Medine müdâfii Fahreddin Paşa

Osmanlı ordusu komutanı Fahreddin Paşa, Birinci Dünya Savaşı'nda Medine’yi ele geçirmek isteyen İngilizlere karşı kısıtlı koşullarda kutsal toprakları başarıyla savundu. Mondros Mütarekesi'ne rağmen, 72 gün daha şehri terk etmeyerek savunmayı sürdüren Paşa, 13 Ocak 1919'da, 2 yıl 7 ay boyunca savunduğu Medine-i Münevvere'yi, Şerif Hüseyin'in oğlu Emir Abdullah'a teslim etmek durumunda kaldı. Yapılan anlaşma gereği, Şerif Hüseyin'in oğlu Emir Abdullah'ın komutasındaki Arap birlikleri şehre girerek, Osmanlı hâkimiyetini resmen bitirdi.
1868'de, bugün Bulgaristan sınırları içerisindeki Rusçuk’ta dünyaya gelen Fahreddin Paşa, Osmanlı Devleti 1914'te 1. Dünya Savaşı’na girdiği zaman miralay rütbesiyle 4. Ordu'ya bağlı 12. Kolordu kumandanı olarak Musul'da bulunuyordu.
26 Ocak 1915'te 12. Kolordu'daki görevinin yanı sıra 4. Ordu kumandan vekilliğine getirilen Fahreddin Paşa, aynı dönemde birçok Ermeni ayaklanmasını bastırdı.


Şerif Hüseyin İsyanı

- Başlangıçta asilerin sayısı 50 bin, bütün Hicaz bölgesindeki Osmanlı askerinin sayısı ise 15 bin civarındaydı. Fahreddin Paşa hemen karşı harekata başlayarak 27 Haziran 1916'da Bi'riali, el-İlave, Bi’rimaşi mevkilerindeki asileri yenilgiye uğrattı.
Asiler, Mekke Valisi Galib Paşa'nın tedbirsizliği sebebiyle 9 Haziran'da genel saldırıya geçerek 16 Haziran'da Cidde'ye, 7 Temmuz'da Mekke'ye, 22 Eylül'de de Taif'e girdiler.


Fahreddin Paşa, elinde bulunan son derece kısıtlı imkanlarla Medine'yi 2 yıl 7 ay boyunca şehri müdafaa etti.
Önce Medine ve çevresinde bir güvenlik hattı oluşturmak için Aşar Boğazı, Bi'riderviş, Bi'riabbas ve Bi'rireha mevkilerini asilerden temizleyen Fahreddin Paşa, 29 Ağustos 1916’da Medine çevresinde 100 kilometrelik bir emniyet şeridi meydana getirilmiş oldu.
Kutsal emanetleri yağmalanmasın diye İstanbul'a gönderdi



Hiçbir yerden yardım alamaz duruma gelen şehirde kalmış olan halk ve asker arasında açlık ve hastalık hüküm sürmeye başladı.

Bu sırada Osmanlı Devleti mağlup oldu ve 30 Ekim 1918'de Mondros Mütarekesi'ni imzaladı. Mütarekenin 16. maddesine göre teslim olması gereken Fahreddin Paşa buna yanaşmadı. İstanbul Hükümeti'nin Mondros Mütarekesi'ni tebliğ etmek üzere gönderdiği yüzbaşıyı hapsederek İstanbul'u cevapsız bıraktı.
Reklam

Bir yandan İngilizler, bir yandan Medine’yi kuşatmış olan Şerif Hüseyin'in kuvvetleri Medine'nin bir an önce teslim edilmesini istedilerse de Fahreddin Paşa bu isteklerine karşılık vermedi. Babıali İngilizler'in de baskısı üzerine bu defa padişahın imzasını taşıyan bir teslim emrini Adliye Nazırı Haydar Molla ile Medine’ye gönderdi. Fahreddin Paşa bu emri de dinlemedi. Askerlerin çoğunun hasta olmasına, cephane, ilaç ve giyecek stoklarının bitmesine rağmen direnmeyi sürdürdü. Ancak sonunda kendi subaylarının da baskısı ile teslim olmaya rıza gösterdi.
Kabul edilen teslim şartlarının başında, kumandan Fahreddin Paşa'nın 24 saat içinde Haşimi kuvvetleri karargahında misafir edileceği ifadesi yer aldığı halde Fahreddin Paşa Ravza-i Mutahhara yakınındaki bir medreseye giderek yatağına girdi ve bir yere gitmeyeceğini bildirdi. Fakat 10 Ocak 1919'da kendisiyle görüşmeye gelen kumandan vekili Necib Bey ve etrafındakiler tarafından tutulup Haşimî karargahında hazırlanmış olan çadırına götürüldü.

Osmanlı Devleti'nin teslim olmasından sonra 72 gün daha Medine'yi savunmaya devam eden Fahreddin Paşa, yiyecek, ilaç ve cephanenin bitmesi nedeniyle 13 Ocak 1919'da savunmayı durdurdu. Böylece Medine'de 400 seneden beri süren Türk hâkimiyeti sona erdi.

Ancak Fahreddin Paşa, Ankara hükümetinin gayretleriyle 8 Nisan 1921'de Malta'dan kurtuldu, Berlin'de karşılaştığı Enver Paşa'nın daveti üzerine Moskova'ya geçti, burada İslâm İhtilal Cemiyetleri İttihadı Kongresi'ne iştirak etti.
Reklam

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.