Köle ticareti ve sömürgecilik mirası: Afrika’nın adalet mücadelesi devam ediyor

Afrika Birliğinin (AfB) 2025'i "Afrikalılar ve Afrika Kökenliler İçin Tazminatlar Aracılığıyla Adalet Yılı" ilân etmesiyle süreç kıta çapında ortak siyasî politika haline gelirken, BMGK'nın bu yıl kabul ettiği, köle ticaretini "insanlığa karşı işlenmiş en ağır suçlardan biri" olarak tanımladığı karar da Afrika ülkelerinin taleplerine uluslararası meşruiyet kazandıran en önemli gelişmelerden biri oldu. BMGK'nın bu kararı bağlayıcı olmasa da Afrika'nın taleplerine güçlü bir siyasî meşruiyet kazandırırken, Avrupa ile Afrika arasında tazminat konusunda yürütülecek müzakerelerde temel referanslardan biri olacak.
Afrika ülkelerinin köle ticareti ve sömürgecilik nedeniyle eski sömürgeci güçlerden tazminat, resmi özür ve adalet talepleri, son yıllarda uluslararası diplomasinin en önemli başlıklarından biri haline geldi.
Kıtada onlarca ülke, yüzyıllar boyunca yaşanan insan kayıpları, doğal kaynakların sistematik şekilde sömürülmesi, ekonomik geri bırakılmışlık ve kültürel mirasın yağmalanmasının etkilerinin bugün de sürdüğünü savunarak, Avrupa devletlerinden yalnızca sembolik özür değil somut adımlar bekliyor.
- Afrika Birliği'nin (AfB) 2025'i "Afrikalılar ve Afrika Kökenliler İçin Tazminatlar Aracılığıyla Adalet Yılı" ilân etmesiyle süreç kıta çapında ortak siyasî politika haline gelirken, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun 2026'da kabul ettiği, köle ticaretini "insanlığa karşı işlenmiş en ağır suçlardan biri" olarak tanımladığı karar da Afrika ülkelerinin taleplerine uluslararası meşruiyet kazandıran en önemli gelişmelerden biri oldu.
Uzmanlara göre, tartışmalar artık yalnızca geçmişle yüzleşme meselesi değil, Afrika-Avrupa ilişkilerinin geleceğini şekillendirecek siyasî ve ekonomik pazarlık sürecine dönüşmüş durumda.

Yaklaşık 35 yıllık mücadele
Ancak Afrika ülkeleri, uzun yıllar boyunca taleplerine somut karşılık alamadı.
Son dönemde ise hem Afrika Birliği'nin ortak tutumu hem de Karayip Topluluğu (CARICOM) ile geliştirilen işbirliği sayesinde konu yeniden küresel gündemin üst sıralarına taşındı.

Tazminat isteyen ülkeler ne talep ediyor?
Tazminat taleplerini yalnızca tek bir ülke değil, bu talebi Afrika Birliği çatısı altındaki çok sayıda devlet dile getiriyor.

Afrika ülkeleri yalnızca mali tazminat istemiyor
Talep listesinde resmi özür, tarihî suçların tanınması, yağmalanan kültürel eserlerin iadesi, eğitim ve kalkınma fonları kurulması, teknoloji transferi, borç hafifletme mekanizmaları ve uzun vadeli ekonomik ortaklıklar da bulunuyor.
Afrikalı liderler, sömürge döneminde kıtanın doğal kaynaklarının sistematik biçimde Avrupa ekonomilerinin kalkınması için kullanıldığını, buna karşılık Afrika'nın sanayileşmesinin bilinçli şekilde engellendiğini savunuyor.
BM kararı sürece yeni ivme kazandırdı
Gana öncülüğünde hazırlanan karar tasarısının 25 Mart'ta BM Genel Kurulu'nda kabul edilmesi, Afrika ülkeleri açısından tarihî gelişme olarak değerlendiriliyor.
Kararda ayrıca "onarıcı adalet" çağrısı yapılarak eski köle ticareti yapan devletlerle Afrika ülkeleri arasında diyalog mekanizmalarının oluşturulması istendi.
Karar mali tazminatı zorunlu hale getirmese de borçların hafifletilmesi, kalkınma destekleri, kültürel varlıkların iadesi ve farklı tazmin mekanizmalarının değerlendirilmesinin önünü açtı.
Gana Cumhurbaşkanı John Dramani Mahama da kararın uygulanmasını takip etmek amacıyla Onarıcı Adalet Küresel Danışma Kurulu, Kültürel Eserlerin İadesi Uzman Kurulu ve Onarıcı Adalet Küresel Hukuk Kurulu olmak üzere üç uluslararası mekanizma oluşturduklarını açıkladı.

