Kurtuluş sevinci ve Gazze'nin acısı arasında: Kutlama sembolizmi ve mânâsı

Suriye’deki kutlamalar sadece bir zafer kutlaması olmadı. Aynı zamanda bir duruş ve tavır beyanı oldu. Yıkıntıların içinden yükselen Suriye, kendi yaralarının yanı sıra ümmetin yaralarının da sarılmadıkça sevincin eksik kalacağını, gerçek kurtuluşun ancak böyle kazanılacağını ilân etti. Tıpkı şehid oğlumun dediği gibi... Yolumuz uzun...
Biz Suriyeliler büyük zaferimizi ve Esed ailesinden kurtulup hürriyetimizi kutlarken, bu sevincin aslında ne kadar hak edilmiş olursa olsun asla bizi tam olarak tatmin edemeyeceğini içten içe biliyorduk.
Zira bu hürriyeti ucuza satın almadık. Bir milyonu aşkın şehid verdik, nice acılar yaşadık. Evlerimizden, yurdumuzdan sürgün edildik, ezildik, bedel ödedik. Bütün bunların üzerine bir de yanı başımızda yaşanan Gazze dramı var ki, sürekli bir acı kaynağı. Acılar coğrafyası olan bölgemizde sıfırdan yeni bir sayfa açmak hiç kolay değil. Açılan yaraların kolay kolay kapanmadığını her gün yeniden temaşa ediyoruz.
Bir hatıra
Bu yazıyı, aklımdan hiç çıkmayan bir hatırayı yeniden yaşarken yazıyorum. Allah rahmet eylesin, şehid edilmesinden kısa bir süre önce oğlumla konuşurken ona şöyle demiştim:
"Direnişe katılmak, seni üniversite eğitimini tamamlama mesuliyetinden kurtarmaz."
Her zamanki gibi gülmüş ve şöyle demişti:
Oğlum bir istisna değildi. Gençlerimizin çoğu böyle düşünüyordu. Zafer yolun sonu değil, başlangıcıydı. Yıkıcı bir savaştan yeni çıkmış, toparlanması ve gücünü yeniden kazanması yıllar alacak bir ülkemiz var, bu gerçeği inkâr edemem. Fakat yine de Gazze ve Filistin halkına destek olamayışın hepimizde derin bir sızı ve hayal kırıklığı oluşturduğunu söylemeliyim. En azından benim açımdan yaşadığım sevinçte bir eksiklik var. Bu gecikmiş sevinç, aynı zamanda bir çaresizlik duygusuyla karışmış durumda.
Beş gündür kurtuluşun birinci yıldönümünü kutluyoruz. Bunu sadece kutlama törenleri olarak görmemek lâzım. Zaferin mânâsını yeniden idrak etmeye yönelik kolektif bir çaba var ortada.
Parola Gazze
Nitekim Suriye’nin şehirlerinde düzenlenen askeri geçit törenlerinde, Suriye ordusunun Gazze için haykırdığı güçlü sloganlar bizi derinden etkiledi. Bu sloganlar sadece bir kutlama heyecanı değildi, net mesajlardı:
Beni en derinden etkileyen slogan ise şu:
İşte o zaman içimizdeki eksik sevincin tamamlandığını hissettim. Bu kurtuluşu yalnız başımıza kutlamıyorduk. Zaferimizi başkalarının acılarından ayırmıyorduk. Suriye derin yaralarına rağmen en tükenmiş anlarında bile Filistin'i terk etmemişti.
İkinci sürpriz, Suriye Devlet Başkanı'nın kutlama gününde giydiği askeri üniforma oldu. Bu üniforma, kurtarıcı olarak başkent Şam’a girdiğinde giydiği üniformanın aynısıydı. Bu sadece bir hatırayı yeniden canlandırmak yahut bir formalite değildi. Bunu mücadelemizin devam ettiğini gösteren sembolik bir jest olarak yorumladım.
Üçüncü sürpriz ise Başkan Şara'nın Şam'daki Emevi Camii'nde sabah namazını tüm kabinesiyle birlikte hem de üzerindeki askeri üniformayla kılması oldu.
Tel Aviv panikledi
Bu sembolik tavırların kutlamalara ayrı bir mânâ ve coşku kattığını söylemek mümkün. Nitekim Suriye ordusunun Gazze'ye destek sloganları, israil sözde güvenlik teşkilatında bir tepkiye yol açtı. israil medyası, ordumuzun Gazze'yi destekleyen ve işgale karşı sloganlar attığı videoları yayınladı. Bu da Tel Aviv'de yankı buldu, acil toplantılar düzenlenmesine vesile oldu.
Bu sloganlar israil'in bölgesel tehditlere ilişkin algılarını etkileyecek ve Suriye ile ilgili güvenlik ve siyasî planlarının yeniden değerlendirilmesini gerektirecek bir mesaj olarak kabul edildi.
Bazı israilli yetkililer bu sloganların görmezden gelinemeyeceğini söylerken, diğerleri bölgedeki mevcut gerilimin daha da tırmanabileceğine dair yorumlarda bulundu.
Yolumuz uzun
Kutlamalara dair mühim notlardan biri de Suriye devrimini destekledikleri için hâlen Arap zindanlarında bulunan akademisyen, vaiz ve diğer aktivistlerin serbest bırakılması çağrıları oldu. Suriye halkı bu kahramanların resimlerini kaldırıp, derhal salıverilmelerini istedi. Bu da yaşadığımız sorunların aslında birbirine bağlı olduğunu ve nerede yaşanırsa yaşansın adâletsizliğin derhal son bulması gerektiğini bir kez daha herkese hatırlattı.
Görüldüğü gibi Suriye’deki kutlamalar sadece bir zafer kutlaması olmadı. Aynı zamanda bir duruş ve tavır beyanı oldu. Yıkıntıların içinden yükselen Suriye, kendi yaralarının yanı sıra ümmetin yaralarının da sarılmadıkça sevincin eksik kalacağını, gerçek kurtuluşun ancak böyle kazanılacağını ilân etti.
Tıpkı şehid oğlumun dediği gibi...
Yolumuz uzun...
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.