Bahçekapı’nın göz bebeği: Dördüncü Vakıf Han

1912-1926 yılları arasında Bahçekapı’da inşa edilen Dördüncü Vakıf Han; boyutları, tasarımı, titiz işçiliği ve dönemin mimarî anlayışını yansıtan gösterişli cephesi ile Osmanlı han mimarisinde çığır açmış bir yapıdır. Osmanlı mimarî geleneğine ait unsurların Batı modellerine uyan cephe şeması ile harmanlandığı eser, Mimar Kemalettin’in başyapıtı olarak değerlendirilmektedir. Uzun süre han olarak kullanılmış olup, bugün otel olarak hizmet vermektedir.
İstanbul denilen şehir aslında Dersaadet olup sınırları, bizim yaşımızdakilerin çok iyi bildiği gibi Suriçi bölgesidir. Bugün bir semt adına dönüşen Bahçekapı, eskiden Suriçi’ne deniz yoluyla girilen kapılardan biriydi. Burada yer alan Dördüncü Vakıf Han ise göz alıcı özgün mimarisiyle âbidevi eserlerdendir.
Dördüncü Vakıf Han’ın yapıldığı arsanın üzerinde eski zamanlarda Hamidiye İmareti bulunurdu. Günümüzde “Hamidiye” kelimesini duyunca birçok insanın aklına Sultan II. Abdülhamid gelir. Ancak Bahçekapı’daki Hamidiye İmareti, Sultan I. Abdülhamid tarafından yaptırılmıştır. Sultan Hamid-i Evvel Vakfı’na bağlı bu imaretin kale bedeni gibi eski bir binası ve büyük bir kapısı vardı. İçeride geniş bir yemekhane ve ocaklar bulunurdu. İstanbul üzerine yazılarıyla tanınan gazeteci ve yazar Burhan Felek, babasından dinlediği kadarıyla bu imarette pişirilen bir aşure âdetinden bahseder. Muharrem aşuresi bu imaretteki büyük bakır kazanlarda pişirildikten sonra her biri en az 20 litre alan, içi ve ağız tarafının dışı sırlı, kulplu testilere doldurulur, bütün Evkaf memurlarına ve hayrat hademesine dağıtılırmış. Hatta daha kıymetli güğümlerle padişaha ve devlet ricaline de gönderilirmiş. İmaretin kapısı halka her daim açık olduğundan sabah erkenden ellerinde kova, bakraç ve taslarla sıraya giren İstanbullar bu aşureden doyasıya yerlermiş.
Reklam

