Ateşin dokunmadığı

Güray  Süngü
Güray SüngüZ Raporu Dergi Yazarı
07:00, 10/04/2026, Cuma • GZT Haber Merkezi
Ateşin dokunmadığı

Ateşin dokunmadığı bir insan olduğunu fark ettiğinde Şakir Subaşı daha yedi yaşındaydı. Ailecek gittikleri piknikte, yasak olmasına rağmen ormanın bir kenarında babası tarafından yakılan mangalın kaz gözü gibi parıldayan közlerinin üstüne düşmüştü. Düşerken ellerini uzatmış, elleri kaz gözü gibi parlayan köz dolu mangala girmiş, bir iki saniye süren bu düşüş neticesinde babası çocuğu sertçe çekmiş, birlikte yere devrilmişler, sonra kalkmışlar, sonra köze giren ellere bakmışlardı...

O günden sonra içinde bir ateşle yaşadı Şakir Subaşı. Çünkü annesi, babası ve piknikteki diğer akrabalar, eş dost, Şakir’in köze dalan ellerinin yanmadığını gördü. Ama buna bir değer atfetmek yerine; “Çok çabuk çekti elini.”, “Babası çekiverdi çocuğu.”, “Tam zaten oraya şey etmedi filan.” gibi yaklaştılar meseleye. Yoksa yedi yaşında bir çocuğun ellerinin köze değdiği hâlde zarar görmemesine başka bir anlam yüklemeleri gerekecekti. Kim isterdi ki böyle bir şeyi? Kim, bir mucizeye tanık olup da mucize hayatını tamamen değiştirecek etkiye sahipse o mucizeyi kabul ederdi ki? “Tabii canım, babası çekiverdi çocuğu, yoksa... Bir saniye daha kalsa... Ay ay ay, yazık yazık...” Ama o günden sonra içinde bir ateşle yaşadı Şakir Subaşı; çünkü o biliyordu ellerinin köze girdiğini, canının yandığını ama ellerinin yanmadığını, bu yanmanın bir saniye sürdüğünü ama o bir saniyenin ellerine zarar vermediğini. Bunu biliyordu. Bu yüzden bir ateş düştü içine zaten ve o günden sonra içinde bir ateşle yaşadı Şakir Subaşı.

İçinde bir su çalkalanıyorsa denize düşer insan ve öyle can bulur.

İçindeki ateş; “Ben ateşin dokunmadığı bir insan mıyım acaba?” diye sorunca yanmaya başlayan ve cevabı vermediği için sönmeyen, sürekli olarak da yanmaya devam eden bir ateşti. Belki de bu sebeple, yirmi iki yaşında askerden gelir gelmez itfaiye eri olmak için başvurdu Şakir Subaşı. Sınavları verdi, testleri geçti ve itfaiyeci oldu.

İlkin her şey yolunda gitti, ekibin diğer fertleri Şakir Subaşı’nı çabuk kabullendiler ve aralarına aldılar. İstasyonun bahçesinde voleybol oynarken ona fasulye muamelesi yapsalar da ona iyi davrandılar. Şehirde pek yangın çıkmıyordu zaten. Çıkan ise iki araçla kontrollü müdahale, planlı soğutma ile hallediliyor, yanan mekânlara dalmayı gerekli kılmıyordu. Ama Şakir Subaşı’nın içinde bir ateş yanıyordu. Bilinirdi ki içte kıpırdanan, nefes alan bir şey ancak dışta ondan büyüğü ile karşılaşınca teskin olur. İçinde bir su çalkalanıyorsa denize düşer insan ve öyle can bulur. İçinde ateş titreşiyorsa ateşe girer ki dışını ateş kapladığı için içindeki ateş sönsün. Şakir Subaşı böyle bakıyordu hayata; bu saikle bakıyordu etrafına, olana, bitene, olmayana, bitip tükenmeyene.

Çalışmaya başlamasının yedinci ayında bir çarşamba günü, gece saat iki sularında alarm çaldı. Nöbetteki itfaiye erleri yerlerinden fırladı, turuncu ceketlerini omuzlarına atıp kamyonlara koştu. Şakir ikinci kamyonun tulumbasındaydı, görevi de oydu, yeri de orasıydı. Bir nefeste vardılar ateşin yürümeye başladığı yere. Yeri göğü sirenle inlete inlete girdiler sokağa; göğe yansıyan turuncu kırmızıdan, son yıllarda rastlamadıkları kadar büyük bir yangının orta yerine denk geldiklerini anladılar. En çok Şakir Subaşı çarpıldı bu sahnede, kendisinden daha acemi yoktu zaten ekipte. Bu çapta bir alevi ilk görüşüydü. Ateş, dumanlar göğe yükselirken sanki gökten bir dev yansımayla tekrar yere iniyordu. Korkunçtu. Hayır, muhteşemdi. Odaklandı Şakir Subaşı ve öğrendiği her şeyi her aşamayı dikkate alarak uyguladı prosedürlere uyarak ve amirinin emirlerini yerine getirerek. Ama mücadelenin ortalarında bir karmaşa yaşandı. Amiri Selahattin diğer tulumbaya yaklaş emri verdi; kendisinden sadece altı ay önce işe başlamış olan Ömer, adının aksine biraz ürkekçe tavır sergiledi. Aslında fevkalade cesur görünen bir genç adamdı; cesaretin dilde olmasıyla korkunun kalpte olması bir başka savaş demekti ve o savaşı dil değil, kalbin ev sahipliği kazanıyordu demek. Ayrıca yangınla savaşta saniyeler bile çok önemliydi. Ömer’deki ürkekliği fark eden Şakir Subaşı ileri atıldı, amiri Selahattin’in işaret ettiği duvardan içeriye girdi. O andan sonra biraz tuhaf şeyler oldu.

