Hazır giyimde alarm zilleri: İthalat 19 yılda 2,7 kat arttı

TGSD’nin yayımladığı rapor, Türk hazır giyim sektöründe dengelerin hızla değiştiğini ortaya koydu. Türkiye’nin dünya hazır giyim ihracatındaki payı gerilerken, ithalat payı son 19 yılda 2,7 kat arttı. Çin’in boşalttığı pazarı ise Bangladeş ve Vietnam doldurdu.
Türk hazır giyim sektörü küresel rekabette güç kaybetmeye devam ediyor. Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği’nin (TGSD) yayımladığı “Dünya Hazır Giyim ve Tekstil Ticaretinde Eksen Kayması” raporu, sektörün ihracatta gerilerken ithalata daha bağımlı hale geldiğini ortaya koydu.
Rapora göre Türkiye’nin dünya hazır giyim ihracatındaki payı 2006 yılında yüzde 4 seviyesindeyken, 2025 itibarıyla yüzde 3’e düştü. Ekomim'in derlediği habere göre; Aynı dönemde dünya hazır giyim ithalatındaki pay ise yüzde 0,3’ten yüzde 0,8’e yükselerek yaklaşık 2,7 kat arttı. TGSD, bu tabloyu “net kayıp” olarak değerlendirdi.
Sektörde özellikle yüksek üretim maliyetleri, kur baskısı ve Asya merkezli düşük maliyetli üreticilerin etkisiyle rekabet gücünün zayıfladığı belirtildi. İç pazarda ithal ürünlerin ağırlığının artması da dikkat çekici başlıklar arasında yer aldı.

Çin’in kaybettiği pazarı rakipler kaptı
Raporda küresel hazır giyim üretim merkezindeki değişime de dikkat çekildi. Uzun yıllardır sektörün lider ülkesi olan Çin’in pazar payı kaybederken, bu boşluğu en hızlı şekilde Bangladeş ve Vietnam’ın doldurduğu ifade edildi.
Çin’in artık doğrudan bitmiş ürün üretiminden uzaklaşıp tekstil ve hammadde tedarikine yöneldiği belirtilirken, Vietnam, Bangladeş ve Hindistan gibi ülkelere yoğun şekilde tekstil ihracatı yaptığı kaydedildi.
Sektör temsilcileri, Çin’in birçok global markaya yalnızca kendi ülkesinden değil çevre ülkelerdeki üretim ağları üzerinden de fiyat teklif etmeye başladığını aktardı.

Tekstil tarafında tablo daha güçlü
Hazır giyimin aksine tekstil sektöründe Türkiye’nin daha dengeli bir performans sergilediği görüldü. Türkiye’nin dünya tekstil ihracatındaki payı 2006’da yüzde 2,6 seviyesindeyken, 2025 yılında yüzde 3,5’e yükseldi.
Aynı dönemde tekstil ithalatındaki payın yüzde 3,3’ten yüzde 3’e gerilemesi, sektörde dışa bağımlılığın azaldığı şeklinde yorumlandı. Özellikle teknik tekstil, kumaş ve hammadde üretimindeki kapasitenin Türkiye için önemli avantaj sağladığı vurgulandı.

Reklam
Avrupa yetmiyor, yeni pazar arayışı hızlanıyor
TGSD raporunda Avrupa’nın halen ana pazar konumunu koruduğu ancak sektörün yeni pazarlara yönelmek zorunda olduğu ifade edildi. Almanya, İspanya, Polonya ve Hollanda öne çıkan ülkeler arasında yer alırken, “diğer ülkeler” kategorisindeki hızlı büyümenin dikkat çektiği belirtildi.
Raporda ayrıca küresel markaların uzak tedarik zincirleri yerine “yakın üretim” modeline yöneldiği vurgulandı. Türkiye’nin Avrupa’ya yakın konumu sayesinde “nearshoring” avantajını yeniden öne çıkarabileceği kaydedildi.

İlk çeyrek verileri alarm verdi
2026 yılının ilk çeyreğine ilişkin veriler de sektörün baskı altında olduğunu ortaya koydu. Hazır giyim ihracatı yüzde 7,6 düşüşle 4,63 milyar dolardan 4,28 milyar dolara gerilerken, ithalat yüzde 2 artışla 1,05 milyar dolara yükseldi.
Böylece sektörün dış ticaret fazlasında ciddi erime yaşandı. İthalatın ihracata oranı geçen yıl yüzde 22,26 seviyesindeyken, bu yılın ilk çeyreğinde yüzde 24,55’e çıktı.
TGSD verilerine göre Türkiye’nin hazır giyim ithalatının yüzde 62’si Asya ve Okyanusya ülkelerinden yapıldı. Çin, en büyük tedarikçi olmayı sürdürürken Myanmar, Vietnam ve Kamboçya’dan yapılan ithalattaki yükseliş dikkat çekti.

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.