Osmanlı’nın son döneminde geliri azalan vakıflara ek gelir sağlamak amacıyla inşası planlanan yedi kira hanından yalnızca beş tanesi tamamlanmıştır. Bunlardan biri olan Dördüncü Vakıf Hanı Mimar Kemalettin’in başyapıtı olarak nitelendirilir. 20. yüzyıl başlarında İstanbul’da toplu ulaşım için atlı tramvay kullanılmaya başlandığından, bazı yolların genişletilmesine gerek duyulmuştur. Bu genişletme projesi sırasında I. Hamidiye Külliyesi’nin arsasının bir kısmı yola dâhil edildiğinden külliyenin imareti yıktırılarak arsanın geriye kalan kısmına Dördüncü Vakıf Han’ın yapımı kararlaştırılmıştır. Han, Mimar Kemalettin ve Hamidiye Caddelerinin kesiştiği köşede, 1912-1926 yılları arasında inşa edilmiştir.
Diğer vakıf hanlarıyla birlikte planı 1911’de çizilen Dördüncü Vakıf Han’ın inşasına 1912’de başlanmış, ancak I. Dünya Savaşı başlayınca bir süre yarım kalan bina 1926’da tamamlanabilmiş. Yıldırım Yavuz’un, İstanbul Ansiklopedisi’ndeki “Dördüncü Vakıf Hanı” maddesinde belirttiği gibi, iç mekânı tamamlanamayan han İstanbul’un işgali sırasında Fransız birliklerince “Caserno Victor” adıyla karargâh olarak kullanılmıştır. Bodrumla birlikte yedi katlı olan yapı çelik iskelet sistemine göre inşa edilmiş; ön ve yan yüzleri kesme taşla, iç duvarları ve arka cephesi ise tuğlayla örülerek sıvanmıştır. Çelik makaslarla gerçekleştirilen kırma çatısı ise düz, asbest levhalarla kaplanmıştır.
İtinayla bezenmiş cepheler
Tek yüzlü bir yapı olmaması için hanın sağ ve sol yan cepheleri olabildiğince meydana çıkarılmaya çalışılmış, böylece iki köşesinden yükselen kubbeleriyle anıtsal bir etki meydana getirilmiştir. Zemin katta orta doğrultuya göre simetrik düzenlenen iki giriş “U” biçimli bir pasajın iki ucuna açılmaktadır. Pasajın devamında bir galeri boşluğu bulunmaktadır. Buradaki bir çift merdiven ve asansörlerle üst katlara ulaşılır. Beş büro katında çalışanların iki ana merdivene uzaklıkları dönemin yangın talimatnameleri dikkate alınarak 30 metre aralıkla yerleştirilmiştir. Otel olmadan önce zemin katta avluya ve caddeye açılan ikişer katlı 24 dükkân vardı. Üstte ise her katta 37’şer odadan toplam 148 kiralık büro mevcuttu.
Köşe çıkmalarının üzerine birer oda yapılarak kubbe ile örtülmüş, böylece birer kule görüntüsü kazandırılmış. Kuleler arasında kalan uzun cephe, geniş bir saçakla bitirilmiştir. Bina bir iş hanı olarak planlanmasına rağmen özenle bezenmiş cephelere sahiptir. Zengin geometrik oymalar, profiller, renkli çini panolar ve pencere formlarındaki çeşitlilik bu durumun en açık işaretleridir. Cumbaları taşıyan taş konsollar; mukarnaslar, rumiler, madalyon ve gülçelerle bezenmiştir. İskelet sistemin sağladığı imkânla pencere açıklıkları geniş dikdörtgenler şeklinde tasarlanmıştır. Böylece cam yüzeylerin duvar yüzeyine oranı artmış, iç mekanların daha aydınlık olması sağlanmıştır.
Reklam

Dördüncü Vakıf Han; boyutları, titiz tasarımı, işçiliği ve dönemin mimarî anlayışını yansıtan gösterişli cephesi ile Osmanlı han mimarisinde çığır açmıştır diyebiliriz. Osmanlı mimarî geleneğinden izler taşıyan sivri kemerleri, zambak biçimli kubbe alınlıkları, Mimar Sinan tarzı kolon başlıkları, Türk evi saçağı gibi unsurlarla Batı modellerine uyan cephe şeması içinde gerçekleşmiştir. Osmanlı döneminin bu son büyük ticaret yapısı, imparatorluğun zengin geçmişini çağrıştırmaktadır âdeta.
Uzun süre han olarak kullanılan yapı, 2000’li yılların başında adliye yapılmak istense de boşaltılarak kaderine terk edildi. 2006’da Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından, turizmci iş adamları Mehmet İpek, Rauf Akdal ve Sedat Eser’in kurduğu Gap-San Eserler şirketine kiraya verilerek yap-işlet-devret modeliyle şehre otel olarak kazandırıldı. Geçirdiği restorasyonda, otel işlevi sebebiyle mimarisinde bazı değişikliklere gidildi. Eskiden yanlarda olan bina girişi merkezdeki dükkânın bulunduğu yere alınarak, otelin resepsiyon bölümü burada konumlandırıldı. Kısmi bir otopark, teknik bölüm, mutfak ve fitness bölümü eklenerek, cephe onarım, bakım ve temizleme işlemleri yapıldı. Mevcut plan muhafaza edilerek, çatı arasına lokanta yapıldı. Hâlen Legacy Ottoman Hotel adı altında, tarihî İstanbul’daki merkezî konumuyla turistlere hizmet vermektedir.

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.