Fed kararları küresel piyasalarda yön arayışını belirliyor

Cüneyt Paksoy
09:00, 14/03/2026, Cumartesi
CategoryZ Raporu
Z Raporu
Fed kararları küresel piyasalarda yön arayışını belirliyor
Finansal piyasalar değil reel ekonomide yaşanacak gelişmeler de önemli olacak

Son dönem paylaşımlarımızda Fed ile Trump arasındaki sürecin potansiyel risklerini, Fed’in bağımsızlığını koruyabilmesinin global piyasalar için önemini ve Fed kararlarının özellikle ABD tahvilleri Dolar Endeksi üzerindeki potansiyel etkilerini ve buna bağlı global ölçekte Avrupa Bölgesi başta olmak üzere tüm majör tahviller ve yine başta euro olmak üzere tüm majör para birimleri adına önemini açıklamaya çalıştık.

Tüm bunlara paralel ABD merkezli borsalar ve son dönem ciddi rekorlar kıran altın, gümüş, bakır ve petrol olmak üzere tüm emtia piyasaları için fiyatlama senaryolarını anlatmaya çalıştık. Global sorun olarak masada duran enflasyon kadar büyüme ile kaygıları ve bunun toplam borç üzerindeki etkilerini finansal istikrar üzerinden değerlendirdik. Fed ve diğer tüm majör merkez bankalarının enflasyon ile mücadelesi yanında finansal istikrarı öncelikleyerek büyüme kompozisyonlarını koruyacak bir patikada ilerlemesinin de önemli olduğunu belirtmeye çalıştık.

Uzun vade adına sizlere aylardır birçok önemli başlıkla anlatmaya çalıştığımız ciddi finansal kriz yaşama riskleri taşıyan global piyasaların; kısa ve orta vadede olumlu kalarak onarıcı zaman kazanmasının Fed kararlarına ve bunun yanında diğer önemli merkez bankalarının genişlemeci politikaları izlemesine bağlı olduğunu net bir şekilde belirttik. Hemen bunun yanında mevcut yüksek borçluluk oranlarına rağmen tüm kamu politikalarının da karma-ekonomi kapsamında yenilenerek kapsayıcı ve üretimi destekleyici tarafta kalabilmesinin de önemli olduğunu ayrıca belirttik. 2008 krizinden beri uygulanan tüm genişlemeci politikaların ağırlıklı finans piyasası içinde kalmaya devam ettiğini finansal sistemi beslediğini ve reel sektöre uzanacak kalıcı reformlar ve anlayışın gecikmesiyle beraber üretim motivasyonunun Trump’ın tarife krizi, rekabetçiliğin yüksek teknoloji ile daha da karmaşık hale gelmesi ve bunun sonucunda yatırım ve işletme sermayesi adına yeterli finansal kaynağa ulaşamayan reel sektör sorunlarının dünya için daha zorlu bir başlık olarak ortaya çıkması sonucuna ilerledik.

Özetle tüm anlatmaya çalıştığımız ana başlıkların ve potansiyel risklerin çözümü ya da çözümsüzlüğü adına 2025’in nasıl biteceği ve 2026’ya nasıl giriş yapılacağını anlayabilme adına kritik önemde son iki aya giriyoruz. Bu dönem yaşanacak Tüm gelişmeler ve bunların piyasadaki fiyat etkisi finansal piyasalar ve reel sektör için ciddi önemde olacaktır.

Biz bu yazıyı hazırlarken henüz netleşmeyen Fed’in alacağı karar ve açıklamaları, bunlara dair önemli detaylar ve piyasaların bunlara vereceği fiyatlama cevabı ve devamında göstereceği ardışık refleksler oldukça önemli olacaktır. ABD’de hükümetin kapalı olmasından kaynaklanan veri akışındaki aksaklıklar, Fed’in politika kararlarına yönelik öngörülebilirliği zayıflatıyor olsa bile eylül ayında açıklanan enflasyonun piyasa beklentilerinin altında kalması, piyasalarda Fed’in ekim dahil kalan 2 toplantıda faiz indirimine gidebileceği beklentilerini güçlendirmiş durumda. Global piyasalardaki genel beklenti işgücü piyasasındaki zayıflığın sürmesi sebebiyle faiz indirimlerinin 2026'da da devam edebileceğini öngörüyor.

