Toplumsal su yalıtım bilincinin gelişiminin önemi

Uluç Algan
09:00, 26/02/2023, Pazar
Toplumsal su yalıtım bilincinin gelişiminin önemi
Korozyon etkisine maruz bırakılmış betonarme kiriş

17 Ağustos 1999 tarihinde yaşanan büyük Marmara Depremi sonrasında mimari yapılarda su yalıtımının öneminin araştırılmasının ilk adımı atılıyor. Yapılan araştırmalar sonucunda yapı güvenliğini tehdit eden en önemli tehlikelerden birinin su yalıtımının eksik veya yanlış uygulandığında görülen korozyon olduğu belirleniyor. Bu yazımızda su yalıtımı-korozyon-yapı güvenliği arasındaki ilişkinin önemine dikkat çekeceğiz.

Türkiye’de su yalıtım uygulamaları ile ilgili yönetmelikler incelendiğinde; ilk olarak
27 Ekim 2017
tarihinde su yalıtım malzemelerinin uygulanmasına yönelik
Binalarda Su Yalıtımı Yönetmeliği’nin
yürürlüğe girmiş olduğu sonucuna ulaşılıyor. Bu tarihe kadar su yalıtımı uygulanması konusunda bir
zorunluluk
getirilmemiş olması dikkat çekiyor. Su yalıtımı uygulaması yapılması nedenlerinin başında, metal ya da metal alaşımlarının oksitlenme veya diğer kimyasal etkilerle aşınması sonucu meydana gelen
korozyon
oluşumu ile mücadele geliyor. Günümüzde en çok başvurulan inşaat malzemelerinin başında gelen ve birçok yapı türünde kolay bir şekilde kullanılabilen,
agrega, su, çimento
ve gerektiğinde
bazı katkıların karıştırılmasıyla
elde edilen
beton
, uygun imalat ve kür şartlarına bağlı olarak dış etkilere karşı fiziksel ve kimyasal olarak oldukça dayanıklı bir malzeme olmasıyla öne çıkıyor.
Basınca
karşı dayanımı oldukça yüksek olan betona,
çekmeye
karşı düşük olan dayanımını artırmak amacıyla
çelik takviye
ediliyor ve bu sistem
betonarme
olarak adlandırılıyor.
Yüksek maliyetler ile inşa edilen betonarme yapılar,
ekonomik ömrünü
tamamlamadan korozyon nedeniyle kısa sürede taşıma kapasitesini yitiriyor. Türkiye’de ne yazık ki,
yapı ve can güvenliği açısından
en az deprem kadar önem teşkil eden
beton donatı korozyonuna
karşı pek bir önlem alınmadığı ve bu doğrultuda
beton kalitesine
ve
donatı pas paylarına
yeteri kadar özen gösterilmediği dikkat çekiyor. Betonarme sistemde korozyon meydana gelmeye başlamış ve yapıda herhangi bir önlem alınmamış, bakım yapılmamışsa,
atmosferin (açık hava, yağmur, kar, don, güneş), kimyasalların, deniz suyunun
ve
yağmur- zemin sularındaki sülfatın etkisi
gibi birtakım etkenlerin şiddetine bağlı olarak, duruma göre 8- 10 yıl içinde bile söz konusu taşıyıcı elemanlar bütün taşıyıcı fonksiyonlarını yitirebiliyor. Korozyon etkisi saptanmış yapıların kısa bir süre zarfında profesyonel ekiplerce doğru bir şekilde onarılması ve bu olumsuz etkilerden korunması ile ilgili yalıtım işlemlerinin yapılması insan hayatı için büyük önem teşkil ediyor.
Su yalıtımı, bir yapının yapısal elemanlarına veya tamamlanmış mahallerine su girmesini önleyen malzeme veya sistemlerin birleşiminden meydana geliyor. Su yalıtımı uygulaması sürecinde ise
3D kuralı olan; doğru malzeme, doğru detay ve doğru uygulama
döngüsü önem teşkil ediyor. Su yalıtımı uygulanmış yapılar
geçirimsiz yapılar
olarak adlandırılıyor. Yapı kabuğu, bir yapının
derisine
eşdeğer tutulabiliyor. Kabuk, doğanın unsurlarının iç mekanlara girmesini önleme görevini üstleniyor. Bir bina kabuğunun su geçirmez hale getirilmesi aynı zamanda
buhar geçişine
karşı koruma sağlamakta ve rüzgâr ile havanın yapının içine veya dışına gereksiz geçişini önleyerek ısıtma ve soğutma gereksinimlerinin kontrol edilmesine yardımcı oluyor. Yapı kabuğuna nüfuz etme olasılığı olan su, genellikle zemin üstü bileşenlerdeki
yağmur suyundan
ve zemin altındaki
yeraltı suyu
