Yermuk’ta hayat kaldığı yerden değil, enkazın içinden başlıyor

Suriye'nin başkenti Şam’daki Yermuk Kampı, devrik Beşşar Esed rejimi saldırılarının izlerini taşıyor. Yıllarca süren iç savaş ve saldırılar sonucu bölgedeki okul, hastane, cami ve iş yeri olarak kullanılan birçok bina enkaza dönmüş durumda. Ülkenin en büyük mülteci kampı olan Yermuk’ta çok az sayıdaki aile, günlük yaşamlarını harap olmuş binaların arasında zor şartlar altında sürdürüyor.
2011 yılında Suriye'de başlayan savaş ve Esed rejimi ile destekçilerinin saldırıları nedeniyle yeniden mülteci durumuna düşen, yılların birikimini ve evlerini kaybeden Yermuk Kampı sakinleri, yaşadıkları trajedileri dillendirdi.

Kampta yaşanan yıkımı ve kuşatma günlerini anlatan 18 yaşındaki Filistin asıllı Emin, Esed rejiminin saldırılarında ailesinin tamamını kaybettiğini dile getirdi.
Yermuk Kampı'nda dünyaya geldiğini ve ailesinin İsrail'in zorunlu göç politikaları nedeniyle yerinden edildiğini anlatan Emin, kampın kuşatma altında olduğu dönemde oldukça zor günler geçirdiklerini belirtti.
Kampta ne elektrik ne de su var
Evlerin yıkıldığını ve artık anılarını tazeleyecek hiçbir şeyin kalmadığını söyleyen Emin, kampta ne elektrik ne de su bulunduğunu vurguladı.

Bombardımanların şiddeti nedeniyle evlerini ve mahallelerini hatırlatacak neredeyse hiçbir iz kalmadığını söyleyen Emin, şunları kaydetti:
Emin, en büyük dileğinin bu bombardımanların hiç yaşanmamış olması ve ailesinin bugün hâlâ hayatta olması olduğunu ifade etti.

"1967'den bu yana hayatımız sürekli zorluklarla geçti"
Kampta yaşayan bir diğer mülteci, 1967 Savaşı'ndan bu yana sürgün hayatı süren Golanlı Süreyya Muhammed.
Muhammed ailesiyle birlikte o yıl Golan'dan ayrılmak zorunda kaldıklarını ve o günden bu yana sürgün hayatı yaşadıklarını anlattı.
Önce Kufr Harib'e, ardından Şam'a ve son olarak Yermuk Kampı'na yerleştiklerini belirten Muhammed, rejimin uygulamaları nedeniyle büyük acılar yaşadıklarını ve hayatlarının altüst olduğunu ifade etti.

En büyük acısının evlat hasreti olduğunu söyleyen Muhammed, duygularını şu sözlerle ifade etti:
"70 yıllık birikimimiz bir anda yok oldu"
Aslen Hayfalı olan ve babası 1948'deki Nekbe sırasında Suriye'ye sığınan Filistinli Mahmud Mustafa, 2011'de başlayan halk ayaklanması sürecinde Suriye halkıyla omuz omuza durduklarını belirtti.
Mustafa, 70 yılı aşkın süredir hayatta kalabilmek ve onurlu bir yaşam sürdürebilmek için mücadele verdiklerini ifade etti.

Savaşın başlamasıyla birlikte Suriye halkının uğradığı zulme kayıtsız kalmak istemediklerini belirten Mustafa, kendilerini onlarla aynı kaderin bir parçası olarak gördüklerini söyleyerek, ailesinden 4 kişiyi savaşta kaybettiğini anlattı.
Mustafa ayrıca savaş boyunca evlerini ve sahip oldukları her şeyi kaybettiklerini belirterek şöyle devam etti:

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.