Fed’in bugüne kadar Trump baskısına rağmen enflasyon sürecinde devam eden risklere bağlı olarak kararlı sıkı politika duruşuna son dönem ılımlı yönde değişime gitmesinin veri odaklı olmadığını ve finansal istikrar kaynaklı olduğunu düşünüyoruz. Enflasyon sürecinde kalıcı iyileşme görmeden sıkı duruştan vazgeçilmeyeceği devamlı söylense de toplantıdan toplantıya karar alınacak ifadesi veri odaklı duruşun yanında asıl finansal istikrarın ve piyasalardaki fiyatlama etkisinin önemsendiğini ve izlendiğini gösteriyor. ABD içinde ve global ölçekte eş zamanlı birçok veri başlığını takip eden Fed’in ABD varlıklarına ilginin sürmesi, ABD borçlanma gereğinin karşılanması, finansal istikrarın korunması ve tarife krizinin de etkilediği reel sektörün finansal kaynağa ulaşımının kolaylaşması ve büyüme sürecinin korunmasına konsantre olduğunu gözlemliyoruz.

Trump baskısına karşı bağımsızlık vurgusunu da korumak zorunda olan Fed’in potansiyel faiz indirimlerinde asıl bu konsantrasyonun öne çıktığını ve enflasyon tarafında ciddi negatif sapma olmadıkça piyasaların dengesi için ılımlı görünen tavrını korumak istediğini de gözlemliyoruz.

Özetle bundan sonra hep söylemeye çalıştığımız gibi Fed’i zorlu bir dönem bekliyor. Alacağı kararlar, sözlü yönlendirmesi ve atacağı reel adımlarla piyasalardaki dengeyi korumaya çalışırken enflasyonu da kendi hedeflerine bağlı kalarak kontrol altında tutmaya çalışacak. Bu zorlu dengeyi sağlaması global piyasalar içinde hem çok önemli hem de belirleyici olacaktır.

Fed’in takip etmek zorunda kalacağı bir önemli konuda yerel bankacılık tarafında tekrarlanan risklerin kontrol altında tutulması ve genişleyerek bankacılık sektörünün geneline yayılmaması olacak gibi duruyor. Bu konuda hafızalarda Silicon Valley Bank’ın iflası önemli yer teşkil ediyor. Banka daha çok kısa vadeli borç veriyordu. Sonrasında daha yüksek getiri için hazine bonosu gibi uzun vadeli menkul kıymetlere yöneldi ve kredi piyasasında yaşanan hızlı tasfiyeler için kısa vadeli yükümlülüklerini yerine getiremeyince iflas etti. Bu bir risk yönetimi sorunu olarak görülse de yerel bankaların taşıyabileceği riskleri hatırlatması adına öne çıktı.

ABD borsalarında sert düşüşlere sebep olan bu sorun Fed’in yerinde kararları ve açıklamaları ile dengelendi. Ama yerel bankacılık sorunları sümen altı ediliyor. Eleştirileri de piyasalar tarafında not edildi. Nitekim geçtiğimiz günlerde yaşananlar bu başlığın tekrar gündeme gelmesine sebep oldu.

İki bölgesel ABD bankasının hisseleri, şirketlerin sorunlu ticari ipoteklere yatırım yapan fonlara verdikleri kredilerde dolandırıcılığa uğradıklarını açıklamasının ardından sert düştü.

Bu durum, kredi piyasalarında yeniden çatlakların ortaya çıktığı endişesini artırdı. Zions Bancorp’un hisseleri, San Diego’da tamamen kendisine ait iştiraki California Bank & Trust tarafından verilen bir kredi için 50 milyon dolarlık bir zarar yazdığını açıkladıktan sonra yüzde 13 değer kaybetti. Western Alliance Bancorp ise aynı borçlulara kredi verdiğini açıkladıktan sonra neredeyse yüzde 11 değer kaybetti. Zions ve Western Alliance, altı ayın en keskin düşüşünü kaydeden KBW Bank Index’in en kötü performansının sahipleri oldu. Son dönemde başka şirketlerden de benzer haberler gelmişti. Alt gelir grubuna otomobil kredisi veren Tricolor Holdings, ardından da oto yedek parça tedarikçisi First Brands Group iflas etti.

J.P.Morgan Chase ve Fifth Third Bancorp, Tricolor ile bağlantılı yüz milyonlarca dolarlık zarar açıklarken, Jefferies Financial Group da First Brands kaynaklı zarar yazdı. Büyük bankalar bu kayıpları rahatlıkla absorbe edebiliyor olsa da bölgesel bankalar için bu tür zararlar daha yıkıcı olabiliyor. 2023 yılında Fed’in faiz artırımları sonrası yukarda belirttiğimiz gibi Silicon Valley Bank’in de aralarında olduğu bazı küçük ölçekli, bölgesel bankalar iflas etmişti. O dönem de piyasalardaki en büyük endişelerden biri bu krizin sektörün geneline yayılması olmuştu.

