Akdeniz’in iki ucunda beklenmedik bir yakınlık

Sosyal medyada son günlerde tuhaf ama bir o kadar da dikkat çekici bir manzara var: Türkler ve İspanyollar arasındaki o tatlı yakınlaşma…
X (malumunuz eski adıyla Twitter) genelde tartışmaların, polemiklerin ve bitmeyen siyasi kavgaların sahnesidir. Bu yüzden iki farklı ülkeden insanların birbirine sempatik mesajlar yazması ilk bakışta küçük bir internet anekdotu gibi görünebilir. Ama bu kez mesele biraz daha büyük görünüyor.
Çünkü birkaç gün içinde olan şey yalnızca birkaç tweet değildi. Türk ve İspanyol kullanıcıların birbirlerine yazdığı mesajlar hızla yayıldı, “Mediterranean friendship” ve “Akdeniz kardeşliği” gibi ifadeler trend oldu. Hatta bazı İspanyol kullanıcılar Change.org üzerinden Türk vatandaşları için Schengen vizesi koşullarının kolaylaştırılmasını talep eden bir imza kampanyası bile başlattı.

Bir internet şakası için fazla ciddi bir jest.
Ama tabii İspanya’ya duyduğumuz bu sempati yalnızca bu açıklamayla başlamadı.
Sonrası ise internetin bildiğimiz ama her zaman görmediğimiz tarafıydı.
X’te başlayan esprili paylaşımlar kısa sürede bir tür kültürel ‘meme’ akımına dönüştü. Türk ve İspanyol kullanıcılar birbirlerine göndermeler yapan caps’ler, yapay zekâ ile üretilmiş görseller ve mizahi videolar paylaşmaya başladı. Hatta bu paylaşımlardan bazıları İspanyol televizyon programlarında bile konuşuldu.

Tabii mesele yalnızca güncel politikadan ibaret değil.
Türkiye ile İspanya arasındaki karşılıklı sempati aslında daha eski bir zemine dayanıyor. Madrid, yıllardır Ankara’nın Avrupa Birliği sürecine en sıcak yaklaşan başkentlerden biri oldu. NATO içinde savunma iş birlikleri kuruldu. Türkiye’deki bazı doğal afetlerde İspanya’dan gelen arama kurtarma ekipleri uzun süre hatırlandı. Ve bu tür anlar diplomatik metinlerden daha güçlü bir hafıza bırakabiliyor.
Bu benzerlik hissi, akademik literatürde sıkça kullanılan ama günlük hayatta nadiren açıkça konuşulan bir kavrama işaret ediyor: Akdeniz kültürü.
Akdeniz toplumları üzerine yapılan pek çok sosyolojik çalışma, bu bölgedeki ülkelerin ortak bazı davranış kalıpları paylaştığını gösterir. Aile merkezli yaşam, uzun sofralar, geceye yayılan sosyal hayat, yüksek sesli tartışmalar, duyguların daha açık ifade edilmesi… Bu özellikler çoğu zaman kuzey Avrupa toplumlarıyla karşılaştırılarak anlatılır.
Bu yüzden Türkler ile İspanyolların birbirlerini “tanıdık” bulmaları şaşırtıcı değil. Aynı denizin iki ucunda yaşayan toplumlar bazen farkında olmadan benzer ritimlere alışıyor.
Elbette bu tür benzerlikleri romantize etmek kolay. Ama sosyal medyada ortaya çıkan bu küçük dalga, uluslararası ilişkilerde yeni bir dinamiği de gösteriyor: toplumlar arasındaki algılar artık yalnızca diplomatik açıklamalarla değil, dijital etkileşimlerle de şekilleniyor.

Eskiden devletler birbirine mesaj gönderirdi. Bugün insanlar gönderiyor.
Belki de son günlerde internette gördüğümüz şey tam olarak bu: resmi diplomasiyle başlamayan, ama toplumların birbirini tanıma isteğiyle büyüyen küçük bir yakınlaşma.
Ve belki de bu hikâyenin en ilginç tarafı şu soruda gizli:

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.