Kendilik, kişilik, kimlik

Savaş Ş.  Barkçin
Savaş Ş. BarkçinCins Dergi Yazarı
07:00, 20/05/2026, Çarşamba • GZT Haber Merkezi
Kendilik, kişilik, kimlik
Görsel

Geçenlerde kısaca hayatımı anlattığım bir videoya arkadaşlar başlık olarak “Farklıydım, o fark benim kimliğimdi.” cümlesini seçmişler. Hâlbuki, böyle bir şey demedim. Çünkü “kimlik” ve “birey” gibi kelimeleri kullanmayı sevmem. Bunlar, bir şeye isim koyarken cisimleştiren şeylerdir. Yani kendimizi tanımada ve tanıtmada özgünlüğümüzü elimizden alan kavramlardır. “İdeoloji” ve “objektiflik” gibi…

Bu yazıda insanı tanımlayan kavramları ele alacağız. Ama önce en baştan, yani “insan” ve “kişi” kavramlarından başlamak lâzım. “İnsan,” Arapça kökenli bir kavram. Başka yerlerde de bahsettiğimiz gibi “unutma” anlamında “nisyân” veya “yakınlaşma, uyuşma” anlamında “üns” kökünden türemiş. Batı dillerindeki “man, homme” gibi “erkek” anlamındaki bir kelime değil.

“Kişi” kelimesi ise Eski Türkçede “insan, kimse” demek. Tekil insan anlamında… İnsanın etnik kökeni, dini, cinsiyeti, milliyetinden bağımsız bir kavram… Bir de “kişi” ile dönüşümlü kullandığımız “şahıs” kelimesi var. O Arapça kökenli. “Kişi, birey, belli bir kişi” demek. Kök anlamı ise “dikilmek, ayağa kalkmak”tan geliyor. Belli ki insan kalabalığı arasından belirlenen tekil insanlar için kullanılıyor. “Müşahhas, teşhis” kelimeleri de aynı kökten.

İngilizce ve Fransızcada “kişi” veya “şahıs” karşılığı olarak “person” kelimesi var. Kökeni Latince “persona” kelimesi ki "insan, kişi” anlamına geldiği gibi aynı zamanda Roma tiyatrosunda aktörlerin yüzlerine taktıkları maskeye verilen addır. Bu kelimenin “bir maskenin ardından ses vermek” anlamındaki Latince “personare” fiilinden geldiği rivayet edilir. Yani yine “maske” anlamına çıkıyor.

Fransızca ve İngilizcede dişil/eril farkı var. O yüzden gramatik olarak kelimeleri nötr yapma imkânı dar. Bunun için feminizmin şahlanmaya başladığı 1970’lerden itibaren meslek ve konum bildiren ve içinde hem “insan” hem de “erkek” anlamına gelen “man” kelimesi yerine cinsiyetsiz bu “person” kelimesi tercih edildi. Meselâ daha önce “businessman” (iş adamı) derken “businessperson” (iş insanı) demeye başladılar. Sonraları he/she gibi eril/dişil tekil zamirleri cinsiyetçi tahakkümün eseri sayıp “onlar” demek olan “they” demeye başladılar.

“Kişilik” ise kişiyi kalabalıktan ayıran içsel ve nitel farkına işaret eder. Kişinin genellikle sergilediği ve onunla özdeşleşen davranışlar, tutumlar, duygular ve düşünceler anlamındadır. İngilizcedeki karşılığı “personality.” Bu kelime, Fransızcadan İngilizceye 1795’de geçmiş. Yani bir aydınlanma çağı ürünü… 19. asrın sonlarında ise Jung gibilerinin kullanımıyla psikolojinin, yani insanı “objektif” tanımladığını iddia eden yeni bilimin eline geçmiş.

Kişilik kavramını günlük dilde “kişi olma durumu” anlamından ziyade “karakter” anlamında kullanıyoruz. “Character” kelimesi bizdeki “tabiat, mizaç, fıtrat” gibi anlamlara yakın. Latinceye Yunancadan geçmiş. Eski Yunanca “nakşetmek, motif kazımak” anlamına gelen “kharassein” fiilinden geliyor. Harflere ve sembollere de bu yüzden “karakter” deniliyor. İngilizcede 1640’lardan itibaren insanı veya bir nesneyi niteleyen özellikler anlamında kullanılmış. Bir kişinin sahip olduğu moral nitelikler anlamında 1712’den beri kullanılıyor. “Bir roman veya oyundaki kişi” anlamında ise ilk kez 1660’larda kullanılmış. Bu kelimenin de aydınlanma çağının bir eseri olduğu belli.