Son günlerde yaşananlardan sonra dikkat çekici bir açıklama Wells Fargo & Co. Analisti Mike Mayo’dan geldi. Mike Mayo “JPMorgan’ın Tricolor ile kredi sorunu varsa, bu önemsiz bir sorun. Ancak daha küçük bankaların bu kredilerle sorunları varsa, bu daha büyük bir darbe olur” yorumunu yaptı.

Kredi piyasaları ve bankacılık sektöründeki sorunların tüm ekonomiye ne kadar hızlı yayılabileceği göz önüne alındığında, perşembe günü büyük ve küçük ABD bankalarının hisselerinde yaşanan satış dalgası, ABD ile Çin arasındaki ticaret geriliminin tırmanması ve piyasaları önemli ekonomik verilerden mahrum bırakan uzun süreli hükümet kapanmasıyla da karşı karşıya olan yatırımcıların risk iştahına darbe vurabilecek bir gelişme olarak görülüyor.

Özetle piyasaların ve yatırımcıların zihninde, sadece iki buçuk yıl önce bölgesel bankalarda yaşanan çalkantı hala taze. Bu nedenle Zions ve Western Alliance ile ilgili yaşananlar ve özellikle kredi kalitesi ve risk yönetimi sorunları piyasalar için önemli bir odak noktası olacak.

Bu konuda dikkat çekici bir açıklama önemli bir bankadan geldi. Bank of America Corp. Stratejistlerine göre, ABD’de kredi piyasasındaki gerginliğin devam etmesi, emeklilik fonları da dahil olmak üzere uzun pozisyondaki yatırımcıların satış yapmaya zorlanmasına ve borsalarda yeni bir çöküşe yol açabilir deniyor.

BofA Securities’in ABD hisse senedi strateji başkanı Savita Subramanian, “Özel sektör kredilerindeki aksaklıklar devam ederse, emeklilik fonları ve benzer fonlar endeks fonlarını satmak zorunda kalabilir” dedi. Subramanian, pasif yatırımların “S&P 500’ü domine ettiğini” bu nedenle bir düşüşün, endeksleri takip eden fonları hisse senetlerini satmaya iteceğini yazdı. Bu uyarı, küçük bankalarda geçenlerde ortaya çıkan kötü kredilerin borsanın diğer alanlarına sıçrayacağına dair endişelerin artmasının ardından geldi.

BofA, değerlemeler ve endeksleri takip eden fonlarının satış baskısının devam etme olasılığı konusunda uyarıda bulunan tek kurum değil. Miller Tabak + Co.’nun Baş Piyasa Stratejisti Matt Maley, bankaları takip eden borsa yatırım fonlarının satışları artırabileceğini söyledi. Kredi risklerine ek olarak, BofA, S&P 500 Endeksi’nin 20 farklı değer ölçütü açısından “istatistiksel olarak pahalı” olması nedeniyle, üç yıldır süren boğa piyasasında değerleme risklerinin arttığını belirtti.

Borsa performanslarına dönük açıklama ve uyarılar gibi görünse de bu söylemler arka planda ABD’de reel sektörün sorunlarına ve ticari kredi risklerine dair önemli uyarılar. Fed bu konuda şimdiye kadar ılımlı açıklamalar yapsa da bu potansiyel riskleri de yakından takip etmek zorunda kalacaktır.

Son döneme ve geleceğe dair önemli gördüğümüz sorunlara dair açıklamalar IMF Başkanı Georgieva’dan geldi. Küresel ekonominin durumu hakkında altı ay önce daha çok endişe duyulduğunu anımsatan Georgieva, resesyon değil ama önemli bir yavaşlama öngördüklerini söyledi.

Georgieva, küresel ekonomide ‘korkulandan daha iyi ama gerekenden daha kötü’ durumda olunduğunu ifade etti. Belirsizliğin artmaya devam ettiğine işaret eden Georgieva, küresel ekonomik büyümenin istikrarlı ama potansiyel risklere karşı karşıya ilerlediğini belirtti.

