Petrodoların sonu mu geldi?

Petrol, dolara rezerv para hakimiyetini veren en önemli dayanaklardan. Ancak son dönemde yaşanan gelişmeler bunu riske sokmaya başladı. Zira, dünyanın en büyük petrol üreticisi konumundaki bazı ülkeler doları dışlayarak petrol ticaretini yapmaya başladı. Örneğin İran, Venezuela, S. Arabistan, Rusya. 2013’te Rosneft, Çin ile 270 milyar dolar ile bugüne kadarki en büyük petrol anlaşması yaptı. 2016’da Hindistan ve İran petrol şatışlarını Hint rupisi üzerinden belirliyor. Katar ve BAE de Çin ile yuan üzerinden ticaret yapıyor. İran, Çin’e küresel fiyatların da altında fiyatlardan Çin’e petrol ticareti yapıyor ve bunu kendi para birimleri üzerinden ya da takas yoluyla gerçekleştiriyor. Bunların hepsi petrol ticaretinde doları dışlayan hamleler. İran ve Rusya buna mecbur zira doları ve SWIFT’i yaptırımlar nedeniyle kullanamıyor. Ama bunlardan en önemlisi de 2024’te dünya basınına düşen ABD ile S. Arabistan arasında yenilenmeyen petrodolar anlaşması olmuştu. Zira bu haber dünyada petrodoların bittiği yönünde yorumlara da neden olmuştu. Ancak bu anlaşma resmi ve bilinen klasik anlaşmalardan değildi. Dolayısıyla yenilenmesi gerekir miydi tartışılır. Ancak taraflar bunu ne reddetti ne de teyit etti. Dolayısıyla ABD’nin gerek Venezuela operasyonu gerekse olası İran saldırısını da buradan okumak gerekiyor. “Petrodolar yıkılıyor mu?” sorusuna yanıt aramaya belki kuruluşunu hatırlayarak bakmak gerekir. 1971’de ABD Başkanı Nixon’un doların altına çevrilebilirliğini kaldırması, 1973’te Arap-İsrail savaşı sonrası yaşanan petrol krizi petrodoların kuruluşunun da zeminini hazırlamıştı. Zira 1974’te ABD ile S. Arabistan arasındaki gayriresmi petrodolar anlaşmasıyla artık doların dayanağı altın değil petrol olmuştu. Zira o tarihlerde petrol gerek ulaşım gerek savunma açısından ne derece stratejik bir ürün olduğunu tüm dünyaya ispatlamıştı. Petrol dünyanın en çok ihtiyaç duyduğu ürün haline gelmeye başlamıştı. S. Arabistan bu anlaşma ile petrolü sadece dolar üzerinden satacak ve petrol gelirlerini büyük ölçüde ABD tahvillerine yatıracaktı. Bunun karşılığında da ABD’den güvenlik ve askeri koruma garantisi alacaktı, ki öyle de oldu. Böylece petrodolar sistemi de kurulmuş oldu. Bu durum zamanla diğer OPEC ülkelerine de yayıldı. Petrodolar sistemi sayesinde dolar, altın desteği olmadan da küresel rezerv para olarak kaldı. Böylece ABD finansal üstünlüğünü ve beraberinde de jeostratejik üstünlüğünü bu sayede korudu. 50 yıldır devam eden bu üstünlük artık tehdit altında. Dünyada petrol ticaretinin çok büyük bir kısmı hala dolarla gerçekleşiyor ancak sınırlı da olsa dünyanın en büyük petrol rezervine sahip ülkeleri petrol ticaretlerinde finansal çeşitliliğe gitmeye başladı. Başka bir ifadeyle de doları dışlayarak bu ticareti yapmaya başladı. Çin bugün dünyadaki petrol ithalatının %20’sini gerçekleştiriyor. Yani 5’te birini Çin gerçekleştiriyor. Çin’in en büyük petrol ve doğalgaz tedarikçileri Rusya, İran, Körfez ülkeleri ve Venezuela. Venezuela’da Maduro’nun ABD müdahalesinden hemen önce Çinli heyetle görüşmesi de dikkat çekmişti. Dolayısıyla bazı tedarikçi ülkelerin maruz kaldığı yaptırımlar nedeniyle de olsa dünyadaki petrol ticaretinin 5’te birini doları dışlayarak yapılması söz konusu. Bu dolar için ve dolardan güçlenen ABD için büyük bir tehdit. ABD’nin son operasyonlarının bir anlamda da petrodolar sisteminin hakimiyetini koruma amacını taşıyor. Bu ay içerisinde Çin Devlet başkanı Şi Cinping, ilk kez Yuan’ın rezerv para olması gerektiğine yönelik dair dikkat çeken bir açıklama yaptı. Şi bunu ilk kez dillendirdi. Çin bu açıklamayı yapıyorsa, bunun zeminini çoktan hazırlamış demektir. Dünyada yaşanan jeopolitik gerilimleri bir de buradan okumak gerektiğini düşünerek bu ay petrodolar sistemini işledik ve kapağımıza taşıdık.
Keyifli okumalar…

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.