Rodos’taki Türk izleri: Camiler ve kütüphaneler

Dile kolay, Rodos resmen kaybedildiği güne kadar tam 425 yıl Türk – İslam toprağıydı. Bugün hâlen adadaki çarşılar, günlük yaşam, flora, hayvanlar, deniz; hatta rüzgârlar bile Yunanistan'dan ziyade Türkiye'nin güneybatı sahillerine benzer. Peki, beş asır adayı yurt bilen Türkler şimdi nerede?
Marmaris'te yaşayanlar bilir. Bayram ve cenaze namazları için Rodos'taki camilere gitmek, âdettendir. Burada maksat, kuş uçumu yarım saat mesafedeki karşı kıyı Rodos'u yâd etmek ve güllerin adasına hasreti canlı tutmaktır. Fakat bu vuslatlar, son yıllarda giderek azalıyor. Çünkü artık ulaşım pahalı, vize almak zor.
Bendeniz ise fırsat buldukça bu engelleri aşıyor ve anayurdun selamını Rodos'taki Türklere taşıyorum. Kanuni Sultan Süleyman'ın 1522'de Rodos'u fethetmesinden hemen sonra adada inşa ettirdiği iki camiden biri olan Süleymaniye Camii, Tarihî Rodos Çarşısı'nın başında gül kurusu rengiyle gönülleri ferahlatır. Bugünkü adı Sokrates olan caddede yürürken Türkçe selamlaşmalara rastlamanız zor değildir. Caddenin ortasındaki Mevlana Kahvehanesi'nde (No 76) soluklanıp iki dilim baklava bir Türk kahvesi sipariş etmek ve Türk ahaliyle hasbihâl etmek ise insanı Osmanlı dönemine götürür.
Rodos'ta yıl boyu ibadete açık tek cami olan İbrahim (Pargalı) Paşa Camii'ne varmak için, caddeden surlar yönünde ayrılıp dar sokaklardan Platonos Meydanı'na çıkmanız gerekir. Kitabesinde “Rodos'taki camilerin en eskisi” olduğu belirtilen tarihî yapı, klasik Osmanlı mimarisinin çizgilerini taşır. Fakat tıpkı diğer Yunan adalarında olduğu gibi buradaki camilerde de ezan yasağı uygulandığından bu canım ata yadigârı da sessiz ve düçar bir vaziyettedir. Bir zamanlar Rodos'ta 14 faal caminin olduğunu düşününce yüreği burkulur insanın.
Hâfız Ahmed Ağa Kütüphanesi'nin bahçesinde
Cami, medrese, hamam, çeşme, şadırvan, şehitlik, mezarlık, türbe, dükkân ve han gibi emanet eserlerle dolu kale içi sokaklarında birkaç saatlik gezintiden sonra, Hâfız Ahmed Ağa Kütüphanesi'ne düşüyor yolum. Burası, Rodos'a her gittiğimde mutlaka uğradığım yerlerden biri. Gönüllü olarak kütüphaneye göz kulak olan, ziyaretçilere bilgi veren karı koca Türk aile, kütüphanenin bahçesindeki konutta kalıyorlar. Son derece yardımsever, nazik ve kültürlü insanlar. Yolunuz buradan geçerse bir selam verin derim.
1793 yılında hizmete açılan bu dünya güzeli kütüphanede, her biri birbirinden nadide tam 1265 el yazması eser muhafaza ediliyor. Kemerli kapısı ve taş basamaklarıyla ilk bakışta bile zarafetini hissettiren kütüphanede, aralarında fetih günlerinden, yani 15. ve 16. yüzyıldan kalma Kur'an-ı Kerim örnekleri de yer alıyor. Osmanlı hattatlarından Maksudul Tebrizi’nin 1401’te yazmaya başlayıp yarım asırda bitirdiği 624 yıllık el yazması Kur'an-ı Kerim de burada bulunuyor. Kütüphanenin bahçesinde, Rodos'a geldiğimi duyup gelen adalı Türklerle koyu bir sohbete dalıyoruz.
Adada yaşayan Türklerden Şahap Kaşlıoğlu, atalarının altı asır önce Rodos'a yerleştiklerini söylüyor. Babasının Pargalı İbrahim Paşa Camisi'nde 25 yıl imamlık yaptığını anlatan Kaşlıoğlu, adada hâlen 3 bin 500 civarında Türk yaşadığını belirtiyor. Rodos'taki Türklerin bir de derneği var. Kaşlıoğlu, “İtalyanların adayı işgal ettiği 1912-1943 yılları arasında Türklerin çoğu adadan göç etti. Bizim atalarımız, Kanuni Sultan Süleyman'dan önceki ilk çıkarmada, yani Sultan Selim ile birlikte adaya gelmiş. O günden bugüne buradayım. Bir yere de gitmem. Bir parça zeytin, bir parça ekmek yerim, suyumu içer yaşarım,” diyor. Bu duyguları taşıyan tek adalı Türk, Kaşlıoğlu değil. Rodoslu Türklerin çoğunluğu böyle düşünüyor. Bugün resmî adları farklı olsa da Türkler, Rodos'taki köylerine hâlâ Çayır, Kandilli, Mikse Köyü, Uzğur demeye devam ediyor.
Çok bilinmez ama Rodos'ta bir de Müslüman Giritliler var. Hikâyesi ilginçtir. Osmanlı, 1669'da Girit'i fethettikten sonra bir kısım Müslüman asker, adalı Rum kadınlarla evlenip oraya yerleşmiş. Zamanla Müslüman olan bu kadınlar, çevrelerindeki Rumları da hak dinine kazandırmış. 1908'de Girit elden çıkınca Sultan İkinci Abdülhamid Han, buradaki Müslümanları Rodos'a yerleştirmiş. Bugün Rodos'taki Girit Mahallesi'nde, -çoğunluğu Türkçe bilmeyen- Müslüman Giritliler yaşıyor. Marmaris kıyılarına bakan mahallerinde bir de cami var. Adı da Hamidiye Camisi... Ezcümle, Rodos'ta Türklerden kalma çok iz var. En azından bulup tanıtmak da bizlerin görevi olsun.
Bu yazının başlığı yazardan bağımsız editoryal olarak hazırlanmıştır.
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.