sızıntısından kaynaklanıyor. Betonun içine su girdiğinde, sıcaklık farklarından dolayı
donma-çözülme reaksiyonu
gerçekleşiyor. Bu döngü esnasında su, sıvıdan katıya dönüşürken hacminin
%9'u kadar genleşiyor
ve bu aşamada
beton parçalanmaya
başlıyor.
Deprem sonrasında yapıların yıkılmasında ve hasar görmesindeki en önemli faktörlerden biri,
su yalıtımının doğru bir şekilde uygulanmadığında
zamanla ortaya çıkan
korozyon
oluyor. 1999 yılındaki deprem sonrasında, yapılan araştırmalarda, yapıların korozyon nedeni ile yıkıldığı verisine ulaşılması sonucunda
yalıtım pazarı, piyasa
, su yalıtımının
önemini
kabul etmeye başlıyor. Su ve nem yalıtımının sağlanmaması sonucunda iç mekanlarda
küf oluşumu
da meydana geliyor bu durum da konut sakinlerinin sağlık sorunlarının açığa çıkmasına neden oluyor. Türkiye İstatistik Kurumu tarafından gerçekleştirilen, Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması’nın sonuçları, Türkiye’deki konutların
%37,2’sinde
sızdıran çatı, nemli duvarlar ve dolayısıyla küf ve rutubet sorunu bulunduğunu gözler önüne seriyor. Mimari yapılarda su yalıtımı uygulamaları,
kullanıcı konforu
ve
yapı güvenliği
açısından önemli bir yer teşkil ediyor. 1999 yılı itibariyle neredeyse ülkemizde faaliyet gösteren tüm
inşaat firmaları
“korozyon” ve “yapı güvenliği”
kelimelerini kullanmaya başlıyor.
“Korozyon ile demir donatının zayıflayacağı, korozyonu önlemek için de su yalıtımının gerekli olduğu konusunda tüm mimarlar, teknik kişiler, hatta halk bir kere daha deneyim yaşamış, bu da
su yalıtımı
olgusunu daha ön plana çıkarmıştır.”
Korozyonun engellenmesi için şart olan su yalıtımı konusunun, 1999 depreminden önce ve sonra gündemde çok az yer edinmesi dikkat çekiyor. Türkiye'nin yüzölçümü olarak
%92'sinin
, nüfus yoğunluğu olarak ise
%95'inin deprem kuşağında
konumlandığı göz önüne alındığında, korozyonun engellenmesinin önemi ve su yalıtımının Türkiye için
yaşamsal bir önem
taşıdığı ortaya çıkıyor.
17 Ağustos 1999
depreminin sonrasında,
İBB'nin hasar tespit komisyonunun
incelemesini yaptığı
55.651 konut ve işyerinde
hasar kaynağı olarak
%63 korozyon (paslanma)
belirleniyor. Betonun kimyasal oluşum sürecinde meydana gelen kılcal çatlaklardan giren su,
oksijen gazıyla
demirin üzerinde
korozyon
oluşturuyor.
Donatı çeliğinde korozyonun başlamasının en önemli nedeni,
klorür iyonlarının ve karbondioksitin çelik yüzeyine girmesinden kaynaklanıyor
. Korozyon sürecinin başlamasından sonra,
korozyon ürünleri (demir oksitler ve hidroksitler)
genellikle çeliğin etrafındaki betonun içinde kısıtlı bir alanda birikiyor. Bu kısıtlı alan içinde oluşmaları, beton yüzeyini
çatlatan ve parçalayan genişleme gerilmeleri
oluşturuyor. Bu da betonun
aşamalı olarak bozulmasına
neden oluyor. Su yalıtımı eksikliğine bağlı betonarme yapılarda meydana gelen korozyon, ortalama
yılda 0,25 mm demir
donatıların çapında
kayba
sebep oluyor. Korozyon nedeniyle betonarme sistemde
donatı hacmi artıyor taşıyıcı kesiti azalıyor
ve hatta yok oluyor.
Araştırmacılar tarafından korozyona uğramış yapıların
onarım işlemlerinin
ise oldukça karmaşık olduğu, çatlak bulunan bölgelerde özel işlemlerin yapılması gerekmekte olduğu ve çoğu durumda onarımın beklenen ömrünün ise
sınırlı
olduğu söyleniyor. Demirde başlamış olan korozyonu eski haline getirmek mümkün olmuyor ancak korozyonun neden olduğu olumsuz etkiyi azaltmak,
korozyonu durdurmak
ve bu doğrultuda yapının
durabilitesini (dayanıklılığını)
arttırmak mümkün oluyor.
Deprem yönetmeliğine
uygun
statik projeler
yapılması tek başına
yeterli olmuyor,
yapı ömrü boyunca,
yapı güvenliğinin ve statik değerlerin korunması
önem teşkil ediyor. Statik değerlerin korunmasının başında ise