Orta vadeli büyüme beklentilerinin zayıf kalmaya devam ettiğini belirten Georgieva, kamu borcunun rekor seviyelere yakın olduğunu ve yükselmeye devam ettiğini aktardı. Değişim dinamiklerinin küresel ekonomiyi daha öngörülemez hale getirdiğine işaret eden Georgieva, bu durumun global ölçekte insanları etkilediğini ve insanların endişeli olduğunu dile getirdi. Maliye politikası açısından ülkelerin mali alanlarını yeniden inşa etmesi ve borç seviyelerini azaltması gerektiğine dikkati çeken Georgieva, küresel dengesizliklerin de azaltılması gerektiğini ifade etti. Enflasyon cephesinde ise genel olarak enflasyonun düşüş eğiliminde olduğunu belirten Georgieva, ancak ülkeler arasında bazı farklılıkların bulunduğunu ve genel anlamda tekrar yükseliş ihtimallerine karşı temkinli olunması gerektiğini belirtti.

Bu görüşler ılımlı tavırla söyleniyor olsa da IMF’in küresel ölçekte artan borçların getireceği finansal risklere ve küresel ticaretin iyileşmemesi durumunda doğabilecek sorunlara karşı temkinli takipte olduğunu gösteriyor.

Tam bu noktada yine önemli gördüğümüz bir açıklamada Allianz Trade’den geldi. Dünyanın önde gelen ticari alacak sigortacılarından Allinaz Trade'e göre, küresel ticari iflaslar 2025 yılını yüzde 6 artış gibi yüksek bir seviyede tamamlayacak ve 2026 yılında yüzde 5 artışla zirveye ulaşarak üst üste beşinci kez artış sergileyecek. Allianz Trade, 2027 yılında ise iflaslarda yüzde 1 hafif bir düşüş öngörüyor. Öte yandan gümrük vergilerinin domino etkisi risklerini artırmasıyla iflaslar üzerindeki etkisinin 2026 yılında da devam edebileceği belirtiliyor. Raporda ayrıca teknolojinin etkisiyle hızlanan iş kurma eğilimi ve yapay zekâ balonunun patlama potansiyelinin, özellikle ABD ve Avrupa’da iflas risklerini tırmandırabileceği yorumuna yer veriliyor.

Allianz Trade’e göre, gelecek dönemde şirketlerin dayanıklılığını sınayan 3 kritik kırılganlık faktörü şunlar olacak:

1.Zayıf ekonomik büyüme; ABD ve Euro Bölgesi’nde büyüme hızının, iflasları dengelemek için gerekli eşiğin altında kalması…

2.Sıkı finansman koşulları; sürekli yüksek faiz oranları ve sınırlı kredi arzının, yüksek borçlu ve sermaye yoğun işletmeleri, özellikle de KOBİ'leri zorlaması…

3.Sektörlere özgü zayıflıklar; yüksek faiz oranları, teknolojik dönüşüm ve artan rekabetin başta inşaat ve otomotiv sektörleri olmak üzere sektörler üzerinde yarattığı kırılganlıklar...

Bunlar önemli ve takip edilmesi gereken kritik açıklamalar. En başta söylediğimiz gibi 2008 krizinden beri uygulanan tüm genişlemeci politikaların ağırlıklı finans piyasası içinde kalmaya devam ettiği finansal sistemi beslediğini ve reel sektöre uzanacak kalıcı reformlar ve anlayışın gecikmesiyle beraber üretim motivasyonunun Trump’ın tarife krizi, rekabetçiliğin yüksek teknoloji ile daha da karmaşık hale gelmesi ve bunun sonucunda yatırım ve işletme sermayesi adına yeterli finansal kaynağa ulaşamayan reel sektör sorunlarının dünya için daha zorlu bir başlık olarak ortaya çıkması sonuçları ve buna dair yaşanacak süreç çok daha konuşulur olacak. Reel sektör düzelmeden finansal istikrarın korunması ve enflasyonun küresel ölçekte kalıcı düşmesi oldukça zor olacaktır.

