Yeni dünya düzeninde Trump’ın Çin gerçeği

Murat Yülek
Murat YülekZ Raporu Dergi Yazarı
07:00, 15/06/2026, Pazartesi • GZT Haber Merkezi
Yeni dünya düzeninde Trump’ın Çin gerçeği
Prof. Dr. Murat Yülek - OSTİM Teknik Üniversitesi Rektörü

Bu savaş yalnızca ticaret rakamlarıyla ya da teknoloji rekabetiyle sınırlı değil. Aynı zamanda psikolojik bir üstünlük mücadelesi yaşanıyor. Kimin dünyaya yön vereceği, hangi sistemin daha güçlü olduğu ve geleceğin merkezinin neresi olacağı sorusu artık uluslararası siyasetin temel meselesi hâline gelmiş durumda. İşte Donald Trump’ın Çin ziyareti tam da bu büyük dönüşümün sembolik bir fotoğrafı olarak okunmalı.Trump’ın Çin ziyareti, yalnızca bir diplomatik temas olarak değerlendirilemez. Bu ziyaret aynı zamanda küresel güç dengelerinin değiştiğine dair örtülü bir kabul anlamı taşıyordu. Çünkü Donald Trump gibi kibirli, sert, meydan okuyucu ve dengesiz/tahmin edilemez bir liderin Avrupa liderlerine karşı kullandığı üstenci dili Çin’de terk etmesi tesadüf değildir. Trump’ın Avrupa başkentlerinde devlet başkanlarını adeta azarlarcasına konuşurken, Çin Komünist Partisi lideri Şi Cinping karşısında övgü dolu bir tona bürünmesi (bunu en iyi anlatan Türk deyimi “süt dökmüş kedi” olsa gerek) dikkat çekiciydi. “Burada sizinle olmaktan gurur duyuyorum” sözleri, yalnızca diplomatik nezaket değil; güç karşısında değişen psikolojinin dışavurumuydu.

Trump’ın zihninde dünyanın merkezi Washington değil; hatta Transatlantik bölgesinde bir nokta da değil. Onun gözünde ekonomik, teknolojik ve stratejik yükselişin sahibi Çin. Bu yüzden Avrupa’ya yukarıdan bakarken Çin’e karşı süklüm büklüm bakıyor. Avrupa’yı “eski” bir müttefikler topluluğu olarak gören Trump, Çin’i ise rakip ama aynı zamanda mecbur olunan yeni süper güç olarak değerlendiriyor. Bu nedenle Şi Cinping’in “ayağına” saygıyla gitmesi, yalnızca bir ziyaret değil; güç hiyerarşisinin yeniden tanımlanmasıdır.

Peki Trump neden Çin’e gitti?

Zamanlama son derece dikkat çekiciydi. Ortadoğu’da İran merkezli gerilim yükselirken, Washington’un Pekin’le böylesine yoğun temas kurması tesadüf sayılamaz. Büyük ihtimalle Trump yönetimi, İran konusunda Çin’in pozisyonunu yumuşatmaya ya da en azından sessiz kalmasını sağlamaya çalıştı. Çünkü bugün İran’a yönelik herhangi bir büyük askeri veya ekonomik operasyonun başarılı olabilmesi için Çin faktörü göz ardı edilemez. İran’ın enerji ihracatının en büyük müşterilerinden biri Çin. Aynı zamanda Pekin, ABD’nin küresel yaptırım sistemine karşı alternatif ekonomik ağlar kurmaya çalışan en büyük aktör.

Ancak görünen o ki Çin, Washington’un istediği çizgiye gelmiş değil. Resmî açıklamalar dikkatli ve ölçülü olsa da Pekin’in tavrı net: Çin, ABD-İsrail ekseninin bölgede korumaya çalıştığı baskı düzenine karşı İran’ın tamamen yalnız bırakılmasını istemiyor. Çin açısından mesele yalnızca İran değil; Amerikan küresel hegemonyasının sınırlandırılması meselesi. Bu nedenle Pekin, doğrudan meydan okumasa bile İran’ın arkasında durduğunu hissettiriyor.

Trump açısından durum daha da karmaşık. Çünkü dış politikadaki agresif hamlelerin faturası artık Amerikan iç siyasetine yansıyor. Benzin fiyatlarının kısa sürede neredeyse iki katına çıkması, sıradan Amerikalının cebini doğrudan vurdu. İran gerilimi enerji piyasalarını sarstı ve bunun maliyeti Amerikan ekonomisine ağır oldu. Seçim atmosferine giren ABD’de seçmenin dış politika idealleriyle değil, market fiyatları ve akaryakıt masraflarıyla oy verdiği düşünülürse, Trump ciddi bir risk altında.

Üstelik yalnızca İran dosyası değil, Küba meselesi de yeniden Washington’ın önüne geliyor. ABD’de bir mahkemenin Raul Castro hakkında verdiği cinayet kararı, sembolik görünse de siyasi etkileri bakımından önemli olabilir. Çünkü Florida başta olmak üzere Küba kökenli seçmenlerin etkili olduğu bölgelerde anti-Kastro söylemi hâlâ ciddi bir politik güç taşıyor. Trump’ın bu lobiyi tamamen karşısına alma lüksü yok. Ancak Küba’ya yönelik daha sert bir müdahale ya da askeri baskı seçeneği de ABD için yeni bir ekonomik ve diplomatik yük anlamına gelir. Zaten Ukrayna, İran ve Pasifik hattında zorlanan Washington’ın bir de Karayipler’de yeni bir cephe açması Amerikan kamuoyunda büyük tepki doğurabilir. Küba müdahalesi konusunda tabağı ne kadar dolu olsa da Rusya’nın da sessiz kalması zor.

