Bursa Kirazlıyayla Sanatoryumu, dönemi bağlamında incelendiğinde sağlık ve turizm politikalarının olağan bir sonucu olarak ortaya çıkan yapılar arasındadır. Kelime anlamı olarak
Sanatoryum
,
uzun dönemli tedavi gerektiren hastalıklara sahip -özellikle
verem- hastaların iyileştirilmesi için kurulmuş sağlık
kuruluşlarına verilen isimdir.
Ülkemizde de cumhuriyetin ilk yıllarından günümüze kadar çeşitli salgın hastalıklar baş göstermiş ve dönem dönem bu hastalıklara sahip vatandaşlarımıza ve araştırmalara özel hastane binaları inşa edilmiştir. 1924 yılında Atatürk’ün verdiği talimatla inşasına başlanan Heybeliada Sanatoryumu ve Ankara’ya tüberküloz hastalarının yerleştirilmesi için inşa ettirilen Keçiören Sanatoryumu ülkemizde bulunan sanatoryum binalarının en bilindikleridir. Uludağ’da bulunan Kirazlıyayla Sanatoryumu ise milli eğitim bakanlığı tarafından öğretmenlere ve eğitim teşkilatına dahil olan diğer vatandaşlara hizmet etmesi planlanarak otel olarak planlanmış bir yapıdır. Anıtkabir’in mimarı Ordinaryus Prof. Dr. Emin Onat
ve cumhuriyetimizin ilk kadın mimarlarından Prof. Dr. Leman Cevat
Tomsu‘nun birlikte tasarladığı bu bina, yapıldığı yıllarda
oldukça dikkat çekmiş ve deneyimleyenler tarafından beğeniyle
karşılanmıştır.
Tasarım sürecinde hasta sayılarının artması ve binanın konumunun bir sanatoryum için oldukça elverişli olması dönem idarecilerinin bu binayı bir verem sanatoryumu olarak işlevlendirmesine neden olmuştur. 1949
yılında inşası tamamlanan Kirazlıyayla Sanatoryumu Uludağ’ın
günümüze göre fazlasıyla bakir ormanlarının içinde ve 1000
metre rakımda eşsiz bir konumda yerini almıştır.
İsviçre Alpleri’ndeki benzerlerini çağrıştıran sanatoryum, bir iyileştirme ve rehabilitasyon mekanı için gerekli olan tüm çevresel koşulları sağlamaktaydı. Temiz havasıyla, kentten uzak olma haliyle ve Uludağ’ın eşsiz faunası ve florasına nazır konumuyla bu alan iyileşmek için optimum şartlara sahipti. Onat ve Tomsu’nun kolektif bir tasarım bilinci ile hayata geçirdiği yapılarından olan sanatoryum binası; milli mimari akımlarına göndermede bulunan detaylarıyla, dönemini yansıtan yapısal referanslarıyla ve çevresiyle kurduğu sağlam bağ ile başarılı bir tasarım ürünü olsa da hak ettiğinden çok daha az seviyede bilinirliğe ulaşmıştır. Görsellerden de anlaşılacağı üzere Uludağ
şartları ile oldukça uyumlu bir mimari ile inşa edilen yapı,
günümüze kadar minimum hasarla ulaşmış olmasını bu bağlamdaki
başarısına borçludur.
Kirazlıyayla Sanatoryumu, 8.000 metrekaresi ana bina olmak üzere lojman ve diğer servis yapıları ile birlikte 10.000 metrekareyi aşan bir tesis ihtiva etmektedir. Yapının tapusunda konumunu ve tasarımındaki ana etkeni açık bir biçimde belirten cümlede şu ifadeler bulunmaktadır:
bina; şarken, garben, şimalen ve cenuben ormanla kaplı bir alanda
Sanatoryumun doğudan, batıdan, kuzeyden ve güneyden ormanla çevrili bir alanda inşa edildiğini açık eden bu cümleden anlaşılmaktadır ki bu yapı, bakir bir doğanın içinde ormanın gereklilikleri ve sonuçları gözetilerek tasarlanmıştır. Yer ile kurduğu ilişki bağlamında bu kadar dikkatin sonucu olarak ortaya çıkan tasarımın inşa edildiği alana aidiyetinin yine bu denli yüksek olması da olağan bir durumdur.
Ana bina, 24x30 metre ölçülerinde bir avluyu çevrelemektedir. Bakım odaları, hasta yatak servisleri, ortak kullanım alanları ve geniş sirkülasyon alanları bu kısımda bulunmaktadır. Toplam 79 adet olan yataklı
hasta bakım odaları, 3 ve 4 numaralı görsellerde görülen
güneşlenme teraslarına açılan 3,30 metrelik akslarıyla yapının
batı cephesinin temel karakterini oluşturmaktadır.
Onat, bir sağlık
yapısının ihtiyacı olan işlev şemasına küçük dokunuşlarla
tarihi ve milli referanslar vermeyi amaçlamıştır. Örneğin
avlunun oranlarıyla veya malzeme seçimi ile vernaküler alıntılar
yapan Onat, hastane yapısının insandan uzak bir duruş sergileyen
soğuk tutumunu değiştirmiştir.
Sanatoryum kompleksinde hasta bakım binası dışında doktor ve hemşireler için lojmanlar, misafirhaneler, laboratuvarlar, konferans salonu ve diğer servis yapıları da bulunmaktadır.
Kirazlıyayla Sanatoryumu, 1979 yılında sağlık kuruluşu olarak kullanılmak kaydıyla Uludağ Üniversitesine devredilse de1983-1994 yılları arasında üniversiteye bağlı konaklama tesisi olarak hizmet vermiştir. 2000 yılında kapatılan yapı Tarım ve Orman Bakanlığına tahsis edilmiştir. 2015 yılında Bursa Ticaret ve Sanayi Odası tarafından bakanlıktan kiralanan yapı restore edilerek yeni bir projeyle kullanıma tekrar açılmıştır. 2019 yılından beri Uludağ Yaşam Boyu Eğitim Merkezi olarak hizmet vermektedir.
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.