Bâbıâli bir zamanlar: Siyasetin kalbi, basın-yayın dünyasının hafızasıydı

Yıldırım  Ağanoğlu
Yıldırım AğanoğluDerin Tarih Dergi Yazarı
10:00, 08/01/2026, Perşembe • GZT Haber Merkezi
Bâbıâli bir zamanlar: Siyasetin kalbi, basın-yayın dünyasının hafızasıydı
Claude Marie-Ferrier tarafından 1850’de çekilen ve sonradan renklendirilen fotoğrafta, Bâbıâli’nin Alay Köşkü’nden daha alçak bir konumda inşa edildiğini görüyoruz. Kadrajın solundaki, 1846’da inşa edilen Hazine-i Evrak binasıdır.

1756 yılında Sultan III. Osman tarafından resmen açılmasından sonra Osmanlı Devleti fiilen Bâbıâli adıyla şöhret bulan sadrazam konaklarından yönetildi. 1839 yılındaki yangın sonrasında Bâbıâli yeniden yapılmış ve 1844’ten itibaren sadrazamın ikametgâhı olmaktan çıkarılarak tamamen devlet dairesi statüsü kazanmıştır. İstanbul’un en gösterişli üç tarihî kapısından birine sahip Bâbıâli, günümüzde İstanbul Valiliği olarak hizmet etmektedir. Siyasetin olduğu kadar bir dönem basın-yayın dünyasının da kalbi olan muhitin tarihine kısa bir yolculuk…

İstanbul’un en görkemli üç tarihî kapısından biri olan Bâbıâli Kapısı, günümüzde İstanbul Valiliği bahçesinin Gülhane Parkı / Alay Köşkü tarafında kalan bir semte de adını vermiştir. Farsça terkiple “bâb-ı âli” şeklinde yazılan, fakat literatürde daha çok “bâbıâli” şeklinde kullanılan bu kelime “yüksek, yüce kapı” anlamına gelmektedir. Terim olarak “hükümet kapısı” ya da diğer bir tabirle “sadrazam kapısı/konağı” için kullanılır. Tarihî kaynaklarda bu makama “Paşa Kapısı” ve “Bâb-ı Âsafi” de denilmiştir. 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren daha çok Bâb-ı Âlî kullanımı yaygınlaşmıştır. Sadrazam konaklarının Cağaloğlu’nda teşekkülünde, padişah ve hilâfet makamı olan Topkapı Sarayı’na yakınlığı belirleyici olmuştur. Osmanlı sadrazamlarının idare merkezi olan bina, günümüzde İstanbul Valiliği olarak kullanılmaktadır.

Osmanlı İmparatorluğu’nda uzun bir süre devlet işleri, bugünkü anlamıyla bakanlar kuruluna karşılık gelen ve haftanın dört günü toplanan Divân-ı Hümâyun’da görülürdü. Son iki yüzyılda Osmanlı Devleti’nin işleyişinde yapılan değişikliklerle defterler ve kayıtlar Bâbıâli bünyesinde toplanmaya başlandı. 1756 yılında Sultan III. Osman tarafından resmen açılmasından sonra sadrazam konaklarının sürekli olarak bulunduğu ve devletin fiilen de yönetildiği merkez Cağaloğlu olmuştur. Bâbıâli, 1839 yılındaki yangından sonra yeniden inşa edilip 1844’ten itibaren sadrazamın ikametgâhı olmaktan çıkarılarak tamamen devlet dairesi statüsü kazanmıştır. Büyük İstanbul yangınlarında defalarca yanan ve yenilenen bu yapılar günümüze Stefan Kalfa’nın yatay kuruluşlu sade ampir cepheli yapılarıyla ulaşmıştır.