“Ben” diyen varlıkta “benlik” olur. Dilimizde bu kelimenin ikili anlamı var. Birincisi “ben olma durumu,” bir de “gurur, kendini aşırı önemseme” anlamına gelebiliyor. İnsanın “kendisi” dediği aslında “ben” dediğidir. O “ben”in içinde mazisi, inançları, tercihleri, sevdikleri ve sevmedikleri, gördükleri ve geçirdikleri aynı anda mevcut… “Kendi” dolayısıyla kendi varlığının farkında olan “ben”dir. Sübjektif bir çağrışımı var. “Kendi” kişinin özüne, dolayısıyla özgünlüğüne işaret eden kelimedir. Dışarıda, başka insanlardan gelen tanımlamalar ve isimlendirmelerden bağımsız bir tanımlamadır. Türkçede 1200-1300’lerde “kendözi” şeklinde görülmüş. “Kendi özü, kendisi” anlamındadır. Kendilik, sadece özne olmak demek değildir. Yani sadece gramatik bir “ben” olma durumu değildir. Çünkü kendilik; başka benlerden ayrışan, ayrılan ve ayrıcalıklaşan “ben” demektir. Buna “nefs” denir, İngilizcede ise “self” derler. “Self” kelimesi Cermence “selbaz,” o da Ön Hind-Avrupa dillerindeki “se” kökünden gelir. Bu, üçüncü tekil kişi zamiri, yani “o” demektir. Çok ilginç. Yani “kendi” denilen şey, aslında kendi dışındaki üçüncü şahsa, yani objektif şahsa işaret ediyor.

Ben ve kişilik insanın kendini tanımlama alanı içinde. “Kimlik” kelimesi ise farklı. Geleneğimizde bir karşılığı yok. Batı’dan ithal bir kavram. Kimlik dendiğinde roller, değerler, inançlar, sosyal grup aidiyeti ve mensubiyeti ifade edilir. Dolayısıyla kültürel ve tarihi bir içeriği var. İngilizcesi “identity”dir. Bu kelimenin kökü Latince “aynı” anlamına gelen “idem” kelimesidir. Bu ise “o” demek olan Latince “id” kelimesinden gelir. Bizde otuz yıl öncesine kadar bu kelimenin karşılığı olarak “hüviyyet” kelimesi kullanılıyordu. “Hüviyyet,” Arapça eril “o” anlamındaki “hüve” kelimesinden türetilmiştir. Yani “hüviyyet” kelimesi bu açıdan “o olma hâli” demektir. “Identity” kelimesinin kök anlamıyla ne kadar benzeşiyor! TDK, 1945’te “hüviyyet cüzdanı” yerine “kimlik cüzdanı” terkibini uydurmuş. “Etnik, dinî, vb aidiyet” anlamındaki “kimlik” ise 2000’lerden sonra kullanılmaya başlandı. Peki bu kelimenin kökü ne? “Kim?” Yani ben bilmiyorum acaba kim? Ben kim olduğumu bilmiyorum, birileri söylesin kim? Burada açık bir sarsaklık var. Soru edatından müsbet bir kelime türetilemez. Akla, mantığa aykırıdır. Neden? Çünkü soru müphemlik bildirir. “Kimlik” kelimesi uydurulurken cevabı belirsiz “Kim?” sorusuna “-lik” eki ekleyerek kendisi de belirsiz bir kelime türetilmiş. Bu kelime, iki asırdır yaşadığımız kim olduğumuza dair kafa karışıklığımızın mükemmel bir örneğidir.

İnsanın tarifi içten dışa ben, kendim, kişiliğim ve kimliğim şeklinde uzuyor. Objektif veya dışarıdan içe ise bunun tersi… Kendilik özne olarak beni tanımlıyor, kişilik tanımlayan benin nasıl davrandığını, kimlik ise benin kendini nasıl anladığını ve tanımladığını ifade ediyor. Başka bir deyişle, insanın özneliğine dair tasavvuru benliğini, kim olduğuna dair tasavvuru kimliğini, nasıl biri olduğuna dair tasavvuru da kişiliğini oluşturuyor. Bütün bu kavramlar aslında tek bir hedefe matuf: İnsanın kalabalık içindeki biricikliğini ve kalabalığın insana yönelik etkisini ifade edebilmek.

