Yapı Kredi Vakfı Sitesi: Doğan Tekeli ve Sami Sisa imzalı bir kompleks
12:00, 08/01/2024, PazartesiG: Güncelleme: 22:18, 18/12/2025, Perşembe

Yapı Kredi Bankası Mensupları Yardım ve Emekli Sandığı Vakfı Sitesi, Kaynak: Doğan Tekeli arşivi, Salt Araştırma.
Türkiye’de 1970’lerde hızla çoğalan ticari ve konut işlevlerinin bir arada olduğu komplekslerin öne çıkan örneklerinden biri olan Yapı Kredi Bankası Mensupları Yardım ve Emekli Sandığı Vakfı Sitesi, bankanın açtığı sınırlı bir yarışma ile tasarlanıyor. Nişantaşı’nda konumlanan yapının projesi, Doğan Tekeli ve Sami Sisa ortaklığında hazırlanıyor. Eğimli bir arazide konumlanması pek çok tasarım problemini beraberinde getirse de istenen kriterlere en uygun proje olarak öne çıkıyor. Büyük kütlesi ile eleştirilen yapı uzun yıllar Nişantaşı’nın ikonik tasarımlarından biri oluyor.

Türkiye Cumhuriyeti’nin de kurulduğu 20. yüzyıl, dünya çapında pek çok değişimin büyük hızla gerçekleştiği yüzyıl olarak kabul ediliyor. Bu yüzyılda
ekonomik, ticari, sosyal değişimler toplumların yaşamını değiştiriyor
ve bu değişimden pay alan önemli disiplinlerden biri de mimarlık oluyor.
Yeni yapı türlerinin ortaya çıktığı, çelik kullanımının yaygınlaşmasıyla teknik problemlerin büyük oranda çözüldüğü, bu sayede yüksek yapıların hızla çoğaldığı 20. yüzyılda mimari üsluplarda da bu hızın etkileri görülüyor.
Dünyadaki bu hızlı değişimler Türkiye’nin de gündeminde kendine yer ediniyor. Türkiye’de üretim yapan yabancı mimarların ve yerelde üretimi savunan Türk mimarların 20. yüzyıla girerken sahip olduğu milliyetçi yaklaşım 1930’lara doğru terk ediliyor.
Çinilerin, cephe süslemelerinin hâkim olduğu bu dönemin ardından mimarlar dünyadaki gelişmeleri yakından takip ederek modern mimarlıkla tanışıyorlar.
Bu tanışma ile beraber yalın cepheler, geometrik biçimler dönemin mimarlığını tanımlayan önemli unsurlara dönüşüyor.
1940’larda Sedad Hakkı Eldem’in öncülüğünde modernizmi milli öğelerle yorumlandığı Milli Mimari Dönemi yaşansa da 1950’lerle birlikte modernizmi millileştirme fikri daha geri planda kalıyor.
Takvimler 1960’ı gösterdiğinde ise Türkiye’de yaşanan siyasi değişim, yeni bir toplumsal yapılanmayı ve dolayısıyla
mimarlıkta da yeni yaklaşımların ortaya çıkmasını zorunlu kılıyor.
Ülkenin kalkınmasını hızlandırmak için Devlet Planlama Teşkilatı (DPT)
kuruluyor ve beş yıllık planlar hazırlanıyor. Mimarlar Odası, mimarlığı ilgilendiren fiziksel planlama için DPT’ye bağlı ayrı bir birim kurulması gerektiğini savunsa da bu yetki İmar ve İskan Bakanlığı’na bırakılıyor. Bu ayrışmamanın olmaması devletin en büyük işveren rolünün devam etmesine sebep oluyor
. Ayrıca bu dönemde çoğunlukla kamu yapıları inşa edildiği gibi mimari yarışmaların çıkış noktaları da bu tip yapılar oluyor. Özel sektörde hızlı kentleşmenin doğurduğu ihtiyaçları karşılama noktasında ise SSK’nın verdiği kredilerden destek alan kooperatifler
etkin olmaya başlıyor. 1965’te çıkan Kat Mülkiyeti Yasası’nın
çoklu ortak mülkiyetin önünü açmasıyla beraber özellikle konut inşasında pek çok aktörün sektörde aktif olduğu bir dönem başlıyor. Dönemin önemli ekonomik figürlerinden Yapı Kredi Bankası’nın Nişantaşı Vali Konağı Caddesi’nde inşa ettirdiği Yapı Kredi Bankası Mensupları Yardım ve Emekli Sandığı Vakfı Sitesi
de bu nedensellik halkasının sonunda ortaya çıkan yapılardan biri oluyor.