Bütün bunların arkasında ise ABD siyasetindeki derin lobi savaşları bulunuyor. Özellikle İsrail yanlısı siyasal ve finansal çevrelerin Amerikan siyaseti üzerindeki etkisi artık daha açık konuşuluyor. Demokratlar bu konuda daha görünür bir çizgide dursa da Cumhuriyetçiler de bu baskının dışında değil. Bunun son örneklerinden biri Kentucky’de yaşandı. Trump’ın potansiyel rakibi olarak görülen Thomas Massie’ye karşı yürütülen kampanya, Amerikan siyasi tarihinin en pahalı iç operasyonlarından biri hâline geldi. Yaklaşık 30 milyon dolarlık devasa bir harcamayla Massie’nin önü kesilmeye çalışıldı.

Ancak burada ironik bir durum ortaya çıkıyor. Çünkü sistem dışına itilen siyasetçiler bazen daha büyük bir halk desteği oluşturabiliyor. Thomas Massie’nin bağımsız bir siyasi çizgide yoluna devam etmesi ihtimali küçümsenmemeli. Cumhuriyetçi Parti içinde barınamaması, onu farklı seçmen grupları için daha cazip hâle getirebilir. Özellikle Demokrat seçmenin bir bölümünün de mevcut siyasi düzenden rahatsız olduğu düşünülürse, Massie gibi isimler ilerleyen dönemde Amerikan siyasetinin sürpriz aktörleri olabilir.

Trump ise tüm medya desteğine rağmen giderek daha kırılgan bir lider görüntüsü veriyor. Özellikle Fox News gibi kendisine yakın medya kuruluşlarının yoğun korumasına rağmen kamuoyundaki güven kaybı tamamen engellenebilmiş değil. Çünkü seçmen artık yalnızca propagandaya değil, günlük hayattaki gerçekliğe bakıyor. Trump’ın sürekli karar değiştirmesi, dün söylediğini bugün inkâr etmesi ve dış politikada belirgin bir strateji ortaya koyamaması ciddi bir güven sorunu yaratıyor.

Bunun yanında İsrail’e olan aşırı bağımlı görüntüsü de Trump’ın “Amerika önce” söylemiyle çelişiyor. Amerikan halkının önemli bir bölümü artık Washington’ın başka ülkelerin savaşlarına bu kadar angaje olmasını istemiyor. Ekonomik kriz derinleşirken milyarlarca doların dış operasyonlara harcanması tepki çekiyor. Kendisini barış başkanı olarak tanımlamış olan Trump ise bir yandan savaşçı görünmeye çalışırken diğer yandan savaştan kaçınmaya çalışan bir lider profili çiziyor. Bu yaman çelişkiler de onun siyasi kimliğini iyice zayıflatıyor.

Sonuçta bugün karşımızda son derece karmaşık bir tablo var. Trump hem Çin karşısında geri adım atmamak isteyen bir Amerikan lideri gibi davranıyor hem de Çin’in onayını almadan küresel krizleri yönetemeyeceğini biliyor. İran konusunda sert konuşuyor ama savaşın ekonomik maliyetinden korkuyor. İsrail’e tam destek veriyor ama Amerikan seçmeninin savaş yorgunluğunu da hissediyor. Küba konusunda sertleşmek istiyor ama yeni bir cephe açmanın maliyetini hesaplıyor.

Belki de en dikkat çekici soru şu: Trump kaybettiği İran savaşını yeniden ateşler mi? Bunun cevabını muhtemelen Trump’ın kendisi bile tam olarak bilmiyor. Çünkü artık dünya, tek bir liderin öfke nöbetleriyle yönlendirilebilecek kadar basit değil. Çin’in yükselişi, Amerika’nın iç kırılmaları ve küresel ekonomik krizler, Washington’ın eskisi kadar rahat hareket etmesine izin vermiyor. Trump’ın Çin ziyareti de tam olarak bunu gösterdi: Dünyanın patronu olduğunu düşünen Amerika, artık başka güçlerin kapısını çalmak zorunda kalıyor.

Yorumlar
Avatar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

Sayfa Sonu
GZT
GZT Haberin Sosyal Hali.

Gündemi en anlaşılır, en hızlı ve en görsel haliyle takip etmeye hazır mısınız? GZT özel video içerikleri, nitelikli infografikleri ve fark yaratan yayıncılık anlayışıyla size sıradan haber sitelerinin ötesinde bir deneyim sunuyor. Politikadan kültüre, teknolojiden spora kadar hayatın her alanına dokunan içeriklerle, doğru bilgiye keyifli bir arayüzle ulaşın. Dijital yayıncılığın yeni yüzü GZT ile dünyaya farklı bir pencereden bakın.

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

GZT dünyası her an yanınızda! GZT mobil uygulaması ile son dakika gelişmelerine ve özel içeriklere anında erişin. Sadece haber okumayın; izleyin, keşfedin ve paylaşın. iOS, Android ve Huawei cihazlarınıza kolayca indirebileceğiniz uygulamamızla gündemi cebinize sığdırın. Şimdi indirin, haberdar olmanın en keyifli halini kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mahallesi Fetih Caddesi No:6 Dk:1 Topkapı, Zeytinburnu / İstanbul[email protected](0 212) 612 29 30

Albayrak Medya Siteleri
YASAL UYARI

YASAL UYARI BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BIST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026