İnternet mi, Kitap mı?

İnternetin bilgiye hızlı ulaşma konusunda sağladığı kolaylıkları inkâr etmek mümkün değil. Ancak derin ve kapsamlı öğrenme için tek başına yeterli olduğunu da düşünmüyorum. Artık gençler, kitapları bile çoğunlukla ekrandan okumaya yöneliyor. Ekran süresinin artması ve bunun getirdiği sorunlar nedeniyle bunu çok doğru bulmuyorum.
İnternet, araştırma verisine hızlı ulaşmak için gerçekten kıymetli bir aygıttır. Bunun yanı sıra, matbu olarak ulaşamayacağınız pek çok kaynağı da önünüze sermektedir. Özellikle farklı dillerde okuma yapabiliyorsanız, gerçekten kitap olarak alabileceğinizin çok üzerinde kaynağa, hızla erişmeniz mümkündür. İnternet siteleri içerisinde kendisine atıf yapılabilecek olan ve ilim ehli arasında kaynak niteliği taşıyan pek çok platform vardır.
Örneğin ilk kitabım olan “Peygamberliğin İspatı” isimli eserde “Corpus Coranicum” isimli siteden yazma Mushaf türlerine dair örnekler göstermiştik. Çünkü konuya dair en sistematik veri, bir kitapta değil; bir internet sitesinde kayıtlıydı. Bir de parantez açmam gerekirse “Peygamberliğin İspatı” isimli eserimde yaptığım liste, “İlk 100 yıla nispet edilmiş olan Mushaf örnekleri” gibi daraltılmış bir zaman aralığına nispet edilen 45 Mushaf'ı içermekteydi. Bu anlamıyla Mushaf örnekleriyle ilgili verdiğim bilgiler daha yüzeysel olmakla beraber, listelenen Mushaf sayısı daha dar bir alanla ilgili olarak daha fazla sayıdaydı.
Reklam
Bu yazma Mushaf örnekleri, Türkçede bu çeşitlilikte ele alan ilk eser, benim kitabımdı. Ama ben kitabı yazmadan önce internette bu bilgi, dağınık da olsa mevcuttu. O hâlde bu konuda internet araştırması yapmak, kitaptan okumaktan açıkça üstündü. Elbette internette de ham ve yavan bilgi çoğunluktadır. Aktarılan bilgilerin büyük bir kısmı, manipülasyon ve yalan içermektedir. Ancak kitaplar da bundan azade değil, yazılan kitapların da büyük bir kısmı böyledir. “Su-i misal, emsal olmaz,” kaidesince bu durumu göz ardı etmek zorunda kalıyoruz.
Biz, ideal bir araştırmada kitap ve interneti, imkânlar açısından mukayese etmeye devam edelim. Ben, internetin araştırma kolaylığı açısından faydalarını kabul etmekle beraber, büyük sistemlerin öğreniminde yetersiz olduğu kanaatindeyim. Gerçi bugün gençler, kitapları da ekran arkasından okumaya alışmaya başladılar. Ancak bunu da ekran süresinin uzaması ve bunun getirdiği ek problemler sebebi ile pek doğru bulmuyorum. Ben hâlâ ideal okumanın kâğıt üzerinden olabileceğine inananlardanım.
Ekran süresi konusunu, sonraki yazılarımda daha detaylı olarak açmaya çalışacağım. Bu açıdan bakınca büyük anlatılar, kitaplar üzerinden anlaşılır. Mesela fıkıh, meşşâî (İslam dünyasında özellikle Aristo’nun düşüncelerine dayanan ve akıl yürütmeyi merkeze alan felsefe geleneğidir. “Meşşâî” kelimesi, Arapçada “yürüyenler” anlamına gelir. Aristo, derslerini öğrencileriyle yürüyerek yaptığı için bu isim verilmiştir.) felsefe, Osmanlı tarihi, Cumhuriyet tarihi gibi konuların internet araştırmaları ile yavan kalacağını zannediyorum. Örneğin Cumhuriyet tarihi çalışacaksanız, hatıratları okumanız gerekir. Bunları internet bilgilerinden atıflarla aldığınızda, muhtemelen seçme nakillerle karşılaşırsınız. Bu tarz konularda internet sizi, ana kaynaklara değil; ikincil kaynaklara ulaştırır. Bunu tercih etmediğimi, artık biliyor olmalısınız.
Klasikler, kitap formundadır ve internet, genellikle klasiklere dair ikincil kaynak olma iddiasındaki yazılarla doludur. Ayrıca şimdilerde iyi yazılmış internet yazıları da kitaplaşmaktadır. Böyle bakınca kitap ve interneti, yerine göre kullanılan enstrümanlar gibi görmek faydalı olacaktır.
Reklam
Araştırma yapmak
Bu açıdan, araştırma yapmayı bilmek önemlidir. Peki, araştırma yapmak nasıl öğrenilir? Yine bu yazı boyunca sergilediğimiz mantığa uyumlu bir cevap olarak yanıtlayayım: araştırma yapmak ile...
