Son dönemin en kritik NATO Zirvesi Ankara'da başlıyor

Küresel jeopolitiğin kalbi şu günlerde Ankara'da atıyor. Yakın dönemin en hayati buluşması olarak nitelendirilen NATO Zirvesi, sadece Ukrayna sahnesindeki son gelişmeleri veya İran eksenli tırmanan bölgesel krizleri değil, ittifakın önümüzdeki çeyrek asırlık varoluş mücadelesini masaya yatırıyor. Ankara'daki bu kritik randevu, üye ülkelerin geçmişte verdikleri taahhütlerin arkasında durup duramayacağını netleştirecek büyük bir test alanına dönüşmüş durumda.
Bütçe krizinde gözler Lahey kararında
Geçtiğimiz dönemde Hollanda'nın Lahey kentinde el sıkışılan devasa askeri harcama planı, artık ertelenemez bir gerçeğe dönüştü. Liderler, 2035 yılına kadar ülkelerinin milli gelirlerinin (GSYH) en az yüzde 5'ini savunma sanayisine aktarma konusunda anlaşmıştı. İşin planlama kısmına göre bu dev bütçenin yüzde 3,5'i doğrudan orduların silah kapasitesini artırmak için harcanacak. Kalan yüzde 1,5'lik kısım ise geleceğin savaşlarını belirleyecek olan siber güvenlik altyapılarına, iletişim ağlarına ve teknolojik savunma sistemlerine yatırılacak.

Ancak enflasyon ve ekonomik durgunlukla boğuşan Avrupa ülkeleri için bu parayı bulmak hiç de kolay değil. Bu devasa faturanın nasıl ödeneceği ve hangi ülkelerin bu yükün altına gerçekten gireceği, Ankara'dan çıkacak sonuç bildirgesiyle netleşecek. İttifak yetkilileri, hedef koymanın kolay ancak parayı masaya koymanın asıl sınav olduğunu belirtiyor. Kıtada artan yaşam maliyetleri ve enerji krizleri de hesaba katıldığında, halktan kesilip silaha yatırılacak bu milyarlarca euro iç siyasette de büyük sarsıntılara yol açmaya gebe.

Washington ittifakı yalnız bırakmaya hazırlanıyor
Zirvenin üzerine kabus gibi çöken asıl mesele ise mali sıkıntılardan çok daha büyük bir jeopolitik kriz. Trump yönetiminin Avrupa'dan elini eteğini çekmeye yönelik adımları, müttefikler arasında adeta soğuk duş etkisi yarattı. Gelen kulis bilgilerine göre Washington, Avrupa coğrafyasında bulunan 5 bin civarındaki askeri personelini anavatana geri çağırmayı planlıyor. Sadece asker çekmekle kalmayan yönetimin, Almanya'ya kurulması planlanan uzun menzilli füze kalkanından vazgeçebileceği ve NATO'nun ani müdahale kuvvetlerine sağladığı kritik deniz ve hava desteğini kısıtlayabileceği konuşuluyor.

İstihbarat ağı ve nükleer kalkan tehlikede
Birkaç bin Amerikan askerinin kıtadan ayrılması Avrupa için kendi başına bir yıkım değil. Ancak asıl korkutucu olan senaryo, Amerika'nın sağladığı eşsiz askeri avantajların kaybedilmesi. Uzun yıllardır ABD'nin devasa istihbarat ağına, sınır tanımaz lojistik gücüne ve her şeyden önemlisi nükleer caydırıcılığına sırtını dayayan Avrupa ülkeleri, bu sistemlerin aniden fişinin çekilmesinden korkuyor. Fransa öncülüğünde sıkça dile getirilen "birleşik Avrupa ordusu" fikri henüz tamamen uygulanabilir bir gerçekliğe dönüşmemişken, Washington'un askeri koruma şemsiyesini kaldırması kıtayı savunmasız bırakabilir. Bu bağlamda, Ankara'dan çıkacak en önemli sonuç müttefiklerin bütçe artırımı değil, Trump'ın ittifakın meşhur 5. maddesine, yani kolektif savunma ilkesine vereceği sarsılmaz garanti olacak. Aksi takdirde modern savunma mimarisi, telafisi zor bir güven krizine sürüklenebilir.

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.