Batı Trakya Türkleri, 1985'ten bugüne kendi müftülerini seçemiyor

Yunanistan'da Batı Trakyalı Türkler, 1985’ten bu yana uygulanan atama yöntemi nedeniyle kendi müftülerini seçemiyor. Yunanistan'da Batı Trakya Türklerinin müftüleri ve vakıf yöneticileri, devlet tarafından atanıyor. Azınlık ise bu uygulamaya karşı çıkarak dinî liderlerini kendilerinin seçmesi gerektiğini savunuyor.
Sorun, son dönemde İskeçe ve Gümülcine’de yürütülen süreçlerle yeniden gündeme geldi.
Batı Trakya olarak tanımlanan bölge, doğuda Meriç Nehri, batıda Karasu, kuzeyde Rodop Dağları ile çevrili olup yaklaşık 8 bin 500 kilometrekarelik bir alanı kapsıyor.
Bölgede bugün yaklaşık 150 bin Müslüman Türk azınlığın yaşadığı ifade ediliyor.

Bu çerçevede müftülerin, kendi yetki alanındaki Müslüman toplum tarafından seçilmesi ve dinî, sosyal ve hukukî alanlarda yetkili olması öngörüldü. 1920 tarihli 2345 sayılı yasa da bu yapıyı iç hukuka taşıyarak müftülerin yetki ve sorumluluklarını tanımladı.

Batı Trakya'da müftülük sorunu, İskeçe kentinde 11 Ekim 2024'te Yunan devletinin atadığı müftülerin Çınar Camii'ne girişinin engellenmesi üzerine 4 azınlık mensubu hakkında açılan davanın mahkeme tarihinin gelmesiyle yeniden gündeme taşındı.

Batı Trakya Türkleri, seçilmiş müftülerin toplumun iradesini yansıttığını vurguluyor
Batı Trakya’da uzun yıllar müftüler azınlık tarafından belirlenirken, 1985’te Gümülcine Müftüsü Hüseyin Mustafa Efendi’nin vefatının ardından Yunanistan yönetimi müftüleri atama yoluyla belirlemeye başladı. Bu değişiklik, azınlık ile Atina yönetimi arasında süregelen bir yetki tartışmasının başlangıcı oldu.
2007 yılında yapılan bir başka düzenlemeyle din görevlilerinin belirlenmesi sürecine merkezî idarenin daha doğrudan dahil olduğu bir yapı oluşturuldu.

Yunanistan ise müftüleri kamu görevlisi statüsünde değerlendirerek atama yöntemini sürdürüyor. Bu durum Batı Trakya’da biri devlet tarafından atanan, diğeri azınlık tarafından seçilen olmak üzere iki farklı müftü yapısının ortaya çıkmasına yol açtı.
Son olarak Yunanistan hükümetinin Dimetoka’nın ardından Gümülcine ve İskeçe’de de müftü belirleme sürecini başlatması, azınlık temsilcilerinin tepkisini çekti. BTTADK tarafından yapılan açıklamada, söz konusu sürecin azınlığın iradesini yansıtmadığı ifade edildi.
Açıklamada, müftülük meselesinin yalnızca idari bir konu olmadığı, aynı zamanda azınlığın dinî ve toplumsal kimliği açısından belirleyici bir unsur olduğu vurgulandı. 40 yılı aşkın süredir çözülemeyen sorunun, bölgede kalıcı bir belirsizlik oluşturduğu düşünülüyor.
Reklam
Türkiye Dışişleri Bakanlığı da konuya ilişkin açıklamasında, Yunanistan’ın Batı Trakya Türk Azınlığı’nın seçtiği müftüleri tanımamasının Lozan Barış Antlaşması ile güvence altına alınan haklarla bağdaşmadığını belirterek, Atina yönetimine bu politikayı gözden geçirme çağrısında bulundu.
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.