Dolar endeks grafiği
Dolar endeks grafiği

Dolar Endeksi tarafında yükseliş trendi içinde hep uyardığımız ve hedeflediğimiz gibi 113-115 bandına kadar ulaşıldıktan sonra yaşanan geri çekilme sonrası ve Fed’in faiz indiriminin gelmesi ile denge aradığı 100-103 bandı içinde ve 100’lere iyice yaklaşan Dolar Endeks grafiği 2025 içinde tekrar yaşanan yükseliş ocak ve şubat aylarında çok kritik direnç olan 110’lar test edildikten sonra tekrar yaşanan sert gerilemeye paralel olarak mevcut durumda hala 95-100 bandı içinde denge aranıyor ve bu yakından izlenmesi gereken bir süreç olarak karşımıza çıkıyor. Son 29 yazımızda; “Artık verilecek molalar ve geri çekilmenin devamı piyasalarda görülen gelişmelere bağlı olarak hep söylediğimiz gibi çok daha kıymetli olacaktır” cümlesini kullanmaya özellikle devam ediyoruz. 2025 yılında risk iştahının devamı ve gelişen ülkelerin kur tarafında manevra alanının korunabilmesi için Dolar Endeksi’nin kısa ve orta vade adına tekrar güçlü dolar riski oluşturmaması için yenilenen şekliyle 90- 105 bandının içinde kalması özellikle son gelişmelerden sonra çok önemli olacaktır.

Dolar - TL grafiği
Dolar - TL grafiği

Dolar-TL tarafında şimdilik güçlenemeyen Dolar Endeksine paralel mevcut durumda işlemlerin TCMB politikalarının da paralelinde 41.50-42.50 bandında ve ağırlıklı 41.90 üzerinde güçlenerek devam ettiğini izliyoruz. Sağlanan istikrarla Serbest piyasa ile resmi kur arasında makasında şimdilik normalleştiğini izliyoruz. TCMB rezervleri yanında yerli yatırımcının TL’ye ilgisinin devam etmesi ve yabancı yatırımcının potansiyel yatırım gücü kur sürecini de belirlemeye devam edecektir. Bunun yanında son dönem krediye ulaşımda reel sektörün özellikle döviz açık pozisyonunu artırdığını da yakından izliyoruz. Dolar-TL tarafında yön arayışında Fed’in faiz politikası, TCMB faiz adımları ve sıkı para politikası noktasında kararlı duruşu yanında likiditeyi etkileyen adımları dışında swap faizlerinde yükselişler, doların global seyri ve jeopolitik süreç önemli olmaya devam edecektir. 2025 yıl sonu olarak yabancı yerli kurumların öngörülerinde yenilenen haliyle 42-45 aralığında tahminlerin yoğunlaştığını izliyoruz. Bu süreçte TL ve dolar likiditesi, TCMB rezerv seviyeleri ve reel sektörün döviz açık pozisyonu önemli olmaya devam edecektir.

Euro - Dolar parite grafiği
Euro - Dolar parite grafiği

Parite tarafında 2025 başlarında beklediğimiz gibi 1.08-1.12 bandı test edilmiş ve geçilmiş ve uzun vadeli alçalan trend şimdilik sonlanmıştır. Trump politikalarının dolar tarafında getirdiği negatif etkileşim ile dolar endeksinin sert geri çekilmesine paralel parite tarafında 1.15-1.20 bandına beklenmedik bir ilerleme oluştu. Bundan sonra Trump politikaları dışında Fed ve ECB’nin adımlarına paralel Euro ile Dolar arasındaki denge arayışı çok önemli olacaktır. Önümüzdeki süreçte yaşanan krizlerin nereye evrileceği, ECB’nin ve Fed’in karşılıklı kararlarının ABD ve AB içinde politika adımlarının belirleyici olacağı parite tarafından her iki yönde sert ve ani hareketler görülme ihtimali korunacaktır. Euro’nun kalıcı değerlenme süreci için en altta destek olan 1.12-1.14 bandı üzerinde kalması çok önemli olmaya devam ediyor. Güç kazanımı devam ettikçe 1.15-1.18 üzerine güçlü geçişlerde 1.20-1.23 bandı potansiyel hedef olarak izlenecektir. Bu stratejik önemde güç kazanma korunmadıkça 1.12-1.14 altına olası geçiş potansiyeli de yakından izlenmelidir.

Euro - TL grafiği
Euro - TL grafiği

Euro-TL tarafında paritenin güçlenmesine bağlı olarak ve TCMB faiz indirimleri sonrası 49.25 ile yeni rekor görüldü ve mevcut durumda 48-50 bandında denge aranıyor. Önümüzdeki süreçte siyasi dinamikler dışında, TCMB’nin faiz adımları ve yeni ekonomik sürecin getireceği ek adımlar yanında; yine dolar endeksi, parite tarafındaki gelişmelere ek reel efektif kur endeksi içinde TL’nin olası hareketlerine bağlı olarak daha çok yukarı hareket geliştirme potansiyeli de masada durmaya devam edecektir. En büyük resimde yukarı yönlü oluşum hala korunuyor. Teknik olarak 48- 48.50 bandı üzerinde güç kazandıkça 49-52 bandı hem direnç hem hedef olarak görünüyor. Marjinal hedef olarak da 53-55 bandı orta ve uzun vadeli önemli olacaktır. Kısa ve orta vadede dengelenme için her ay güncellenen haliyle 48-53 bandında süre geçirebilmek çok önemli olacaktır.

