ABD üniversitelerinde 'kadavra' skandalı: Bağışlanan bedenleri İsrail ordusuna satmışlar

ABD’nin prestijli üniversitelerinde bağışlanan bedenlerin, ailelerin rızası dışında ABD Donanması aracılığıyla İsrail askeri sağlık personeline eğitim için satıldığı ortaya çıktı. Al Jazeera (AJ+) tarafından yayınlanan "İsrail Askeri Sağlıkçıları Ölü Amerikalılar Üzerinde Eğitiliyor" adlı belgesel, şeffaflık eksikliği ve etik ihlalleri gözler önüne sererken; 101 yaşında ölen bir bağışçının kızının, "Bu durum tüm güvenimizi yıktı" feryadı yürekleri dağladı.
Akademik dünyayı sarsan "beden ticareti" skandalı, öğrenci gazetecilerin başlattığı araştırmanın Al Jazeera (AJ+) tarafından belgeselleştirilmesiyle küresel bir krize dönüştü. İddiaya göre, tıp eğitimi için University of Southern California (USC) ve University of California (UC) sistemine bağışlanan Amerikalıların bedenleri, ABD Donanması üzerinden İsrail ordusuna (IDF) pazarlanıyor.

"Cevaplar hayal ettiğimden daha korkunç"
Skandalı ilk fark eden USC bağlısı bir hekim, AJ+’a verdiği mülakatta yaşadığı dehşeti şu sözlerle anlattı: "Bulduğum her cevap, hayal ettiğimden çok daha korkunçtu." Belgesel, özellikle Gazze'deki insani kriz sürerken bu sözleşmelerin yenilenmiş olmasının tıp etiği açısından "moral meşruiyet kaybı" yarattığına dikkat çekiyor.
Bağışçıların aileleri öfkeli
101 yaşında hayatını kaybeden Jeanette Volpin'in bedeni, bilime katkı sunması amacıyla USC’nin Anatomik Bağış Programı’na bağışlanmıştı. Ancak kızı Miriam, annesinin bedeninin İsrail askeri eğitiminde kullanılabileceği ihtimalinden haberdar edilmediklerini belirtti. Miriam, "Bunu okuduğumda öfkeden deliye döndüm. Bu durum tüm güveni yok etti" dedi.
Üniversitelerden "siyasi değil" savunması
Skandalın odağındaki USC, Keck Tıp Fakültesi aracılığıyla yaptığı açıklamada, misyonlarının "siyasi ideolojiden bağımsız olarak tıbbi eğitimi ilerletmek" olduğunu savundu. UC Sağlık sistemi ise yakın zamanda internet sitesine, bağışlanan bedenlerin askeri personelle "paylaşılabileceğine" dair bir madde ekledi. Ancak üniversite yönetimi, konuyu haberleştiren öğrenci gazetecileri "ajandası olmakla" suçlayarak suçlamaları reddetti.

Şeffaflık çağrısı yapıldı
Soruşturmayı yürüten öğrenci gazeteciler, bu skandalın üniversiteler ile bağışçılar arasında daha şeffaf bir ilişki kurulması için bir dönüm noktası olmasını umuyor. AJ+ kıdemli sunucusu Dena Takruri, "Birçok Amerikalının uzak gördüğü bir savaşın, buradaki kurumlara doğrudan bağlı olduğunu ortaya çıkarmak bu araştırmayı hayati kıldı" ifadelerini kullandı.

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.