doğru teknik kullanımı, doğru malzeme seçimi ve doğru detay
çözümü yapılarak su yalıtım uygulamalarının büyük bir titizlikle yapılması geliyor. Türkiye gibi
deprem kuşağında
yer alan ülkelerdeki
betonarme yapılar
, depremler sırasında genellikle beklenenden daha
fazla hasar görüyor
. Korozyona uğramış betonarme
kiriş-kolon bağlantısı
, deprem sırasında büyük
deformasyonlara maruz kalıyor
ve bu da
sismik davranışın bozulmasına
neden oluyor. Donatı korozyonuna ve korozyonun neden olduğu diğer hasarlara, yeterli
mühendislik hizmeti almamış
, nispeten
eski yapılarda
da yaygın olarak rastlanıyor. Bazı durumlarda deprem ve korozyon hasarlarını birbirinden ayırmak kolay olmuyor, söz konusu hasarların oluşum mekanizmaları ve yapısal güvenlik açısından sonuçları farklı oluyor. Deprem kaynaklı hasarlara ek olarak, özellikle kolonlarda donatı korozyonu nedeniyle oluşan hasarlar,
beton örtünün dökülmesiyle
daha da belirgin hale geliyor. Deprem öncesinde
%10-15
oranında korozyona maruz kalan betonarme yapı elemanlarındaki hasarlar, depremin etkisiyle görünür hale geliyor.
10 yıl boyunca korozyona
maruz kalmış demir donatının bu süreç sonunda, başlangıçtaki taşıma kapasitesinin yaklaşık olarak
%66’sını kaybetmiş
olduğu sonucuna ulaşılıyor. Bu sonuç deprem kuşağında yer alan Türkiye için önemli bir risk teşkil ediyor.
Beton,
12-13’ler seviyesindeki pH
değeri ile
bazik
özellik göstermekte demir ise yaklaşık olarak
6’lar seviyesindeki pH
değeri ile
asidik
özellik göstermektedir. Korozyonun meydana gelmesi ile beton sahip olduğu pH değerini giderek kaybederek asidik bir etki göstermeye başlıyor. Uygun türde çimento kullanılması, yapının işlevine uyacak beton katkı malzemelerinin eklenmesi, betonda kullanılması gereken bütün malzemeler için alkali-agrega reaktivitesi, klor testi, mineralojik-petrografik analizinin yapılması, uygun kalıp sisteminin tercih edilmesi, brüt beton üzerine alçı, sıva veya çimento katkılı sıva tatbik edilmesinden önce astarlama yapılması gibi uygulamalar korozyonun oluşmasının önlenebilmesi için dikkat edilmesi gerekli tedbirlere örnek teşkil ediyor.
Yapılan araştırmalar doğrultusunda su ve ısı yalıtımının yapı malzemesi maliyeti yapı maliyetinin yaklaşık olarak
%2 ile %3’ü
arasında bir orana denk geliyor. Yapılan diğer çalışmalarda ise su yalıtım maliyetinin bina yapım maliyetinin
yaklaşık %6,5 i
olduğu tespit ediliyor.
Yağmur suyu
veya
yeraltı suyunun
bir yapının çatısına, duvarlarına, pencerelerine veya temeline sızması, genellikle
küf oluşumuna, boya soyulmasına, ahşap çürümesine
veya
korozyona
neden oluyor. Betonarme yapılarda korozyonun önlenebilmesi için kaliteli beton içindeki
donatının dış etkilere
karşı korunması gerekiyor. Korozyona uğramış olan demir donatının takribi olarak 24 yıl sonunda taşıma kapasitesini neredeyse tamamen kaybedeceği biliniyor.
Binalarda Su Yalıtımı Yönetmeliği’nin
2017 gibi yakın bir tarihte
yürürlüğe girmesine rağmen, günümüzde su yalıtımının
doğru bir şekilde uygulanmadığı durumların
görülmesinin yanı sıra
denetlenmesi konusunda
da birtakım problemler ile karşılaşılıyor. Sonuç olarak, yalıtım uygulanmadığında suyun, yapılara
savaş ve doğal afetlerden
daha fazla zarar verdiği veya
yıkıma
sebebiyet verdiği biliniyor. Özellikle depremlerden sonra hasar gören betonarme yapılar üzerinde yapılan araştırmalar, hasarın nedeninin genellikle
korozyon
olduğunun anlaşılmasını sağlıyor. Bulunduğu konum itibariyle
deprem kuşağında
yer alan Türkiye için yapılara su yalıtımı uygulanması
yaşamsal derecede
önem teşkil ediyor.
Yorumlar
Avatar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