ABD 10 yıllık tahvil faizi
ABD 10 yıllık tahvil faizi

Bütün ülkelerin tahvil piyasaları, potansiyel faiz politikaları ve borçlanma maliyetlerinin belirlenmesi adına ABD 10 yıllıklar 2025 içinde yakından izlenmeye devam ediliyor. ABD 10 yıllık tahvil faizleri tarafında Fed’in eylül, kasım ve aralık aylarında 50 Bp ve 25-25 faiz indirimleri ile 100 Bp’lık toplam indirimine rağmen Trump politikalarının belirsizliği ve jeopolitik gerginliğe paralel son faiz indirimi ile 3.90-4.25 bandı aralığında kalındığını görüyoruz. Bu hareketin tahvilde yeni bir hareketin başlangıcı adına fırsat olup olmadığını anlamak adına ekim kapanışı ve sonrası çok kritik olacaktır. Bu arada 2008 krizinden sonra ilk defa 5.00 görüldüğü gerçeği masada kalmaya devam ediyor. Gelecek dönemde kalıcı aşağı yönlü faiz hareketi oluşmaz ise birçok risk de masada kalmaya devam edecektir. Gözümüz bir yandan da piyasanın refleksini ölçebilme adına 2 yıllık tahvil faizlerinde olmaya devam ediyor. Son dönemde üzerindeki baskıya paralel eylül ayında sonunda faiz indiren ama şahin mesajlar vermeye devam eden Fed’in Trump baskısı paralelinde bundan sonraki tüm toplantıları çok önemli olacaktır.

BIST-100 endeks grafiği
BIST-100 endeks grafiği

BİST’te gelen güçlü alımlarla 10.800-11.300 direnç bandı geçilerek 11.605 ile rekor kırıldı. Böylelikle 2024 Temmuz ayında başlayan düzeltmenin teknik olarak 2025 Ağustos ayı içinde tamamlanması ile moral kazanan endeksin Eylül ve Ekim aylarında yeniden sindirme-soluklanma sürecine girmesini ama beklentileri de korumasını anlamlı buluyoruz. Kasım ayı ve sonrasında bu yükselişin devam etmesi için içsel dinamikler, TCMB faiz indirimleri ve ABD-Türkiye ilişkilerinde iyileşme potansiyeli ve benzeri diğer olumlu haberler ile yabancı ilgisinin tekrar güçlü alımlara dönebilmesi ve yerli yatırımcının desteğinin devam etmesi oldukça önemli olmaya devam ediyor. BİST’in geleceği adına iç gelişmeler yanında SPX ve DAX endekslerinin seyri, TCMB’nin faiz indirimlerine devam edebilmesi yanında yeni ekonomik programın ve kalkınma programı paralelinde yapısal reformlarla ilerleme süreci, faiz ve kur ortamının nerede netleşeceği, enflasyon muhasebesi süreci BİST için özellikle temel analiz bakışı açısından oldukça önemli olmaya devam ediyor.

Brent petrol grafiği
Brent petrol grafiği

Brent petrol tarafında Trump’ın politikalarının potansiyel ticaret savaşına dönme ihtimalleri içermesi talep yönlü sıkıntılar getirmesine bağlı sert düşüş sonrası jeopolitik risklerle 70-78 dolarlar test edilmesine rağmen hala 60-70 dolar bandı içinde denge aranıyor. Ortadoğu merkezli jeopolitik risk süreci yanında ABD ile Rusya Çin ve İran arasındaki süreç, Rusya ve Ukrayna arasında uzayan barış arayışları süreci petrol fiyatları üzerinde etkili olmaya devam ediyor. Bu süreçte özellikle petrolde agresif yükseliş istemeyen Trump’ın adımları, Çin’in büyüme süreci, arz-talep dengesi ve OPEC+ toplantıları da önemli olmaya devam edecektir. Son dönem yaşananlarda gördüğümüz gibi eko politik süreç normalleşmedikçe yukarı yönlü riskler masada kalmaya devam edecektir. Brent petrol tarafında özellikle 70-78 kalıcı geçilerek tekrar 80-85 dolar bandına ilerleyiş oluşursa ve 85 dolar üzerine taşmalar başlarsa enflasyon ile uğraşan global piyasalar için ciddi bir stres sinyali olmaya devam edecektir.

