Bahis kamuflajlı ‘kumar’ aysberginin görünen yüzü

Kubilay Gülbek
12:00, 17/01/2026, Cumartesi
CategoryGerçek Hayat
Gerçek Hayat Dergi
Bahis kamuflajlı ‘kumar’ aysberginin görünen yüzü
Bahis kamuflajlı ‘kumar’ aysberginin görünen yüzü

Şans oyunları, bahis… Genç, yaşlı, kadın hatta çocuk; emek vermeden kolayca paraya ulaşabilmenin yolu olarak gösterilen tuzağın gönüllü oyuncuları… Adına ‘bahis’ deniliyor ama aslında bu bir kumar belâsı… Mafyanın elinde ise şikeye dönüşerek dolandırıcılığa bürünüyor. Şu sıralar Türk futbolunu çürüten bahis rezaletini yaşıyoruz. Peki, bu yalnızca futbolcular ve hakemlerden mi oluşuyor? Kulüp başkanları, bahis şirketleri bu olayın neresinde? Milyar dolarlar, futbol kulüpleri ve bahis şirketleri tarafından aklandı mı? Türkiye’de ‘imtiyazlı’ kumar nasıl oynanıyor? Hangi eski başbakan, zenginler kulübünün yasa dışı kumarhanesinin kapanmasını önlemeye çalıştı? İşte kumar illetinin ibretlik hikâyesi.

Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu’nun
“Profesyonel liglerde görev alan 571 hakemden 371'inin bahis hesabı var. 152'si ise aktif şekilde bahis oynuyor”
açıklaması futbol camiasını sarsarken kumar illetinin geldiği boyutu bir kez daha gözler önüne serdi. Hacıosmanoğlu’na göre spor müsabakalarını yöneten çok sayıda hakem ve futbolcu, şike denilen yolsuzluğun içine batmış, bahis şirketlerinde açtıkları hesaplar ile haksız kazanç sağlıyordu.
İddialar bununla da sınırlı değildi. Tartışmalı pozisyonlarda hile yapan bazı hakemler maçın skorunu oynadıkları kuponun skoruna göre sonlandırıyor ve Türk futbolunu karalayıcı kararlara imza atıyorlardı. Futbolcular ise sahada bilerek yaptıkları hatalar ile skoru etkileyerek şans oyunlarında hile yapıyorlardı. Hepsi para içindi, yani
kazanma hırsı onları bir batağın içerisine çekmeye yetiyor; kirli paranın uğruna geleceklerine ipotek koyuyorlardı.
Milyon dolarlık transferlere imza atan futbolcuların bu tutkusu takımlarına gönül vermiş binlerce taraftarı derinden yaraladı. Peki, burada şike yapan sadece hakemler ve futbolcular mıydı?
TFF başkanı âni bir kararla neden böyle bir açıklama yapma gereği duymuştu.
Hiç kimse buna bir anlam veremiyordu ama burada
TFF’nin de sakladığı veya üzerine gidemediği birtakım hâdiseler zinciri mi vardı?

Tam bu satırları kaleme aldığımız sırada İstanbul Cumhuriyet Savcılığı (İCS) yeni bir açıklama yaptı. Açıklamada, yeni deliller geldikçe soruşturmanın genişleyebileceği bilgisi paylaşıldı. Acaba bahis şirketleri veya kulüp başkanları soruşturmaya dâhil edilecek mi yoksa gizli bir el futbolcular ile hakemleri şike olaylarından sorumlu tutup cezai işlem uygulamakla mı yetinecekti?

İdârî ve adlî soruşturma

Şike olayıyla ilgili iki ayrı soruşturma yürütülüyor. TFF tarafından yürütülen idari soruşturmada bahis hesabı açan hakem ve futbolcular belirlenerek maçlardan men cezası alması sağlanıyor. Çünkü futbolcu ve hakemlerin bahis oyunları oynaması yalnızca Türkiye’de değil, UEFA tarafından dünya genelinde yasaklanmış durumda. İkinci soruşturma ise İCS tarafından yürütülen ve ceza kanunu çerçevesinde oluşturulan şike soruşturması olarak geçiyor.