Sayfa Sonu
GZT
GZT Haberin Sosyal Hali.

Gündemi en anlaşılır, en hızlı ve en görsel haliyle takip etmeye hazır mısınız? GZT özel video içerikleri, nitelikli infografikleri ve fark yaratan yayıncılık anlayışıyla size sıradan haber sitelerinin ötesinde bir deneyim sunuyor. Politikadan kültüre, teknolojiden spora kadar hayatın her alanına dokunan içeriklerle, doğru bilgiye keyifli bir arayüzle ulaşın. Dijital yayıncılığın yeni yüzü GZT ile dünyaya farklı bir pencereden bakın.

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

GZT dünyası her an yanınızda! GZT mobil uygulaması ile son dakika gelişmelerine ve özel içeriklere anında erişin. Sadece haber okumayın; izleyin, keşfedin ve paylaşın. iOS, Android ve Huawei cihazlarınıza kolayca indirebileceğiniz uygulamamızla gündemi cebinize sığdırın. Şimdi indirin, haberdar olmanın en keyifli halini kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mahallesi Fetih Caddesi No:6 Dk:1 Topkapı, Zeytinburnu / İstanbul[email protected](0 212) 612 29 30

Albayrak Medya Siteleri
YASAL UYARI

YASAL UYARI BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BIST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026