Dolar bazlı BIST-100 endeks grafiği
Dolar bazlı BIST-100 endeks grafiği

Görece ucuzluğun ve yabancı algısının en iyi takip edildiği ana grafik olan dolar bazlı grafiklerde orta-uzun vadeli bakışta 3.00-3.25 bandına ulaşılmış ve burası 2017-2018’den sonra ilk defa geçilerek 3.30-3.50 bandına ulaşılmıştır. Buradan gelen kar satışları ile 2.00-2.50 bandına kadar inilmiştir. 2025 yılında da potansiyel yabancı girişlerinin devamı dolar bazlı grafik bakışını çok net olarak etkilemeye devam edecektir. Teknik olarak endeks 2.60-2.71 üzerinde kalabildikçe ve güç kazandıkça 2.80-2.95 ara direnç hedefine gidebilmelidir. Devamında buranın da üzerinde güç kazanıp 3.00-3.25 bandına ulaşabilmelidir. Bu olursa ve burayı destek yapabildikçe ve 3.5 üzerinde güç kazandıkça uzun vadede önemli fibo hedefleri olan 3.70 ve 4.20 cent tekrar sıralı hedefler olacaktır. Birçok sebeple satışların ve düzeltmenin devamı durumunda çok dikkatli olunmalıdır. 2.50-2.71 altında kaldıkça 2.00-2.25 destek bölgesi yakından izlenmelidir.

Gösterge tahvil grafiği
Gösterge tahvil grafiği

TCMB dezenflasyon sürecine girilmesi, güçlenen rezervler, CDS ve TL’ye ilgi tarafında yaşanan tekrar iyileşmeye bağlı olarak temmuz toplantısında 300 bp sonrasında kritik eylül ayı toplantısında 250 ve en son kritik ekim toplantısında 100 bp indirime gitti. Bu kararlarla politika faizi yüzde 39.50’lere inerken, şartlar elverdikçe faiz indirimlerinin devam edebileceği de piyasanın beklentisinde kalmaya devam etti. Enflasyon tarafında son dönem yaşanan aylık yükseliş serisinin TCMB faiz indirim oranlarını da etkilediğini görmekteyiz. Yıl sonu enflasyon beklentilerinin de 30-32 bandına ilerlemesi de TCMB’nin yavaşlamasında etkili görünüyor. TCMB’nin faiz indirimlerine devam edebilmesi ve oranları artırabilmesi için dezenflasyon sürecinin hedeflenen şekilde devamı, rezervlerde yükselişin devamı, CDS seviyelerinde geri çekilmenin devamı ve finansal istikrar sonucunun güçlenerek devam etmesi çok önemli olacaktır. Bunun yanında ABD-Türkiye ilişkilerinde görüşme sonrası henüz netleşmeyen kazanımlar ve iç siyasal gelişmelerde yakından izlenecektir. Gösterge tahvilde faizin tekrar 40’ların altına gerilemesi çok kıymetli.

Ons altın grafigi
Ons altın grafigi

2024 yılı önemli hedefimiz olan 2700-2800 bandına net olarak ulaşılmıştır ve sonrasında 2025 yılı içinde de kısa bir düzeltme sürecinden sonra 2800’lerden başlayan hareket ile yukarı yönü trend korunmuş güçlü trend ve yeni ardışık rekorlarla 3100 üzerinde önemli hedefimiz olan 3300-3500 bandına ulaşılmıştır. Orada da durmayan ons altın mevcut durumda ara ikincil hedefimiz olan 3700-3850 üzerinde de güç kazanarak 4000-4500 bandına ulaşmış ve 4400’ler ile yeni tarihi bir rekor göstermiştir. Bundan sonrada ağırlıklı global tahvil piyasası, Trump’ın politikaları, Fed’in faiz adımları ve savaş riskleri karşılıklı izlenmeye devam edilecektir. Masada yer almaya devam eden tüm risklere bağlı olarak gelişmelere paralel ons altın tarafında her aylık kapanış çok önemli olacaktır. Bu kadar risk başlığı varken bugüne kadar haklı çıktığımız her düşüşü altın tarafında alım yönünde kullanılması gerekir. Senaryomuzu son görülen tüm hareketlere bağlı olarak korumaya devam ediyoruz. Bu senaryonun özellikle Gram-TL tarafında hala çok etkili olduğunu zaten izliyoruz

