Ben ne zaman üzülsem...

Güray  Süngü
Güray SüngüZ Raporu Dergi Yazarı
07:00, 10/06/2026, Çarşamba • GZT Haber Merkezi
Ben ne zaman üzülsem...

Saim Sağanak, bir süredir tepesinde dolaşan bulutun kendi ruh haline göre hareket ettiğini anladığında, bir karar eşiğinde kendini eylemekteydi. Zira vereceği karar önemliydi, hayatının sonrasına dairdi ve dönüşü yoktu. Ama karar vermekte acele etmiyordu; çünkü önemli, hayatının sonrasına dair olan ve dönüşü bulunmayan kararlar aceleye getirilmemeliydi. Aceleye getirmeme çabasının oyalanmaya dönüp dönmediğini düşünmek durumunda kaldığı bir sabah, tepesinde bir bulutun varlığını hissetti. İşte her şey böyle başladı. Saim Sağanak, sabahın ilk saatlerinde su böreği yediği kahvaltı salonunun geniş verandasındaki iki kişilik masada, tepesinde bir bulut hissedince usulca başını kaldırdı. Gözlerini yukarıya dikti ve gördü. Tepesinde bir bulut vardı. Ama bulut başından sadece iki metre kadar yüksekteydi. O halde bulut olamazdı; çünkü bulutlar epeyce yukarıda olurlardı ve bir insanın tepesinde olduğu söylenemeyecek kadar da iri olurlardı. O halde bu başka bir şeydi; bir duman kütlesiydi, bir buhar kitlesiydi. Önüne bakıp su böreğini yemeye devam etti. Ama kahvaltısını bitirip hesabı da ödeyip verandadan caddeye çıktığında, bulutun tepesinde kendisine gölge yapan varlığını hissetti yine ve yine başını kaldırıp yukarıya baktı. Bulut ya da duman kütlesi ya da buhar kitlesi yine tepesinde, iki metre kadar yukarısındaydı ama bu sefer kendisiyle birlikte hareket de ediyordu.

Hüzünlü uyandığı sabahlardan sonra şemsiye taşımaya başladı.

O günden sonra Saim Sağanak nereye gitse bulut onu takip etti, hep aynı mesafeden; başının iki metre kadar yukarısından. Otobüse bindiğinde, bulut otobüsün tavan yüksekliği nedeniyle dışarıda kalıyordu ama yine Saim Sağanak neredeyse, tam onun hizasında, başından iki metre yüksekte takip ediyordu. Trene veya metroya bindiğinde bile durum değişmiyordu. Yeraltında metro ilerlerken tünelin içinde bulutu nasıl görsündü elbette ama metrodan indiğinde bakıyordu, yine orada olduğunu görüyordu. Bulut sadece evdeyken daha alçağa iniyordu. Tepesine iyice çöküyor, elini kaldırsa dokunacağı kadar yakına iniyordu. Bu kadarla kalsa iyiydi ama daha fenası da oluyordu. Saim Sağanak ne zaman azıcık üzülse buluttan yağmur çiselemeye başlıyordu. Ne zaman epeyce üzülse bulut bardaktan boşanırcasına yağmur döküyordu. Çok sinirlense bulutta şimşekler çakıyordu. Ama ne zaman mutlu olsa, gülse bulut seyrekleşiyor, dağılacakmış gibi sakin bir görüntüyle tepesinde salınıyordu. Saim Sağanak üzüleceğini hissettiği anlarda bu sebeple hemen, nerede olursa olsun, çantasından ince yağmurluğunu çıkarıp üstüne geçiriyordu. Yağmurluğunu artık çantasında taşıyordu; çünkü ne zaman ve nerede üzüleceği, ne zaman, nerede ve hangi durumdayken, üzerinde hangi kıyafet varken üstüne yağmur ineceği belli olmuyordu. Ama ne acayiptir ki çevresindeki insanların hiçbiri; tanıdıkları, mesela iş arkadaşları, yakın ya da uzak aile fertleri, mahalledeki esnaf, apartmandaki komşular ya da tanımadıkları, caddede yürürken yanından geçenler, vapurda karşısına oturanlar, hiç kimse Saim Sağanak’ın tepesindeki bulutu görmüyordu. Saim Sağanak üzülüyordu mesela, bir şey oluyor ve üzülüyordu, üzülünce de tepesindeki buluttan birden yağmur boşanıyordu. O sırada eş dosttan biri Saim Sağanak’ı görüyor ve soruyordu: “Bu ne hâl, sırılsıklam olmuşsun, dışarıda yağmur mu yağıyor?” Saim Sağanak bakıyordu bu soruyla karşılaşınca karşısındaki eş dosttan birine, sonra bakıyordu tepesindeki buluta ve yağan yağmura; anlıyordu ki karşısındaki insan bulutu ve yağmuru görmüyor ama ıslandığının farkında. Buna elbette bir mana veremiyordu.

