Artık ülkeler de Instagram için tasarlanıyor
18:30, 28/07/2026, Salı

Suudi Arabistan turizmi Vision 2030 ile büyüyor.
Dünyanın en hızlı büyüyen turizm destinasyonu, on yıl önce turist kelimesini bile pek kullanmayan bir ülke.
OECD'nin yeni raporuna göre 2019'dan bu yana turizmini en çok büyüten ülke Suudi Arabistan: yüzde 67 artış. Onu Fas ve Mısır izliyor. Listenin tepesi, kısa süre öncesine kadar "tatil" için akla ilk gelmeyecek yerlerle dolu.
Türkiye de o listede, on birinci sırada. Yüzde 21 büyümeyle Yunanistan'ın, Portekiz'in, İspanya'nın önünde.

Riyad yakınlarındaki Diriyah, Suudi Arabistan'ın kuruluş yeri ve UNESCO Dünya Mirası alanı; ülkenin turizm hamlesinin merkezinde yer alıyor.
Ama asıl ilginç olan sıralama değil. Bir ülkenin turizmi nasıl büyüttüğü.
Suudi Arabistan yıllarca kapılarını turiste açmadı. Ülkeye giden neredeyse herkes tek bir sebeple gidiyordu: hac. İnanç turizmi vardı, ama tatil turizmi yoktu.
Sonra petrolün sonsuza kadar sürmeyeceği anlaşıldı.
Vision 2030 denen plan tam da bunun için doğdu: ekonomiyi petrolden koparmak. Ve turizm, bu planın kalbine yerleştirildi. Hedef iddialı: 2030'da yılda 150 milyon ziyaretçi.
Vizeler kolaylaştı. Havayolu kapasitesi katlandı. Çölün ortasına aynalı binalar, festival alanları, lüks oteller kuruldu. AlUla'nın kayalara oyulmuş antik mezarları ve o meşhur aynalı konser salonu, bir anda herkesin Instagram akışına düştü.
Bir ülke, sıfırdan bir "gidilecek yer" inşa etti.

Suudi Arabistan'ın AlUla bölgesi, antik mirası çağdaş mimariyle birleştirerek turizmin merkezine yerleşti.
Ve işte buradan tanıdık bir soru çıkıyor.
Daha önce bu köşede otantikliğin peşinden koşan turistten söz etmiştik. Aradığımız "gerçek" yere vardığımız an, onu bozduğumuzdan. Bir sosyolog buna "sahnelenmiş otantiklik" demişti: turist için özel olarak kurulan, ama gerçekmiş gibi sunulan deneyim.
Suudi Arabistan örneği bu fikri bir adım öteye taşıyor.
Çünkü orada sahnelenen sadece bir dans ya da bir pazar yeri değil. Bütün bir ülke imajı, baştan tasarlanıyor. Akademisyenler buna "üretilmiş otantiklik" diyor: yani gelenek, miras, kimlik... hepsi turist için özenle paketlenip sunuluyor.
Bir araştırmacının tespiti çarpıcı: "Instagram her 'gizli cenneti' ifşa etti. Gezginler artık üretilmiş otantikliği kıtalar öteden fark ediyor." Yani bir yandan sahne kuruluyor, öbür yandan izleyici o sahnenin sahne olduğunu görebiliyor.
Peki bu kötü bir şey mi?
Acele etmeyelim. Çünkü madalyonun öbür yüzü de var.
O "üretilmiş" turizm, gerçek işler doğuruyor. AlUla'da rehberlik yapan, otelde çalışan, ilk kez turizm sektörüne giren binlerce insan var. Ülkenin kendi vatandaşları için bile bir şey değişiyor: kapalı bir toplum, dünyaya biraz daha açılıyor.
Bir akademik çalışma bunu ilginç bir açıdan okuyor: Suudi Arabistan'da otantiklik sadece turiste değil, kendi halkına da anlatılan bir hikâye. "Kabul edilebilir değişimin" hikâyesi. Yani turizm, bir ülkenin kendine "değişiyoruz ama köklerimizi koruyoruz" demesinin bir yolu.
Turist için kurulan sahne, aslında biraz da ev sahibi için kuruluyor.
Burada durup kendi listemize bakalım.
Türkiye yüzde 21'le komşularının önünde. Bu iyi bir haber gibi duruyor, ve bir ölçüde öyle. Ama daha önce Venedik'i, Machu Picchu'yu konuşurken gördüğümüz bir şey vardı: turist sayısının artması, her zaman kazanç değil. Bazen bir yeri sevilemez hale getiren de tam olarak o kalabalık.
Yani "en hızlı büyüyen" olmak, bir madalya mı, yoksa bir uyarı mı? Cevap, büyümeden sonra ne yapıldığına bağlı.
Belki de bu listenin bize söylediği şey şu: Artık ülkeler de birer marka.
Fiyortu, çölü, antik kenti olan değil; o fiyortu, çölü, antik kenti en iyi "anlatabilen" kazanıyor.
Bir yerin güzel olması yetmiyor. O güzelliğin akışta durması gerekiyor.
Suudi Arabistan bunu erken gördü ve çölün ortasına aynalı bir bina dikti. Şimdi o bina, ülkeyi anlatan tek kareye dönüştü.
Ama şöyle bir soru da var; bir ülkeyi gerçekten tanımak, onun bizim için kurduğu sahneyi görmek midir? Yoksa o sahnenin arkasına geçebildiğimiz an mı başlar asıl yolculuk?
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.