Kuşaklar Arası yalnızlık

Osman Turhan
Osman TurhanGenç Motto Dergi Yazarı
07:00, 12/12/2025, Cuma • GZT Haber Merkezi

Kuşaklar Arası yalnızlık
Görsel

İnsanları, “Baby Boomers, X, Y, Z, Alfa” gibi harflerle ve dönemlerle sınıflandırmaların ilk bakışta masum bir sosyolojik tasnif gibi göründüğünü söylemeliyim. Fakat içimde bu konuda bir şüphe dolaşıyor. Çünkü bu sınıflandırmaların, insanların yaşlarına göre ihtiyaçlarını, ilgi alanlarını, tüketim alışkanlıklarını ve zayıf noktalarını tespit etmek için yapıldığına dair güçlü bir kanaat var.

Açıkçası, ben de bu görüşe katılıyorum. Çünkü kapitalist sistem için mühim olanın benim iç dünyam, duygularım ya da hayallerim olmadığını artık çok iyi biliyorum. Onun asıl derdi, hangi ürünü ne şekilde ve hangi gerekçeyle satın alacağım. Bu gerçeği bir kenara not ederek şimdi kuşaklar arasında yaşanan çatışmalara biraz daha yakından bakmak istiyorum.

Kuşaklar arasındaki iletişimsizlik, insanlığın en eski yaralarından biridir. Ben de çoğu zaman önceki kuşakları anlamakta zorlandığım kadar, benden sonra gelenlerin hâlini kavramakta da güçlük çekiyorum. Anlıyorum ki bu mesele, çağlar değişse de karşımıza çıkmaya devam edecek. Kuşaklar arasındaki iletişim sorununun belli bir ölçüde normal olduğunu herkes gibi ben de kabul ediyorum. Ancak içinde yaşadığımız çağda bu kopukluğun sıradan bir meseleden ibaret olmadığı, giderek büyüyen bir krize dönüştüğü her gün biraz daha açık biçimde görünüyor. Bu krizin bu denli büyümesinde, baş döndürücü bir hızla değişen teknoloji ve kültür dünyasının belirleyici etkisini söylemeye bile gerek yok. Değişim o kadar hızlı ki nesiller arasındaki mesafe artık yıllarla değil; ekranlarla, uygulamalarla, alışkanlıklarla ölçülüyor.

İletişim cihazları, her zamankinden daha gelişmiş; daha çeşitli olarak ve her an elimizin altında. Ama ne gariptir ki bütün bu imkâna rağmen sahici bir iletişim kurmakta ben de çevremdeki insanlar da zorlanıyoruz. Dijital platformlar sayesinde, aynı anda herkesle bağlantı kurabiliyoruz. Fakat iş konuşmaya, dertleşmeye, birbirimizi gerçekten anlamaya gelince beceremiyoruz. Sorunun önemli kaynaklarından biri şu: Eski kuşaklar, yılların biriktirdiği tecrübenin onlara doğal bir kimlik kazandırdığına inanıyor. Bu kimliğin neredeyse bir sistem gibi kabul edilmesi gerektiğini, biz gençlerin de fazla sorgulamadan bunu benimsememizi bekliyorlar. Oysa hayatın değiştiğini, zamanın başkalaştığını çoğu kez fark etmiyorlar.

Tecrübenin değerini inkâr edecek değilim. Hatta çoğu zaman, o tecrübenin açtığı yollardan yürüdüğümü fark ediyorum. Ama eski kuşakların, kendi dönemlerinin şartlarında şekillenen “doğrularını” bizlere olduğu gibi dayatmaya çalışması, sığ bir bakış açısına benziyor. Dahası, çoğu zaman fark etmedikleri bir gerçek var: Onların kimliklerini kurdukları o eski toplumsal hayatın dinamikleri, bugün artık yok. Dünya değişti, zaman değişti, hayatın akışı bambaşka bir yöne doğru ilerledi, ilerlemeye devam ediyor.

Eski kuşakların çoğu, kendi dönemlerinin şartlarında edindikleri tecrübeleri, ezberden bir anlayışla, —sanki bir kalbi insandan insana nakleder gibi—bize aktarabileceklerini sanıyorlar. Oysa hayat, eskisi gibi değil. Her yeni kuşak, yepyeni bir dünyanın içine doğuyor ve üstelik kendi yaş aralığında yalnız kalıyor. Zira kendisini tam olarak ifade edemiyor, etse de anlaşılamıyor.

Eski kuşaklar, bambaşka bir dünyanın çocuklarıydı. Bizler ise doğduğumuz andan itibaren dijital bir âlemin içinde bulduk kendimizi. “Eski kuşak” dediğimde akla, elli ya da yüz yıl gelmesin. Zaman öyle hızlandı ki bugün beş ya da on yıl bile yeni bir kuşağın ortaya çıkması için yeterli oluyor. Geçmişle bugün arasındaki mesafe, artık takvim yapraklarıyla değil, teknolojinin hızıyla ölçülüyor.

İlginç olan, —ve itiraf etmeliyim, biraz da üzücü olan— şu: Ben de dâhil olmak üzere bugünün gençleri, eski kuşağın sığ dayatmalarını reddediyoruz. Evet, fakat buna rağmen kendimize ait sahici bir kimlik de oluşturamıyoruz. Çünkü kapitalizmin o parlak tekno-değerler dünyası, bizim için çoktan hazır bir “kimlik paketi” üretmiş durumda. Bu pakete uymayan, kendini bu sürüme göre güncellemeyen de hemen tuhaf karşılanıyor. Böyle olunca biz gençler, farkında olmadan piyasaya sürülmüş birer “versiyon”a dönüşüyoruz.

