Aschenbach ve Johan Borg estetik çürümenin izini sürüyor

Sanatçı figürü çoğu zaman dünyayı diğer insanlardan daha derin görebilen biri olarak düşünülür. Güzelliğin, anlamın ve insan ruhunun en kırılgan taraflarını sezebilme yetisi, onu sıradan hayatın üzerine çıkarıyormuş gibi görünür. Fakat bu yoğun sezgi bazen sanatçıyı hayata yaklaştırmak yerine ondan uzaklaştırır; zira dünyayı sürekli bir estetik filtre içinden görmek, gerçekliğin kendisiyle doğal bir ilişki kurmayı zorlaştırır. Gustave von Aschenbach ile Johan Borg, tam da bu kopuşun iki farklı biçimini temsil eder. Her ikisi de güzelliğe ve sanata sıradan bir ilgi yerine neredeyse saplantılı bir dikkatle yaklaşır. Ancak zamanla bu estetik bilinç, onları dünyayı yaşayan insanlardan çok, onu uzaktan izleyen figürlere dönüştürür. Zira bazen güzelliğe fazla yaklaşmak, insanın hayatla arasındaki mesafeyi sessizce büyütür.
Aschenbach: Kusursuz güzelliğin ölümcül çekimi
Sanatçı olan Gustave von Aschenbach, Venedik’te Ölüm (Morte a Venezia, 1971) boyunca güzelliği metafizik bir hakikat gibi arar. Disiplinli, kontrollü ve kültürel olarak son derece rafine bir figürdür. Ancak Venedik’te karşılaştığı genç Tadzio, onun bütün zihinsel düzenini bozmaya başlar. Zira Aschenbach’ın duyduğu şey yalnızca bir arzu olmanın ötesinde; daha derin, daha tehlikeli bir estetik büyülenmedir. Tadzio onda, hayat boyunca teorisini kurduğu “kusursuz form”un canlı hâline dönüşür. Fakat tam da bu noktada kültürel üstünlük hissi çürümeye başlar. Aschenbach, sanatı hayatın üzerine yerleştirmiş bir adamdır ve dünyayı yaşamak yerine sürekli biçimlendirmeye çalışmıştır. Bu yüzden güzellikle karşılaştığında ona insani biçimde yaklaşamaz. Tadzio bir kişiden çok, bir imgeye dönüşür. Aschenbach ise artık hayatın içinde değildir; kendi estetik takıntısının içinde yaşamaktadır. Venedik’in giderek çürüyen atmosferi de bu ruhsal çözülmenin dışavurumu gibidir. Şehir nasıl sessizce hastalanıyorsa, Aschenbach’ın zihni de aynı biçimde içeriden dağılır. Onun trajedisi arzunun kendisinden ziyade güzelliği gerçeklikten daha değerli hâle getirmesidir.

Johan Borg: Sanatın paranoyaya dönüşmesi
Johan Borg ise Kurtların Saati (Vargtimmen,1968) boyunca estetik duyarlılığın karanlık tarafını temsil eder. Ressam olan Johan, dünyayı sıradan biçimde algılayamaz ve gördüğü her şey onun zihninde grotesk imgeler, korkular veya saplantılar haline dönüşür. Bergman’ın filminde gerçeklik hiçbir zaman tam anlamıyla sabit kalamaz. Johan’ın gördüğü insanlar mı delirmesidir yoksa deliren Johan’ın kendisi midir, bilinemez. Bu belirsizlik, sanatçı zihninin kendi içine kapanmasını daha da ürkütücü kılar. Johan’ın yalnızlığı toplumsal olmanın yanı sıra ontolojiktir de. O artık diğer insanlarla aynı gerçekliği paylaşamaz. Sanat onun için bir ifade alanı olmaktan çıkmış, zihinsel bir labirente dönüşmüştür. Bilhassa aristokrat figürlerle karşılaştığı sahnelerde, kültürel elitizmin grotesk bir maskeye dönüştüğü hissedilir. Johan’ın sanatsal duyarlılığı, ona dünyayı daha derin görme yetisi verir ama aynı zamanda onu gerçeklikten koparır. Estetik algı burada bir ayrıcalık olmaktan çıkarak, bir lanet haline gelir. Zira, Johan için dünya artık yaşanan bir yer olmaktan ziyade sürekli yorumlanan ve bozulan bir görüntüdür.

Güzelliğin ve zihnin çürümesi
Aschenbach ile Johan Borg’un ortak noktası, estetik deneyimi hayatın merkezine yerleştirmeleridir. Her ikisi de dünyayı “yaşamak”tan çok “görmek” isteyen karakterlerdir. Ancak tam da bu nedenle gerçeklikle bağları zayıflar. Aschenbach güzelliği kusursuzlaştırdıkça insanlardan uzaklaşır. Johan ise imgelerin içinde kayboldukça gerçekliği kaybeder. Biri aşırı kontrolün içinde çözülür, diğeri kontrolünü tamamen yitirir. Yine de ikisinin trajedisi aynı yere çıkar: Estetik bilinç, insanı dünyadan üstün hissettirebilir fakat aynı zamanda onu hayatın sıcaklığından mahrum bırakabilir. Sinema bu iki karakter aracılığıyla sanatçı figürünü romantikleştirmez. Bilakis, aşırı estetik duyarlılığın insanı nasıl yalnızlaştırabileceğini gösterir; zira bazen güzelliğe fazla uzun süre bakmak, insanın dünyayla arasındaki bağı yavaş yavaş eritmeye başlar.
Reklam
*Bu yazının başlığı yazardan bağımsız editoryal olarak hazırlanmıştır.
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.