Bu soruşturmada ise bahis oynayan futbolcular, hakemler ve organize suç örgütlerinin izi aranıyor. Tek fark, futbolcu ve hakemlerin oynadığı ve yönettiği maçlarla ilgili bahis oynayıp oynamadıkları gözden geçiriliyor. Yani bir hakem veya futbolcu görevli olduğu maça bahis oynadıysa o maç detaylarıyla mercek altına alınıyor. Bu soruşturma kapsamında kulüp başkanları, bahis şirketleri ve TFF eski yöneticilerinin de bulunup bulunmayacağı ise merak konusu.

Rusya’dan oynanan 1’e 10 bahis

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturma kapsamında gözaltına alınan Eyüp Spor Kulübü Başkanı Murat Özkaya ile 8 hakem maçlarda hile yaptıkları iddiası ile tutuklanarak cezaevine gönderildi. Zanlıların verdikleri ifadede, bahis oyunu oynamanın suç olduğunu bilmediklerini söyledikleri belirtildi. Hakem ve futbolcuların bahis şirketlerinde kendi gerçek bilgileriyle açtıkları hesaplarda milyonlarca liralık bahis oynamaları ise kafalarda soru işaretleri oluşturdu. Bu hesapların yalnızca bahis şirketi yöneticileri tarafından görülmesi ise şike soruşturması içerisinde bu şirketlerin de olabileceği kuşkularını doğurdu.

İddiaya göre kendi oynadığı veya yönettiği maça yüklü miktarda bahis oynayan hakem veya futbolcunun bu kararı, şirket tarafından karaborsada daha çok müşteri çekmek adına hileli bir şekilde üyelerine duyurulmuş olabilir. Bu da bahis oynatan şirket yöneticilerinin şahsi hesaplarına kâr olarak yansımış olabilir? İşte soruşturma bu boyuta çekildiği anda milyarlarca lira haksız kazancın bir maç sonrasında nasıl el değiştirdiği açıkça gözler önüne serilebilir.

Bir başka iddia ise daha ürkütücü. İddiaya göre Rus bir bahis sitesinden Keçiören Tuzlaspor maçına 475 bin liralık bahis oynanmış. Kuponu oynayan kişi, Tuzlaspor adına 1’e 10 bahiste bulunmuş. Maçın Tuzlaspor’un galibiyetiyle sonlanması üzerine 4 milyon 750 bin lira kazanmış. Yurtdışındaki bahis şirketlerinin de müdâhil olduğu şike olayında galibiyet sonuçlarının elden ele dolaşması ve sahte hesapların açılması şüpheli olarak görülüyor.

Bir başka karşılaşma, Sincan Belediyespor ile Ankaraspor arasında oynanan ve hiçbir gol pozisyonunun yaşanmadığı maçla ilgili. Atak pozisyonu yaşanmayan maçla ilgili şike iddiaları ortalığa saçılınca bu gelişme bardağı taşıran son damla oldu. Türkiye’yi kasıp kavuran iddialar karşısında Futbol Federasyonu soruşturma başlattı.

Cep telefonuna bildirim gelmedi

10’u aşkın bahis şirketinin siber güvenliğinin de yeteri kadar güçlü olmadığı, basit hacklemeler ile güvenlik duvarlarının aşıldığı iddia ediliyor. Buna delil olarak da Beşiktaşlı futbolcu Necip Uysal ile hakem Zorbay Küçük’ün yaşadıkları gösteriliyor. İki ünlü adına açılan bahis hesabının gerçek olmadığı, başka kişiler tarafından açılan bot hesaplar olduğu belirtiliyor. Bunun ortaya çıkışı ise oldukça ilginç. İddialar karşısında suçsuz olduklarını söyleyen ve bunu kanıtlamak için bahis hesaplarına giren Uysal ile Küçük’ün hesaplara girildiği sırada cep telefonlarına gönderilen doğrulama kodunun gelmemesi üzerine haklılıklarının kanıtlanmış olduğu belirtiliyor.

Yani iki ünlünün adına sahte hesaplar açan dolandırıcıların, sistemi kullanabilmek için izleri sürülemeyen kopya telefon hatları kullanarak bahis oynadıkları ortaya çıktı. Bunda parayı kazananın ise bahis şirketi olabileceği ihtimali üzerinde duruluyor. Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu tarafından ortaya çıkartılan skandalın ardından iki meşhur spor adamı, TC kimlik numaraları ile açılan bot hesaplarla ilgili Cumhuriyet savcılığına şikâyetçi oldu.

