Bankacılık sektörü 2025’te kârlılıkta rekor kırdı
10:00, 07/02/2026, Cumartesi

Bankacılık sektörü 2025’te kârlılıkta rekor kırdı
2025’in ilk üç çeyreğinde bankacılık sektörü için hem kârlılık hem de büyüme anlamında rekor seviyelerin görüldüğü bir dönem olarak kayda geçti. Bu dönemde sektörün toplam aktif büyüklüğü 44 trilyon TL’ye ulaşarak bankacılıkta genişleme ivmesinin korunduğu bir dönem yaşandı. Ülkenin en büyük 10 bankasının konsolide olmayan verilerine göre de toplam net dönem kârı 484,5 milyar TL’yi aşarak sektör tarihinin yeni zirvesine ulaştı. Bu rakam bir önceki yılın aynı dönemine göre yaklaşık yüzde 57’lik bir artış anlamına geliyor. Toplam bankacılık dönem kârlılığında ise 750 milyar TL eşiği aşıldı.
Kredi kalitesi 2026’nın temel gündemlerinden biri olacak 2025’in bankacılık açısından zorlu, ancak risklerin iyi yönetildiği ve makroekonomik politikalara uyumun güçlü olduğu bir yıl olduğunu değerlendiren Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Başkanı Alpaslan Çakar, uygulanan sıkı para politikası, makro ihtiyati tedbirler ve küresel finans koşullarındaki belirsizliklere rağmen sektörün güçlü bilanço yapısını sürdürdüğünü belirtiyor. 2025'te bankacılık sektörü açısından yatırım ve katma değer odaklı kredi büyümesinin öne çıktığını değerlendiren Çakar, makroekonomik göstergelerdeki iyileşme, rezervlerde güçlenme ve KKM’nin başarılı şekilde sonlandırılmasının sektörün derinliğine olumlu katkı sunduğunu söyleyerek şu açıklamalarda bulundu: “2025'te yurt dışı fonlama açısından sektörün oldukça başarılı bir yılı geride bıraktığını da söyleyebiliriz. Bu yıl da sektörün toplam yurt dışı finansman tutarı yaklaşık 40 milyar dolar artarak 195 milyar dolar seviyesine gelmiştir. Küresel finansal koşullara ek olarak atılan doğru adımlar sonucunda ülkemizin risk priminde görülen iyileşme ve not artışları bankalarımızın daha uygun koşullarla borçlanmasını sağlamıştır.”

Bankacılık sektöründe geride kalan yılın en öncelikli konularından birinin de aktif kalitesinin yönetilmesi olduğunu ve sektörün takip oranının yüzde 2,5 gibi yönetilebilir bir seviyede bulunduğunu belirten Çakar, bu süreçte bankaların ihtiyatlı bir yaklaşım içerisinde yakın izlemedeki krediler için yüzde 18 ve takibindeki krediler içinse yüzde 74 oranında da karşılık ayırdığını, bu kapsamda 2026’da da kredi kalitesinin sektörün ana gündemlerinden biri olacağını söyledi.
Katılım bankacılığında büyüme sürüyor
Türkiye’de katılım bankacılığı ise 2025 yılı itibarıyla yaklaşık 4 trilyon liralık büyüklüğe ulaşarak bankacılık sistemi içindeki konumunu güçlendirdi. Risk paylaşımına dayalı iş modeliyle faaliyet gösteren sektör, 2025’te aktiflerini yüzde 45 oranında artırırken, toplanan fonların büyüklüğü 3,9 trilyon liraya ulaştı.
2025’te ekonomide sıkı para politikası konjonktüründe istikrarlı büyüme eğilimini sürdüren ve aktif büyüklüğü bir önceki yıl sonuna göre yüzde 45 oranında artıran katılım bankacılığının konumunu güçlendirdiğini ifade eden Ziraat Katılım Bankası Genel Müdürü Metin Özdemir, para politikasında yaşanan dalgalanmaların sektör açısından belirli ölçüde belirsizlik yaratmış olsa da enflasyonda kaydedilen düşüşle birlikte Merkez Bankası’nın sınırlı gevşemeye yönelik attığı adımlar kâr payı marjlarının kademeli olarak iyileşmesine katkı sağladığını söyledi.