Her kavram gibi bu kavramların da sosyal ve siyasi hayat ile sıkı ilişkileri var. Bendeki “ben”i, “ben”den iyi bildiğini veya tanımladığını iddia eden bir propaganda atmosferi içinde yaşıyoruz. Bilim, psikoloji, tıp, siyaset insanı dışarıdan içe bildiğini iddia ettiği gibi içini de dışarıdan bilebildiğini savunuyor. Tekil benliklere de, kolektif benliklere de etiketleri bilim, felsefe, edebiyat, film, vb. alanlar takıyor. Bunların hepsi aynı güç odaklarınca finanse ediliyor. Birbirine inançça, kafaca ve çıkarca uyan gruplar bunlar… Araştırma, düşünme, politika gündemleri bu azınlıklar tarafından tespit ediliyor. Bu güç yapıları çıkara dayandığı için ikiyüzlü…

Müminlerde de elbette bir “ben” tanımı var. Ama küçük bir tanrı olarak değil. Bir pazarlık ve güç elde etme aracı olarak da değil. Vahye dayanan benlik tanımı hem sabit, hem de değişken. Fıtrat ve hilkat kavramları ile insanı sağlamca Mevlâ’ya bağlıyor. Bir yandan da sonsuz iç âlemindeki dalgalanmalar ile hayat seferinin her bir aşamasında bir kararda durmamasını sağlıyor. İnsanın fıtratına uygun bir evrensellik ve ahlâkî enginlik içeriyor. Batılı güç odaklarının manipüle ettiği felsefe ve bilim kıskacına girmeyecek kadar varoluşsal ve mukavim bir öz...

İnsan, sonsuz bir umman. Dış yüzüne bakıp iç âleminin derinliğini tahmin etmek mümkün değil. Bebeğinden yaşlısına kadar bu böyle… Hazreti Ali (kv) efendimizin meşhur sözü buraya uyar: “İnsan bütün âlemlerin dürülüp içine konduğu bir kaptır.” Bunu bilen bir insan insanlara müthiş bir saygı duymaktan başka ne yapabilir?

İki asırdır Allah’tan başka birçok şeye bağladığımız, “Biz kimiz?” sorusunu bile kendimize değil Batılılara sorduğumuz bir kargaşada yaşıyoruz. Müslümanlar öyle inanıp böyle söylüyorlar, öyle söyleyip böyle yapıyorlar, böyle yapıp şöyle iddia ediyorlar. Bu ikilik, bir kişilik sorunu, dolayısıyla ahlâk sorunu. Bizdeki kendilik krizi, kişilik krizini tetikliyor. Kulluk bizim yegâne etiketimiz ve iftiharımız olmalı. Diğer bütün isimlendirmeler bu sıfatın altında kalırsa yapıcı, üstüne çıkarsa yıkıcı olur. Bunu her alandaki zilletlerden ve yıkımlardan yeterince anlamadık mı? Batı’dan gelen her şey gibi düşünmeden kullandığımız bu isimlendirmelerin kulluğu bir kurt gibi kemirdiğini hâlâ görmüyor muyuz?


Yorumlar
Avatar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

Sayfa Sonu
GZT
GZT Haberin Sosyal Hali.

Gündemi en anlaşılır, en hızlı ve en görsel haliyle takip etmeye hazır mısınız? GZT özel video içerikleri, nitelikli infografikleri ve fark yaratan yayıncılık anlayışıyla size sıradan haber sitelerinin ötesinde bir deneyim sunuyor. Politikadan kültüre, teknolojiden spora kadar hayatın her alanına dokunan içeriklerle, doğru bilgiye keyifli bir arayüzle ulaşın. Dijital yayıncılığın yeni yüzü GZT ile dünyaya farklı bir pencereden bakın.

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

GZT dünyası her an yanınızda! GZT mobil uygulaması ile son dakika gelişmelerine ve özel içeriklere anında erişin. Sadece haber okumayın; izleyin, keşfedin ve paylaşın. iOS, Android ve Huawei cihazlarınıza kolayca indirebileceğiniz uygulamamızla gündemi cebinize sığdırın. Şimdi indirin, haberdar olmanın en keyifli halini kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mahallesi Fetih Caddesi No:6 Dk:1 Topkapı, Zeytinburnu / İstanbul[email protected](0 212) 612 29 30

Albayrak Medya Siteleri
YASAL UYARI

YASAL UYARI BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BIST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026