerini
talebelerine aktarmak ve talebelerinin özgün
tasarımlar
ortaya çıkarmalarını sağlamak üzerine kurgular. Sanatçı, süsleme
sanatlarında
öğrendiği ekolün takipçisi ve öğreticisi olarak, öğrencilerinin kişisel yeteneklerini geliştirmelerine öncelik verir. Bu yüzden motiflerin
önce tek tek sonra da kompozisyon
içinde nasıl kullanılabileceğini, bağlantı ve estetik
kurallarını
öğreterek işe başlar. Derslerinde öğrencilerine öncelikle klâsik
formları
uygulatır. Bunlar, zahriye
tezhibi, serlevha tezhibi, sûrebaşı tezhibi, kıt’a tezhipleri,
hilye
ve celî
yazı tezhipleri
olur. Yüksek bir eğitim
formasyonuna
sahip olan Aykutalp’in eğitim anlayışında, Osmanlı
kültürünün
izleri açıkça görülür.
Sanatçı yaşamı boyunca hiç kişisel sergi açmaz ve talebelerinin bu konudaki sorularına
“Talebelerim,
sizler benim canlı sergilerimsiniz”
diyerek karşılık verir.
Kendine özgü bir sanat anlayışı ve üslubu olan Aykutalp, titizliğe ve disipline aşırı özen göstermesi ile tanınır.
Sanatkârın
disipline önce kendi yaşantısından başlaması gerektiğini
savunur.
Çalışma saatleri kadar uykuya vakit ayrılmasını, yemek zamanlarına bile dikkat edilmesi gerektiğini salık verir. Hatta fırça tutacak ellerin kuvvetlendirilmesi için mutlaka spor yapılması gerektiğini de dile getirir.
Tezhip çalışmaları dışında
Bursa’da
Yeşil Camii sıva altı restorasyonu, Beşiktaş’ta tarihi Kadırga
restorasyonu, Reşat Paşa Konağı tavanı ve Halil İbrahim Yalısı
restorasyonunda yer alır. Hocası Muhsin Demironat’la birlikte
Bağfaş fabrikatörünün köşküne Osmanlı tipi lake tavan
çalışmaları
yapar. Selimiye
Camii’ne
daha önceden yapılan Avrupa
tarzı barok-rokoko bezemelerin ve
sıva
altındaki orijinal kalemişi desenlerin
hemen hemen hepsini klâsik
üsluba
bağlı kalarak üretir.Sultan
Ahmet Camii’nin
tavan ve kubbelerindeki kalemişlerinin
tashihi ve tatbiki hususunda Vakıf
İnşaat’a
danışmanlık yapar ve Sultan
Ahmet Camii’nin restorasyonunu gerçekleştirir.
Yine Yıldız
Hamidiye
ve barok
bezemeleriyle
bilinen Ortaköy
Camii’nin restorasyonlarına
da katkıda bulunur. Bunun yanı sıra bazı günümüz camilerinin kalemişi
desenlerini çizer, bazılarının ise bizatihi uygulamalarında bulunur. Bunlar arasında en bilineni Başçı
Mahmut Camii’dir.

Tahsin Aykutalp’ın sanat yaşamı boyunca gaye-i hayali, bozulmuş olan
tezhip
sanatının
yeniden hayat bulması ve eski güzelliğine kavuşması olur. Geniş motif
ve desen bilgisine
sahip sanatçının eserlerinde, muhayyilesinin enginliği ve özgünlüğü açıkça görülür. Fırçayı elinden düşürmediği sanat yaşamı boyunca iki binin üzerinde eser verir. Başta hilye-i
şerifler
olmak üzere, celî
levhalar, kıt’alar, fermanlar ve çok farklı formlarda çalışmalar
tezhipler.
1999
yılında ağır bir hastalık geçiren Aykutalp, akademideki derslerinden çekilmek zorunda kalsa da şahsi çalışmalarına devam eder. Geçirdiği felce rağmen kalemini elinden bırakmaz. Hastalığından sonra bayram ziyaretine gelen öğrencileri için bile hilye
tasarımları yapar.
Aykutalp,
16 Aralık 2013
tarihinde vefat eder.
Fatih Cami’inden
kaldırılan cenazesi, Eyüp
Sultan Mezarlığı’na
defnedilir.Bu yazının başlığı yazardan bağımsız editoryal olarak hazırlanmıştır.
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.