VIOP endeks grafiği
VIOP endeks grafiği

Viop tarafında yakın vade kontratlarda spot tarafta yaşanan son yükseliş hareketine paralel olarak 13.252 ile yeni rekor görüldükten sonra başlayan sindirme-soluklanma hareketinin kritik 11.500-13.000 geniş bandında devam ettiğini izliyoruz. Spot tarafta alıcıların tekrar güç kazanmasıyla oluşacak momentumun güçlenerek daha kalıcı yükselişe geçilmesi spot piyasalar için olduğu kadar vadeli piyasalar adına da çok önemli olmaya devam ediyor. Önümüzdeki dönem yön arayışında yabancı hareketleri önemli olmaya devam edecektir. Teknik olarak büyük resimde içinde bulunduğumuz 11.500-13.000 bandı içinde güç kazanılması ve yukarı yönlü uzun pozisyonların yeni vadede artış göstermesi önemli olacaktır. Özellikle 12.500-13.000 üzerinde güç kazanıldıkça ve rekor seviyeler olan 13.250-13.300 geçilmesi durumunda ilk etapta 13.500-14.200 aralığı ve devamında uzun vadede 14.700-15.000 seviyeleri yeni potansiyel hedef bölgeler olacaktır. Satışlar tekrar derinleşirse 11.500-12.500 altında kalıcılık başlar ve orta vadeli ciddi destek olan 11.000’lerde geçilirse çok temkinli olmak gerekir.

SP500 endeks grafiği
SP500 endeks grafiği

S&P 500 Endeksini anlatırken altını çizerek kullandığımız cümleyi görülen lüzum üzerine 2025 yılında da tekrarlamaya devam ediyoruz. ‘Global borsalar için bir amiral gemisi niteliği taşıyan ve son zamanlarda yaşanan uzun soluklu yükselişinden ötürü pahalı olması, balon ihtimali sebebiyle dikkat çekilen, ciddi bir düzeltme potansiyeli taşıyan ve düşüşler de yaşayan endeksin 2025 senesi içindeki seyri global borsalar adına oldukça önemli olacaktır. Bu endeksin yükselişe devam etmesi global ölçekte bütün borsalara yükseliş için şans verirken, ciddi düzeltmeye devam etme ihtimali ise ciddi anlamda topyekûn satış gelme riskini de beraberinde getirecektir.’ Mevcut durumda endekste teknoloji hisseleri önderliğinde alımlarla potansiyel direnç hedefimiz olan 6300-6550 bandı da geçilmiş ve 6800’ler ile yeni rekor seviyesine ulaşılmıştır. Geçen dönemde belirttiğimiz gibi çok güçlü geri dönüşe ve devamlı yenilenen rekorlara rağmen endeks için bundan sonra da dikkatli ve temkinli olmak gerekiyor.

*Bu yazının başlığı yazardan bağımsız editoryal olarak hazırlanmıştır.

Yorumlar
Avatar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

Sayfa Sonu
GZT
GZT Haberin Sosyal Hali.

Gündemi en anlaşılır, en hızlı ve en görsel haliyle takip etmeye hazır mısınız? GZT özel video içerikleri, nitelikli infografikleri ve fark yaratan yayıncılık anlayışıyla size sıradan haber sitelerinin ötesinde bir deneyim sunuyor. Politikadan kültüre, teknolojiden spora kadar hayatın her alanına dokunan içeriklerle, doğru bilgiye keyifli bir arayüzle ulaşın. Dijital yayıncılığın yeni yüzü GZT ile dünyaya farklı bir pencereden bakın.

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

GZT dünyası her an yanınızda! GZT mobil uygulaması ile son dakika gelişmelerine ve özel içeriklere anında erişin. Sadece haber okumayın; izleyin, keşfedin ve paylaşın. iOS, Android ve Huawei cihazlarınıza kolayca indirebileceğiniz uygulamamızla gündemi cebinize sığdırın. Şimdi indirin, haberdar olmanın en keyifli halini kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mahallesi Fetih Caddesi No:6 Dk:1 Topkapı, Zeytinburnu / İstanbul[email protected](0 212) 612 29 30

Albayrak Medya Siteleri
YASAL UYARI

YASAL UYARI BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BIST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026