Yeni jeopolitik dönem: Güzergahlar savaşı

ABD-İran savaşında 3 ayı geride bırakırken, hala kapalı olan Hürmüz Boğazı küresel ekonomiyi tehdit etmeye devam ediyor. Hürmüz Boğazı’nın kapanması, su yollarının ne derece kritik olduğunu tüm dünyaya kanıtlamış oldu. Dünya ticaretinin şu anda yüzde 80’i denizden gerçekleşiyor. Deniz ticaretinde en kritik yollar; Malakka, Hürmüz, Süveyş, Babülmendep, Çanakkale ve İstanbul Boğazları, Cebelitarık Boğazları. Küresel petrol ticaretinin beşte biri Hürmüz’den gerçekleşiyor, küresel petrol ve konteyner trafiğinin yaklaşık üçte biri Malakka Boğazı’ndan geçiyor. Bu kritik rotalarla ilgili son dönemde riskler artmış durumda. Hürmüz Boğazı İran savaşı nedeniyle kapalı, Babülmendep zaman zaman Husilerin saldırılarına maruz kalırken, Malakka Boğazı için de tansiyon yükseliyor. Boğazların kapalı kalmasının küresel ekonomiye faturasının ne olacağını 2021’de Süveyş Kanalı’nın kapanmasında prova ettik. 6 günlük kapanmanın şirketlere faturası 10 milyar doları bulmuştu. Hürmüz Boğazı’nda yaşanan 3 aylık kapanmanın dünyaya faturası yüksek enflasyon ve resesyonun aynı anda yaşandığı stagflasyon olacak gibi görünüyor. Enerji maliyetlerindeki artışın yanı sıra pek çok ülke tedarik sıkıntısı yaşamaya başladı. Bu da beraberinde arz şoku riskini barındırıyor. Hürmüz Boğazı’na en bağımlı ülkeler Asya ülkeleri. Hürmüz’den geçen gemilerin yüzde 80’i Asya ülkelerinde gidiyor. Geri kalanın büyük kısmı Avrupa ülkelerine gidiyor. ABD’nin Hürmüz’e bağımlılığı ise Trump’ın dediği gibi yüzde 2 ile yok denecek kadar az. Ancak enerji fiyatları küresel çapta belirleniyor. Dolayısıyla ABD’nin Hürmüz’e bağımlılığı yok denecek kadar az olsa da fiyatlar ABD’yi de etkiliyor. Z Raporu’nun Haziran sayısında bu konuyu kapağa taşımamızın ana nedeni de su yollarının artık en önemli savaş alanlarından biri haline geldiğini ortaya koymaktı. Zira son günlerde küresel ticaretin bir diğer ana arteri olan Malakka Boğazı’nda da kaygılar artıyor. 2025’te 108 deniz soygununun gerçekleştiği ve volkanik hareketlilikle tsunami tehlikesini her daim taşıyan Malakka Boğazı için tansiyon yükseldi. Nedeni ise Endonezya ile ABD arasında savunma anlaşması imzalanması. Diğer yandan Endonezya, ABD’nin hava sahasını kullanma teklifini hala değerlendiriyor. Malakka Boğazı, dünya ticareti açısından taşıdığı önemin yanı sıra, Çin’in enerji ve mal ticareti açısından çok daha büyük öneme sahip. Çin’in ithal ettiği petrolün yaklaşık %80’i ve toplam dış ticaretinin de %60’ı bu dar boğazdan geçiyor. Dolayısıyla enerji kaynaklarına sahip olmak ya da dünyanın en büyük üretim ülkesi olmak, o ürünü ya da enerjiyi pazarlara ulaştırıldığı zaman bir anlam kazanıyor. İran bugün dünyanın en büyük petrol üreticilerinden biri konumunda fakat bunu taşıyamıyor. Dünya artık sadece enerji kaynakları için rekabet etmiyor, enerjinin ve ticaretin geçtiği yollar için de rekabet ediyor. Büyük güçler bu hatların kontrolünü elinde tutmaya çalışıyor. Bir anlamda güzergahlar aynı zamanda küresel gücün de kilit noktaları. Son dönemde Kızıldeniz ve Süveyş hattında yaşanan aksaklıklar bu sistemin ne kadar kırılgan olduğunu ortaya koyuyor. Savaşlar artık petrol için değil petrolün geçtiği yollar için yapılacak. Haziran sayımızda bu nedenle ‘Su Yollarında Satranç’ başlığıyla çıkarak bu konuyu işlemeye çalıştık.
Hürmüz Boğazı için farklı çözüm formülleri gündemde. Ancak bu çözüm formüllerinin çoğu savaş öncesi dönemden çok farklı. BM Deniz Hukuku Sözleşmesine göre açık denizler tüm insanlığın ortak kullanım alanı sayılıyor. Bu sözleşmeye göre bir devlet kıyısından itibaren genellikle 12 deniz mili boyunca egemen olarak kabul ediliyor. O alanlar büyük ölçüde o ülkenin toprağı olarak kabul ediliyor. Ama başka ülkelerin gemileri için zararsız geçiş hakkı bulunuyor. Ticari gemiler geçebilir, geçişlerin barışçıl olması şartı bulunuyor. Yine BM Deniz Hukuku’na göre doğal su yollarından geçiş ücreti alınamaz, tüm ülkelerin bu hatlardan ticari gemilerinin geçiş serbestiyeti bulunuyor. Dolayısıyla artık Hürmüz’den geçişlerin ücretlendirilmesi konusu BM Deniz Hukukuna aykırı, aynı zamanda bu doğrultuda bir karar verilmesi diğer boğazlardan da geçiş ücreti alınmasını da gündeme taşıyabilir.
İran Savaşı ve Hürmüz Boğazı’nın kapanmasının küresel ekonomiye ve ABD ekonomisine yönelik gözden kaçan bir ayrıntısı daha var. Z Raporu’nda bizim de çokça işlediğimiz, doların rezerv para hakimiyetini koruma çabasının da bu savaşın bir parçası olduğunu unutmamak gerekir. Enerji ithalatı yapan ülkelerin kabaran faturalarını ödemek için daha çok dolara ihtiyaç duyması, dolara olan talebi artırdı ve dolar endeksinin yükselmesine yol açtı. Dolayısıyla “dolar”, rezerv para konumunu sorgulayanlara karşı kendini hatırlattı ve “ben buradayım” demiş oldu.

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.