Osmanlı çöktükten sonra İslam'ı temsil etmek amacıyla Endonezya'da kurulan büyülü bir okul: Darussalam Gontor

Osmanlı’nın çöküşü ve hilafetin kaldırılmasının ardından 'İslam’ı temsil edecek bir şey kalmadı' diyerek Türkiye’den tam 15.966 km uzakta kurulan bir okulun ilk Türk öğrencisi olarak, sizi oradaki sıra dışı dünyayla tanışmaya davet ediyorum...
Her şey hayal etmekle başladı... Çocukken dünya haritasını önüme açıp hayran hayran seyrettiğim Asya topraklarının bana gizli gizli göz kırptığına inanmıştım çünkü. İlkokuldayken yolda gördüğüm çekik gözlü herkesi durduruyor, el sallıyor, cebimde ne varsa hediye ediyordum (Hatta bir seferinde verecek bir şey bulamayınca boynumdaki Cevşen'i çıkarıp Koreli bir kıza takmışlığım bile var).
Fakat sizlere asıl anlatmak istediğim “Pondok Modern Darussalam Gontor" adıyla öğrencilerine ayrı bir ütopya, başka bir gezegen, sıra dışı bir dünya kurmuş bu okuldan ve onun kuruluş serüveninden bahsetmek.
Biri bana, “Türkiye'den 15.966 km uzakta bir ülkede Osmanlı hayranı 3 kardeş Osmanlı çöktükten sonra gelecek nesiller adına korkup Fatih Sultan Mehmet'e dualar ederek bir okul kurdu" deseydi muhtemelen inanmazdım…
Reklam
Gördüklerim ve tecrübe ettiklerimle bana unutulmaz anılar bırakan bu okula, Türkiye'den sevgili dostum Fatma ile beraber ilk giden 2 kişiden biri olarak, hiçbir yerde okuyamayacağınız bu ilginç serüveni sizler için özetlemeye çalışacağım.
1926’da ilk temelleri atılan okulu İmam Zarkasyi ve kardeşleri kurdu.

Yani tarihsel olarak bu Osmanlı çöktükten 4 yıl ve halifelik kaldırıldıktan 2 yıl sonrasına denk geliyor.
Okul temel olarak eğitimde Osmanlı medrese sistemini baz alıyor.

Öğrencilerine pek çok hedef belirleyen okulun 20 tane irili ufaklı kampüsü var. Okulda kız ve erkek eğitimi ayrı ayrı veriliyor.
Darussalam Gontor’un öğrencilerine belirlediği 5 temel maddesi var

-Dürüstlük
-Sadelik
-Kendine güven
-İslam kardeşliği
-Özgürlük
-Sadelik
-Kendine güven
-İslam kardeşliği
-Özgürlük
Okulda gün teheccüt namazıyla başlıyor...

Okulda gün teheccüt namazıyla başlıyor ve öğrenciler günlük ortalama 5 saat uyuyorlar. Sabahları muhakkak koşu veya aerobik yapan öğrencileri görmek benim için her zaman hayranlık uyandırıcıydı.
Reklam
Eğitim dili İngilizce ve Arapça

Eğitim dili İngilizce ve Arapça olan okulda serbest saatleri dışında kendi dillerini konuşmanın küçük cezaları olabiliyor.
Okulun eğitimi yatılı olduğu için ilkokul öğrencilerini almıyorlar. Bu yüzden ortaokul, lise, üniversite ve yüksek lisans eğitimleri var.
Fakat orada ortaokulda başlayan bir öğrenci kafasına göre istediği gibi eğitimini bırakıp başka okula gidemiyor. Yani Gontor'a girmek zor olduğu gibi çıkmak da zor.
Eğitim sistemlerini Osmanlı'daki medrese sisteminden esinlenen okulda üst kademedeki öğrenciler alt sınıfların derslerine öğretmen olarak giriyorlar.

Böylelikle kendilerini daha iyi geliştirdiklerini ve sorumluluk bilinçlerinin arttığını söylüyorlar. Yani bir lisans öğrencisini ortaokul sınıflarında öğretmen olarak görebilirsiniz.
Bir eğitim kurumunda görebileceğiniz en ilginç organizasyonlara sahipler desem abartmış olmam sanırım!

Bunlardan bazıları tezahürat yapmak için Endonezleri galeyana getirdiğim basketbol ve voleybol turnuvaları

Dünyanın çeşitli lezzetlerini yapmaya çalıştıkları yemek yarışmaları

İslami eğitim deyince akla gelen bütün tabuları yerle bir edecek, kız ve erkek kampüslerinde ayrı ayrı düzenlenen dans festivalleri

Çadırlarını bile kendileri yaptıkları ve içinde geceliyerek kamp hayatını öğrendikleri izcilik kampları

Hatta kendi tasarladıkları kıyafetlerle en hit parçalar eşliğinde bir manken edasıyla podyumda yürüdükleri 'fashion show'lar bile var.

"Çayoo Çayoo"

Bunları gerçekleştirebilmek için elbette öğrencilerine bunun eğitimlerini veriyorlar. Ve herkes kendi isteğine göre istediği alanın eğitimini alarak kendini geliştiriyor.
Çünkü Gontorlular her insanın ayrı yeteneklerinin olduğunu ve hiç kimsenin bir diğerine huy, karakter ve özellikleriyle benzemediğini ve özel olduğuna inanıyor.
Bunun içinde kimseyi hakir görmeden sürekli birbirlerine
diyerek 'yapabilirsin, ha gayret' manasında destek veriyorlar.

Reklam

Sanırım oraya ait en özlediğim şey; ayağımızda parmak arası terliklerle, Asya kültürüne özgü imamelerimizi giyip seccadeleri sırtımıza alarak, mescite tıngır mıngır yürümek...
“Gontor asla uyumaz”

Gerçekten de uyumuyorlar, fakat akşamları ders çalışırken bir yerlere sızmış öğrenciler görmek bizim için sıra dışı olsa da onlar için sıradan bir şey.
Nala ve Rini

Dünyanın bir ucunda birbirimizden habersiz büyüyüp ömrümüzün en güzel zamanlarında buluşuvermemiz öyle sanıyorum ki kaderin bize büyük bir kıyağıydı...
Kıt kanaat imkanlardan inşa edilen bir umman...

Benim kaldığım kampüs Java Adası'nın Doğu Java bölümünde Mantingen denilen bir kasabadaydı. İmkanları bu kadar sınırlı bir yerde bu kadar mutlu ve umutlu insanlarla karşılaşacağımı bilemezdim tabi…
Derme çatma bir yemekhanede tek çeşit yemek yiyor, 15-20 kişi aynı odada kalıyor, yere serdikleri incecik minderlerin üstünde uyuyorlar; bunun yanında iki dil konuşuyor, büyük hedefler koyuyor ve Türk tarihini bizden daha iyi biliyorlardı...
Nisyan mevzusu...

Fakat ben İstanbul'un fethini anlatan bir belgesel izlerken ağlayan öğrencilere şahit oldum, Türküm deyince ayağa kalkıp önünü ilikleyen amcaları gördüm, bu dünyadaki en büyük hayalim Ayasofya'yı görmek diyen kızlarla konuştum...
Döndükten sonra bunları unutma demiştim kendime, fakat ne derler bilirsiniz “
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.