Cesaretin dilde olmasıyla korkunun kalpte olması bir başka savaş demekti.

Şakir duvardan (duvarın yarısı yanmış, yanınca da yarısından fazlası çökmüştü) içeriye adımını atınca alevlerin arasında kalıverdi birden. Ama alevler Şakir’i yakmadı; çünkü alevler durdu, duraksadı, titreşimleri, dalgalanmaları, alazlanmaları dindi, üç beş saniye içinde de tamamen dondu. Şakir Subaşı fark etti ki alevler azalmamıştı, sadece zaman durmuştu. Bunu garipsemeye pek fırsatı olmadı üstelik çünkü zamanın durduğunu idrak ettiği an karşısındaki bir yağlı boya resim gibi hareketsiz kalakalan alev görüntüsünün içinden bir kafa belirdi. Kafa alevli bir kafaydı ama diğer alevlerin aksine donmuş ve hareketsiz değil, yanmakta ve devinmekte olan bir kafaydı. Kafa, donuk alevlerin içinden çıktı, bir iki saniye içinde bir gövdeye sahip oldu; kızıl turuncu ve alazlanan hâli ile Şakir Subaşı’nın karşısında vücut buldu. Vücut bulmakla kalmadı, dile geldi, “Korkmuyor musun?” dedi Şakir Subaşı’na alevli gövde.

“Korkmuyorum.” dedi Şakir Subaşı.

“Nasıl korkmazsın?” dedi alevli kafa.

“Bilmiyorum, galiba ateş beni yakmadığından.” dedi Şakir Subaşı.

“Ateş seni nasıl yakmaz?” dedi alevli surat.

“Bilmiyorum, galiba içimdeki ateş dışımdaki ateşten güçlü.” dedi Şakir Subaşı. Sonra da ekledi: “Şimdi üzerime düşeni yapmalıyım.”

Alevli surat, kafa ve gövde bir adımda içinden çıktığı ateşin içine çekildi. Zaman tekrar akmaya başladı, alevler dalgalandı, alazlandı. Sabaha kadar süren ateşle mücadele sonucunda yangın tamamen söndürüldü. Şakir Subaşı’nı günün ilk ışıklarında enkazdan arkadaşları çıkardı. Yüzü gözü isten kararmıştı, turuncu ateşe dayanıklı kıyafetinin pek çok yeri kızgın ateş nedeniyle yanmış, erimişti ama elinde, yüzünde herhangi bir yanık yoktu.

On üç gün sonra Şakir Subaşı’nın göğsüne küçük bir törenle cesaret madalyası taktılar. Törenden yirmi iki gün sonra yine gecenin ikisinde çalan alarm ile koştukları, çok daha küçük bir yangında Şakir Subaşı ölümcül bir şekilde yaralandı. Yaralanacağını, daha cesaretle yanan odaya adım attığı ilk an anladı. Ama alevli kafa alevlerin arasından çıkıp da kendisine, “Göğsüne bir madalya taktılar diye soruna cevap arama iştiyakın tükenmiş, soruna cevap arama iştiyakın tükenince içindeki ateşin harı azalmış, içindeki ateşin harı azaldığından dışındaki bu ateş seni yakacak, dikkat et!” demediğinden; anlasa da geri çekilmeyi akıl edemedi. Yangınla savaşta saniyeler gerçekten çok önemliydi.


Yorumlar
Avatar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

Sayfa Sonu
GZT
GZT Haberin Sosyal Hali.

Gündemi en anlaşılır, en hızlı ve en görsel haliyle takip etmeye hazır mısınız? GZT özel video içerikleri, nitelikli infografikleri ve fark yaratan yayıncılık anlayışıyla size sıradan haber sitelerinin ötesinde bir deneyim sunuyor. Politikadan kültüre, teknolojiden spora kadar hayatın her alanına dokunan içeriklerle, doğru bilgiye keyifli bir arayüzle ulaşın. Dijital yayıncılığın yeni yüzü GZT ile dünyaya farklı bir pencereden bakın.

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

GZT dünyası her an yanınızda! GZT mobil uygulaması ile son dakika gelişmelerine ve özel içeriklere anında erişin. Sadece haber okumayın; izleyin, keşfedin ve paylaşın. iOS, Android ve Huawei cihazlarınıza kolayca indirebileceğiniz uygulamamızla gündemi cebinize sığdırın. Şimdi indirin, haberdar olmanın en keyifli halini kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mahallesi Fetih Caddesi No:6 Dk:1 Topkapı, Zeytinburnu / İstanbul[email protected](0 212) 612 29 30

Albayrak Medya Siteleri
YASAL UYARI

YASAL UYARI BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BIST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026