Avrupa'nın yaklaşımı değişse de mali tazminata mesafesi sürüyor
Afrika ülkelerinin taleplerine karşı Avrupa devletleri ortak bir çizgide buluşmuş değil.
İngiltere, köle ticaretindeki tarihî rolünü kabul eden açıklamalar yapılmasına rağmen mali tazminat ödenmesine karşı çıkmayı sürdürüyor. Londra yönetimi, bugünkü nesillere geçmiş nedeniyle hukuki mali sorumluluk yüklenemeyeceğini savunurken, kalkınma yardımları ve yatırım programlarını çözüm olarak öne çıkarıyor.
Fransa da benzer şekilde tarihî sorumluluğu kabul eden mesajlar verse de Karayipler ve Afrika'dan gelen tazminat taleplerine olumlu yaklaşmıyor. Paris yönetimi daha çok kültürel işbirlikleri, tarihî hafızanın korunması ve bazı eserlerin iadesine odaklanıyor.
Eski Portekiz Cumhurbaşkanı Marcelo Rebelo de Sousa'nın 2024'te ülkesinin köle ticaretindeki sorumluluğunu kabul eden ifadeleri Afrika'da memnuniyetle karşılansa da Lizbon yönetimi daha sonra mali tazminata ilişkin resmi bir plan bulunmadığını açıkladı.
İspanya, Ekvator Ginesi ve Batı Sahra ile bağlantılı tarihî tartışmalara rağmen tazminat konusunda herhangi bir resmi girişimde bulunmadı.
Almanya ise Avrupa içinde en dikkati çeken adımı atan ülke oldu. Berlin yönetimi 2021'de Namibya'daki Herero ve Nama halklarına yönelik katliamları soykırım olarak tanırken, 1,1 milyar avroluk kalkınma desteği açıkladı. Ancak Almanya bu paketin hukuki anlamda tazminat olmadığını özellikle vurgulamayı sürdürüyor.

Kültürel eserler de mücadelenin parçası
Afrika'nın talepleri yalnızca ekonomik kayıplarla sınırlı değil.
Benin Bronzları başta olmak üzere binlerce tarihî eser hâlen Avrupa müzelerinde bulunuyor.
Son yıllarda Almanya, Fransa, Belçika ve Hollanda bazı eserleri iade etmeye başlasa da Afrikalı yetkililer bunun yeterli olmadığını, sistematik bir iade sürecine ihtiyaç bulunduğunu ifade ediyor.
Uzmanlar kültürel mirasın geri verilmesinin onarıcı adaletin en görünür unsurlarından biri haline geldiğini belirtiyor.
Sürecin önünde hukukî ve siyasî engeller bulunuyor
Uluslararası hukuk uzmanları, köle ticareti ve sömürgecilik nedeniyle doğrudan mali tazminat ödenmesini zorunlu kılan bağlayıcı bir uluslararası hukuk mekanizmasının bulunmadığına dikkati çekiyor.
Bu nedenle Afrika ülkeleri hukukî süreçten ziyade siyasî baskı, diplomatik müzakereler ve uluslararası kamuoyu desteğini artırmaya odaklanıyor.
Uzmanlara göre BM Genel Kurulu kararı bağlayıcı olmasa da Afrika'nın taleplerine güçlü siyasî meşruiyet kazandırırken, gelecek yıllarda Avrupa ile Afrika arasında yürütülecek müzakerelerin de temel referanslarından biri olacak.
Afrika Birliği, BM ve CARICOM'un ortak girişimleriyle şekillenen süreç, kıtanın geçmişte yaşadığı tarihî adaletsizliklerin uluslararası düzeyde tanınması ve giderilmesine yönelik şimdiye kadarki en kapsamlı diplomatik mücadele olarak değerlendiriliyor.
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.