Bonuslar kumara teşvik ediyor

2. ve 3. Liglere sponsor olan bir bahis şirketi, üye olan kişilere ücretsiz bonus vererek şansını arttıracağı yalanıyla kumarı câzip hale getiriyor. Sistem şöyle işliyor. Bin liralık bahis oynarsan 300 liralık bonus kazanıyorsun, kumar oynayacağın rakamı 5 bin liraya çıkardığında ise hediye bonusun bin 200 liraya kadar çıkabiliyor; bunu katlamalı olarak yükseltmek ise oyuncunun inisiyatifine kalmış durumda. Ama işin asıl püf noktası başka.

Eğer 2. veya 3. Lig maçlarını izlemek istiyorsanız mecburen bunun yayınını yapan bahis şirketine üye olmak zorundasınız. Bunun için de bir hesap açmanız gerekiyor. Hesabınızı açtıktan sonra ise hediye bonuslarla karşılaşıyorsunuz ve kendinizi bir anda sanal kumar aleminin içerisinde buluyorsunuz. Tabii ki hakem ve futbolcular tarafından yapılan hile ve şikeden habersiz kredi kartınızın boşaltılmasını izlemekle yetiniyorsunuz.

Tüyo kumar baronundan geliyordu

Kumarın vücudu saran amansız bir hastalık gibi bizi içten içe bitirdi
ğinin delili olarak 90’lı yıllardan iki kesit paylaşalım.
Kolay yoldan para kazanma hırsı olan ve atlara olan düşkünlüğüyle tanınan yarış severler, Veliefendi başta olmak üzere hipodromları doldururdu. O zamanlar sanal kumar ve futbol bahis oyunları olmadığı için ekonominin kalbi neredeyse burada atıyordu. Bir gecede el değiştiren servetler, bitip yiten hayatlar gazete manşetlerini süslüyordu. Her yüksek kazançta olduğu gibi bu işin de bir mafya boyutu vardı.
Zihni İpek isimli kumar baronu
adamlarıyla hipodromları sarmış, dışarıdan yasadışı bahis oynatıyordu. Yani sizin anlayacağınız vergi ödemiyor, biraz daha fazla kazandırma vaadiyle dışarıdan kupon yazdırıyordu. Müşterisi de oldukça fazlaydı. Şikâyetçi ise bu işte yüklü miktarda para kazanan sistemin temsilcileriydi.
Asayiş Şube Müdürlüğüne bağlı Kumar ve Ahlâk Masası, denetimlerini sıkılaştırmış, ardı ardına operasyonlar düzenliyordu. Emniyet Müdürlüğünde gazeteci olarak görev yaptığım için bu operasyonlara ben de sıklıkla katılıyordum. Ama nedense
her seferinde üzerinde binlerce liralık yasa dışı at yarışı kuponuyla yakalanan Zihni İpek ve adamları çıkarıldıkları mahkemeler tarafından serbest bırakılıyordu.
Konuyu araştırmak ve arkasındaki kirli çarkın nasıl işlediğini ortaya çıkartmak isteyen polis şefleri ise ya başka bir ile veya başka bir birime atanıyordu.
Yani
kumar tutkusu ve kirli paranın gücü sistemi neredeyse esir almıştı.
Bir diğer korkunç iddia ise bahis olaylarında yaşanan şikeyle birebir aynıydı. İddia odur ki
altılı ganyanda dışarıdan yasadışı kupon yazan kumar baronları, aynı zamanda hangi atın eleneceğini, hangi jokeyin hile yapacağını bilir ve buna göre tüyo verirdi.
Tabii bunun da bir karşılığı vardı. Yarışları kumar baronunun adamlarıyla oynamak ve kazandığın sayede belli bir komisyonu ayaküstü nakit olarak ödemek.