Nişantaşı’nın ikonik simgelerinden biri olan
yapının üzerine inşa edildiği eğimli arazi, Demokrat Parti döneminin ileri gelenleri tarafından kurulan Yüksel Yapı Kooperatifi’ne aitken
burada bir yapı inşaatına başlanıyor. Ancak 27 Mayıs Devrimi’nden sonra arazi bir müteahhide ondan da Yapı ve Kredi Bankası Emekli Sandığı’na geçiyor.
Arazide temeli atılmış ve 65 metre için izin alınmış
bir yapı bulunsa da araziden yol geçeceği fark edilince İmar Müdürlüğü yeni bir blok etüdü istiyor. Vakıf, araziyi değerlendirmek için hemen karar vermek yerine 1972’de sınırlı bir yarışma açıyor ve katılımcılardan gelir getirecek bir öneri sunmalarını istiyor.
Yarışma şartnamesinde uygulamaya hazır bir proje istenmemesi bir esneklik sağladığı gibi iyi temellendirilen ve işleyen bir proje istenmesi dönemi için farklı bir örnek oluyor. Yarışmanın jürisinde Prof. Feridun Akozan, Prof. Mukbil Gökdoğan, Prof. Orhan Safa
ve vakıf temsilcileriyle
birlikte İstanbul Belediyesi İmar Müdürlüğü’nden temsilciler
bulunuyor. Yarışmaya kimlerin katıldığına dair net bir bilgi olmasa da Doğan Tekeli ve Sami Sisa’nın birlikte hazırladığı konut ve otopark önerisi kabul görüyor.

Yapının mimarları olan Doğan Tekeli ve Sami Sisa,
Arkitekt dergisinden Selçuk Batur’un
yaptığı röportajdaki nasıl bir program önerdiniz sorusuna
şu şekilde cevap veriyorlar: "Konut ve otopark. Biraz açalım bunu. İstanbul’un gelişme hızı içinde özellikle yoğun konut bölgesi olan burada zamana ve değişime dayanabilecek, geçerliliğini yitirmeyecek işlevlerin bu ikisi olabileceğini düşündük. Sinema, sauna, lokanta vb. işlevlerin zaman içinde nasıl bir gelişme ya da düşmeyle karşı karşıya kalabileceğini kestirebilmek çok güçtü. Oysa arsanın içinde bulunduğu çevre de düşünülürse, daha çok yüksek gelir gruplarına dönük konut birimleri ve otopark zamana dayanır elemanlar olarak görünüyor. Zaten otopark bu tür konut birimleri için bir zorunluluktu. Nitekim bugün hem konutları kullanan hem çevrede yaşayanlarca kullanılmaktadır.”*Reklam

Doğan Tekeli ve Sami Sisa ortaklığında
tasarlanan önemli yapılardan biri olan Yapı Kredi Bankası Mensupları Yardım ve Emekli Sandığı Vakfı Sitesi, 6000 metrekarelik çok eğimli bir alan
üzerine inşa ediliyor. Yapının statik projesinde Yıldırım Altav,
sıhhi donatım ve ısıtma projesinde Haçik Eram,
elektrik projesinde Bülent Cedetaş
imzası bulunuyor. Kemal Ülküman
ise kontrol amiri olarak görev yapıyor. Yapının inşaatı 3 yıl sürüyor
ve ilk keşif bedeli yaklaşık 53.000.000 TL
iken proje bitişinde maliyet 75.000.000 TL
’yi buluyor.
Müelliflerin aktarımına göre
jüri raporunda
projenin seçilmesine dair şöyle bir ifade yer alıyor: “Bu teklif imar planı şartları içinde kalarak aynı zamanda iyi bir yerleşme gerçekleştirilmiştir. Esas bloğu Valikonağı Caddesinin batısına kaydırmak suretiyle, caddenin görüşe kısmen açık bulundurulmasını temin etmiş, ayrıca bloku uzunlamasına inkişaf ettirmek suretiyle, güneşlenme ve manzaradan faydalanma bakımlarından iyi çözüm vermeyen H biçiminden kurtulmuş ve bütün dairelere eşit güneş ve manzara olanakları sağlamıştır. Bu yerleşme sayesinde, arsanın bloktan arta kalan olanları daha iyi değerlendirilmiştir. Diğer projelerde parçalanan bahçe yerine, bu çözüm ile yekpare ve bütün dairelerin görebileceği ve faydalanabileceği bahçeler sağlanmıştır. Vaziyet planında esas blok ile dükkân ve garajın teşkil ettiği blokun birbirinden ayrı tutulmaları ve uzaklık ölçüleri başarılıdır.”*
Eğimli arazinin oluşturduğu sorunlar
yapının yerleşimini büyük ölçüde etkileyen bir faktöre dönüşüyor. Araziye ulaşmak için tek seçenek Vali Konağı Caddesi olduğu için site girişi zorunlu olarak buradan veriliyor.