Saim Sağanak, bir süredir tepesinde dolaşan bulutun kendi ruh haline göre hareket ettiğini anladığında bir karar eşiğinde kendini eylemekteydi. Zira vereceği karar önemliydi, hayatının sonrasına dairdi ve dönüşü yoktu. Ama karar vermekte acele etmiyordu; çünkü önemli, hayatının sonrasına dair olan ve dönüşü bulunmayan kararlar aceleye getirilmemeliydi. Aceleye getirmeme çabasının oyalanmaya dönüp dönmediğini düşünmek durumunda kaldığı bir sabah tepesinde bir bulutun varlığını hissedip de sonrasında da bulutun tepesinden hiç ayrılmadığını, ayrıca üzüldüğünde yağmur getirip, sinirlendiğinde yıldırımlar çakıp, mutlu olduğunda serince bir bembeyaza kestiğini anlayınca vermek üzere olduğu kararı düşünmekten uzaklaştı; hep bulutu düşünür, ona göre davranır oldu. Hava durumuna aldırmaksızın yağmurluk ve hüzünlü uyandığı sabahlardan sonra şemsiye taşımaya başladı. Onu sırılsıklam görecek insanlara önce izahat olsun diye bahaneler, yalanlar düşündü; sonra bunun anlamsızlığına inanıp cevap vermemeyi tercih etmeye başladı. Karar verme eşiğinden uzaklaşınca yeni tavrını üzerine bir kıyafet gibi giydi. Çünkü sırılsıklam olduğu görülüp de kendine “Hayırdır, bu ne hâl?” dendiğinde; “Kuyuya düştüm.” demek de, “Apartmanın birinden kadının biri kovayı boşaltıverdi üstüme.” demek de, “Serinlemek için denize attım kendimi.” demek de, “Tepemde bir bulut var, üzüldüğümde yağmur olup yağıyor tepeme.” demek de çok saçmaydı. İnsanlarla iletişimi en aza indirdi böylelikle. Çünkü ne cevap verse doğru olmayacağı gibi tatmin edici de olmuyordu ve her durumda gülünç duruma düşüyordu; bu yüzden çare cevaplarda değil, soru sorulmasını engellemekteydi. Saim Sağanak insanlardan fiziki olmasa da uzaklaştı; sorularına ve söylediklerine aldırmaz, onlara cevap vermez hale geldi. Soruları havada kalan, söylediklerine aldırılmayan eş dosttan birileri de elbette önce sinirlendiler, sonra da ondan uzaklaştılar. Saim Sağanak zaten yalnızca bir insandı, iyice yalnız kaldı böylelikle. İyice yalnız kalınca tepesindeki bulut büyüdü, güçlendi. Bir keder anında öyle bir yağıyordu ki artık, kederli ve yalnız adam tepeden tırnağa ıslanıyordu; ne yağmurluk ne şemsiye koruyabiliyordu onu. Sular çenesinden, saçlarından, omuzlarından akıyor; etrafındaki insanlardan birileri bu sulu sıçana dönmüş adama bakıyor, içlerinden “Manyak, ne yaptı kim bilir yine?” diye düşünüyor, yanına yaklaşmıyorlardı. Doğal olarak bir süre sonra işini de kaybetti. Her gün en az bir kere, nasıl yaptığı bilinmese de tepesinden aşağı kovalarca su dökülmüş gibi ıslanan bu adamı nasıl çalıştırabilirlerdi ki artık?

İşinden atılınca bir süre evinde idare etti ama artık daha da üzgündü; daha da üzgün olduğu için tepesindeki bulut sürekli olarak kendisine yağmur döküyordu. Sonunda kaçınılmaz olan oldu, Saim Sağanak şiddetli bir hastalığa tutuldu. Doktorlar hiç kurumayan üstüne başına bakıp ona ilaçlar yazdılar; “Sudan uzak dur. Kuru kal, üşütme kendini.” filan dediler. Doğal olarak Saim Sağanak bunu nasıl yapacağını bilmiyordu, bu yüzden bir şey yapamadı. Hastalığı ilerledi. Artık o kadar üzgün ve çaresizdi ki, sekiz gün boyunca tepesindeki bulut sürekli ve durmaksızın yağdı da yağdı. Sonra bir an, sekizinci günün dokuzuncu saatinde bir an, bir karar eşiğinde olduğu o anı hatırladı. Ama karar eşiğinde olduğu o anı hatırlasa da o eşikte neye karar vermek ya da vermemek durumunda olduğunu bir türlü hatırlayamadı. Düşündü, düşündü ama bulamadı. Ama düşünürken sanki yağmur seyreldi. Bunu fark edince umutlandı bir nebze; düşünmeye devam ederken içinde umut da yeşerince, kederi dağıldığından yağmur iyice seyreldi ve sonra durdu. Saim Sağanak yağmur durunca üstünü başını değiştirdi, kuru kıyafetler giydi üzerine ve pencereye yürüyüp dışarıya baktı. Hava bulutluydu, yağmur yağacak gibiydi. Gülümsedi.


Yorumlar
Avatar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

Sayfa Sonu
GZT
GZT Haberin Sosyal Hali.

Gündemi en anlaşılır, en hızlı ve en görsel haliyle takip etmeye hazır mısınız? GZT özel video içerikleri, nitelikli infografikleri ve fark yaratan yayıncılık anlayışıyla size sıradan haber sitelerinin ötesinde bir deneyim sunuyor. Politikadan kültüre, teknolojiden spora kadar hayatın her alanına dokunan içeriklerle, doğru bilgiye keyifli bir arayüzle ulaşın. Dijital yayıncılığın yeni yüzü GZT ile dünyaya farklı bir pencereden bakın.

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

GZT dünyası her an yanınızda! GZT mobil uygulaması ile son dakika gelişmelerine ve özel içeriklere anında erişin. Sadece haber okumayın; izleyin, keşfedin ve paylaşın. iOS, Android ve Huawei cihazlarınıza kolayca indirebileceğiniz uygulamamızla gündemi cebinize sığdırın. Şimdi indirin, haberdar olmanın en keyifli halini kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mahallesi Fetih Caddesi No:6 Dk:1 Topkapı, Zeytinburnu / İstanbul[email protected](0 212) 612 29 30

Albayrak Medya Siteleri
YASAL UYARI

YASAL UYARI BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BIST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026