Üçüncü çeyrek itibarıyla katılım bankacılığı sektörünün, bankacılık sektörüne kıyasla daha güçlü bir büyüme performansı sergilediğini ve pazar payını yüzde 8,1 seviyesinden yüzde 8,9’a yükselttiğini ifade eden Özdemir, yılsonuna göre toplanan fonların yüzde 39, kullandırılan fonların ise yüzde 43 oranında arttığını hatırlatarak katılım finans sektörünün, bankacılık ortalamasının üzerinde gösterdiği büyüme performansıyla reel ekonomiye büyük destek sağladığını sözlerine ekledi.
“Ekonominin taşıyıcı unsurlarından biri olan KOBİ’lere sağlanan finansman hacmi yıl boyunca artmaya devam etmiş; katılım bankalarının toplam finansman portföyünün yaklaşık yüzde 33’ü doğrudan KOBİ’lerin ihtiyaçlarına yönelik olarak kullandırılmıştır. Katılım bankacılığının özkaynak ve aktifleri büyümeye devam ederken, aynı zamanda özkaynak ve aktif kârlılığı açısından sektör ortalamalarının üzerinde değerlere sahip olması sürdürülebilir büyüme ve kârlılık hedefleri doğrultusunda hareket edildiğini göstermektedir” şeklinde konuşan Özdemir’e göre güçlü sermaye yapısı, sürdürülebilir likidite koşulları ve ihtiyatlı risk yönetimi politikaları sayesinde katılım bankacılığı sektörü yıl boyunca dayanıklılığını artırdı.
2026’da dijitalleşme hız kazanacak
2026 gündemine dair öngörülerini paylaşan TBB Başkanı Çakar, makro ihtiyati çerçevenin korunmasıyla birlikte daha dengeli ve selektif kredi büyümesi ve mevduat payının güçlenmesi yanı sıra risk yönetimi ve sermaye yeterliliğinin, küresel belirsizliklere karşı bankacılık sektörünün dayanıklılığını koruyan temel unsurlar olmaya devam edeceğini ifade etti. Dijital bankacılık ve yapay zekâ uygulamalarının kredi süreçlerinden operasyonel verimliliğe kadar daha geniş alanlarda kullanılacağını tahmin ettiklerini söyleyen Çakar, ayrıca sürdürülebilir finansmanın, sektörün dönüşümünde belirleyici rol oynayacağını belirtti.

2025 yılında sektörün genel olarak risk yönetimi, aktif kalitesi ve bilanço dayanıklılığına odaklandığını ifade eden Halkbank Genel Müdürü Osman Arslan ise 2026 yılını bankacılıkta dijital derinleşmenin hız kazandığı bir yıl olarak değerlendirdiklerini açıkladı. Bu kapsamda yapay zekâ, veri analitiği ve otomasyonun yalnızca müşteri kanallarında değil, kredi tahsisi ve operasyonel süreçlerin tamamında daha yaygın kullanılması; buna bağlı olarak verimliliğin ve karar alma hızının artmasının temel unsurlar olduğunu ifade eden Arslan verimliliği artıran, kaynak yönetimini etkinleştiren ve reel sektörü destekleyen kredi stratejilerini derinleştirmeye devam edeceklerini sözlerine ekledi.
2026’da yeşil dönüşüme yönelik geliştirilen politikalar ve düzenlemelerin bankacılık sektörü açısından yeni ve stratejik bir değer alanı oluşturduğunu belirten Özdemir de sürdürülebilir finansman kriterlerine uyumlu yatırımlara yönelik artan ilginin, uluslararası piyasalarda yeşil borçlanma araçlarına olan talebi yükseltirken; özellikle katılım finansın sahip olduğu dinamik ve etik temelli yapısının, sektöre farklı bir büyüme perspektifi kazandıracağını ifade etti.
Bu yazının başlığı yazardan bağımsız editoryal olarak hazırlanmıştır.
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.