Elbette hayatın her cüzünde olduğu gibi araştırmalarınız, başlangıçta zayıf ve eksik olacaktır. Fakat gittikçe daha iyi araştırmalar yapacaksınız. Konular sınırsız ve her konuya yaklaşım da farklı olduğu için araştırma faaliyetinin dört başı mamur bir tarifini vermek imkânsızdır. Ancak yine de bazı genel tavsiyelerden bahsedilebilir.
Önceki yazılarımda ve videolarımda ilim öğrenmenin, sadece kitap okumak ya da bir müfredatı takip etmek olmadığını belirtmiştim. Merakın peşinden konu bazlı gidilmesi gerektiğinden de söz ettik. Bunun önemli bir cüzü, araştırma yapmaktır. Araştırma konusu çok geniş kapsamlı da olabilir, oldukça dar da olabilir. Geniş kapsamlı araştırmalar, ilim tahsiline benzerken; dar konulu araştırmalar, biraz daha farklılaşabilir.
Bir örnek vermek gerekirse gündelik hadis okumalarım esnasında, “Kadınların aklı, dini eksiktir,” lafzındaki rivayeti, oldukça garipsemiştim. Zira kadınların aklı eksik olsa nasıl mükellef olacaklar?
Onlara nasıl cennet ya da cehennemden bahsedilecek? Herhangi bir farzı ya da haramı söylediğinde anlamıyorlarsa hiç mükellef olmamaları, az anlıyorlarsa erkeklerden daha az mükellef olmaları gerekir. Oysa kelami kabuller böyle değil. Bu rivayeti, elbette ilk defa okumuyordum. Ama o okuyuşumda bu husus, aklıma geldi. Böylece rivayeti incelemeye başladım.
Oldukça çok ve farklı ravi (nakleden) zincirleri olan bu hadisi incelemem, tam bir ayımı aldı. Anladığım kadarı ile Abdullah bin Mes’ûd’un kızgınlık esnasında eşine söylediği bu sözü, bir ravi karıştırmış ve Peygamber Efendimiz'e (s.a.v.) nispet etmişti. Hatta bu sözü nakleden, -belki yüzden fazla ravi içerisinde- “şu ya da bu karıştırmış” diyebileceğim iki raviye kadar indirebilmiştim. Bu benim yaptığım, ilk kapsamlı sened (bir hadisi veya bir sözü, ilk söyleyene nisbet etmek için senedinde yer alan ravilerin adlarını zikretme anlamındaki hadis terimi) incelemelerindendi.
Bu inceleme, bana sadece bu rivayeti öğretmedi. Öncesinde çok fazla hadis usulü kitabı okumuştum ama bir rivayeti “gerçekten” incelemek, tüm kitaplarda öğrendiklerime bedel bilgilere ulaşmamı sağladı. “Ravinin kaydı nasıl tutulmuş, farklı farklı isimler aynı raviyi nasıl değerlendirmiş, bir hadisin farklı senedlerinde metinlerin mukayese edilmesi nasıl yapılıyor?” gibi hususları daha iyi anladım. Şu an pek çok hadis talebesi ile konuşurken, “Sened incelemeden usulü öğrenemezsin,” dememi sağlayan da bu oldu.
Reklam
Bir başka örnek de “İstanbul’un fethi hadisi zayıftır,” şeklinde sıkça söylenen söyleme, İstanbul’un Fethi'nin yıl dönümünde X’te denk gelmem üzerine olmuştu. Öylesine bir merakla “Senedine bakayım,” dedim ve rivayet bana sahih göründü. Bu senedi paylaştım. Sonrasında itirazlar geldi. İtirazları araştırdım. Fena sayılmayacak düzeyde konuyu öğrenmiş oldum. Bu açıdan tartışmak ve tartışma üzerine araştırma yapmak, gerçekten kişiyi ilmen çokça geliştiren faaliyetlerdir.
Ayrıca zekâyı da kıvraklaştırır. Zira sizi mat etmek isteyen muarızınızın (karşı çıkan) olduğunu bilmeniz, sizi pek çok şeyi iyi yapmak ve iyi düşünmek zorunda bırakır. Bu yüzden vaizler, cedel (karşısındakini susturmak için yapılan tartışma) yapamaz. Zira onlar, hep kendileri ile aynı fikirdeki kişilerle konuşmaya alışmışlardır. Ama ilim, cedelle gelişir. Futboldaki en iyi antrenmanın maç yapmak olması gibi. Üzerine çokça tartıştığınız konulardaki eserleriniz ve konuşmalarınız, gerçekten iyi bir seviyeye ulaşır.
Bu örnekleri anlatmamın bir sebebi de şunu söylemektir: Özellikle detay konular ile ilgili araştırma yaptığınızda, araştırma sonucunuzu muhakkak kayıt altına alın. Ben, yukarıda bahsettiğim iki araştırmamı da video olarak kaydettim. Çünkü şu an istesem de bu konuları o videolardaki gibi anlatamam. Araştırdığınız böylesi konuları, zaman geçtikçe büyük oranda unutursunuz. Elbette sizde tortu olarak büyük bir birikim bırakır ve sonuçlarını hatırlarsınız. Ancak detayları unuttuğunuz için sizi sonuçlara ulaştıran gerekçeleri kolayca aktaramaz, iyi delillendiremezsiniz.

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.