Yazımızda yer verdiğimiz fotoğrafta Bâbıâli Kapısı; Saray’ı temsil eden iki katlı ve yüksek konumdaki Alay Köşkü’nün karşısında, Barok saçak örtülü görkemli yapısıyla sadrazam başkanlığındaki hükümetin sembolik ifadesidir. Alay Köşkü’nden daha alçak konumda inşa edilmesi, resmî hiyerarşinin mimariye bir yansımasıdır. Stefan Kalfa’nın yaptığı bu yeni Bâbıâli binaları, kat döşemeleri hariç, kâgir oluşuyla eskilerden ayrılmaktadır. Üzerinde çeşitli değişiklik ve yıkımlar yapılmışsa da mimara ait ana hatlar hâlen mevcuttur. Ancak eski mekân düzeninden, yalnızca bugün Vilayet Konağı olarak kullanılan eski Sadaret Dairesi ile bahçenin güneydoğusundaki Hariciye Nezareti binaları günümüze ulaşmıştır. İkisi arasında yer alan Şura-yı Devlet daireleri ise bir yangında tamamen yok olmuştur. Hazır bahsi açılmışken Şura-yı Devlet binasının aslına uygun olarak yeniden inşa edildiğini de haber verelim.

Bâbıâli bahçesinin Alay Köşkü tarafında Gülhane içindeki diğer önemli yapı, İsviçreli-İtalyan mimar Fossati tarafından tasarlanıp 1846’da yapılmış olan Hazine-i Evrak, yani arşiv binasıdır. Binanın alt katı Hariciye arşivi, üst katı ise Sadaret arşivi olarak kullanılmaktaydı. Kat döşemeleri, merdiven, kapı ve pencere kanatları yangından zarar görmesin diye döküm demirden olup İstanbul Tersanesi’nde üretilmişti. Duvarları kâgîr olan bina, yıllarca Başbakanlık Osmanlı Arşivi’nin “1 Nolu” deposu olarak hizmet verdi. Bu satırların yazarına da bu arşivde 1988-2013 yılları arasında Osmanlı’dan emanet tasnifli/tasnifsiz evraklar üzerinde çalışmak nasip oldu. Başbakanlık Osmanlı Arşivi 2013’te Kağıthane’ye taşındı. Eski arşiv binası ise bugün IRCICA’ya hizmet vermektedir.

1880’de Sebah Joallier tarafından çekilen ve sonradan renklendirilen fotoğrafta Bâbıâli’nin gösterişli hâli dikkat çekiyor.
1880’de Sebah Joallier tarafından çekilen ve sonradan renklendirilen fotoğrafta Bâbıâli’nin gösterişli hâli dikkat çekiyor.

Ana Bâbıâli binası iki kere yandı

Ana Bâbıâli binası 1844’teki yapımının ardından iki büyük yangın geçirdi. İlk yangında ortada Şura-yı Devlet’i barındıran kısmın ve güneydoğu ucunun bir bölümü yanmış ve burası hızla onarılmıştır. 1911’de çıkan ikinci yangında ise orta kısım yeniden yanmış, bir daha onarılmayarak ortadan kaldırılmıştır. Cumhuriyet’ten itibaren eski Sadaret Dairesi, Vilayet Konağı olarak kullanılmaya başlanmış, yapı üzerindeki neoklasik bezemeler kaldırılarak yalın bir biçimde sıvanmıştır. Vilayet Konağı, 1980’lerin sonlarında ve 1997 yılında yeniden eski görünümüne kavuşturulmak üzere bir dizi restorasyondan geçmiştir.

Osmanlı zamanında Sirkeci Meydanı’ndan Sadaret Binası’na kadar olan caddenin ismi “Bâbıâli Caddesi” iken 1927 yılında Ankara Caddesi olarak değiştirildi. II. Mahmud Türbesi’nden Vilayet Konağı’na kadar olan caddenin ismi “Mahmudiye” iken buraya da “Bâbıâli Caddesi” denildi. Reşat Ekrem Koçu, cadde isminin değiştirilmemesi gerektiğini belirtmiş ve İstanbul Ansiklopedisi’ne yazdığı maddesinde bu durumu eleştirmiştir.