Dokunulmazların kumarhanesinden başbakan çıktı

1996 Temmuz’unda kumarhaneler kralı olarak bilinen
Ömer Lütfü Topal’ın öldürülmesi
nin ardından,
Türkiye’de Bakanlar Kurulu kararıyla kumarhanelere kilit vuruldu
. Kumar tutkusundan vazgeçemeyen ve bunun uğruna yavru vatan Kıbrıs’a giden zenginler, makine kumarı adı verilen kumarhanelerde milyonlar kaybetmeye devam etti. Aralarında şöhretli simaların da bulunduğu isimler yanı başlarında, İstanbul Caddebostan’da bulunan Anadolu kulübünün (Büyük Kulüp) kumarhanesinden habersizlerdi. Elit zenginlerin, büyük patronların mekânı olan Anadolu Kulübüne üye olmayan giremez, yıllık üyelik ise oldukça yüksek rakamlardan oluşur.
35 yıllık meslek hayatımın büyük bölümünü sokaklarda, baskınlarda, terör örgütlerine düzenlenen operasyonlarda geçirdim. Bana
“İstanbul’un göbeğinde oynanan kumar oyunlarından kimsenin haberi yok mudur” diye sorarsanız, cevabım “Maalesef herkesin haberi vardır ama bilinmeyen bir güç engelliyor”
şeklinde olur.
Anadolu Kulübü tarihinde 2 kere polis baskınına uğradı. İlk baskın sırasında ben de olay yerindeydim.
Mavi cam binanın ikinci katı baştan sona kumar makinaları ile tıka basa doluydu. Kapıda duran arabalardan ve sosyetik hanımların giyim tarzından farklı bir yerde olduğunuzu hemen fark etmeniz mümkündü. Yıllar sonra bir sohbet esnasında konu o gece düzenlenen operasyona geldi ve baskın yapılmasına rağmen kumarhane katının mühürlenmediği ortaya çıktı. Ankara’dan gelen müfettişler olayı araştırmış, tutanaklarda kapatma kararı bulunduğunu, bunun uygulanmadığını tespit etmişti.
İkinci baskın olayı ise çok daha vahimdi.
Aradan geçen uzun bir sürenin ardından polis yeniden Büyük Kulübün kapısını çaldı. Kapatma kararının ardından kumar oynanan katın mühürlenmesi için ekipler seferber oldu.
Tam bu sırada yetkili amirin telefonu çaldı. Karşı taraftaki kişi, Büyük Kulübün başkanı ve eski Başbakanlardan Bülent Ulusu idi.
İddia odur ki, Bülent Ulusu mühürlenecek yerin ana kapı değil arka kapılardan birisi olmasını rica ediyordu. Eğer isteği kabul görürse atıl bir kapı mühürlenmiş olacak, üyeler ise ana kapıdan girerek kumar oynamaya devam edecekti.
Eski Başbakan’ın bu isteği kabul görmedi ve Büyük Kulübün kapısına ilk kez mühür vuruldu.

Şeytana pabucunu ters giydirirler

Yeraltı dünyası ise kollu makineler, rulet, poker gibi oyunları kiraladıkları villalarda oynatır, düzenlenen baskınlardan nasiplerini alırlardı. Hatta çok ilginçtir, kumar masası ekiplerinin baskınları sonucu ele geçirilen makineler nasıl oluyorsa bir başka baskında yeniden ortaya çıkıyordu. Yani birileri adlî emanete alınan kumar makinelerini aradan geçen kısa bir sürenin ardından yeniden kumar baronlarına teslim ediyordu. Kumar oynatılan villa mühürleniyor, bir arka sokakta teslim alınan makineler ile yeniden hizmete giriyordu. Buraların müdavimleri de kumar oynamak için Kıbrıs’a gidemeyen müşterilerden oluşuyordu.

İşte 35 yıl öncesi ve bugün. Aslında değişen pek bir şey yok, ya sizce?
Yorumlar
Avatar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

Sayfa Sonu
GZT
GZT Haberin Sosyal Hali.

Gündemi en anlaşılır, en hızlı ve en görsel haliyle takip etmeye hazır mısınız? GZT özel video içerikleri, nitelikli infografikleri ve fark yaratan yayıncılık anlayışıyla size sıradan haber sitelerinin ötesinde bir deneyim sunuyor. Politikadan kültüre, teknolojiden spora kadar hayatın her alanına dokunan içeriklerle, doğru bilgiye keyifli bir arayüzle ulaşın. Dijital yayıncılığın yeni yüzü GZT ile dünyaya farklı bir pencereden bakın.

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

GZT dünyası her an yanınızda! GZT mobil uygulaması ile son dakika gelişmelerine ve özel içeriklere anında erişin. Sadece haber okumayın; izleyin, keşfedin ve paylaşın. iOS, Android ve Huawei cihazlarınıza kolayca indirebileceğiniz uygulamamızla gündemi cebinize sığdırın. Şimdi indirin, haberdar olmanın en keyifli halini kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mahallesi Fetih Caddesi No:6 Dk:1 Topkapı, Zeytinburnu / İstanbul[email protected](0 212) 612 29 30

Albayrak Medya Siteleri
YASAL UYARI

YASAL UYARI BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BIST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026