Yeni neslin içinde yaşadığı bu dünya, ne yazık ki her şeyi maddi bir pencereden sunan bir sisteme dönüştü. Her şey ölçülüyor, tartılıyor, sınıflandırılıyor… Böyle bir düzen, insanı yavaş yavaş kendi özünden, yaratılışından gelen o fıtri hâlden uzaklaştırıyor. Benim kuşağımın da en büyük sıkıntılarından biri bu sanırım: Maneviyata yabancılaşma hâli… Üstelik bize sunulan kimlikler de tıpkı her bedene uyan, kolayca giyilip çıkarılan esnek bir gömlek gibi. Zahmetsiz, risksiz, bedelsiz… Ben, buna artık “kimliksizlik” demekten çekinmiyorum.

Yeni kuşağın bir başka çıkmazı da tam burada başlıyor. Hepimizin şikâyet ettiği o “kişiliksizlik” dönüşümünden kendimizi koruyacak, iç dünyamızı dengeleyecek sağlam bir manevi birikimden yoksun olduğu apaçık ortada. Bir yanımız hızla modernleşirken diğer yanımızdaki boşluğun giderek büyüdüğünü hissediyorum. Bütün bunların ortasında bazen kendime şu soruyu soruyorum: Bu kuşakları ortak bir zeminde buluşturmak, birbirini duyar hâle getirmek gerçekten mümkün mü?

Bugün kuşaklar arasında kullanılan çatışma diline baktığımda, bunun tuhaf bir akla benzediğini hissediyorum. Sanki biri çıkıp balıkların karada yaşaması gerektiğini söylüyor. Çünkü kara, daha güvenliymiş. Bir diğeri de kuşların denizlerde yüzmesini öneriyor. Çünkü “Su hayattır,” diyor. Bu meseleye böyle yaklaşıldığı sürece aklıselime varmamızın pek mümkün olmadığını düşünüyorum. Kimse kimsenin tabiatını, yaratılışını, alışkanlığını hesaba katmıyor çünkü.

Kâinatın Efendisi’nin (s.a.v.) gençlerin yaşlılara benzemesinde hayır olduğunu bildiren hadisini her hatırladığımda, bu meselenin üzerine kafa yormanın yararlı olacağını düşündüm. Burada kastedilenin insanın yaş alması değil; takvası, sükûneti, ağırbaşlılığı ve ilmiyle örnek alınabileceğini anlıyorum.

Benim için ihtiyar dediğimiz kişi, sadece ömrü uzun biri değildir; yaşayan bir hatıradır. Yılların içinde biriken tecrübenin izlerini taşır. Sırtımı yaslayabileceğim bir çınar gibi. Böyle bir tecrübeye kulak verdiğimde, kendi yolumu çizerken önümün daha berrak olduğunu hissediyorum. Bu hâl, karanlıkta yürüyen bir yolcunun elindeki küçük bir fenerle patikayı aydınlatmasına benziyor; adımlarım hafifliyor, yol bana kendini daha açık gösteriyor.

Kuşak çatışması dediğimiz meselenin, yalnızca biz gençlerin ihtiyarlara kulak vermesiyle çözülemeyeceğini artık daha iyi anlıyorum. Çünkü bu hikâyenin bir de öteki yüzü var. İhtiyarların da bizim dünyamıza bir adım atması, modern zamanın ritmini ve yükünü anlamaya çalışması gerekiyor. Ben de modern zamanların bir genci olarak zamanın hızla aktığı bir çağda yaşıyorum. Kavramların yavaş yavaş anlamını yitirdiği, aile bağlarının gevşediği, dikkatin bin parçaya bölündüğü bir dünyada yaşıyoruz. Bunu görmek gerekiyor. Yeni kuşağın neye yaslandığını, neyi kaybettiğini, neyin peşinden koştuğunu anlamak için, bize gerçekten kulak verilmesi gerekiyor. Çünkü bizim yürüdüğümüz yol, eski kuşağın bildiği yollardan bambaşka artık. Eski patikalar yok; yeni yolların işaretlerini ise ancak birlikte okuyabiliriz.


Yorumlar
Avatar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

Sayfa Sonu
GZT
GZT Haberin Sosyal Hali.

Gündemi en anlaşılır, en hızlı ve en görsel haliyle takip etmeye hazır mısınız? GZT özel video içerikleri, nitelikli infografikleri ve fark yaratan yayıncılık anlayışıyla size sıradan haber sitelerinin ötesinde bir deneyim sunuyor. Politikadan kültüre, teknolojiden spora kadar hayatın her alanına dokunan içeriklerle, doğru bilgiye keyifli bir arayüzle ulaşın. Dijital yayıncılığın yeni yüzü GZT ile dünyaya farklı bir pencereden bakın.

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

GZT dünyası her an yanınızda! GZT mobil uygulaması ile son dakika gelişmelerine ve özel içeriklere anında erişin. Sadece haber okumayın; izleyin, keşfedin ve paylaşın. iOS, Android ve Huawei cihazlarınıza kolayca indirebileceğiniz uygulamamızla gündemi cebinize sığdırın. Şimdi indirin, haberdar olmanın en keyifli halini kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mahallesi Fetih Caddesi No:6 Dk:1 Topkapı, Zeytinburnu / İstanbul[email protected](0 212) 612 29 30

Albayrak Medya Siteleri
YASAL UYARI

YASAL UYARI BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BIST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026