Ancak caddenin kotu, yapı için belirlenen yüksekliğin ortalarına denk geldiği için bir çözüm geliştirilmesi gerekiyor. Mimarlar da burayı hem yapı sakinlerinin hem de çevredeki insanların kullanabileceği bir çarşı olarak kurguluyor
ve cadde bitimiyle yapı kütlesi arasındaki istinat duvarını gizlemek için bu alana 208 araçlık bir otopark
yerleştiriyorlar. Çarşının içinde 12 dükkan yer alıyor. Konut bloğu ile çarşı
birbirinden ayrı tutulsa da giriş kısımları birbiriyle ilişkili
olacak şekilde planlanıyor. Otoparkın içinden de konut bloğuna geçişi sağlayan dikey sirkülasyon elemanları
yer alıyor.
Zemin katıyla birlikte
21 kattan oluşan
ve 65 metre yüksekliğindeki
konut bloğunda her dairenin eşit bir şekilde güneş alması
ve manzaradan faydalanması
hedefleniyor. İçinde konut birimleri olan kütlenin plan şeması; iki kare bloğun bir araya gelmesi
veya dikdörtgen bir yapının ortasından boğumlanarak bölünmesi
şeklinde tarif edilebiliyor. Bloktaki her iki kütlenin de içinde kendine özel dikey sirkülasyon alanı bulunuyor. Sitede toplam 84 daire
yer alıyor ve zemin kattaki daireler 2 odalı,
diğer tüm katlardaki daireler ise aynı plan yerleşimine sahip 3 odalı
olarak planlanıyor.
Konut birimlerinin tasarımı sırasında mimarlar öncelikle
geleneksel mimarideki çözümleri projeye uyarlamak için
çalışıyorlar. Kendi ifadeleriyle “haçvari sofanın yarattığı mekânsal çeşitliliği, bir oturma nişini, bir cumba düzenini” örnek almak ve yapının dışarıdan algılanışını bu doğrultuda kurgulamak istiyorlar.
Ancak geleneksel konutlar
tekil kullanımlara yönelik ve en fazla 3 katlı tasarlandığı
için aynı birimi üst üste koydukları bu yapıda strüktürel olarak çıkan sorunlara bir çözüm üretemiyorlar.
Ayrıca geleneksel bir konut, tanımlanabilen bir aile için üretilirken bu yapının kullanıcıları tam olarak tanımlanamadığı için her aileye uyabilecek, her mobilyanın kullanılabileceği bir mekân
kurguluyorlar.
Doğan Tekeli ve Sami Sisa
projeyi anlatırken 800 metrekarelik katların nasıl dairelere bölüneceğini planlama
aşamasında rant ve gelir konularının önemli olduğunu aktarıyorlar: “Arsanın içerisinde yer aldığı çevreyi göz önüne alınca, büyük yüzölçümlü birimlerin gelir getiriciliğinin daha yüksek olacağını düşündük. Örneğin bir katta dört birim, bu çevredeki istek düzeyine göre, yarısı yüzölçümlü sekiz birimden daha çok gelir getirecekti. Birim alan böylece belirlenince gerisi pek zorlayıcı olmadı.”*Bu doğrulta tasarladıkları yapının cephe tasarımında da dönemlerinde ön planda olan modernizmi benimseyerek malzemeyi yalın bir şekilde kullanıyorlar. Betonarme sistemle inşa edilen yapının cephesinde bu durum ilk bakışta anlaşılabiliyor. Tüm katlar birbiriyle aynı olsa da 8. katta parapetleri daha yüksek tutarak
kütle görünüşüne dokunuş yapıyorlar.
Uzun yıllar vakıf tarafından kullanılan yapı,
Bilgili Holding
tarafından alınıyor ve TO Design Studio’nun kurucusu Tanju Özelgin’in hazırladığı projeyle
yeni bir yüze kavuşuyor. Özelgin yaptığı tasarımı şu şekilde anlatıyor: "
Projenin temel tasarım prensibi transformasyon/dönüşüm olarak algılanabilir. Eskinin doğal bir dönüşümü... Bir başka deyişle, aynı aile ama yeni jenerasyon, tıpkı dede-torun ilişkisi gibi. Proje için tasarlanan heykellerde de aynı anlayış geçerli. Bir formun başka bir forma dönüşmesi; ikisinin birbirini daha da güçlü kılması, biri olmadan diğerinin de tek başına var olamaması."** 2015 yılında hazırlanan projenin uygulanmasıyla birlikte yapı değişen tasarımıyla rezidans işlevinde kullanıcılarını ağırlamaya devam ediyor.
Not: Doğan Tekeli-Sami Sisa tarafından çizilen projenin detay çizimleri Salt Araştırma üzerinden incelenebilir:
https://archives.saltresearch....
*Bu yazının başlığı yazardan bağımsız editoryal olarak hazırlanmıştır.
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.