Bâbıâli 1839-1871 yılları arasında, yani Sultan Abdülmecid ve Sultan Abdülaziz dönemlerinde Sadrazam Mustafa Reşid Paşa, Âli ve Fuad Paşaların sadaretleri döneminde en parlak çağını yaşamıştı. Bu dönemde saray âdeta ikinci planda kalmış, iç ve dış siyasetin belirlendiği yer Bâbıâli olmuştur. Sultan II. Abdülhamid’in tahta çıktığı 1876 yılından itibaren Bâbıâli’nin siyasî nüfuzu tekrar azalarak hâkimiyet tekrar saraya döndü. 1908’de II. Meşrutiyet’in ilanı ve basın yayın dünyasında yaşanan özgürlük havasının da etkisiyle Bâbıâli tekrar canlandı. Ancak bu durum çok uzun sürmemiş; siyasetçi ve gazeteci cinayetleri, sokak gösterileri, hükümetin Bâbıâli baskını ile düşürülmesi gibi hadiseler siyasî krizleri beraberinde getirmiştir. Sultan Reşad döneminde padişahın, yetkilerinin kısıtlanarak âdeta “Dolmabahçe noteri” konumuna indirgenmesi, Bâbıâli’nin ve İttihat-Terakki hükümetlerinin elini güçlendirmiştir.

Bâbıâli’nin şen günleri

Bir zamanlar Bâbıâli, siyasetin olduğu kadar, basın ve yayın dünyasının da kalbinin attığı yerdi. 19. yüzyılda açılan matbaaların ve neşredilen gazetelerin merkezinin Cağaloğlu/Bâbıâli çevresinde kesifleştiği görülmektedir. Tanzimat’a kadar sadrazam, paşa ve ulemâ konaklarının ağır bastığı bu semt, 1880’lerde itibaren gazeteci, edebiyatçı, kitapçı ve matbaacıların yoğunlaştığı bir bölgeye dönüştü. Basın ve matbuatın merkezi olması, burada yeni bir ilim ve kültür muhitinin oluşmasına kapı araladı. Cumhuriyet döneminde de Türk matbuatının merkezi olmayı sürdüren semtte 1945-90 arasında Ankara Caddesi üzerinde 16 gazete ve derginin idaresi bulunmaktaydı. Maalesef 1998’de bu sayı ikiye düşmüştür. Aynı şekilde, 25 olan matbaa sayısı da dörde inmiştir. Turistik bir bölge olması ve trafik sorunları sebebiyle yayınevlerinin çoğu merkezini surdışına taşımak zorunda kalmış ve bölge eski kültürel vasfını kaybetmiştir.

Fatih Belediyesi, Cağaloğlu’nun eski özelliğini yaşatmak adına geçtiğimiz aylarda Alemdar Caddesi Küçük Sokak ve Şengül Hamamı Sokak’ta 12 kitabevinden oluşan Kitapçılar Çarşısı’nın açılışını gerçekleştirdi. Tarihin ve kültürün yaşatılması adına güzel bir proje ancak Bâbıâli’nin eski güzel günlerine kavuşması bir daha mümkün görünmemektedir.

Yorumlar
Avatar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

Sayfa Sonu
GZT
GZT Haberin Sosyal Hali.

Gündemi en anlaşılır, en hızlı ve en görsel haliyle takip etmeye hazır mısınız? GZT özel video içerikleri, nitelikli infografikleri ve fark yaratan yayıncılık anlayışıyla size sıradan haber sitelerinin ötesinde bir deneyim sunuyor. Politikadan kültüre, teknolojiden spora kadar hayatın her alanına dokunan içeriklerle, doğru bilgiye keyifli bir arayüzle ulaşın. Dijital yayıncılığın yeni yüzü GZT ile dünyaya farklı bir pencereden bakın.

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

GZT dünyası her an yanınızda! GZT mobil uygulaması ile son dakika gelişmelerine ve özel içeriklere anında erişin. Sadece haber okumayın; izleyin, keşfedin ve paylaşın. iOS, Android ve Huawei cihazlarınıza kolayca indirebileceğiniz uygulamamızla gündemi cebinize sığdırın. Şimdi indirin, haberdar olmanın en keyifli halini kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mahallesi Fetih Caddesi No:6 Dk:1 Topkapı, Zeytinburnu / İstanbul[email protected](0 212) 612 29 30

Albayrak Medya Siteleri
YASAL UYARI

YASAL UYARI BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BIST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026